Konu: Namus Nedir?
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.04.16, 12:29   #1
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 834
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Namus Nedir?


Namus nedir:

Dicle Üniversitesi'nde yapılan bir Ankette 'Namus nedir'' sorusuna şu yanıtlar verildi:

'1-Karım, bacım, annem, ailem;

2-Kadınların iffeti;

3-Kadının cinselliği,bekareti;

'Namussuzluğun ne olduğu'' sorusuna ise şu karşılıklar verildi:

1-Kadının bekaretini kaybetmesi;

2-Kadının açık gezmesi;

3-Erkeklerle konuşması;

Görüldüğü gibi ülkemizde namus kavramı sadece kadınlarla özdeşiyır.

Saç kılına şehvet duyan bu namussuzlar, başı açık olanlara iblis şeytan namussuz, gavur,diyorlar.

Onlara göre başında türban,kıçında kot pantolon olanlar namuslu,başı açık olanlar namussuz.

Namus ya türbanın altına saklandı ya da iki bacak arasına hapsedildi.

Kadınlara Gülmek yasak, kahkaha atmak yasak… Paylaşmak, bölüşmek, sevmek – sevilmek yasak…

Hamile kadınların sokağa çıkması yasak…

Ayrıca, el ele tutuşup halay çekmek yasak… Hem de zina… Hem de zinaların en büyüğü…

Eşini, dostunu, anasını bacısını türbana sokan kişi kendisini namuslu ilan etti. Bununla yetindi… Türkiye’de meydana gelen namussuzlukları ya görmezden, duymazdan geldi ya da namussuzluktan saymadı…

Hele hele o namussuzlukları dindar geçinen, Allah’ı, peygamberi dilinden düşürmeyip, meydanlarda bir elinde Kuran yalan söyleyen birisi yapmışsa, neredeyse onu alkışladı.

Örneğin hırsızlığı, yolsuzluğu, vatan hainliğini namus kavramının dışında algıladı. Rüşvet almayı, rüşvet vermeyi namussuzluk kavramının içine sokmadı…

Mecliste namusu şerefi üzerine yemin edip te şahsi çıkarı için yeminini bozanlar namussuz sayılmadı.

Suçu işleyenler bir din vakfının ya da cemaatin adamıysa ona sessiz, tepkisiz kaldı. Karşı çıkmadı. Deniz Feneri denilen dinci kuruluş gariban, yoksul vatandaşları dolandırdı, ilgilenmedi, dönüp bakmadı bile…

Suçu işleyenler 5 vakit namaz kılıp 25 vakit soygun da yapsa, bu olaylar karşısında “Onlar dini bütün adamlar, yapmazlar” deyip susmayı tercih etti…

“Yapsın, yapsın da yesin…” dediler…

Seçim zamanı bunlara oy verip namussuzluğu onayladılar,yasallaştırdılar.

***

9 -10 yaşındaki çocukları, her sabah “İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir…” ANT’ı okunan okullardan, aydınlık, sağlıklı arkadaşlık ortamlarından alıp vakıfların karanlık, izbe, gizli evlerine attılar…

Sonuç ortada…

Ensar vakfı,Karaman olayı.

– Son on dört yılda fuhuş ve uyuşturucu 17 misli (yüzde 1700) , boşanmalar 28 misli (yüzde 2800) arttı…

– Çocuk *****sunda dünyada baş sıralardayız…

– 2002’de kadın cinayeti sayısı 66 iken, bu rakam, 2002–2015 arasında 5 bin 406 olmuştur…

14 yılda Atatürk’ün Tevhid-i Tedrisat, yani ÖĞRETİM BİRLİĞİ düzenlemesinin altından girip üstünden çıktılar. Bu çağdaş eğitim yasası ile yasaklanan medreseleri, tarikatları, tekkeleri yeniden açtılar. Hayatta en hakiki yol gösterici bilimi, fenni okullardan kapı dışarı ettiler.

Çağdaş, laik, demokratik eğitimin yerine beyinleri hurafelerle doldurup, kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek için kolları sıvadılar.

Türkiye artık sadece sapıkları, sapıklıkları, tecavüzleri konuşuyor. Tacizci haberleri ile yatıp, tecavüzcü haberleri ile uyanıyor… “7 yaşındaki kızlar evlenebilir mi, evlenemez mi? Anaların diz kapağı cinsel tahrik edici midir, değil midir?

