Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.07.16, 01:09   #231
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: TSK: Ordu Yönetime Bütünüyle El Koydu

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Dilaver Mesajı göster


Neresinden tutulursa tutulsun bakılırsa bakılsın bu noktaya gelineceği belliydi.

Başkanlık sisteminin önünü açmak için komplo? Olur mu olur.

Fetö? Olur mu olur..

Ordu içindeki akepe karşıtı subay ve komutanlar? Olur mu olur?

At izi it izi birbirine karıştı..

Milletin aklını karıştırdılar.
...


Ne yazık ki;

Neyin ne olduğunu anlamak için bakılması gereken nokta; A.B.D..... Basın sözcüsü açıklama yapmadı.

Bence onlar da nefeslerini tuttular, bekliyorlar, acaba olur mu?

Devlet Bahçeli açıklama yaptı.

K. Kılıçdaroğlu'da açıklama yaptı.
...

Ben de bir açıklama yapayım ...

Ankara ve İstanbul u almakla darbe yapılmaz, gerçekleşmez.

10 tane tankla , Ankara da uçaklar ve helikopterlerle, köprülerle bu iş olmaz..

Beklenmedik, hesap edilmeyen, hazırlıksız yakalanılan bir durum.

Bu hepsi..

Sokaklarda kargaşa çıkarılmak isteniyor.

Kan dökülmek isteniyor.

Kaos yaratılmak isteniyor..

Bu kaos kime yarar?

Bana yaramaz..

Başkanlıkta gözüm yok..
....

Yarın sokaklardaki kalabalıklar yazılı görsel basında boy boy...

Başlık; Milli İrade...

Peh pehh pehhh....

......

Ben darbeye benzetemedim bu işi..

Ama birisi fena tırstı, bu kesin...




Bu darbe girişimi kesinlikle AKP-Cemaat İttifakı’nın Erdoğan'a Başkanlık yolunun açılması,TC devletinin yıkılıp yerine şeriat devletinin kurulması için yapılacak referandumlarda AKP'nin oy potansiyelinin yeterli seviyeye çıkartılması için planlanmış bir kumpasın kuruluşunun başlangıcıdır,daha önce Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi bu kumpasla da bütün devlet kurumlarında,muhalif siyasi partilerde,medyada,orduda,yargıda,ne kadar Atatürkçü,milliyetçi,laik,vatansever varsa hepsinin temizlenmesi amaçlanmıştır ki,sözde darbe sözde halk tarafından bastırıldıktan hemen sonra hemen temizlik hareketine girişilmiş binlerce kişi göz altına alınmıştır.

Eğer bu başarılı olma amaçlı bir darbe girişimi olsaydı, ilk başta muhtemelen şu iki şey gerçekleşirdi: Birincisi, TSK 80'de olduğu gibi ansızın harekete geçerdi ve ikincisi, "tüm güçleriyle" saldırarak devlet kurumlarını, basın organlarını ve hatta uydu olmak üzere birçok stratejik yeri ele geçirirdi. Dünkü saçmalık ile 80 darbesi arasında bir kıyaslama yapacak olursak, TSK tümden saldırmadı. Aksine TSK kendi içinde bu harekete kalkışanların biletini kendisi kesti. Yalnızca azınlık bir grup, göstermelik olarak TRT, Cnn Türk gibi bazı kanalların binasını bastı, uydulara karşı bir girişimde bulunulmadı. Sanki Türkiye 80'de olduğu gibi yine tek televizyon kanalına sahipmiş gibi, insanların zihnindeki o meşhur Kenan Evren'in TRT konuşmasını canlandıracak şekilde TRT'de göstermelik bir bildiri okundu. TRT'nin okuduğu bildiride "Atatürk", "Laiklik", Yurtta sulh cihanda sulh" gibi laikleri işaret eden laflar ısrarla tekrar edildi, "kutupları ne kadar ayırsak kârdır" mantığıyla hareket edildi. Bu bildiri adeta "Madem kötüyüm öyleyse neden kumar oynadıktan sonra namaz kılan babaannemi kemerle dövmüyorum" diye konuşan kötü adamların olduğu gerizekalı STV dizileri gibi kör göze parmak sokarcasına "aha darbe yaptık ve düşmanınız biziz" diye bağırıyordu İkincisine gelecek olursak, evet ansızın harekete geçildi. Fakat sabah ezanı saatinde değil, sabahın ilk saatlerinde değil... Gece 10-10 buçuk gibi, herkesin çoktan işten eve gelip uyanık olduğu, televizyon veya internet başındayken her şeyden alenen haberdar olabileceği çok amatör bir saatte harekete geçildi. Sabahtan ve tan vaktinden itibaren havada dolaşması gereket jetler, nedense insanların en uyanık ve en televizyon başında oldukları saatte havadaydı. Akşam 10.30'dan, insanlar uyuyana kadar alçak uçuş yaparak seslerini iyice duyurdular, bazen ses bombası, bazen gerçek bomba attılar, bazense helikopterlerden ateş edildi, iyice gürültü çıkardılar ve haliyle insan da öldürdüler. Tüm bunlar sabah olduğunda kesildi. Yani gerçek bir darbenin esas başlaması gereken saatlerde, bu göstermelik darbe şovu bitiyordu.

