Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.08.16, 18:24   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Temel İnsan Hakları ve Bir Anayasa

TEMEL İNSAN HAKLARI VE BİR ANAYASA

Temel insan hakları dendiğinde; demokrat olan, demokrasiye gönül vermiş, ülkesi demokrasi ile idare edilen seçkin, devlet adamlığı nosyonunu bünyesinde absorbe etmiş şahsiyetlerin üzerinde en çok durduğu yargı bağımsızlığıdır.İnsan hak ve hürriyetleridir.. Bu söylemin ifade ettiği ise; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, işçi hakları,, bireysel ve kurumsal haklar ki, bu kavramlar toplamı, "temel insan hakları" olarak anılır, vurgulanır.

Temel insan haklarının var olduğu ülkeler büyük ölçüde, hani bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesine çıkmış olurlar.


Hukukun bağımsız, bağlantısız olduğu ülkelerde yüksek yargının Yargıtay, Danıştay, Sayıştay gibi yüksek mahkeme başkanları siyasi kişileri ayağa kalkarak karşılamazlar, Türkiye ülkesinde her konuyu yozlaştırmış, başkanlık isteyen birinin siyasi şovu olan çay toplama seremonisine katılmazlar!




Türkiye temel insan hakları kavramının tümünden 14 yıldır bilerek ve planlı şekilde geri bırakılmış, ağır aksak işleyen demokrasi ve Cumhuriyet ve onun ilkeleri ile, Türk ulusunun yaşamına, idari yaşamına girmiş Atatürk öngörüleri, 14 yıldır AKP dönemi ile hayatın her alanından kaldırılmaya çalışılmış, 15 Temmuz darbe kalkışması ile ulvi, milli ve devletin ilkeleri ve demokrasi, hukuk hatırlanır olmuş derken, KHK ler ve OHAL yasaları ile devlet adeta tarumar edilmiş TSK dahil bir çok kurum yeniden dizayn edilmiş ve AKP’nin 14 yıldır yapamadığını darbe kalkışması da vesile kılınarak ve fırsat bilinerek devletin güvenliği ve geleceği hiçe sayılarak şimdi ve gelecekte AKP’lileştirmenin yolu açılmıştır..


Bir başkanlık ve yeni anayasa istem ve söylemi, Türkiye gündeminin son zamanlarda en çok konuşulan konusudur.. Çok daha ciddi ülke sorunlarının Türk milleti nazarından kaçırılması için başvurulan bir metot olarak ortada durmaktadır.. Ana muhalefet konumundaki CHP’nin genel başkanı, bir önceki profili düşük başbakan Davut’un oğluna sormuştur! Bu anayasa ile yürütemediğiniz veya hükümetinize engel ne vardır? El cevap hiçbir şey! O zaman anayasa ile ne oynarsınız? Yeni anayasa ile ne hedeflersiniz?


Hedeflenen, başkanlık, tek adamlık ve diktatoryadır!!



Türkiye’de AKP ve onun kirli siyaseti ile ünlenen yöneticilerinin istedikleri nedir? Çok meftun oldukları Osmanlı, Osmanlı’nın kırma ve melez idarecilerini ataları sayanlar, acaba şöyle bir anayasa mı istemektedirler? 1299-1920 arası 623 yıl süren Osmanlı devleti kuruluşundan tam 577 yıl sonra Padişah fermanları ile idare edilirken o günlerin modasına uyarak 23 Aralık 1876 yılında Kanun-i esas-i adı ile güya bir anayasa ihdas etmişlerdir..
Günümüzde imam Tayyip hazretleride bir anayasa istiyor ama tıpa tıp 1876 yılında ihdas edilen anayasa gibi.




Kanun-i Esasi’nin başlıca maddeleri nelerdir?

*Osmanlı Devleti’nin resmi olan dili Türkçe olacaktır.




(Osmanlıda Türkçe şuurunu yitirmiş, sarayda ve erkânında Arapça, farsça karışımı bir dil ki, adına Türkçe demek mümkün değil, bu dilin bu gün Osmanlıya bayılanlar tarafından öğrenilmesi ve öğretilmesi için çabalar az değildir..)


*Mebusan meclisi, kendi içerisinde üyelerini halk içerisinde her elli bin kişiye bir vekil tayin edilecek şekilde seçilecektir.


(Bu seçilmesi gerekecek olanların gerçek halkla ilgisi yoktur, saraya ve padişaha yakın olanların Mebusan meclisine girmesi olasıdır. Tıpkı bu gün kaçak kara saray sakininin yaptığı ve istediği gibi..)

*Ülkedeki yürütme yetkisi padişahın kararına ve başkanlığına bağlı olarak Heyet-i Vekile’ye (şimdiki Bakanlar kuruluna tekabül etmektedir) ait olacaktır.


(Yani şimdilerde Türkiye’de başkanlık hayal edenlerin istediği gibi hükümranlık Osmanlı’da Padişahta, Türkiye’de günümüzde Hazreti imam Recep Tayyip Erdoğan’da olacaktır..)

*Topraklardaki saltanat makamı ve hilafet makamı Osmanoğulları soyundan gelen en büyük erkek üyeye ait olacaktır. Sadece padişah seçebilecektir. Bu seçim işlemi padişah vefat edinceye kadar sadece onun tayin yetkisi altında kalacaktır.


(Günümüz Türkiye’sinde hazreti Tayyip Erdoğan da çok başlılığı tek başlılığa endekslemek istediğinden aynı şeyleri istemektedir..)

*Ülkedeki yasama yetkisi ve görevi Mebusan meclisinde ve ayan meclisinde olacaktır.


(Mebusan ve Âyan Meclisi üyelerini ise Padişah hükümranlığı belirleyecektir. İmam Tayyip hazretleri de aynen böyle yapıp devamını sürdürme adına başkanlık istemi ile pekiştirmek istemektedir..)

*Devlet içerisinde bir düzensizlik ya da bir problem yaşandığında, padişah duruma istediği biçimde el atarak polisler vasıtasıyla bir takım araştırmalar yaptıktan sonra eline ulaşan bilgiler neticesinde suçlu gördüğü kişileri ya da devlet içerisinde potansiyel zarar verici olarak gördüğü kişileri kendi üstünlüğüne göre sürgüne gönderme hakkına sahip olacaktır.


(İmam Tayyip hazretleri de fiilen bu gün Türkiye’sinde böyle yapmaktadır..)

*Kanun-i Esasi‘nin geçerli olduğu andan itibaren kişinin bireysel özgürlüğü, yasal eşitlik hakları, dini inanç özgürlüğü, mülkiyet hakları, dilekçe hakları, konut dokunulmazlığı, basın özgürlüğü, eğitim özgürlüğü ve vergi özgürlüğü gibi pek çok şekilde örneklendirilebilecek temel hak ve özgürlükleri ön planda tutulacaktır..
(Diyor ama her şey yine Padişah hazretlerinin hükümranlığını ber taraf etmiyor, tıpkı imam Tayyip hazretlerinin Türkiye’sinde olduğu gibi..)

*Osmanlı Devleti’ne ait resmi olacak din İslam olacaktır. Buna bağlı olarak çıkarılan yasalar ve uygulanan yasalar İslam dinine aykırılık içeremeyecektir. Kanunlarla ilgili bir teklif aşaması olduğunda bu teklifleri sadece hükümetin kendisi yapacaktır.


(E günümüz Türkiye’sinde imam Tayyip hazretleri ve şürekâsı da böyle diyor, böyle istiyor.. O zaman bu kanun-i Esasiyi günümüz Türkiye’sine AKP anayasası diye yazmalı!)

*Mebusan meclisi üye seçimleri her dört yılda bir tekrarlanacaktır.


(İki yılda hatta 3 ayda bir tekrarlansa ne olur? Hükümranlık tek kişide olduğu sürece!)

*Hükümetin sorumlu olduğu mercii, Meclis değil padişahın ta kendisi olacaktır.
(Günümüz Türkiye’sinde imam Tayyip hazretleri de aynen böyle istiyor..)

*Padişah kişisel isteklerine göre meclisi kapatabilme ve yeniden açabilme yetkisine sahip olacaktır.


(Sanki günümüz Türkiye’sinde imam Tayyip farklımı düşünüyor..)

Sanırım yeni anayasa ve başkanlık sistemi isteyenlerin istemleri ile Kanun-i Esas-i aynı şey!


Belki kanun-i esas-i Osmanlı’ca yazılmıştı, yeni anayasa günümüz Türkiye’si Türkçesi ile AKP anayasası olarak yazılacaktır.


Tüm yazıp anlatmaya çalıştıklarımızın içinde temel insan hakları kavramı ve demokrasi değerleri var mı?


2.08.2016 /Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.