Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.04.16, 23:09   #1
Rosebud
Uzman Üye

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 436
Mesajlar: 2,860
Ettiği Teşekkür: 8504
Aldığı Teşekkür: 10091
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Yeni Türkiye'yi Cemaatçi, Kürt ve Laik Mağdurlar Kuracak!

Daha önce defalarca yazdım. Tanıyan tanır, bilen bilir. Erdoğan hayranıydım. Hatta kahramanımdı benim. 17 Aralık'a da 'darbe' diyenlerdendim aynı zamanda. Gezi'de de aynı nedenle savunmuştum Erdoğan'ı...

(17 Aralık'ın ilk günlerinde 'İçimde bir kahraman öldü' başlıklı yazımda anlatmıştım. Buradan okuyabilirsiniz)

Bu bir kültürdü aslında. Erbakan ile başlayıp Erdoğan ile devam eden, adına da Milli Görüş denilen bir ekoldü bu. Çocukluğumdan itibaren o kültürün içinde yaşadım ancak hiç bir zaman parçası olmadım. O ekole yüz vermeyen babamdan bana kalan en büyük miras belki de buydu.

Daha sonra Erdoğanizme dönüşecek bu kültürün parçası olmadım ancak ilk dönemdeki demokratikleşme yönündeki çabaları nedeniyle Erdoğan benim bir parçam olmuştu adeta.

Nedensiz değildi bu bağlılık. İlginç bir şey yapmıştı Erdoğan. Görünürde her ne kadar kitle partisi olma yolunda çaba gösteriyor gibi görünse de, bu ekolden gelenlerin diğer tüm kesimlerle temasını adeta yasaklamıştı. İstisnalar ve menfaat ilişkileri dışında kendisine hiçbir zaman oy vermeyeceğini düşündüğü bu kesimleri, hem kendisi hem de ideolojinin hatipleri aracılığıyla adeta şeytanlaştırmıştı.

Bu nedenle Ateist zaten dinsiz, Atatürkçü din düşmanı, laik kesim düşman, CHP ise bunların hepsini içinde barındıran bir şeytandı yetişen nesil için.

Daha çocuk yaştan itibaren beyinler bu düşmanlıkla kodlanmıştı. CHP'ye, laikliğe, Ateiste ve hatta cemaate dahi düşman bir nesil yetişti. Bu nesile, amaca giden yolda düşmanlarla dönem dönem işbirliği yapabilecekleri de öğretildi. Ancak bilinçaltına kodlanan düşmanlık hep taze tutuldu.

Kalın bir duvar örüldü bilinç altlarına. Düşmanlık iyice pekişsin, aradaki uçurum hiç kapanmasın diye de mahalleler oluşturuldu. Aşağı mahallenin dindarları, din düşmanı olarak görülen yukarı mahallenin laikleri ile temas etmesin diye de cam bir fanus oluşturuldu. İçeridekinin dışarı çıkmasına, dışarıdakinin de içeri girmesine izin verilmeyen bir fanustu bu.

17 Aralık sonrasında o cam fanusun camında koca bir çatlak oluştu. Fanustan dışarı çıkmayı başaranlar ilginç bir şekilde Erdoğan ile duygusal bağlarını da koparıyordu. Dışarıdaki dünyayı keşfetmeye ve diğer mahalle ile temas kurmaya başladılar yavaş yavaş.

Kendileri farklı düşünse de Atatürkçülerin neden Atatürk'ü bu kadar sevdiğini anladılar. CHP'nin onlar için partiden öte bir sığınak, nefes alacakları bir liman ve yaşam tarzlarının koruyucusu bir yuva olduğunu fark ettiler.

Daha da önemlisi laik kesimin kendilerini nasıl suni bir tehdit altında hissettiğini, bunu da onlara aşağı mahallenin hissettirdiğini gördüler. Aşağı mahalledeki fanusun bir benzerini onlar da kendi dünyalarını korumak için yukarı mahallede inşa etmişti.

Laikliği de aslında onlar bize değil, bizler onlara dayatmıştık. Yaşam tarzlarına karşı bir güvence olarak görüyorlardı laikliği. Erdoğan'ın fanusundaki sızıntıları önlemek için uyguladığı politikalar ve Siyasal İslam, yaşam tarzlarını tehdit ediyordu.

Sadece laikleri değil, Siyasal İslam'ı benimsemeyen muhafazakar kesimi, hatta gerçek İslam dinini de tehdit ediyordu Siyasal İslam. Meğer gerçek anlamıyla laiklik, aslında gerçek İslam dinini de koruyormuş. CHP ise, bu ülkeye laikliğin gerekli olduğunu 80 yılda öğretemedi ama Erdoğan 3 yılda öğretti.

Aynı şekilde, devlet ve PKK 40 yılda bu ülkeye Kürtlerle birlikte yaşayabileceğimizi öğretemedi ama Erdoğan 1 yılda yaşattığı acılarla Kürtlerle Türklerin birlikte yaşamasının ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Bunlar hep Erdoğan'ın cam fanusunun dışına çıkmayı başaranlarla daha önceden dışarıda olanların birbiriyle karşılıklı teması sayesinde oldu.

Zorunlu işbirliğinin ardından paralel diye şeytanlaştırılan cemaat de aynı şekilde bu temaslardan payını aldı. Yaşanılan ortak zulüm diğer kesimleri anlamalarını sağladı. Diğer kesimlerden de yavaş yavaş bu yönde işaretler geldi.

Zalimin zulmü, mağdurları birbirine yaklaştırıyor. Zulüm ve buna paralel olarak mağdurlar arttıkça temas daha da güçlenecek, birbirine daha çok yaklaşacaklar.

Gidecekleri başka yer, birbirlerinden başka sığınacak liman olmadığını gördüklerinde, yıllardır kendilerine kurulan tuzakları daha iyi anlayacaklar.

En son fanuslar yıkılacak...

İşte Yeni Türkiye'yi de acı ve zulmün nasıl bir şey olduğunu yaşayarak öğrenen 'Cemaatçi', 'Kürt' ve 'laik' mağdurlar kuracak...

AHMET MEMİŞ / HABERDAR

Kaynak:
Haberdar
__________________

Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar,
Rüzgar ise kapitalisttir, zayıf olanı yıkar.
Ernesto Che Guevara
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.