Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.05.16, 16:09   #1
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Türkiyede Milliyetçilik




Milliyetçilik fikri Batı kaynaklıdır. Yeni bir fikir akımı olarak ilk defa 18. yüzyılda Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da ortaya çıkmıştır. Fransa İhtilâli ‘milliyetçilik’ kavramının ilk çekirdeğini teşkil eder. İlerleyen yıllarda bu ideolojik kavram, 19. yüzyılın başlangıcında Orta Avrupa’ya ve Güney Amerika’ya doğru yayılmış 20. yüzyıl başlarında da Asya ülkelerine kadar genişlemiştir.





Türk milliyetçiliğinin ilk doğuşuna ait işaretler Osmanlıların ilk döneminde Sultan II. Murat (1421-1451) döneminde görülmektedir. İlk Türk tarihine ait hikâyeler, resmi Osmanlı tarihine girmiş, efsaneden Oğuz destanları bu dönemlerde izleri görülmektedir. Avrupalıların Osmanlılar ve bağlı eyaletleri için yaygın olarak kullandıkları Türk ve Türkiye kelimeleri bile XIX. yüzyıla kadar Osmanlı metinlerinde pek görülmemektedirler. Türkiye’de siyasal milliyetçilik 1903 yılında Yusuf Akçura tarafından yazılan Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalenin yayınlanması ile başlar. Daha evveli Türk terimi, arada sırada "Cahil Anadolu (insanı) köylüsü" anlamıyla veya "Türkçe konuşan Osmanlı" ile "diğer dilleri konuşan Osmanlı'yı ayırdetmek için kullanılmıştır.
Osmanlıda Müslüman halk genellikle tarım,askerlik ve devlet memurluğu ile geçimlerini sağlamakta, Rum, Yahudi ve Ermeni azınlıklar ise, ticari faaliyetin hemen tümünü ellerinde bulundurmaktadır. Osmanlı'da Türk,"eğitim görmemiş köylü" anlamına gelmektedir(Doç. Dr. Turgay UZUN,Osmanlı Döneminde Türk Milliyetçiliği İdeolojisinin Kaynakları).Osmanlıda Türk halkı bitmeyen seferler ve savaşlarda kırılırken, gayrimüslim halk özellikle Kırım Savaşı sonrası dönemde savaş ortamının sağladığı imkanlardan da yararlanarak iktisadi açıdan zenginleşmiştir. Bu haliyle İmparatorluğun en zenginleri gayri müslüm ve farklı ırktan kimselerdir.
Ayrıca Türklerin İslâmiyeti kabul edişi ile birlikte, var olan eski Türk inanış ve gelenekleri bir değişim sürecine girmiştir. İslâm inanışında mevcut olan "ümmet" prensibi ve İslamın kavmiyetçiliği reddedip, bunu bir asabiye olarak nitelendirerek kötülemesi, Türklerde ulusal bilincin gelişmesini geciktirmiştir. Osmanlı'da Türklere; "Hangi Ulustansın?" diye sorulduğunda genelde alacağınız cevap " Müslümanım" şeklindedir. Hatta Müslümanlığın bir din olduğu hatırlatılınca soruyu "Osmanlıyız" biçiminde cevaplarlar ve bunun da bir ulus olmadığı belirtildiğinde bile türlü Türk olduklarını söylemeyi düşünemezler (Akçam, Taner, Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu). Kısaca Osmanlı ümmetçidir. Kurucuları her ne kadar Türk olsa da
ümmetçilik benimsenmiş, Türklük unutulmuştur...





Osmanlı, XIX. yüzyılın ilk yarısında içine girdiği batılılaşma dönemi, Osmanlı devletinin temeli sayılan kurumları saracak değişik düşünce ve fikirleri de beraberinde getirmiştir. Vatan, millet, özgürlük, eşitlik gibi Avrupa kaynaklı düşünceler, yabancı ülkelerde kurulan (yeni) elçilikleri, Avrupa'ya gönderilen öğrenciler, Türkiye'de yeni açılan okullar ve davet edilen yabancı öğretim üyeleri ile kurulan ilişkiler vasıtasıyla bazı Osmanlı aydınları arasında tartışılır olmuştur. Gerçekten de Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni dönemi bu düşünceleri benimsemek zorunluluğu doğmuştur.
Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile başlayan Tanzimat hareketlerinin liderleri, Osmanlı halkını eski dar çer- çevreli bağlar yerine daha geniş anlamda Osmanlı topluluğu fikrini benimsetmeye çalıştılar. Böylece etnik ve dinsel ayrılıklar önlenecekti. Bu yeni siyaset, Osmanlıcılık diye tanındı. Osmanlıcılık, imparatorluktaki azınlıklar ve diğer Osmanlı vatandaşları gibi bütün haklarını tam kullanma yetkisini veriyordu.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.