Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.05.16, 02:27   #7
Taner
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

560 BİN ÇİFTÇİYE NE OLDU?

ÇİFTÇİLER ÇARESİZ, MERALAR BOŞALIYOR!

Çok çarpıcı veriler… 560 bin çiftçiye ne oldu? | Gerçek Muhabir


AKP iktidarında çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çiftçi sayısının 2,8 milyondan 2,2 milyona düştüğünü hatırlatan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Çiftçi sayısı 560 bin azaldı. Çiftçiliği bırakan üretici sayısı oransal olarak yüzde 20’yi buldu. Çiftçi yaklaşık 3 milyon hektar araziyi işlemekten vazgeçti. 2002 yılında tarımın toplam istihdamdaki payı yüzde 35 iken; 2015 yılı itibariyle yüzde 20’lere geriledi” dedi.





AKP tarafından tarımda uygulanan Neo-liberal politikaları yaptığı basın açıklamasıyla değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, AKP’ye sert eleştiriler yöneltti. Tarımda çiftçinin kaderinin büyük ölçüde piyasa güçlerine teslim edildiğini söyleyen Sarıbal, “Ürettiğinden para kazanamayan küçük ölçekli aile işletmeleri için tarım; geçimlerini sağlayabilecek bir ekonomik faaliyet olmaktan çıktı. Günümüzde tarımla uğraşan nüfusun üçte ikisinden fazlasının yıllık milli geliri 2 bin doları bile bulmuyor. Yoksullaşan çiftçiler giderek tarımdan kopuyor; köyler, tarlalar, meralar boş kalıyor” şeklinde konuştu.

Uygulanan bu politikaların sonucu olarak AKP’li yıllarda çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çiftçi sayısının 2,8 milyondan 2,2 milyona düştüğünü hatırlatan Sarıbal, 560 bin kişilik azalmaya dikkat çekti. “Çiftçiliği bırakan üretici sayısı oransal olarak yüzde 20’yi buldu. Çiftçi yaklaşık 3 milyon hektar araziyi işlemekten vazgeçti. 2002 yılında tarımın toplam istihdamdaki payı yüzde 35 iken; 2015 yılı itibariyle yüzde 20’lere geriledi” diyen Sarıbal, tarım sektöründeki tablonun sonuçlarını şu sözlerle özetledi:
“Kırda, tarımda tutunamayanlar ya mevsimlik tarım işçiliğine yöneldiler veya kentlerin varoşlarına göçerek işsizliğe, marjinal işlere, sosyal yardımlara mahkum oldular. Kentlere gelen, ancak iş ve aş bulamayan yoksul köylülerin denetimi daha kolay bir duruma geldi. Gerek bitkisel, gerekse hayvansal üretimde Sözleşmeli Üretim devlet desteğiyle yaygınlaştırıldı. Tarım/gıda tekelleri ile küçük üreticiler arasında standart ilişki biçimi haline gelen sözleşmeli üreticilik uygulaması, küçük üreticilerin koşulsuz bağımlılığının yolunu açtı.”

ÇİFTÇİ BİAT ETMEYE MAHKUM EDİLDİ

“AKP’nin bir yandan uyguladığı yardım edilmiş yoksullar (3 milyonun üzerinde aile) yaratma politikaları ile emekçi sınıfları teslim alıp, biat etmelerini sağlayıp, kendine bağımlı hale getirirken; öte yandan onları dini muhafazakârlığa, cemaat ve tarikat yapılarına boyun eğdirdi. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi 2002 yılında 530 milyon TL iken, 2015 yılında 28,5 milyar TL’ye çıkarıldı. 2002 yılında bankalar tarafından çiftçiye kullandırılan kredi miktarı 4 milyar TL iken, 2015 yılında 60 milyar TL’ye yükseldi. 2015 yılında çiftçinin kullandığı banka kredisi tarımsal destekleme ödemelerinin 6 katına ulaştı. Çiftçi kredi borçlarını ödeyememe korkusuna tutsak edildi.”

ÇİFTÇİYE DESTEĞİN ON KATI RANTİYEYE ÖDENDİ

AKP’nin arkasına aldığı medya desteği ile abartılı propaganda faaliyetleri yürüttüğünü ifade eden Sarıbal, bunun tarıma etkisini “Kırda tutunabilen çiftçiler için popülist politika uygulamalarının yanı sıra bu uygulamaların yandaş basın yayın organları aracılığıyla sürekli ve abartılı biçimde propagandası yapıldı. Verilen destekler giderek daha fazla ad altında ödenerek, tarım daha çok destekleniyor havası yaratıldı. (Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels de ‘Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkar’ demişti.) Buna karşılık, AKP’li yıllarda çiftçiye verilen nakit desteğin 10 katı faiz ödemeleri ile yerli ve yabancı rantiyeye ödendiği halde, bu gerçek halktan gizlendi” sözleriyle özetledi.