AKP-Cemaat İttifakı’nın “Ergenekon Komplosu Darbesi”ni seçim meşruluğu perdesi ile örtmesi, bugünkü AKP iktidarının meşru olduğu anlamına gelmez. AKP iktidarı 2002 yılında kazandığı seçim de dahil, aslında hiçbir seçime girmemesi gereken bir partidir. Ergenekon Komplosu 28 Şubat 1997 darbesinden hemen bir yıl sonra devreye konmuş ve 2002 yılına kadar, AKP-Cemaat İttifakı birçok suikast ve terör eylemi gerçekleştirmiştir. Bu suikast ve terör eylemleriyle ilişkili olan bir partinin seçimlere girmesi, bırakalım demokratik bir anayasayı, yürürlükteki anti-demokratik anayasaya da aykırı bir durumdur. Ama buna rağmen AKP seçimlere girmiş ve konjonktürün de yardımıyla birinci parti olmuştur. Ancak bir sorun var: Halk söz konusu ittifakın 2002 öncesi terör eylemlerinin (Pınar Selek komplosu çerçevesinde Kapalı Çarşı’ya konulan bomba, yine Mavi Çarşı katliamı, Ahmet Taner Kışlalı suikastı, Gaffar Okan suikastı, Üzeyir Garih cinayeti, Necip Hablemitoğlu cinayeti vs) farkında olmuş olsaydı, bu partiye bu oyları verir miydi?

Peki Kasım 2003 yılındaki İstanbul terör eylemlerinin arkasında bu iki örgütün olduğu açığa çıkarılmış olsaydı, Şemdinli’de Kasım 2005 yılında Umut Kitapevi’nin bombalanmasındaki rolleri açığa çıkmış olsaydı ve yine Hrant Dink Suikasti’nden Zirve Yayınevi katliamına kadar olan ve bunlarla birlikte KCK tutuklamalarını yapmak için organize edilen ve KCK’nın üzerine atılan Diyarbakır Koşuyolu ve Dersahane katliamlarının ve de Ankara Kumrular katliamının arkasında bu iki örgütün olduğu açığa çıkarılmış olsaydı, AKP 2007 seçimlerini kazanabilir miydi? Aynı şekilde, ortada darbe girişimi olmadığı halde sahte delillerle varmış gibi gösterilen bir komplo açığa çıkartılsaydı, Nisan 2009 yılındaki Münevver Karabulut cinayetinin altında bu iki örgütün olduğu açığa çıkartılmış olsaydı ve yine Güngören’de KCK operasyonlarını yapmak için organize edilen terör eyleminin altında AKP ve Cemaat’in terör örgütü olduğu açığa çıkartılsaydı, AKP 2011 seçimlerini kazanabilir miydi?

Bu yukarıda belirttilen terör eylemlerinden sadece birisiyle ilişkisinin çıkarılması dahi bir partinin seçime girmesinin engellenmesiyle birlikte kapatılması için yeterlidir. Ancak bırakınız bir tek eylemi, bu iki örgüt rejime karşı adeta bir iç savaş örgütlemelerine karşın, ellerini kollarını sallayarak seçime girmekle kalmamışlar, bu eylemleri düşmanlarının üzerlerine yıkarak ve kendilerini mağdur gibi göstererek, seçimleri manipüle etmişlerdir.

Fethullah Gülen Cemaati, birçok soruşturmadan “silahlı örgüt” olmadığı için kurtulmuştur. Halbuki devletin en önemli silahlı gücünü, yani Emniyeti neredeyse kontrol eden bu örgüt, en büyük silahlı terör örgütlerden biri olmasına karşın, “silahsız bir örgüt” muamelesine tabi olmuştur. Bu örgütün devlet olanaklarını ama özellikle de Emniyet’in olanaklarını kullanarak işlemiş olduğu birçok terör ve cinayet, Yargı ve Emniyet’teki örgütlenmelerinden dolayı hasıraltı edildiği için ve bu örgütün silahlı eylemlerine ulaşılamadığı için, bu örgütün silahsız bir örgüt olduğu algısı ve anlayışının oluşmasına yol açmıştır. İlk önce kamuoyunun bu yanılgıdan kurtarılması gerekmektedir. Fethullah Gülen Cemaati ve AKP, özünde birer terör örgütüdür.

Bu iki örgüt devlet olanaklarını kullanarak, Kemalist rejime ve halk güçlerine karşı suikast, bombalama eylemleri, sahte delil ve evrak üretimi gibi yöntemlere başvurarak ve medyayı da psikolojik hareket yöntemlerine göre kullanarak ve de bunları seçimlerin manipülasyonuna bağlayarak, haksız siyasi kazanç elde etmişlerdir, ki bu bir devlet darbesidir.

AKP-Cemaat İttifakı, toplumda “kendilerine karşı darbe yapıldığı” görüntüsü oluşturarak, bu “darbeyi bastırma” görünümü altında darbe yapmışlardır.

**

Ancak bu konuda yetenekli olmalarına rağmen AKP-Cemaat kumpas darbesi çok acemice planlanmış,bunun AKP-Cemaat ortaklığında yapılmış bir darbe senaryosu olduğu kabak gibi ortada.

Bu senaryoyu bütün dünyaya yuttururum zannetti ama yanıldı,şimdi hapı yutan kendisi oldu,ilerideki günlerde ne AKP kalacak ne de Erdoğan.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.