Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.07.16, 14:58   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1430
Mesajlar: 7,316
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32415
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Can Dündar; "Bu Türkiye'de Büyük Bir Cadı Avının İşaretidir"

Alıntı:
Darbe girişimi cuma akşamı gerçekleşti. Pazar akşamı, tutuklanacak 73 gazetecenin tutuklanacağını belirten bir liste hükümet yanlısı bir sosyal medya hesabından sızdırıldı. Listenin başında ismim yer alıyordu.

Üç gün içinde 20 haber portalına erişim engellendi, ve 24 haber ve radyo kanalının lisansları iptal edildi. Meydan gazetesine baskın yapıldı ve iki editörü göz altında alındı. (24 saat sonra bırakıldılar.) Listede ismi bulunan gazeteci Orhan Kemal Cengiz, dün havaalanında eşi işe birlikte tutuklandı.

Zaten büyük ölçüde hükümet kontrolünde olan medyada muhalif sesleri duymak neredeyse imkansız hale geldi. Avrupa insan hakları sözleşmesi, yeni bir duyuruya kadar askıya alındı. Ülkenin üstünü bir korku bulutu kaplamış durumda.

Bu hafta başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 aylık sürecek olağanüstü hali ilan ettiğinde "hiçbir şey değişmedi." diye düşündüm. Geçmişte meydana gelen bütün darbelerle ilgili belgeseller üretmiş, ve son üçünü de bizzat yaşamış bir gazeteci olarak, başarılı olmuş bir darbenin getireceği rejimin ne kadar korkunç olabileceğini çok iyi biliyorum. Buna karşın, başarısız olan bir darbenin erdoğan'ı iyice güçlendirip, onu hızla baskıcı yöntemlere iteceğini de görüyordum.

Türkiye'de siyaset her zaman bir sarkaç gibi hareket etmiştir. camiden kışlaya doğru sallanır, ve daha sonra geri döner. Camiye fazla yaklaştığında, asker müdahale ederek onu tekrar kışlaya çekmeye çalışır.

Kışlanın laiklik baskını arttığında da, caminin gücü artmaya başlar. Bu sistemde, olan her zaman bu ikisinin arasında duran eğitimli demokratlara olur.

Neden bu ikilemden bir türlü kurtulamıyoruz? bu açıklaması kolay; fakat çözmesi zor bir sorun. Sivil toplumun olgunlaşamadığı, muhalefetin zayıf olduğu, medyanın sansürlendiği, sendikaların, üniversitelerin ve yerel mercilerin etkisiz kılındığı bir ülkede, laikliğin en güçlü ve tek koruyucusu maalesef her zaman ordu oldu. Ordu, her daim ülkedeki modernliğin tek koruyucusu olduğu iddiasındaydı. Buna karşın, ordunun gerçekleştirdiği her girişim demokrasiye zarar vermekle kalmadı, aynı zamanda radikal islam'ın da kuvvetlenmesine sebep oldu.

Darbe karşıtlarından birinin cenazinde oluşan görüntü bu durumu çok iyi anlatıyor.

Cumhurbaşkanının da bulunduğu cenaze töreninde imam "her türlü şerden ve şerliden sen bizleri muhafaza eyle yarabbi. bilhassa okumuşların şerrinden bizi muhafaza eyle yarabbi" diye dua ediyor. Ve kalabalık da "amin" diye bağırarak karşılık veriyor.

Yani geçen hafta gerçekleşen darbe girişimi, yüzlerce yıllık bu salınımın son örneğiydi. Fakat aynı zamanda en fecilerinden biri haline geliyor. 15 temmuz'daki girişim sırasında, kalabalıklar saat başı camilerden yapılan çağrılara kulak verdi. Bir yandan "allahu ekber" diye bağırırken, bir yandan askleri linç ettiler. Türkiye bayraklarının yanında yeşil islam bayraklarını sallarken "'idam geri gelsin" diye bağırıyorlardı.

Sadece gazetecilerden değil, karşıt görüşe sahip çok çeşitli kişilerden oluşan listeler derhal dolaşıma girdi. 10000 polis, 3000 hakim ve savcı, 15000 eğitimci ve tüm üniversite dekanlarının da aralarında bulunduğu 60000 kişi ya işlerinden oldu, ya da tutuklandı. Sayı her geçen daha da büyüyor.
1980 darbesinden bu yana yasaklanmış olan işkence tekrar su yüzüne çıktı.
2002'de kaldırılan idamı geri getirmek için yeni bir kampanya başlatıldı. Bu cumhuriyet tarihinde görülmüş en büyük cadı avı.

Peki bu ne anlama geliyor? Bu, ilan edilen ohal ile birlikte yasama organının kısa süre içinde büyük ölçüde etkisiz hale getirileceği, yetkilerin yürütmeye doğru kanalize edileceği, adil yargılamanın engelleneceği, ve medya üzerinde baskının artacağı anlamına geliyor.

Erdoğan, meclisin karar vermesi halinde idamın geri gelmesini onaylayacağını açıkladı.

Türkiye avrupa ailesinden zaten dışlanmış durumdaydı. Eğer Erdoğan blöf yapmıyorsa, idamın geri gelmesi, aranın iyice açılmasına sebep olacak.

Cuma günü darbe girişiminde bulunan askerler, anlaşılması güç bir şekilde sadece Asya'dan Avrupa'ya giden yolları bloke ettiler. Rusya, Katar, Suudi Arabistan ve İran'a giden yollara ise dokunulmadı.

Bu karar aynı zamanda Türkiye'nin Asya'ya sıkışmışlığını sembolize ediyor. Avrupa kapıları yavaş yavaş kapanıyor.

Şimdi ise bazı sorunlarla baş başa kalmış durumdayız. Tamam, askeri darbeyi püskürttük; ama polis devletinden bizi kim koruyacak? Tamam, "okumuşların şerrinden" (her ne demekse) korunuyoruz; ama cehaletten kendimizi nasıl koruyacağız? tamam, orduyu kışlaya geri yolladık; ama siyaseti camilerden nasıl çıkartacağız?

Son sorum şu an kendi sorunlarıyla boğuşmakta olan Avrupa'ya; Erdoğan "mültecilerin anahtarını" elinde tuttuğu için bu olanları yine görmezden mi geleceksiniz? Yoksa desteğinizin sebep olabileceklerinden utanıp modern Türkiye'den yana mı duracaksınız?
Can Dündar "The Guardian" da yazdı. https://www.theguardian.com/commenti...an-europe-help

Tercüme - Ekşisözlük Yazarı "Razorhead" can dündar: https://eksisozluk.com/entry/61917161 @sozluk
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti