Konu: Ezan...
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.04.16, 21:43   #1
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Ezan...


Bekir COŞKUN

Odamın tavana yakın küçük bir penceresi vardı. Hemen pencerenin dibinde de boyuma göre küçük yatağım.

O pencere Urfa'nın Ulu Cami'sine bakardı.

Oradaki minare, eskiden bir kilisenin çan kulesiymiş. Geniş gövdeli, uzun ve başında fötr şapka olan bir dev adam gibi gelirdi bana.

Küçük penceremden içeri, minarenin ışıkları vururdu.

Sabahları ise ezan sesi gelirdi.

***

Urfa'da her müezzin, ezanı ayrı bir makamdan okur. Rast, saba, mahur, hicaz, hüzzam...

Belki de yeryüzünün en güzel sesli ezan okuyanları oradadır. Aslında birer gazelhan ve müzik adamı olan müezzinler, çıktıkları minarelerden sanki yarışırlardı.

Ezan saatlerinde Urfa'nın dumanlı seması inanılmaz bir müzik şöleninin yankıları ile dolardı..

Bakırcılar Çarşısı'ndaki çekiç sesleri susar, deveciler develerinin yanına çöker, evlerde camlar aralanır, bir kent sessizleşip ezanını dinlerdi.

Benim küçük penceremden gelen ezan sesi hüzzamdı.

Bir zaman o sesle uyandım.

Küçük gözlerimi kısıp, yüreğimde kopan küçük küçük fırtınaları o hüzzam ile süsledim.

Sonra...

Büyük kentlerde o ezan sesinden eser yoktu.

Minarelerin dört bir yanına astıkları teneke hoparlörlerden çıkan, metalik ve cızırtılı o boğuşma, ya da feryat sesi, aslında bizim ezanı katlediyordu.

Çocuklar korktular.

Bir yerde müezzin, hoparlörün sesini iyice açıp iyi bir canhıraş kükreyişle bağırmaya başlayınca, zaten büyükler de ‘‘Uçak düştü’’ diye oradan kaçtılar.

Birçok yerde ezan sesi sorunu yok mu?..

Ama aynı toplum, Urfalı İbrahim Tatlıses'in, bu ramazanda ekranda okuduğu ezanı dinlemek için akşamı iple çekiyor.

Güzel sesle ezan okumak, kendine özgü giderek yeniden şekillenen Anadolu İslam kültürünün bir parçası olmalı.

Niçin güzel sesli müezzinler bulup, küçük penceresi olan çocuklara ulaşmıyorlar?..

Ezanlar niçin rast değil, mahur değil, hüzzam değil?..

Niçin minik minik gözler kupkuru?..

Bu büyük kentlerde niçin ezanlar ezan değil?..

Ezan sesi...


***

Yaşar Nuri: Ezan Yanlış Okunuyor!

CNN Türk ekranlarında yayınlanan Mesut Yar’ın sunduğu Burada Laf Çok programına konuk olan ünlü ilahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk ezan ile ilgili kafa karıştıran bir açıklamada bulundu.
Ezanın yanlış okunduğunu söyleyen Öztürk, Peygamberin ezanın cihazla okunmasını yasakladığını söyledi.

“HZ. MUHAMMED’İN İLK GÜN KOYDUĞU YASAK”
“Namaz vaktini cihazla ilan edemezsiniz. Bunu İslam yasaklamıştır. Hz. Muhammed’in ilk gün koyduğu yasaktır” diyen Öztürk, “Bugün cihazla ezan okumak İslam’a, Peygamberimizin talimatına açıkça aykırıdır. Ve bu aykırılığı sürdürüyorlar. Niye sürdürüyorlar onu onlara sormak lazım” dedi.

“NAMAZ VAKTİNİ CİHAZLA İLAN EDEMEZSİNİZ”
Öztürk, “Peygamberimizin açık talimatı güzel sesli adamlar ezan okuyacaktır. Peygamberin talimatı bu, bunu dedikten sonra bunun lamı cimi var mı? Güzel sesli insanlar okuyacak, bunu bulacaksınız. Ezan’ın ruhaniyeti insan sesiyle okunmasındadır. Namaz vaktini cihazla ilan edemezsiniz. Bunu İslam yasaklamıştır. Hz. Muhammed’in ilk gün koyduğu yasaktır” şeklinde konuştu.

Yaşar Nuri: Ezan Yanlış Okunuyor!


***


KKTC'de "rahatsızlık verdiği" gerekçesiyle, sabah ezanlarının hoparlörden okunması, 3 camide mahkeme kararıyla yasaklandı.

Kıbrıs'ın Lefke kasabasında, Feza Güzeloğlu isimli avukat, hoparlörden okunan sabah ezanının rahatsızlık verdiği gerekçesiyle Güzelyurt Kaza Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme verdiği ara kararla, Lefke'de bulunan Şeyh Nazım Camisi (Orta Cami), Pir Paşa Camisi ve Aşağı Cami'de sabah ezanlarının ve Arapça duaların hoparlörle okunmasını yasakladı.

Davacı Feza Güzeloğlu söz konusu camilerde okunan ezan ve Arapça dualarda ses yükseltici cihaz kullanılmaması için Güzelyurt Kaza Mahkemesi'ne dava açtığını belirterek, "Mahkeme, dava sonuçlanana kadar, bu 3 camide sabah ezanı ve Arapça duaların hoparlörden veya ses yükseltici cihazlardan okunmaması ve yayınlanmaması için karar aldı" şeklinde konuştu.

KKTC'de sabah ezanının hoparlörden okunması yasaklandı - Dünya Haberleri.


***


İzmir Foça'nın Denizkent sitesinde elektrik direğine Ezanın duyulması için 1 yıl önce 3 adet hoparlör bağlandı. 147 site sakininin ezan sesinden rahatsız olup imza toplaması, tepkileri beraberinde getirdi

İzmir'in Foça ilçesindeki Denizkent sitesindeki elektrik direğine vatandaşların talebi doğrultusunda ezan sesi duyulmadığı için yaklaşık bir yıl önce 3 adet hoparlör takılarak ezan sesi yayını yapılmaya başlandı. Ezan sesinden rahatsız olan 147 site sakini Foça Kaymakamlığı'na dilekçe ile başvurarak kendi onayları alınmadan hoparlör takıldığını, sesin yüksekliğinden ve metalikliğinden dolayı rahatsız olduklarını belirterek, hoparlörün kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine aynı sitedeki yaklaşık 150 kişi de Foça Müftüğü'ne dilekçe ile başvurarak ezan sesi yayınından memnun olduklarını söyleyerek, hoparlörlerin kaldırılmamasını istedi. Dilekçeler üzerine bölgede inceleme yapan Foça Müftülüğü yetkilileri, ses debisinin düşük olduğunu ve herhangi bir rahatsızlığa neden olmadığını tespit ederek hoparlörleri kaldırmadı.

Bu kadarına da pes dedirten ezan kavgası - Egeli Sabah Haberleri

***

Bursa’nın Mudanya Belediyesi, Mudanya Kaymakamlığı ve Uludağ Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği ’Mütarekenin 85. Yıldönümü’ konulu Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, "Bugün dış ve iç borcu dünyada en çok olan ülke, dili ciddi tehdit altında olan ülkeyiz. Sokaklardaki tabelaları anlamak mümkün değil, vazgeçtik bu tabelalardan bizi namaza bile çağırmaya yabancı dilde devam ediyorlar. Namaza Arapça çağrılıyoruz. Ezan yabancı dil olan Arapça ile okunuyor, niye Türkçe okunmuyor" dedi. Yurtkuran’ın bu sözleri salondakilerin bir kısmından alkış alırken, İlçe Milli Eğitim Müdürü Resul Yeşilyurt tepki göstererek salondan ayrıldı. Yeşilyurt’un bu tepkisi, salondakilerden bir kısmınca eleştirildi. Kaymakam Ali Çınar, salonu ter keden Yeşilyurt hakında soruşturma açacağını söyledi.
Mudanya


***

Hoparlörden gelen yüksek ezan sesi için suç duyurusu

Prof. Dr. Aydın, Hacı Selim Efendi Camii’nden yapılan ezan yayınının ses şiddetinin yasal ve tıbbi limit olan 65 desibelin üzerinde olduğunu tespit ettirdi.5237 Sayılı Çevre Kanunu’nun 182 ve 184’üncü maddeleri kapsamında bu ses düzeyinin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmenliği’ne göre zararlı, Dünya Sağlık Örgütü ile Avrupa Birliği değerlerine göre ise tehlikeli olduğunu belirterek Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Psikiyatri Profesörü Nazan Aydın, cami cemaatinden bazı kişiler ve özellikle cami derneğinin yöneticileri tarafından imama baskı yapılarak hoparlörün sesinin sağlık açısından tehlikeli boyutlara varacak şekilde yükseltildiğini iddia etti.
‘Ruh ve beden sağlığı tehdit ediliyor’

Prof. Dr. Aydın, Erzurum Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği suç duyurusu dilekçesinde şu gerekçeleri sıraladı: “ Bu konuda uyarıda bulunduğumuz zaman ise, rahatsız olmamamız gerektiği, bizim eve bakan tarafta hoparlör olmadığı, eğer rahatsız olduysak evimizi değiştirmemiz gerektiğini söyleyerek karşı çıktılar. Bu durumun yasal bir zorunluluk olduğunu ifade ettiğimizde ise bu sesin diğer seslerden farklı olduğunu ve Müslüman bir kişinin yüksek olsa bile ezandan rahatsız olmaması gerektiğini söylediler. Ayrıca bu şekilde uyarılara devam etmemiz halinde faili meçhul bir cinayete kurban gideceğimiz şeklinde de tehditlerde bulundular. Bu nedenle eşimin de can güvenliğinden endişe etmekteyim. Bu durumda bireysel olarak yasal sınırın üzerinde bir ses düzeyine her gün beş kere maruz kalmanın rahatsızlığı yanında, bir hekim olarak toplumun ruh ve beden sağlığını da etkilediğini üzülerek görmekten duyduğum rahatsızlığı bildirmek istiyorum. Bu nedenle Çevre Sağlığı Yetkilileri ve Erzurum Müftülüğü Yetkililerinin gerekli düzenleme yapmadıkları, verilen kararın uygulanmasının denetlemedikleri, cami görevlilerinin yasa dışında keyfi davranmaları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyorum.”
‘Ezan gürültü olarak nitelendirilemez’

Prof. Dr. Nazan Aydın’ın, şikayeti üzerine gerekli incelemeleri yapan Cumhuriyet Savcısı Yusuf Erarslan ise ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ dair karar verdi. Savcı Eraslan verdiği kararda şikayete konu olan eylemin 5237 Sayılı Yasa’nın 183.maddesi de düzenlenen suç tipine uymadığını belirtti. Savcı Eraslan kararına gerekçe olarak ise 183. Maddenin başkalarının sağlığını bozacak şekilde gürültü yapmayı müeyyide altına aldığı, İslam dininin önemli sembollerinden olan ezanın gürültü olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, zaten müştekinin de nitelendirmesinin bulunmadığını belirtti.

Savcı, olayın kovuşturmaya gerek olmadığını belirten kararında , “Kabahatler Kanun’un 36.maddesinin gürültü yapmayı idari para cezası şeklinde müeyyideye bağladığını şikayete konu eylemin Kabahatler Kanunu’na aymadığını, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 14. Maddesinin, ‘Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.

