Tekil Mesaj gösterimi
Eski 03.06.16, 12:06   #1
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Karanlık bir dönemden geçiyoruz.



Karanlık bir dönemden geçiyoruz.

Hem de zifiri karanlık.

Komutanlar tutsak. Komutanlar terörist sayılıyor; ama PKK, vatanını savunan gerilla konumunda.

Devlet, kapalı kapılar arkasında canilerle görüşüyor ama adam yerine koyup Türk subayının düşüncesini soran yok. Katiller bir taraftan cinayet işliyor, bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pazarlık yapıyor.

PKK, elinde Amerikan silahı, önüne çıkanı öldürüyor. Köyleri basıyor. Fabrikaları yakıyor. Adam kaçırıyor. Ama o darbeci sayılmıyor. O darbeci değil. O Savaşçı. Bir halk savaşçısı o…

Peki, ya darbeci… Darbeci kim??? Kim darbeci???

Darbeci… Milletin oylarıyla, milletin vekili seçilen Mehmet Haberal’lar, Mustafa Balbay’lar…

Eli kalem tutanlar, yazarlar, gazeteciler, bilim adamları, komutanlar…

Eli silah tutanlar darbeci değil. Onlar, halkı, ulusu için savaşan yurtseverler. Saygıdeğer gerillalar…

Günümüzde 40 bin kişinin katiline “Sayın”, ömrünü vatanına adamış, ülkesinin güvenliği için çoluğundan çocuğundan uzakta, dağlarda, denizlerde görev yapmış paşalara, komutanlara hain deniliyor…

Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Karanlık…

Hem de zifiri karanlık.

Yer kara, gök kara. Kapkara bulutlarla kaplanmış yurdumuz…

Bombalar artık başkentimiz Ankara’nın göbeğinde patlamaya başladı. Oslo’da PKK ile görüşme yapanların bombaların metropollere yerleştirildiğinden haberi vardı. Bunu militanların yüzüne açık açık söylüyorlardı, okuduk. Ama önlem alınmadı.

Ankara’daki patlamadan sonra şimdilik biri kadın üç şehidimiz var. Yine şehit cenazeleri kalkacak… Yine anaların, babaların, eşlerin, çocukların gözyaşı akacak. Ve biz hâlâ bu canilere “SAYIN” diye hitap edeceğiz. Böyle giderse evlerimizi de basar bunlar yakında. Zaten Rumlar, Türk hükümetinin uyarılarına kulak asmayarak, karasularımıza girdiler. ABD ve İsrail’in desteğinde Akdeniz’de petrol aramaya başladılar bile.

Bütün bunlar olup biterken, Muhalefeti, iktidarı ile milletin vekilleri, olup biteni seyrediyor sadece. Bakıyor şimdilik. Fıkrada anlatıldığı gibi, “Bakalım, ne olecek?” diyor şaşkın şaşkın.

Çünkü (KHK), kanun hükmünde kararnamelerle yüce Meclis çalışamaz duruma getirildi. Sevgili Bekir Coşkun’un deyişi ile “Millet kul, milletvekilliği çul” oldu.

Eline KHK silahını geçirdi. İktidarın “Astığı astık, kestiği kestik” şimdi. Dilediği yasayı çıkarıyor, dilediğini kaldırıyor. Sıra “AKP’yi kapatma Davası”nın rövanşı”nı almaya geldi. “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada görevlendirilen savcıların kimler olduğu” araştırılıyor artık…

KHK’larla Atatürk, Türklük, Türk ulusu, Türk milliyetçiliği yok ediliyor. Ders kitaplarından Atatürk posteri ve onun “Gençliğe Hitabe”si kaldırıldı. Sayın Rauf Denktaş’ın deyişi ile “Kimin neresine batıyor” Hitabe?

Tarikatçılar, tekkeciler çekirge sürüsü gibi sardı dört bir yanımızı. Ellerinde ,“Çocuğumun varlığı hiç kimsenin varlığına armağan olmasın. Andımız ve Milli Güvenlik dersi kaldırılsın” diyen bir Mazlum-Der grubu, Atatürk’ten, “Ölmüş, gitmiş bir komutan” diye söz ediyor. Yakında Çanakkale şehitlerinin mezarlarını buldozerlerle dümdüz edip, yerine çok katlı binalar inşa ederlerse sakın şaşırmayın…

Tüm dünyanın hayran olduğu, başbakanların, elçilerin önünde eğildiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri şimdi nasıl sızlamasın?

Vakit daralıyor. Zaman kalmadı. Bir avuç işbirlikçi, hain yönetici dışında, vatanını seven CHP’li, MHP’li, AKP’li tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum…

Yani Türk ulusuna sesleniyorum.

Yani bu ülkenin gerçek sahiplerine, tabana sesleniyorum:

Vatanımıza sahip çıkalım. Vatan parçalanıyor. Vatan lime lime ediliyor. Vatan elden gidiyor. Eşkıyalar topraklarımız üzerinde horon teperek birbirini ağırlıyor, birbiriyle kucaklaşıyorlar…

“İzdivaç programlarından, yarışmalardan, narkoz etkisi yapan, uyuşturucu pembe Türk dizilerinden başımızı kaldırıp, şöyle bir çevremize bakalım. İşbirlikçi, yalaka gazeteleri, televizyonları protesto edelim. Almayalım. Satmayalım. Seyretmeyelim. Biraz da yurtseverlere kulak verelim. Direnenleri görelim. Direnişleri, direnişçileri destekleyelim.

Düşman kara sularımıza, dağlarımıza girdi. Özgürce, serbestçe dolaşıyor. Karışan yok, müdahale eden yok. Düşmanla mücadele edileceği yerde müzakere yapılıyor.

Vakit daralıyor sevgili ulusum. Vakit daralıyor sevgili halkım. Zaman kalmadı.

Kurtuluş Savaşında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Akif gibi ayrı görüşten kişiler, nasıl Mustafa Kemal Atatürk’ün çevresinde birleşip bütünleştilerse, bizler de yeni bir MÜDAFA-İ HUKUK oluşumunda bir araya gelelim…

Kara kapkara bulutlar ancak böyle dağılır.

Çocuklarımızın geleceğini karartıyorlar. Çocuklarımızın geleceğini satıyorlar.

Türkiye’den başka gidecek yerimiz yok. Türkiye’den başka vatanımız yok bizim…

Ali Eralp
İLK KURŞUN
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla