Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.05.16, 16:13   #2
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türkiyede Milliyetçilik






II. Abdülhamid, imparatorluk içinde olduğu kadar dünyanın diğer yerlerindeki Müslümanlara' özel bir ilgi göstermekte hem Avrupa devletleriyle olan ilişkilerinde siyasî bir üstünlük sağlamaya ve ülkesindeki rejime destek elde etmeyi ummuştu. Ama milliyetçilik Avrupa'da ve diğer milletlerde hızla yayılan ana unsur olmaya başlamıştı. Bununla birlikte II. Abdülhamid dönemi Türk milli şuurunun ortaya çıkışını hem yıpratmış hem de hızlandıran unsur olmuştur. Elden çıkan topraklar milliyetçiliği arttırdığı gibi gösterilen baskılarla da milliyetçilik sindirilmeye çalışılmıştır…






İstanbul'da Tıp Fakültesinde öğrenciler arasında çıkan Jön Türkler hanedanı II. Abdülhamid'e muhalif olan bütün gurupları içerisinde barındıran hareket olmuştur. Bu harekette ilk dönemlerde birlikte hareket edilen gerçekler çok farklı algılanmıştı. Yeni hareketle birlik yok gibi tek birliktelik saraya olan muhalefet olarak görülmüştür. Harekette iki temel görüş çarpışmaktadır ve bunlar Ahmet Rıza ile Prens Sabahattin gurupları olarak gruplanmışlardır.
Temel olarak Jöntürkler her suçun suçlusunu Abdülhamit olarak görürler: “Hepimiz Osmanlıyız; Abdülhamit zulmetmese Hıristiyan tebamız çok iyi vatandaş olurlar.”
Bazı Jöntürkler, Abdülhamit’i Ermeniler’i katletmekle suçlarlar.
Aslında değişim fikrinden ziyade ‘Abdülhamit nefreti’ vardır ortada. Jöntürk zihniyeti, padişahlığı ve Abdülhamit müstesna Osmanlı Hanedanı’nı sever. HattaOsmanlı Saltanatı’nı varlığımızın esası sayar.
Fransız yazar Pierre Qillard, Jöntürkler’in fikirlerini ve davranışlarını gözlemledikten sonra Ahmet Rıza Bey’e, “Sizin siyasi fikirlerinizle Abdülhamit’in siyasi fikirleri arasında zerre kadar fark yoktur” der.
Jöntürk akımının başında lider olarak resmileşmiş ilk şahsiyet Ahmet Rıza Bey’dir.Doktor Nazım onun yanında ve yardımcısıdır. Bu grup Paris’te Meşveret ve Mısır’daŞura-yı Ümmet gazetelerini çıkarmaktadır.
Jöntürkler’in diğer fraksiyonunun başını Prens Sabahattin çeker.
Prens Sabahattin, Ahmet Rıza Bey gibi inşacı değildir, seçkinci aristokrat bir tavır içindedir. Ne gazete ne de kitap çıkarma sevdaları vardır. Haftada bir gün bir kafede dostlarıyla sohbet etmek en politik eylemleridir. Adem-i Merkeziyet görüşüne inanır.
Adem-i Merkeziyet’in kelime manası ‘merkezin yokluğu’ demek… ‘Yerinden Yönetim’ anlayışıyla ilişkilendirilse de maksat ‘merkezi devlet telakkisi’nin tasfiyesidir.
Yahya Kemal, Prens Sabahattin’in babası Damat Mahmut Paşa’yı yakından tanır.Mahmut Paşa, ‘Sırp’tan mühtedi bir babanın oğlu’dur. Yahya Kemal bunu olumsuz bir bilgi olarak nakletmez. Benzer durumdaki birkaç ismi naklettikten sonra bu şahsiyetlerin milli mukadderatımıza şeref bahşetmiş şahsiyetler olduğunu söyler.




Jöntürk Kongresi’nde bölünme netleşiyor

Prens Sabahattin’in siyasi hayatta kendini gösterdiği ilk faaliyeti 1902 yılında Paris’te yapılan Jöntürk Kongresi’ne katılmaktır. Bu kongre, onun ana bünyeden ayrılığının açığa çıktığı bir zemin olmuştur.
Prens Sabahattin ve yoldaşı Ali Kemal Jöntürk Kongresi’nde Abdülhamit iktidarına son vermek için İngiltere’nin müdahalesini önerir.
Ecnebi müdahalesinin ‘medeni bir hareket’ olduğunu düşünürler.
Prens Sabahattin, Ali Kemal ve Adem-i Merkeziyet fraksiyonu, ‘Abdülhamit nefreti’ ile ülke düşmanlığını birbirine karıştırmıştır.
Ahmet Rıza Bey ve Doktor Nazım, bu görüşe karşı çıkar.
Abdülhamit yıkıldıktan sonra İttihatçılar da ‘merkezi devlet anlayışı’nı devam ettirir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası Adem-i Merkeziyetçilik’i savunur.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.