Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.04.16, 23:05   #1
nurideniz34
Uzman Üye

nurideniz34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 68
Konular: 627
Mesajlar: 3,509
Ettiği Teşekkür: 57561
Aldığı Teşekkür: 8139
Rep Derecesi : nurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Cap Canli
Thumbs up Rahmetli Babam Hacı Sefer'in Çaparisi Hakkında


Rahmetli babam hep söylerdi; Çapariye takılan tüyler, parlak renkli ve kusursuz olmalı, İğnelerin deniz suyuna dayanıklı, kalaylı ve sağlam olmasına dikkat edilmeli ve çapari en fazla 2 gün kullanılmalıdır derdi. Çok da sert adamdı. Nur içerisinde yatsın.

Yanımızdaki tekne bizden daha fazla balık tuttuğunu gördüğünde ya beni ya da ağabeyimi teneke kutudaki deniz suyu ile ıslatırdı. Hırsını böyle alırdı. O zamanlarda Vita yağı tenekelerde satılırdı.. İşte o iki kiloluk teneke ile yıkanırdık adeta. Ben çekindiğim için yanına ağabeyimi koyar en son kıç tarafta da ben kendimi garantiye alırdım ama ıslanmaktan kurtulamazdım. Adeta ıslanmak Allah'ın emriydi sanki. İşte bu Laz reisleri böyle enteresan insanlardı. Zaten o tarihlerde oltalar İngiliz ve Norveç malı oltalardı. Kibrit kutusu kadar büyüklükteki beyaz renkli karton kutularda bulunurdu. Kutudaki adetlerini hatırlamıyorum...

Rahmetli babam, daima Beyaz Martı'nın kanat tüylerini veya Beyaz Kaz'ın kanat altındaki beyaz tüylerini kullanırdı. Bu çapari tüylerinin beyaz olması havanın puslu, kapalı, parçalı bulutlu olduğu zamanlarda çok iş yapardı. Ayrıca güneşli vede açık havalarda Hindinin kırçıllı tüyünden yapılmış çaparisini kullanırdı. Bu deneyimlerle ispatlanmış bir durumdur. Ağabeyim de Palamut çaparisini aynı şekilde yapardı, sadece oltalar daha büyüktür...

Kullanılan kırmızı renkli ibrişim yada ipek çapariye güzel bir görünüm vermektedir. Aslında gerçek ,balığın dikkatini çekmek için kullanılırdı...Tüyü ve kösteği oltaya bağlamak için babam sayarak 20 tur yaparak ipeği oltaya sarardı, 10 turda daha olta çıplak iken ipeği oltaya bu şekide bağlardı. Köstek buyu babamın karışı ile bir karış ve her iki köstek arası 1 karış + bir parmak mesafesinde olurdu. Amaç, olta kösteğe denize inerken takılmasın diyeymiş.. Rahmetlinin yaptığı çaparideki olta sayısı 20 'dir. Ben birlikte çıktığımızda devamlı fırça yerdim. Çünkü 20 li çapariyı kullanmak başlı başına bir yetenek işidir.. Ben kullanamazdım. Onun için devamlı yanımızda bulunan tahta saplı bıçak ile çapariyi keserek 12 oltaya indirirdim...

Oltalar kalaylı olta olduklarından her gün mutlaka keskin ağızlı bir bıçak ile parlatılırdı. Bu görev bana verilirdi. Ağırlık olarak kullanılan kurşun da ayrıca koyukahve renkli şişede bulunan civa ile bez kullanılarak babam tarafından parlatılırdı. Tüm amaç balığın dikkatini çekebilmek içindir. 400 gram kurşun kulladığını hatırlıyorum..Çünkü tahta kalıp yapar ve kurşunu eriterek kendisi işini hallederdi..Bilhassa İki kavak ( Rumeli ve Anadolu) arasında ve Bebek önlerinde akıntı fazla oltuğundan küçük ağırlıklar iş görmezdi. Balık yakalayamazdık. Olta dibe inmezdi. Bu ağırlıktaki çapariyide çekmek için 10 parmağına da deriden parmaklık kullanırdı. Bunları da rahmetli annem yapardı. Babamda hiç beğenmezdi annemin yaptığı bu parmaklıkları. Annem de kendisine herif , herif allah bildiği gibi yapsın seni derdi. Hey gidi günler hey...

Çapariye balık vurduğunda tekneye alırken, mutlaka misine dolaşmasın diyerekten devamlı ıslatılırdı..
Rahmetlinin balık avlamakta kullandığı en önemli püf noktası her iki kolunuda devamlı olarak hareket halinde tutarak suyun içerisindeki çapariyi hareketli tutmaktır. Böylece tüyleri küçük balık veya yem sanan avalak balıklar yem diye saldırırlar vede avlanırlardı. Yazın bir keresinde agabeyimle birlikte çaparinin deniz içerisindeki tüylerin hareketlerini görebilmek için ayrı ayrı dibe dalmış ve durumu gözlemlemiştik..Çok enteresan bir hareket ediyor tüyler. Oltayı göremiyorduk. Gördüğüm beyaz tüy ve ona sarılı duran kırmızı ipek. Bu merakımızıda böylece giderdik. Misineyi görmek zaten mümkün değildi..

Şekilde görülen çaparinin bağlama şekli rahmetlinin ve benim de ençok kullandığım bağlama şeklidir. Köstek üzerine bağlanan çapari bir bedene tutturulur. Sayısı ; 3 taneden başlamak üzere : 6, 12, 18, 20 taneye çıkabilir.
Yeni başlayanlar için 6 ya da 12' li olta takımı en idealdir.

Kıyıdan da rahatlıkla atılabilen çapari, 6 oltayı geçmemesi gerekir. Çünkü acemilik vardır ve neticede çapari karışabilir. Çaparinin karışmaması içinde Misinanın devamlı ıslak tutulmasında fayda vardır.

Balığın büyüklüğüne göre köstek kalınlığınıda (0.20 -0,35mm istavrit için) ayarlamak lazımdır. Daha doğrusu köstek ve beden kalınlığı değişik, takımlar bulundurmak en iyisidir.

İskandillerin ağırlıkları akıntıya göre, balığın bulunduğu mevkiye göre ayarlamak gerekir. 200-300 gram kurşun Iskandiller değişik şekillerde kullanılırlar. Enfazla kurşun olanı tercih edilir.

Kaynak: Nuri Deniz
__________________
En büyük zenginlik,
Sıhhat ve afiyette olmaktır...


İstanbul - 0RH pozitif -1949

Balıkçı Reisi: Nuri Deniz
(Kimya ve İşletme müh.)
nurideniz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nurideniz34'in Mesajına Teşekkür Etti