**
Alıntı:

Yılmaz Özdil:

Ergenekon

Yandaş medya, Ergenekon davasının avukatlarına “vebalı” muamelesi yaptı. Ergenekon davasının avukatlarına da Ergenekoncu, darbeci, faşist, ırkçı yaftası yapıştırıldı. Kurumlar-şirketler korktu, avukatlarının Ergenekon avukatı olup olmadığını kontrol etmeye başladı, sanki suçlularmış gibi, avukatların sözleşmeleri feshedildi.

Turşu tarifi delil kabul edildi. Temel Reis, Garfield, Kırmızı Başlıklı Kız şüpheli şahıs oldu. Mozart albümüne, Zeki Müren kasetlerine el konuldu. Süs eşyasına el bombası dediler, el bombası değil süs eşyası olduğunun kanıtlanması iki sene aldı. Yazmayayım diyorum ama… Delirenler oldu. Elini ahize gibi tutarak, hücresinde saatlerce hayali telefon görüşmeleri yapanlar vardı. 1873 yapımı, Avusturya Macaristan İmparatorluğu dönemine ait antika tüfeğe, suikast silahı denildi. 1939 model 77 senelik tabancanın, rakamları değiştirildi, 1993 model yapıldı. Profesör Mehmet haberal’ın süt ve yoğurt broşörü delil dosyasına konuldu. Tutukluluğa itiraz eden hakimler görevden alındı. Tahliye kararı veren hakimler, yandaş medyada linç edildi. Örgüte helikopter alacağını söyleyen, o kadar zengin olduğunu söyleyen, ama, kontorü bittiği için mesaj atamayan dolandırıcı, tanık yapıldı. Sekiz ayrı tecavüz davası olan sapık, tanık yapıldı. Gasptan, hırsızlıktan sabıkası olan, cinayetten hükümlü katil, tanık yapıldı. 191 saldırı ve 283 kişinin ölümünden sorumlu tutularak, müebbete mahkum edilmiş tescilli terörist, tanık yapıldı. Eşcinsel olduğu için askerlikten muaf tutulan, dolandırıcılıktan sabıkası bulunan, kipa takıp zülüf uzatan sahtekar, Ergenekon hahamı diye TRT’ye çıkarıldı. İddianame TRT spikerleri tarafından okundu. Atatürk rozeti takan Alman teknik direktör Christoph Daum’un Ergenekoncu olduğu iddia edildi. Hasan Tahsin diye bir gazetecinin var olmadığı, Menemen’de Kubilay’ın kafasını kesenlerin Ergenekoncu olduğu öne sürüldü.

Yandaş medyada Türk Silahlı Kuvvetleri için “rezil, kalleş, tecavüzcü, salak, iğrenç, katil, cani, kafatasçı, namussuz, vicdansız, millet düşmanı, lekeli, utanmaz, onursuz, sefil, köle tüccarı, beyinsiz, korkak, mezhep kışkırtıcısı, mafya, gırtlağına kadar çamura batmış, dinsiz, Yunan ordusu gibi, Sırp katillerinden farksız” diye yazıldı.

Dünya hukuk tarihinde… Genelkurmay başkanının, yargıtay cumhuriyet başsavcısının, adalet bakanının, milletvekilinin, belediye başkanının, hakim, savcı, avukat, subay, astsubay, polis, mitçi, rektör, profesör, gazeteci, sendikacı, işadamı, siyasi parti genel başkanlarının komple terörist olarak yargılandığı ilk ve tek davaydı.

Yılmaz Özdil: Ergenekon – Sözcü Gazetesi


Bunları yapanlar bir de utanmadan namustan,şereften,dinden,imandan bahsediyorlar.

Bunların hepsi, hepimizin gözünün önünde oldu.

Sadece barolarımız omurgalı durdu.

Bütün bu namussuzluklara karşı Demekki hala “Türkiye’de dik durabilen avukatlarımız var”

***

Victor Hugo? “Diktatörlük hakikat haline geldiğinde, devrim hak haline gelir…”

Türk milleti için Atatürkçü bir devrimden başka kurtuluş yolu kalmamıştır…

Ancak bu devrimi yapacak Türk milleti ortada gözükmüyor maalesef...
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.