TARIMDA TAHRİBATIN BİLANÇOSU ÇOK AĞIR

Sarıbal, Türkiye’nin tarımdaki mevcut potansiyelini değerlendiremediğini belirterek “Ülkemiz üretemiyor, insanını doğru ve dengeli şekilde besleyemiyor, ihracatını arttıramıyor, ithalatını düşüremiyor. Çünkü tüm bunlar ancak üretim maliyetlerinin düşürülmesi; destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun olarak kullanılması; emekten, çiftçiden, üretimden yana istikrarlı politikalar uygulanması ile sağlanabilir” dedi.
Tarıma yönelik destekleme kurum ve araçlarının tasfiye edilmesiyle birlikte emek karşıtı politikaların yıkıcı sosyo-ekonomik sonuçlarının iyice gün yüzüne çıktığının altını çizen Sarıbal, AKP dönemine ait çarpıcı veriler sundu:
“Nüfusumuz 13 milyon kişi arttı; buna karşılık tarım sektörünün milli gelir, istihdam ve ihracata katkısı giderek azaldı. Tarımın gayri safi yurtiçi hasıladaki payı yüzde 10’dan yüzde 7’ye düştü. Tarımın istihdamdaki payı yüzde 35’den yüzde 20’lere geriledi. Tarımın en önemli girdilerinde (gübre, tarım ilacı, yem ham maddeleri gibi) ithalata bağımlı hale gelindi. (Günümüzde tarımın en başta gelen sorununu yüksek girdi maliyetleri oluşturmaktadır.) Tarım ürünlerinin çiftçinin elinden çıkış fiyatları yüzde 100-200 arasında artarken; tarım girdilerinin fiyatları yüzde 300-350 arasında arttı.”

ÇİFTÇİ KAZANAMIYOR

“İşlenen tarım arazileri giderek azaldı; ürettiğinden para kazanamayan, emeğinin karşılığını alamayan çiftçimiz bu dönemde 3 milyon hektar araziyi ekmekten vazgeçti. Tarımda üretim planlaması yapılmadığı için üretim (dolayısıyla çiftçi gelirleri) yıldan yıla dalgalanma gösterdi. Üretim planlamasının önemli bir aracı olarak uygulanması gereken tarımsal destekler, 2006 yılında çıkarılan kanuna göre milli gelirin en az yüzde 1’i olması gerekirken; binde 5-6’sını aşmadı.”

ÇİFTÇİDEN ALIP, BORÇLARI KAPATTILAR

“Tarımdan, çiftçiden esirgenen destekler bütçe açıklarını kapatmak için alınan borçların faizlerine aktarıldı. Bir avuç yerli/yabancı rantiyeye milyonlarca çiftçiden 10 kat daha fazla ödeme yapıldı. Mısır, pirinç ve ayçiçeği dışındaki ürünlerde üretim istikrarsız bir seyir izledi; ya kendini tekrarladı veya üretim düşüşleri görüldü. Uygulanan ithalata dayalı politikalarla tarım dışa bağımlı hale getirildi. Türkiye artık ne kadar tarım-gıda ürünü ihracatı yapabiliyorsa o kadar da ithalat yapmaktadır. AKP’nin 13 yıllık iktidar döneminde toplam 155 milyar dolarlık gıda ürünü ve tarımsal hammadde ithalatı yapıldı.”

DERELER KURUTULDU, GDO’YA İZİN VERİLDİ

“Cumhuriyet tarihinde ilk kez kurbanlık hayvan ve saman ithalatı yapıldı. Son 6 yılda canlı hayvan ve et ithalatı için 4 milyar dolar ödendi. Genetiği değiştirilmiş (GDO’lu) ürünlere ilk kez AKP döneminde izin verildi. Tarım toprakları cömertçe amaç dışı kullanıma açıldı; hidroelektrik santrallerle (HES’ler) dereler kurutuldu. Büyükşehir Kanunu ile bir gecede 16 bin köy mahalleye dönüştürüldü. Atatürk tarafından üretim yapmak için kurulan çiftliğe kaçak saray yapıldı.”
Söz konusu tahribattan kurtulmanın yolunun doğru politikalar üretmek olduğunu kaydeden Sarıbal, “Tarımın bu sarmaldan kurtulabilmesi; kendi insanımızın ihtiyaçlarına ve ülkemizin özgül ekolojik (iklim, toprak vb) şartlarına uygun olarak planlanmış; emek ve üretim odaklı bir programın uygulanmasına bağlıdır” dedi.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Taner'in Mesajına Teşekkür Etti.