Prof. Dr. Aydın, “Ben bir sağlık çalışanıyım. Hem de ruh sağlığı ve hastalığı uzmanıyım. Biz biliyoruz ki bilimsel olarak, yüksek ses sağlığa özelliklede ruh sağlığına zararlıdır. Kişiler farkında olmadan, yüksek sese maruz kaldıklarında bir süre sonra bir takım bedensel ve ruhsal rahatsızlıklarla karşılaşabiliyorlar. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bir takım ruhsal bunalımlar sürekli strese maruz kalan kişilerde olur. Sesin yüksek olması da bir stres kaynağıdır” dedi.

Bilimsel olarak 65 desibel ve üzeri sesin sağlık açısından tehlikeli olduğunu anlatan Prof. Dr. Nazan Aydın, “Bu durum bilimsel olarak ispat edilmiştir. Ancak bazı insanla, özellikle kendi düşüncelerine dini alet etmek isteyen insanlar ezan sesinin ne kadar yüksek olursa olsun insanları rahatsız etmeyeceğine, çünkü onun manevi bir ses olduğunu belirtiyorlar. Bu görüşe adli makamlardan bazı kişilerde katılıyor. Yüksek sesin sanayiden, işyerinden, gazinolardan, diskolardan, gelirse suç olduğunu ama ezan sesinin yüksek olması ve insanı rahatsız edici şekilde yayınlanmasının suç kapsamında olmadığını belirtiyorlar. Halbuki beynimiz sesi, ses olarak algılıyor. ‘Bu ezan sesidir ben rahatsız olmayayım. Bu disko sesidir rahatsız olayım’ gibi tercih yapmıyor. İnsan biyolojisi ses dalgalarını algılıyor ve o dalga ne kadar yüksek olursa vücuttaki tahribatı da o kadar fazla oluyor” diye konuştu.
‘Hayvanlar üzerinde deney yapıldı’

Prof. Dr. Nazan Aydın, konuyla ilgili olarak uzun süreli araştırma ve deneyler yaptıklarını da anlatarak şunları söyledi: “Bu konuda hayvanlar üzerinde bir deney yaptık. Yüksek sesle herhangi bir müziği ünde 5 kere dinlettik. Daha sonra deneklerin beyinlerini açtık ve hücrelerini inceledik. Özellikle hafıza merkezinde bulunan hücrelerin büyük bir bölümünün öldüğünü gördük. Bu çalışmamız bilimsel olarak yurt dışında da yayımlandı. Sesin içeriği önemli değil, disko müziği, başka bir müzik fark etmiyor. Yüksek ses hayvanın beyin hücrelerini özellikle hafıza merkezini öldürebiliyorsa, bir insan için ne kadar ciddi sonuçlar açabileceği varın siz tahmin edin.

Aslında biz bunun farkında değiliz. Biz başka bir sürü sebep arıyoruz. Gıdalarımıza dikkat edelim diyoruz, sağlıklı besinler kullanalım diyoruz. Sonuçta dinimiz, bize bedenimizi emanet etmiş. Bu konuda ayet bile var. Biz bedenlerimizi korumakla mükellefsek, ‘yüksek ezan sesi vücudumuzu rahatsız etmez’ gibi gayri bilimdışı bir ifade ile karar verirsek yanlış yaparız. Ben bir Ruh Sağlığı Profesörü, bir bilim insanı olarak halkımızın bilgilenmesi gerektiğini ve ‘ezan sesi insanı rahatsız etmez’ şeklinde kabul gören düşünce ile insanlarımızın sağlığını tehdit edenlere engel olmak istiyorum. Bir vatandaş olarak, bir hekim olarak, bu uyarıda bulunmak istiyorum. Benim tek amacım bu…”
‘Avrupa’da yüksek sese hapis cezası var’

