Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.03.16, 12:43   #35
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 834
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Diyanet Çocuklara Seslendi: Şehit Olun


Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var size göre de öyle mi bilmem fakat çember daralmaya başladıkça Türkiyedeki insanlar böyle medya iletişim organlarında siyasete daha çok ağırlık vermeye başladı.
Bu forumda dahi magazin ağırlıklı iletiler yerini memleketin sorunlarına doğru yöneltmeye başladılar gibi geliyor.
Konu başlıkları bence pek önemli değil,millet o kadar dolu ki rahatlamak ve memleketin sorunları hakkında bir fikir edinebilmek için herkes her konu başlığı altında fikirlerini hür iradesi ile serbestçe açıklayabilmelidir.

Dedikten sonra,gelelim bu günkü iletimize:

Diyanet dini bir kurum olmaktan çıkıp AKP'nin 2023 Şeriat devleti kurma hedefinin aracısı oldu.

Ortadoğu’nun Arap ülkelerine benzemeye başladık…

Sokaklar, caddeler çarşaflı, türbanlı, peçeli, takkeli, külahlı, şalvarlı, sarıklı insanlarla doldu… Kentlerimizi, semtlerimizi tanıyamıyoruz artık…

Bizi şeriatçı ülkelerden ayıran en büyük özellik, 1923 Devrimi ve Ulusal Kurtuluş Savaşı idi…

Daha da önemlisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi dünyanın hayranlık duyduğu bir öndere sahip olduk ve Türkiye bir aydınlanma döneminden geçti.

Onun için Arap ülkelerinden ayrıldık ve bugün ülkemizde recm uygulanmıyor, el, kol, kafa kesilmiyor… Ama o yöne doğru hızla yol alıyoruz…

Atatürk, hurafelere, batıl inanışlara dayanan tekkeleri, zaviyeleri, mahalle mekteplerini Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) uygulaması ile sonlandırarak, eğitim ve öğretimi bilimsel temellerine oturttu.

Din tüccarları, Cumhuriyetin ilanı ve laiklik düzeninin kurulması ile geçim kaynaklarını yitirdiler…
İnanan, gerçek Müslümanlarla, yani dindarlarla bir alıp veremediğimiz yok… Laik düzende herkese, her inanışa yer vardır… Bizim eleştirdiğimiz insanlar DİNCİLER, yani din alıp satanlar, din ticareti yapanlar ve bu yolla ceplerini dolduranlardır…

İslam dininde aracı yoktur. Hiç kimse, sizi
Allah’a yaklaştırmak için aracılık yapamaz.
BAKARA SURESİ 79ncu ayette, Yüce Rabbimiz:

Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitabı kendi elleriyle
yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın
alsınlar diye, işte bu Allah katındandır derler Vay haline onların...diyor.

ÂLİ İMRAN SURESİ 78nci ayet ise:Onlardan bir
zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan bir şeyi siz
Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip
bükerler
O, Allah katından olmadığı halde, bu Allah
katındandır, derler.bildikleri halde,Allah hakkında yalan söylerler diyor.

NAHL SURESİ 95nci ayette:

Allah’a verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın
deniyor.
Ey Müslümanlar dikkat edin, Yüce Rabbimiz; “Kuranda olmayan bir şeyi, sanki Allah kelamıymış gibi millete
yutturmayı ve din üzerinden siyasi, ekonomik veher türlü
çıkar sağlamayı yasaklamıştır.
Yüce Rabbimizin bu açık emirlerine rağmen, Müslüman maskesitakmış din tüccarı sahtekâr namussuzlar:
"Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır safsatasını milletin beynine işledilerBazı müritler;
Şeyhlerinin veya hoca efendilerinin Allah dostu olduğunu
O’nun istek ve emirlerine uyanların cennete gideceklerini
Şeyhlerinin veya hoca efendilerinin;
Allah’tan gelen ilhamla konuştuğunuO, burada bizimle konuşurke ayni anda Kâbe’de namaz kılarken görenlerinolduğunusöyleyerek, şeyh veya hoca efendilerini adeta göklere uçurdular.

Böylece biat kültürünü yerleştirdiler.

Bu kültüre göre:

Şeyhinin veya hoca efendinin
söylediklerini, başını öne eğerek huşu içinde
dinleyeceksin.

O’nun lafının üzerine söz
söylemeyeceksin.

O’nun dediklerini sorgulamayacaksın.

O’nun emir ve isteklerine aynen
uyacaksın.

Şeyhini ve cemaatini eleştirmeyeceksin.

Yaşı ve makamı küçük olsa bile, tarikat
ve cemaatte senden kıdemli olanlara hürmet edecek ve itaat
edeceksin.
Dini hizmetler ve fakirlere yardım için Himmet
denilen maddi bağışta bulunacaksın.
Şeyhin veya hoca efendinin rızasını kazanarak cennete gitmek istiyorsan
Tarikatının ve cemaatinin, adeta kulu kölesi olacaksın.
Böylece; Şeyhin ve hoca efendinin söylediklerini Allah kelamı gibi göstermeyi ve sanki Kuran’da varmış gibi algılatmayı başardılar.

