Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.05.16, 16:33   #7
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türkiyede Milliyetçilik

Irki Milliyetçilik

Cumhuriyet ilk dönemde pantürkist harekete mensup bazı kişiler Türk ocakları bünyesinde faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Türk Ocakları her ne kadar 1924 kongresinde esas amacının Türk kültürü koruma ve cumhuriyet inkılâplarını savunma ve Cumhuriyet Halk Fırkası ile işbirliği olduğunu belirterek CHF çizgisinde bir milliyetçilik anlayışına doğru yönelmişse de, Turancılığı benimseyenler için ortak bir platform olma işlevini devam ettiriyordu. Bunun farkında olan tek parti yönetiminin müdahalesi ile Türk Ocaklarının etkinlik alanının ancak Türkiye sınırları içinde olması gerektiğine dair bir tüzük değişikliği yapıldı. Ancak bu pantürkist taleplerin önüne geçemeyince Türk Ocakları 1931 Martında tamamen kapatıldı. Pan-Türkist akım özellikle 1931’den itibaren iyiden iyiye canlandı.

Bu canlanışta şüphesiz en önemli isim Nihal Atsız ve onun çalışmalarıydı. Ancak bu canlılık hükümetin de dikkatinden kaçmamıştı. Nitekim Hükümet Cumhuriyetin milliyetçilik anlayışıyla uyuşmayan bu akımın temsilcileri olan dergileri 1934’ten itibaren birer birer kapatmaya başladı. Pan-Türkist hareket üzerindeki bu baskı tıpkı hareketin canlanış süreci gibi uzun sürmedi. Dört yıl sonra Pan-Türkist akım yeniden ivme kazandı. Özellikle ikinci Dünya Savaşının başlarında gelişmek için uygun bir ortam buldu. Hatta 2. Dünya savaşının ünlü Türkiye büyükelçisi Von Pepen araçlığıyla Türkiye’de ırkçı Akımlar desteklenmiş ve dizayn edilmiştir. Bu ortamın oluşmasında hükümetin bu harekete karşı gevşek tutumu, Almanların Rusya’da kazandığı başarılar ve Türkiye’deki propagandaları etkili olmuştu. Ancak 1943’te savaşın Almanların aleyhine dönmesi ve Türkiye’ye tarafsız kalması için baskı yapılması, tarafsızlığını göstermek isteyen hükümeti harekete geçirdi. Pan-Türkist hareket içerisindeki bütün liderler 9 Mayıs 1944’te tutuklanarak hükümeti devirmeye teşebbüs suçu ile mahkemeye verildi. İlk mahkemede tutuklanan ve çeşitli cezalara çarptırılan Turancılar Askeri Yargıtay’ın 31 Ekim 1945 tarihinde mahkumiyet kararını bozmasıyla serbest bırakıldılar. Bu hem savaş sonrası demokratikleşme hareketi hem de Rus isteklerinin ve komünizm tehlikesinin kamuoyunda yarattığı hava ile açıklanabilir. Zaten savaş sonrası yıllarda çok partili hayata geçilmiş ve CHP’nin çok güçlü olan konumu zayıflamıştır. 1950’lerde Demokrat Parti hükümetleri CHP’nin takındığı Pan-Türkçü karşıtı tavrı göstermemiştir.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.