Avrupa Birliği ülkelerinde yüksek ses yaymanın ciddi bir suç olduğunu da hatırlatan Prof. Dr. Aydın, “Bu ülkelerde cadde de korna bile çalamazsınız 65 desibel sınırdır. Biz ise evimizin yanındaki cami etrafında yaptırdığımız ölçümlerde 105 desibel gibi bir sonuç aldık. 65 ile 105 arasında 45 desibel fark var. Bu çok ciddi bir orandır. Bunu herkes ölçebilir. Camilerden yayınlanan ezan sesleri gerçekten çok yüksek daha asgari düzeyde verilmesi gerekir. Biz ezana karşı değiliz, rahatsız edici yüksek sese karşıyız. İnsanlar dini hassasiyetlerinden korkuyorlar. Dini hassasiyet önemli ama insanların ruh ve beden sağlığını bozacak şekilde ezan okutmanın anlamı ne? İnsanlarımızın sadece kendi ön yargıları ile ‘ezan insanı rahatsız etmez’ kabulü bizim gelişmemiş bir ülke olduğumuzu gösterir” dedi.

Hoparlörden gelen yüksek ezan sesi için suç duyurusu - Yaşam - T24

***

Bir minareye en az 100-200Wlık dört hoparlör takılmakta ve bazı camilerin kubbelerin üstüne de dört hoparlör konduğu görülmüştür. Bu durumda iki minareli bir caminin etrafa yaydığı toplam ses gücü 2000 W aşabilmektedir.

Ses kalitesinde bozukluk ve parazitler bir yana, aynı anda bir sürü camiden karmakarışık yayılan ve birbirine karışan sesler berbat bir uğultu halinde kentin üzerine çökmektedir. Bir çok yerde yeni cami yapımına karşı gösterilen tepkilerin bir nedeni de hoparlörlü camilerin etrafa gürültü saçan merkezler haline dönüşmüş olmasıdır. Camilerin altının market, işyeri, bakkal, kasap, manav, otopark vs yapılması da bu yapıların gerçek işlevlerine aykırıdır.

Yapılan ses ölçümlerinde cami hoparlörlerinden çıkan ses düzeyinin bazı durumlarda 110 ve hatta 150 dB (desibel) aşabileceği saptanmıştır. İnsan kulağı için 35-65 dB sesler normaldir. Ancak, bu sınır aşıldığında ve sürekli işitildiğinde, yüksek ses işitme organlarına, beyne ve insan psikolojisine ciddi zarar verebilmektedir.

90 dB üzerindeki sesler çok tehlikelidir. Kulak dayanma sınırı 140 dB aşıldığında, kulak ağrısı, kulak akıntısı veya kanama, sinir hücrelerinin bozulması görülebilir. Aşağıdaki desibel tablosunda hoparlörlü cami en üst risk kategorisi içinde görülmektedir.

1. Ses kirliliğinin geçici etkisi, duyma yorgunluğu, ya da, işitmedeki geçici kayıplardır. Kalıcı etki sağırlıktır.

2. Ani olarak oluşan gürültü kalp atışlarında, kan basıncında solunum hızında, metabolizmasında bozulmalar yaratır. Bunların sonucunda uykusuzluk, migren, ülser, damar sertliği, kalp krizi gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabilir.

3. Özellikle 65 dB den sonra ses insanı yerinden sıçratan ve irkilten rahatsız edici bir gürültüye dönüşür. Aşırı gürültünün etkisinde kalan kişi strese girerek sinirli, rahatsız ve tedirgin olmaktadır. Bu olumsuzluklar, gürültünün etkisi ortadan kalktıktan sonra da sürebilmektedir.

4. Özellikle beklenmeyen zamanlarda aniden ortaya çıkan gürültü ve yüksek ses, iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, performansı düşürücü etki yapar, öğrenme ve sağlıklı düşünmeyi engeller.

Eğer bir insanın –hangi gerekçeyle olursa- eline bir mikrofon alıp patates soğan satmak için sokak aralarında bangır bangır böğürmesi nasıl ki kentin sessizliğini, huzurunu, çevre sağlığını ve insanların psikolojisini bozuyorsa, aynı şekilde, cami hoparlörlerinden günden beş vakit yayılan bu muazzam gürültü ve ses kirliliği, kentlerin zaten çok gürültü olan ortamını daha da çoğaltarak sessizlik ve huzuru bozucu bir etken oluşturmaktadır.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.