***

Devlet tabelalarından TC’yi, kitaplardan Atatürk’ü, vatanımızdan laikliği kaldırdılar.

1923 Devrimine ve laikliğe savaş açtılar… Elbette bu kalkışmaya, yani bu karşı devrim harekâtına muhalefetin de katkısı oldu… Onlar da koltuk değnekliği görevini hakkı ile yaptılar…

Bugün bile hala MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin avukatlığını yapmakta, onu açık açık desteklemektedir… Şöyle konuşmaktadır:

“Erdoğan ve ailesini petrol kaçakçısı olarak görmemiz eşyanın tabiatına aykırıdır!”

İktidar ve muhalefet el ele verip, laik düzene ve cumhuriyete karşı güç birliği yapınca meydan şeyhlere, şıhlara, din tacirlerine kaldı. Yeniden mesleklerine döndüler. Mustafa Kemal’in izin vermediği din tacirliğine başladılar…

Cumhuriyet döneminde din ticaretinden elde edemediklerini bu 13 yıllık dönemde fazlasıyla kazanıp, açığı kapattılar…

Halkın beynini yalan yanlış bilgilerle, hurafelerle doldurarak, onları bilimden, fenden, sağlıklı düşünceden uzaklaştırdılar…

Yargılamayan, eleştirmeyen, sadece çobanını takip eden koyun sürülerine dönüştürdüler halkı…

TV muhabirinin sorusuna şu karşılığı veriyor bir kadın: “Bu Suriyelilerin ülkemize gelmesinin bize çok zararı oldu… Paralarımız onlara gidiyor…” Muhabir tekrar soruyor: “Peki, oyunu kime vereceksin?” Kadın hiç tereddütsüz yanıt veriyor: AK PARTİYE… İşte vatandaşımızın geldiği durum bu… Yeni gelin gibi “Hem ağlarım, hem giderim diyor…”

Bu din “uleması”ndan birinin belirttiğine göre “Âdem’in boyu 1800 metre imiş… Yani neredeyse 2 kilometre… Masal gibi…

Bir başka din adamı, Ahmet Mahmut Ünlü, namı diğer Cübbeli Ahmet, “Şifa Aletleri” adlı 84 sayfa, bir kitap çıkarmış… Kitabın fiyatı da hayli yüksek…

Bu kitapta, erkeklik organının işlevini tam olarak yerine getirebilmesi için Kuran ayetlerinden alıntı yapılarak cinsel organa üflenmesi isteniyor…

Hoca şifayı 4 tertip altında topluyor.

1. Tertip: ‘Erkeğin tenasül uzvu için okunacaklar: 4 tertip vardır. 1. Tertip: Bakara suresinin 260. ayeti kerimesinin bir kısmı suya okunur. Sudan biraz alınıp tenasül uzvuna serpilir. Ve suyun kalanı içilir… (Hani şu bakanın “Bakara – makara” dediği sure)

2.Tertip: Tenasül uzvunun zayıflığının giderilmesi için El-Adiyat suresi okunup uzva üflenir.



Şimdi ne alakası var bu ayetin erkeklik organı ile? Var mıdır bilimde bunun yeri?

AKP iktidarında bu din “Ulemaları (!)” ayrık otu gibi çoğaldı… Dört bir yana yayıldı… Bunların bazıları 6 yaşında kız çocuklarını babası, dedesi yerindeki adamlarla evlendirmeye kalktı, bazıları hamile bayanların sokağa çıkmasını yasakladı, bazıları gülmesini…

İşte onun için bu adamlar bilimden, fenden, uygarlıktan öcüden korkar gibi korkarlar, işte onun için bunlar, “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir” diyen, “Türki’ye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır…” diyen Atatürk’ü sevmezler…

Ortadoğu’nun Arap ülkelerine benzemeye başladık…

Sokaklar, caddeler çarşaflı, türbanlı, peçeli, takkeli, külahlı, şalvarlı, sarıklı insanlarla doldu… Kentlerimizi, semtlerimizi tanıyamıyoruz artık…

Bizi şeriatçı ülkelerden ayıran en büyük özellik, 1923 Devrimi ve Ulusal Kurtuluş Savaşı idi…

Daha da önemlisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi dünyanın hayranlık duyduğu bir öndere sahip olduk ve Türkiye bir aydınlanma döneminden geçti.

Onun için Arap ülkelerinden ayrıldık ve bugün ülkemizde recm uygulanmıyor, el, kol, kafa kesilmiyor… Ama o yöne doğru hızla yol alıyoruz…

Atatürk, hurafelere, batıl inanışlara dayanan tekkeleri, zaviyeleri, mahalle mekteplerini Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) uygulaması ile sonlandırarak, eğitim ve öğretimi bilimsel temellerine oturttu.

Din tüccarları, Cumhuriyetin ilanı ve laiklik düzeninin kurulması ile geçim kaynaklarını yitirdiler…

İnanan, gerçek Müslümanlarla, yani dindarlarla bir alıp veremediğimiz yok… Laik düzende herkese, her inanışa yer vardır… Bizim eleştirdiğimiz insanlar DİNCİLER, yani din alıp satanlar, din ticareti yapanlar ve bu yolla ceplerini dolduranlardır…

__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.