Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.05.16, 16:29   #5
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türkiyede Milliyetçilik

Türk-İslâm Sentezi Düşüncesinin Politik Sahada Varlığı


Muhafazakâr milliyetçilik ya da Türk-İslâm Sentezi Düşüncesi konusunda ilk adımları atan Şemseddin Günaltay ve Nuri Topçu olmasına rağmen ne Günaltay ne de Topçu muhafazakâr milliyetçiliğin kitleleri etkilemesini sağlayamamışlardır. Türk-İslâm sentezli muhafazakâr milliyetçiliğin politik olarak ortaya çıkması İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. Abd’nin yeşil kuşak projesinin ürünüdür aslında. Bu çıkışta en önemli faktör 1940’lardan başlayarak devletin dine bakışının değişmesi ile birlikte kimi zaman örtük kimi zamansa açık bir şekilde toplumda dini tadilat yaşanmaya başlanmasındandır. Bu tadilat milliyetçilik konusunda da kendini göstermiş ve İslâmi vurgu konusunda çıkışlar görülmüştür. Hatta bu türden bir çıkışı daha önce belirttiğimiz üzere Hamdullah Suphi Tanrıöver gerçekleştirmiştir. Tanrıöver’in bu tutumu, milliyetçilik için bir restorasyon döneminin başladığını habercisidir. Bunun ötesinde artık Türk-İslâm sentezi temelli muhafazakâr milliyetçilik kitlelere ulaşma fırsatı bulmuş ve siyasi bir görüş olarak ortaya çıkma hazırlıklarına başlamıştır. Bunun gerçekleşmesinde ise iki önemli yayın organı ve şahsiyetin payı vardır. Bunlardan biri şüphesiz Necip Fazıl ve onunBüyük Doğu dergisi, diğeri ise Osman Yüksel ve onun çıkarttığı Serdengeçti dergileridir. Necip Fazıl’ın, 1943’te çıkarmaya başladığı Büyük Doğu bir cazibe merkezi haline gelmiş ve 40’ların ortalarından itibaren muhafazakâr milliyetçi hareketlenmede önemli bir rol oynamıştır. Muhafazakâr milliyetçiliğin ne anlama geldiği ve nasıl algılandığının en açık ifadesi 1947’de Osman Yüksel tarafından, “Hakka Tapar Halkı Tutar” ifadesiyle çıkarılan Serdengeçti Dergisinde görülmektedir. Serdengeçti Türkçü dergiler ile muhafazakâr milliyetçiliğin lokomotifi olan Büyük Doğu dergisinin bir bileşkesi niteliğindeydi. Derginin belki de en önemli fonksiyonu milliyetçileri bir araya getirmek için gösterdiği çabadır. Nitekim Nihal Atsız, Cevat Rıfat Atilhan gibi isimlerle Necip Fazıl bu dergide birlikte yazmaktaydı. Örneğin aynı sayı içerisinde Nihal Atsız, Said-i Nursi, Ali Fuat Başgil’in yazıları bulunabilmekteydi. Dergi milliyetçilik anlayışını şu şekilde dile getiriyordu: “Allah’tan başka kimseden korkmuyoruz. Bizler münkir değiliz. Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız. Bütün gayemiz Küçük Asya insanının o bilinmez, o görünmez, bir avuç toprak kadar mütevazı, fakat o kadar manalı ruhunu anlamak, bu topraklar için toprağa düşenlerin çocuklarını bu topraklar üzerinde mesut ve bahtiyar görmektir.” Serdengeçti’nin bu görüşü bundan sonra muhafazakâr milliyetçiliğin sloganı haline gelecek ve Türk-İslâm sentezi bu cümle ile formüle edilecektir: “Tanrı Dağı kadar Türk Hira Dağı kadar Müslüman!”

Nitekim savaş yıllarından sonra milliyetçilik: “Türk dilinden, Türk karakteri ve ahlakından, İslâm dininden, tarih birliği şuurundan ve bütün bunların fiili hayattaki bilumum belirtilerinden kurulu olan Türk milli kültürünün yaşattığı Türk milletini sevmek ve saymak.” Türk milliyetçisi ise “Türk düşüncesinin ilmi, fikri, edebi, felsefi ve teknik sahalarda imkânlarını zenginleştiren, İslâmiyet’i muhterem tutan, Dünya Türklüğünün istiklal, hürriyet, refah ve saadeti için çalışan insan” olarak tanımlanmıştır. Önemli görülmüş olacakki dikkati çeken erken Cumhuriyet döneminin hemen sonrası Türk Milliyetçiliği ile İslâm dininin Cumhuriyet döneminde bir arada vurgulandığıdır. Muhafazakâr milliyetçilik konusunda ilk izleri Şemseddin Günaltay ve Nurettin Topçu’da görmekteyiz. Meşrutiyetten Cumhuriyet’e geçen nesilden M. Şemsettin Günaltay, İslâmcı bir dergi olan Sebilür-reşat’ın ateşli yazarlarından ve medresede profesör olmasına rağmen ileri bir Türkçüydü. Günaltay, milleti ve milliyetçiliği doğru idrak edildiği takdirde yani ona göre din ile buluşturulduğu takdirde çöküntüyü engelleyecek çare olarak görüyordu. Milli asabiyeti uyandırmayı ve Anadolu’daki ırk zayıflığını gidermeyi kötü gidişi durduracak ve ilerlemeyi sağlayacak çözüm olarak ortaya koyuyordu.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.