Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.03.16, 14:41   #2
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: 2014 Yılında Suriyeli Araştırması

Nette haber gezerken bir yazı gördüm. Umarım sizinde hoşunuza gider...

AB’nin mülteci deposu ve sınır muhafızı: Türkiye

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 2015 yılı içerisinde Avrupa’ya deniz yoluyla ulaşan 950 bin mültecinin yaklaşık 700 bini, Türkiye’den Yunanistan’a geçerek AB topraklarına adım attı.

Havaların sıcak denizin sakin olduğu yaz aylarında, Çanakkale Ayvacık’taki Behramkale sahilinden yola çıkıp Midilli adasına ulaşanların sayısı, kimi zaman günde 10 bin kişiyi aşıyordu. Kuşkusuz sadece Midilli değil, Çeşme’den Sakız adasına, Kuşadası’ndan Sisam’a, Didim’den Leros’a veya Bodrum’dan İstanköy’e gitmek isteyen çok sayıda mülteci, hayatını kaçakçıların insafına emanet etti. 2015’te Türkiye – Yunanistan arasındaki bu yolculuklarda en az 600 mültecinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Sadece bu sayılara bakarak bile, Türkiye’nin insan kaçakçılığı trafiğine uzun süre göz yumduğunu söylemek mümkün. Baştan beri misafir olarak kabul ettiği Suriyelilerin burada insanca ve sürdürülebilir bir hayat kurmalarını sağlamak adına çok az şey yapan Türkiye, mültecileri AB ile bir pazarlık konusu yapmayı tercih etti. Nihayet 30 Kasım’da Brüksel’de imzalanan anlaşmayla, AB’nin “sınır muhafızlığı” görevini gönüllü olarak üstlenmiş olduk.

Söz konusu anlaşmanın “kirli bir anlaşma” olarak adlandırılmasının sebebi de bu: Türkiye ve AB arasındaki mülteci sorunu müzakerelerinde, tartışılan konunun aslında “insan hayatı” olduğu her iki tarafça da bilerek göz ardı edildi. Her iki taraf da mültecilerin dramını siyasi propaganda malzemesi olarak kullandı. Doğrudan doğruya insan haklarıyla ilgili olan bir mesele, sadece polisiye önlemleri artırarak sınır güvenliğinin sağlanmasına, maliyet hesaplarına ve sayılara indirgendi. Geri kabul anlaşmasını Türkiye kendi kamuoyuna “AB ile vizelerin kaldırılması” olarak, AB de kendi kamuoyuna göçmenlerden “ucuza kurtulma yolu” olarak anlattı.

Yıllardır Türkiye’deki insan hakları ve özgürlükler konusunda olumsuz raporlar yazan AB’nin sırf mülteci anlaşması karşılığında eleştirilerini yumuşatmasını hiç kimse unutmadı. Kendi içinde insan haklarına çok duyarlı görünen AB, mültecilerin Türkiye’nin içerisinde yaşadığı ve yaşayacağı insan hakkı ihlallerini pek umursamıyor. Mültecilerin Türkiye’deki yaşam koşullarının iyileştirilmesi ise şu anda ne AB’nin ne de Türkiye’nin birinci önceliği.
Melih ÇILGA

Kaynak
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla