Tekil Mesaj gösterimi
Eski 31.03.16, 10:46   #1
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82600
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Esselamü Aleyküm Bay Sadrazam! | Emin Çölaşan

Sevgili okuyucularım, Türkiye Cumhuriyeti bunların iktidarı döneminde en zor günlerini yaşıyor.
Birbiri ardına patlayan ve yüzlerce insanımızın ölümüne neden olan bombalar sonrasında toplum paniğe kapıldı, sokağa çıkmaktan korkar oldu.
Hele son Ankara ve İstanbul bombaları sonrasında insanlar evlerine kapandı. Esnaf kan ağlıyor.
Allah korusun yakında birkaç bomba daha patlarsa durum daha da kötüye gidecek.
Böyle durumlarda devletin ve hükümetin üzerine düşen görevler vardır. Toplumu akılcı yollarla sakinleştirip yumuşatmak, panik havasını önlemek.
Bizim sadrazam biji serok Davutoğlu Ahmet Paşa da bu yolu denemeye kalkıştı ama iyice zırvaladı.
Bay sadrazam gibi büyüklerimizin konuşma metinlerini hangi danışmanları hazırlar, bu adamlar okuyacakları o metne daha önce bakmayı akıl etmez mi, doğrusu anlamak mümkün değil.


* * *


Sadrazam hazretleri
salı günü partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu ve şunları söyledi:
“Teröre karşı herkes maneviyatını ve moralini en yüksek düzeyde tutarak hayata karışmalıdır.
Herkes sokağa, caddeye, bulvara, meydana büyük bir özgüvenle çıkmalı ve kucaklaşmalıdır. Biz karanlığı mum yakarak, şiddeti merhametle, nefreti daha fazla muhabbetle yeneceğiz…”
Allah rızası için söyleyin, bu saçma sapan sözler sadrazamlık makamında oturan bir şahsa yakışır mı?
Küçük çocukları mı avutuyorsun sen!


* * *


Konuşması devam ediyor:
“Mutlaka en geniş anlamda dayanışma içinde olalım. Hiç çıkmadığımız kadar sokaklara çıkalım. Bu sokaklar bizim.
Alışveriş etmesek bile hiç gitmediğimiz kadar esnafımızın yanına gidelim.
Hiç sormadığımız kadar komşularımızın halini hatırını soralım.
Hiç yapmadığımız kadar dayanışma içine girelim.
Sakın ola ki evlerimize kapanmayalım.
Yolda gördüğümüz herkese selam verelim. Herkes birbiriyle selamlaşsın. Herkese esselamü aleyküm diyelim!.. Sihirli bir kelimedir!
Teröre gerçek darbeyi selamlaşmak vuracaktır…”
Güler misiniz, ağlar mısınız!


* * *


Sadrazam paşa bu sözleriyle acaba bizimle dalga mı geçiyor, ya da alay mı ediyor?
Sokağa çıkacağız, önümüze gelen tanıdık tanımadık herkesle kucaklaşıp esselamü aleyküm diyeceğiz ve terör böylece bitecek!
Yandaş gazeteler bile herhalde aynı şeyi düşünmüş olmalı ki, sadrazamın bu ciddiyetsiz-akıl almaz sözlerini dün sayfalarında çok ufak vermek zorunda kaldılar.
Senin emrinde yüzlerce kişiden oluşan koruma ordusu olacak, terör korkusu nedeniyle 100 metrelik yere bile zırhlı Mercedes’lerin ile götürüleceksin, sonra da Türk Milleti’nin karşısına çıkıp terörü durdurmak için sokağa çıkmak ve selamlaşmak gerektiğinden falan dem vuracaksın, olacak şey değildir.
Sıkıysa bir gün olsun sen tek başına çıksana sokağa!
Bu ülkede neler gördük ama ciddiyetsizliğin böylesine ilk kez tanık olduk.
Cumhurbaşkanına hakaret!

Sevgili okuyucularım, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi, bakmakta olduğu bir davada ilginç bir karar verdi.
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ve dört yıla kadar hapis öngören cumhurbaşkanına hakaret maddesinin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurgulayıp konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürdü.
Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül dönemlerinde bu konuda açılan toplam dava sayısı 150’yi geçmiyordu.
Şimdi Recep Tayyip döneminde ise açılan dava sayısı 1.900’e ulaştı.
Bunun uçarı kaçarı yok!.. Siyasetçi, gazeteci, öğrenci, esnaf, kamu görevlisi, ev kadını, kim olursanız olun hakkınızda bol kepçe davalar açılıyor.
Ortalıkta bir cumhurbaşkanı var. Anayasa uyarınca ettiği namus ve şeref yeminini çiğnemiş tarafsızlığını yitirmiş, günlük siyasetin tam göbeğinde particilik yapıyor, önüne gelene çatıyor, posta koyuyor, en ağır sözlerle saldırıyor…
Kendisine herhangi bir tepki gösterildiğinde ise ver elini savcılıklar, ver elini mahkemeler.


* * *


Hakkımda açılan 20’den fazla cumhurbaşkanına hakaret davasını görseniz aklınız durur. Şimdi bunun tantanasını yapmıyorum ama bunları bir gün kitap yapmayı düşünüyorum.
Kenan Evren öldüğü gün “Ama O Hırsız Değildi” başlıklı bir yazı yazmışım, “Darbeci idi ama saraylarda yaşamamış, aile boyu hırsızlık yapmamıştı” demişim…
Vay, sen misin Recep Tayyip’e hakaret eden!.. Halen yargılanıyorum.
Çocuklar İzmir’de pankart açmış: “Herkese benden çay, Tayyip’e yok.”
Yargılanıyorlar!
Ev kadını balkonundan el işareti yapmış, yargılanıyor.


* * *


Herhangi bir vatandaşa “Alçak, katil, hırsız, namussuz, sahtekar, dolandırıcı” diye hakaret ettiğiniz takdirde şahıs şikayetçi olur ve doğal olarak yargılanıp ceza alırsınız.
Aynı kural cumhurbaşkanı için de geçerlidir. Ona hakaret eden olursa elbette ceza almalıdır.
Ama siz TCK’daki 299. maddenin arkasına sığınıp önünüze geleni cumhurbaşkanına hakaret etti iddiasıyla mahkemeye verirseniz, orada hukukun kötüye kullanılması vardır.
Adalet Bakanlığı resmen açıkladı, Recep Tayyip o makama seçildiğinden bu yana açılan 1.900 dava. İnanılır gibi değil.
Bütün amaç toplumu, ama özellikle siyasetçileri ve gazetecileri korkutup sindirmek, konuşamaz ve yazamaz duruma getirmek.

* * *


AB’nin resmi organı olan Avrupa Konseyi bu konuda resmen açıklama yaptı, düşünce açıklama, fikir ve ifade özgürlüğüne aykırı düşen bu maddenin kaldırılmasını istedi.

Türk yargısından ise hiç ses çıkmıyordu…
Ve o sesi şimdi, yaptığı başvuru ile İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi verdi.
Anayasa Mahkemesi bu konuda nasıl bir karar verir, bilmek elbette mümkün değil.
Bilinen tek şey, bu madde ve benzerleri AB’ye üyelik yolunda hem iktidarın, hem de Recep Tayyip’in başını çok ağrıtacak.

----Sözcü----

__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla