Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.04.16, 15:06   #5
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20034
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Ziya Paşa | Hayatı | Eserleri

Terkib i Bent Ziya PAŞA

Terkib i Bent: Bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. Yaşamdan, talihten şikayet; felsefi düşünceler, dini, tasavvufi konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir.

En az üç en fazla on bentten oluşur. Her bent genellikle 6 ila 10 beyitten oluşur. Bentlerin kafiye düzeni gazele benzer. Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır. Her bendin sonunda farklı vasıta beyitleri kullanılır. Bunlar bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklanır.

Terkîb-i bend, Ziya Paşa'nın 1870'te, Cenevre'de iken Hürriyet'i tek başına çıkarmaya devam ettiği dönemde yazdığı ünlü şiirinin adıdır.

Ziya Paşa, bu eseri Bağdatlı Rûhî’nin Terkib-i Bend’ine nazire olarak 1870’te İsviçre’de yazmıştır.


I. Bent


Saki getir ol badeyi kim mâye-i candır,
Arâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır.
Sâki, canın cevheri, özü olan ve toplumda hor görülen kalender kimselerin gönlüne ferahlık veren içkiyi getir.

Ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle
Nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyandır
Sözü edilen içki, olgun kişilerin gönlüne neşe, alışkın olmayanların aklına da zarar verir.

Bir câm ile yap hatırı zîrâ dil-i vîrân
Mehcûr-ı hârâbat olalı hayli zamandır
Bir kadehle gönlümüzü hoş et; çünkü gamlı gönül, hayli zamandan beri meyhaneden uzak bulunmaktadır.

Sâkî içelim aşkına rindân-ı huda'nın
Rindân-ı huda vâkıf-ı esrâr-ı nihândır
Sâki, Allah için dünyadan elini eteğini çekmiş olan, kalender ve hoşgörülü kimselerin aşkına içelim; Allah yolunda dünyadan geçmiş olanlar, Allah’a ait gizli şeyleri bilirler.



Sâkî içelim rağmına süfi-ı harisin
Kim maksadı kevser emeli hıır-i cinândır
Sâki, ham sofunun inadına içelim; çünkü onun gayesi cennet şarabı, arzusu da cennet güzelidir.


Aşk olsun o pîr-ı mey-perverde-i aşka
Kim badesi sad-sâle vü sâkîsi civandır
Terbiye edilmiş aşk içkisinin en eski ustasına aşkolsun ki, içkisi yüz yıllık ve sakisi de gençtir.

Pîr-i meye sor mes'elede var ise şüphen
Vaizlerin efsaneleri hep hezeyandır
Bu meselede eğer şüphe ediyorsan o zaman şarabı yapan ustaya sor; vaizlerin anlattıkları sayıklamadır ve saçmadır.

Ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz
Yahşi görünür sureti amma ki yamandır
Benim anladığıma göre bu dünya hilekar bir dünyadır.
Yüzü güzel görünür ama (içi) kötüdür.


Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle
Kim nakş-ı temâsîli serîü'l-cereyândır
Felek, hayal küresinin çemberine benzer
ki, aksettirdiği semboller, şekiller çok çabuk geçip gidiverir.

Sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz
Endişe-i encam ile vakf-ı halecândır
Ey saki bize şarap sun! Olgun gönlümüzü titreten ve endişe ettiren son bulma endişesi dursun.

İç bade güzel sev var ise akl u şuurun

Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun
Aklın varsa içki iç, güzel sev,
Dünya işlerine fazla kafayı takma.. (Ben çevirdim
II

Yetmez mi bu kasrîreviş-iağreb-i âlem
Bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem
Âlemin çok tuhaf ve mecburi olan gidişi yetmez mi? Dünya yıldızı acaba bir hedefe varmaz mı?

Şimdi uyuyanlar o zamanda uyanırlar
Bir subha resîde olur âhır şeb-i âlem
Âlemin gecesi, günün birinde muhakkak sabaha ulaşır. Şimdi uyuyanlar, o zaman uyanırlar.

Pâmâl eder encam kimin üstüne dönse
Agâz edeli devre budur meşreb-i âlem
Âlemin tabiatı, huyu, dönmeye başladığından beri hiç değişmemiştir. Kimin üstüne dönse sonunda onu ayaklar altına alır.

Bin böyle cihan zer ü sîm olsa yetişmez
Mümkün mü ki is'af oluna matlab-ı âlem
Bin cihan dolusu altın ve gümüş olsa yetmez;
Dünyanın isteklerini yerine getirebilmek mümkün mü?


Hâriçten eğer olsa temaşasına imkân
Müdhiş görünür heykel-i müsta'ceb-i âlem
Eğer dışarıdan izlemeye imkan olsa,
Dünyanın şaşkınlık uyandıran heykeli müthiş görünürdü.


Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz
Bir zerre dahi kaldıramaz merkeb-i âlem
(âlem denilen eşek) yükünü tam anlamıyla almış, sekteye uğramadan gitmektedir; aldığı yükten fazla bir zerre dahi kaldırmasına artık imkân yoktur,

Ebnâ-yı beşerde kalacak mı bu muâdât
Bilmem ne zaman doğrulacak mezheb-i âlem
İnsanoğulları arasında bu karşılıklı düşmanlık kalacak mı?
Bilmem, ne zaman düzelecek
insanlık alemi?

Her safhada bir şekl-i hakikat eder ibraz
Her gün çevirir bir varaka makleb-i âlem
Okul denilen dünya her gün yeni bir yaprak çevirerek, (dünya) gerçeklerini gösterir, sunar.

Bin ders-i maârif okunur her varakında
Yârab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem
Her yaprağında bin ders (bilgi) okunur, Allah'ım ne güzel okuldur bu dünya okulu

Bu cism-i kesifin neresi merkez-i kuvvet
Yârab ne matıyyeyle gezer kâlib-i âlem
Dünyanın (kuvvet) merkezi neresidir? Allah'ım (dünyayı) ne ile (ulaşım aracı) gezer bunca insan?
Subhâneke yâ men halaka'l-halka vasînâ
Subhâneke subhâneke subhâneke elîfâ

Ey halkları yaratıp alemi tanzim eden büyük ALLAH,seni bin kere kutsarım, överim anarım
III
Ey kudretine olmayan âğâz u tenâhî
Mümkün değil evsâfını idrâk kemâhî
Kudretine başlangıç ve son olmayan ey ulu Allah’ım, senin niteliğini tam olarak anlamak imkânsızdır.


Her nesne kılar varlığına hüsn-i şehâdet
Her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî
Her nesne, varlığına en güzel şahittir. Her zerre, birliğine şahitlik eder.


Hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri
Emrin eder ibraz bu envâr ile mâhı
Gücünün göstergesi diğer eserlerin ve güneştir. Emrinin kuvveti ise ışıklarla ayı ortaya çıkarmaktadır
.
(Ol deyince olması gibi)

Dil-sîr-i bisât-ı niamın mürg-i hevâyî
Sîrâb-ı zülâl-i keremindir suda mâhî
Havadaki kuşlar, senin nimetlerinin sergilendiği sofranda doymuşlardır. Denizdeki balıklar, lûtfunun suyunu içerek kanmışlardır.


Eyler keremin âteşi gülzâr halil'e
Mağlûb olur peşşeye nemrud-ı mübâhi
Senin iyiliğin, kudretin İbrahim Peygamber için hazırlanmış olan ateşi bir gül bahçesi haline getirir. Kendini beğenmiş dinsiz Nemrud, bir sivrisineğe (beynine girmesi sebebiyle ağrısına dayanamayıp ölerek) mağlûp olur.


Zâlimleri adlin ne zaman hâk edecektir
Mazlumların çıkmadadır göklere âhı
Zulüm görmüş kimselerin yakınmaları göklere çıkmaktadır. Adaletin, zulmedenleri ne zaman gelecektir?


Bigânelere münhasır enva'-ı huzûzât
Mihnet-zede-i aşkına mahsûs devâhîSeninle ilgisi olmayanlar her türlü zevk içinde. Belâlar ise senin aşkınla ıstırap çekmekte olanlara ayrılmış bulunmaktadır.

Sensin eden idlâl nice ehl-i tarîki
Sensin eden ihdâ nice gümgeşte-i râhı
Doğru yolda olan birçok din ehlini yoldan çıkaran sensin. Yolunu şaşırıp sapıtmış olanlara da doğru yolu gösteren yine sensin.


Hükmün ki ola mûcib-i hayr u şer-i ef âl
Yarab ne içindir bu evâmir bu nevâhî
İşlerin iyi veya kötü gerçekleşmesi mademki senin hükmündedir, o halde bu emirler ve yasakları ne için koymuş bulunuyorsun Ey Allah’ım!


Sendendir ilâhi yine bu mekr ü bu fitne
Bu mekr ü bu fitne yine sendendir ilâhi
Bu tuzak ve fitne yine sendendir Allah’ım, bu aldatış ve karışıklık yine sendendir Allah’ım!
Güftî bikün ü bâz zenî seng-i melâlet
Dest-i men ü dâd-ı tu der rûz-ı kıyamet

Ulu Allah’ım, kulunu evvelâ yap! diye teşvik ediyor, sonra da-günâh işledin diye-ayıplıyor, kınıyor, çıkışıyorsun! Kıyamet günü eteğine yapışacağım.
IV

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan
Ölümlülüğün kanla dolu çeşmesinden bir damla içen; başını bir daha belâlardan kurtaramaz.(Şu ölümlü dünya, belâlar ve ıstıraplarla doludur. Bu yüzden dünyaya gelenler, bu dertleri çekmek mecburiyetindedirler.)

Asude olam dersen eğer gelme cihâna
Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazadan
Eğer mutlu olayım dersen dünyaya gelme,
Çünkü Dünyaya gelen ölüm taşından kurtulamaz


Sâbit-kadem ol merkez-i me'mûn-ı rızâda
Vareste olup dâire-i havf u recâdan
Korku ve rica sınırlarının dışına çıkıp Allah rızâsının emniyeti içinde sebat et.

Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adalet
Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezadan
Kararlarında adalet terazisi elinde olsun,
Eğer mahşer gününde hesap vermekten korkuyorsan.

(Eğer kıyamet günü kurulacak büyük mahkemeyi biliyor ve bu mahkemeden korku duyuyorsan adalet terazisini elinden bırakma, her şeyi doğrulukla yap)

Her kim ki arar bûy-ı vefa tab'-ı beşerde
Benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümâdan
Kim insanın tabiatında vefa duygusu ararsa,
O kişi Huma kuşunun gölgesinden fayda bekleyene benzer.


Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan
Yağmur yerine inci ve mücevher yağsa gökten.
Talihsiz olanın bahçesine bir damlası düşmez,

Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan
Baykuşun (ya da yarasanın) gözü ışıktan nasıl rahatsız olursa; olgun kişiliğe erişmiş olanları da cahil olanlar çekemezler, onlardan rahatsız olurlar.

Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan
Bu dünyada, her akıllı kişinin başında bir dert olmasına hükmedilmiştir,
Hiç akıllı insanlar içinde rahat yaşamış biri var mı?


Halletmediler bu lügazın sırrını kimse
Bin kafile geçti hükemâdan fuzelâdan
Bu bilmecenin sırrını hiç kimse çözemedi,
Bu dünyadan binlerce faziletli kişi ve bilgin geçti de.

(Şimdiye kadar, bilim adamlarından, fazilet sahiplerinden binlerce kişi gelip geçtiği halde, bu bilmecenin sırrını çözen bir kişiye rastlanmamıştır.)

Kıl san'at-ı üstadı tahayürle temaşa
Dem vurma ger arif isen çün ü çiradan
Sanatkârın sanatını hayranlıkla seyret,
Eğer bilgili bir kişi isen, nedeni ve niçini üzerinde durma.Eğer bilgi sahibi isen Allah’ın sanatını büyük bir şaşkınlıkla seyret: Nasıl ve niçinini sorma!
İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez

Yüce anlamları kavramak bu küçük akıl için gerekmez,
Zira bu akıl o kadar ağırlığı çekmez (anlamaz).
V

Cehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde
Şu bir gerçektir ki dünyanın altınında ve gümüşünde (mal, mülk yani zenginliğinde) hiçbir safa yoktur.Çünkü insan ölürken yani öteki dünyaya giderken hepsini burada bırakır.

Bir reng-i vefa var mı nazar kıl şu sipihrin
Ne leyi ü nehârında ne şems ü kamerinde
Şu gökyüzünün ne gece ve gündüzünde ne de güneş ve ayında bir vefa rengi var mıbir bak


Seyretti hava üzre denir taht-ı süleyman
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerindeSüleyman Peygamber’in tahtının havada seyrettiğini (yol aldığını) söylerler ama o saltanatın şimdi yerinde yeller esmektedir.

Hür olmak ister isen olma cihanın
Zevkinde safasında gamında kederinde
Bu dünyada eğer hür olmak istersen; dünyanın zevki, safası, gamı ve kederiyle ilgilenme.

Cânân gide rindân dağıla mey ola rizân
Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Sevgili gitmiş, rindler dağılmış, içkiler dökülmüş, böyle bir gecenin seherinden hiç hayır umulur mu?


Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bilfarz
Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Bir kimsenin ırk ve mayasında (soyunda sopunda) bozukluk varsa o kişi dünyanın sadrazamı bile olsa ondan bir hayır umma..

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Birçok beceriksiz, toy müneccim gökte yıldız arar da dalgınlıktan yolunun üstündeki kuyuyu görmez.


Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
(Kuyuya düştükten sonra) Anlar ki dünyaya sözle düzen vermeye çalışırken kendisi birçok şeye kayıtsız kalmış ve ihmal etmiştir.

Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Ben her re kadar gördüm ise bazı mazarrat
Sâbit-kademim vine bu re'vin üzerinde
Sarf edilen sözlere bakılarak bir kişi hakkında karar verilmemelidir. Çünkü kişinin aynası sözleri değil, işidir. Bir insanın aklının derecesi meydana getirdiği işiyle ölçülür.

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah

Yardımcısıdır doğruların hazret-i allah
İnsana bağlılık- sadık olmak yaraşır (işine- eşine- arkadaşlarına- topluma karşı) . Çünkü doğruların yardımcısı Hazret-i Allah ‘tır.
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.