Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.06.16, 15:37   #1
Gülümsün
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1245
Mesajlar: 7,547
Ettiği Teşekkür: 46377
Aldığı Teşekkür: 28300
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart İki Başkana Açık Mektup | Emin Çölaşan

İki başkana açık mektup


“Sayın Yargıtay ve Danıştay başkanları, dünya liderimizle çıktığınız geziler ve beyefendiye alkış tutmanız Türkiye siyasetine damgasını vurdu. Bu davranışınız günlerden beri tartışılıyor…
Rize'ye gittiniz, ne gereği var idiyse beyefendi ile birlikte çay hasadı yaptınız!
Kırşehir'e gittiniz, öğrenci yurdu açılışına katıldınız.
Beyefendi orada muhalefete her zaman yaptığı gibi en ağır sözlerle saldırırken siz de alkış tuttunuz.
Özel yaşamınızda kendisini çok seviyor, acayip bir biçimde takdir ediyor olabilirsiniz.
Ama unutmayın, siz yüksek yargıyı temsil ediyorsunuz.

* * *

Bu ülkede on binlerce vatandaşın Yargıtay'da görüşülmesine devam edilen siyasi nitelikte dosyaları var.
Danıştay'da aynı. İdare hakkında açılan on binlerce dava sırada bekliyor…
Adli ve idari mahkemeler derseniz, onlar da bu davalarla dolu. Her biri yakında sizlerin önünüze gelecek.
Örnek mi, adli yargıda açılmış olan ve sayısı binlere ulaşan cumhurbaşkanına hakaret davaları… Ve mahkemelerde karara bağlanan, ancak Yargıtay'da bekleyen
(sayısı bilinmeyen) önemli davalar.

* * *

Unutmayın, siz son davranışınızla yüksek yargının başkanları olarak Türk siyasetinde açıkça taraf oldunuz.
Anayasa ve yasaları, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerini açıkça, paspas gibi çiğnediniz.
Kendisi bizzat siyasi taraf olan dünya liderimizin yanında saf tuttunuz, muhalefete yüklenmesini bile göz göre göre alkışladınız.
Bunu yapmamanız gerekirdi.
Büyük bir yanlışa düştüğünüzü, adalet adına yakışıksız davrandığınızı, yüksek yargıya gölge düşürdüğünüzü itiraf etmeseniz bile lütfen kabul edin.

* * *

Ne işiniz vardı sizin Rize'de çay toplama gösterisinde?
Hemen ardından ne işiniz vardı Kırşehir'de öğrenci yurdu açılışında?..
Üstelik onun siyasi suçlamalarına alkış tuttunuz.
Dikkat ediniz, sizin bu olayınızdan hemen sonra Bakanlar Kurulu sözcüsü çıktı ortaya ve şöyle dedi:
“Yargı da sayın cumhurbaşkanımıza bağlıdır!..”
Ne büyük bir pot kırdığını sonra anladı ki, hepsinin başı sıkışınca sık sık yaptığı gibi “Yani ben demek istemiştim ki” mazeretinin ardına sığınmaya kalkıştı.
Sayın dünya liderimiz ise “Ben yargının da cumhurbaşkanıyım, alışacaklar” dedi.
Siz alışırsınız belki sayın başkanlar ama “Hukuk ve Adalet” alışmaz.

* * *

Anladığım kadarıyla sizi siyasi şovlarına alet etmeyi ve gezilerine götürmeyi bundan sonra da sürdürecek ve her fırsatta kendisine alkış tutmanızı sağlayacak.
Sayın yüksek yargı başkanları…
Hayatınızın belki en büyük yanlışını yaptınız.
Büyük eleştiriler aldınız, alay konusu oldunuz, hatta hakaretlere uğradınız.
Siz bilirsiniz ama şu olanlardan ders almış olmanızı umarım.
Bundan sonra lütfen yapmayın!
Birilerinin oyununa düşüp adaleti bir daha siyasete alet ettirmeyin.
Sizin kişisel saygınlığınızı bilemem de, hiç değilse yargının saygınlığını koruyun!..
Mektuplarımı genelde “Saygılarımla” diye bitiririm ama size aynı şeyi söyleyemiyorum.
İyi dileklerimle!”
Ermeni olayı


1915 yılında Birinci Dünya Savaşı… Osmanlı ordusu yedi cephede birden savaşıyor. Cephelerden biri Doğu Anadolu. Yörede yaşayan Osmanlı vatandaşı Ermeniler işgalci Rus ordusuyla işbirliği yapıp ordumuzu arkadan vuruyor.Bu, Ermenilerin ilk isyanı değil. Daha önce gerek İstanbul ve gerekse Anadolu'nun dört bir yanında nice isyanlar çıkarıp saldırmışlardı.
Hükümetin çıkardığı bir kanunla savaş bölgesindeki Ermeniler savaş dışı bölgelere, özellikle de Suriye tarafına sürgün edildiler.
Adına tehcir (toplu göç) denilen bu uygulama öncesinde ve sonrasında vuruşmalar oldu, iki taraftan on binlerce insan can verdi.
Türkler Ermenileri kesti, Ermeniler Türkleri.

* * *

Doğu Anadolu'da yıllarca tam bir vahşet yaşandı. İşin ilginç yanı, Türkleri bu Ermeni saldırılarından çoğu zaman koruyan da işgalci Rus ordusu idi.Ermeni olayının en kısa açıklaması şöyledir:
Karşılıklı vuruşma oldu. Onlar ordumuzu arkadan vurdu, biz de onları vurduk.
Tehcir öncesinde ve sonrasında elbette üzücü olaylar oldu ama başka çare yoktu.

* * *

Efendim dünyanın pek çok ülkesinde parlamentolar karar alıp “Ermeni soykırımını (!)” tanıyormuş, bugün aynı karar belki Almanya'da alınacakmış, hiç dert değil.İstedikleri kararları alsınlar.
Ortalıkta soykırım falan yok.
Eğer olsaydı devlet İstanbul'da yaşayan yüz binlerce Ermeni'yi de sürgün eder, kesip biçerdi. Savaş bölgesi dışında kalanlara asla dokunulmadı.
Birinci Dünya Savaşı'nda bir kavim kendi devletine isyan etmiş, savaştaki ordusunu arkadan vurmuş, binlerce Mehmetçiği şehit etmiştir.
Onlar kınadı diye tarihin gerçekleri değişecek değil.

* * *
Emin Çölaşan'ın notu: Bugün Başkent Hastanesi'nde iki önemli randevum var. Dolayısıyla epeyce yoğun olacağım, yazı yazmaya zaman ayırmak mümkün olmayacak. Sizlerden özür diliyorum.



__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla