Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.08.16, 22:24   #2
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Genelkurmay Başkanı’na açık mektup

Bu darbe girişiminde bir takım tuhaflıklar, gariplikler var.

Emin Çölaşan'ın bu yazısından 15 Temmuz darbe girişiminin AKP-FTÖ yapılanmasının kendilerine muhalif olanları temizleyip yerlerine kendi adamlarını alarak devleti tamamen ele geçirmek ve orduyu bir daha darbe yapamayacak duruma getirmek için hazırlanmış bir kumpas olduğu intibağını edindim.

Bizim şimdiye dek yaşadığımız darbelerin hiçbirisine benzemiyordu… Bu, şimdiye dek yapılan darbelerin en kötü hazırlanmış bir versiyonu, sürümü idi!!!…

Gizemli, kuşkulu, bilinmeyenli, sır dolu bir yapılanmaya sahipti…

Kalkışma, tüm darbelerin aksine alacakaranlık yerine, akşam saatlerinde başlatılmıştı…

İnsansız TBMM bombalanıyordu…

Darbenin hedefinde olan kişiler demeçler veriyor, tehditler savuruyor, televizyonlarda boy gösteriyor, kanal kanal geziyorlardı…

Her patlamadan sonra “yayın yasağı” getiren iktidar bu kez, darbeyi halka “canlı canlı” izlettiriyordu… Canlı yayın yapıyordu…

Alçaktan uçan uçaklar, bombalar, helikopterlerden atılan mermiler, köprü, TV işgalleri, Genel Kurmay Başkanının teslim alınması karşısında bile tüm yetkililer, bakanlar, başbakanlar gayet serinkanlı, sakin, hatta gülümseyen yüz ifadeleri ile demeçler veriyorlardı…

İşin daha ilginç yanı, geride o kadar emniyet görevlisi, ordunun zinde güçleri varken, Cumhurbaşkanı, halkın sokaklara çıkmasını söyleyerek, onları isyancılara karşı direnmeye çağırıyordu…

Türkiye'de ne kadar siyasi parti lideri varsa tamamına yakını darbe girişiminin varlığını kabul edip darbe karşıtı paralel örgüt karşıtı söylemler üretiyor, ne kadar medya varsa yine aynı yönde yayınlar yapıyor

Bu iki kadim dost yani Erdoğan ile Gülen, bu saatten sonra düşman olmuş olabilir mi? Yoksa izlediklerimiz, yok olmak üzere olduklarını anlayan bir ihanet birlikteliğinin birbirine düşmüş hali midir? Yani bunca işi birlikte yapanlar bunca zaman sonra, senden oldu, benden oldu kavgasına girişmiş olabilirler mi? Bu iki insan BOP'a evet diyerek kader birlikteliği yapmamış mıydı? Şimdi bu kader birlikteliklerini sonlandırabilecek düzeye ilişkilerini nasıl taşımış olabilirler? Yani 12 yıl ortak ticaret yapmış insanlar bile olsalar pek çok gayri meşru işe bulaşmış olsa ortaklardan birisi sence bu kadar biri diğerinden ayrılabilir miydi ki Devlet işlerinde ortak olanlar bu kadar kolay ayrılsın?

Paralel Yapının; Devletin Kadrolarına Sızmasını Sağlayan İktidardan Paralelle Mücadele Etmesini Beklemek SAFDİLLİK Değil midir?

Hangi açıdan bakarsak bakalım bunlar birbirine düşemez. Çünkü neredeyse bütün suçlar neticede birlikteyken işlenmiş. Biri planı yapmış öbürü talimatı vermiş, diğeri suç olduğunu bile bile fiili işlemiş, bir diğeri ise yapabilmelerine imkân sunmuş ve göz yummuş. Bu Kabahatler işlenirken bir Başbakanın bütün bu olandan bitenden haberdar olmaması asla mümkün değildir. Düşünsenize İç İşleri Bakanı, bir ilin Valisine kumpas kuruyor, ama Başbakan benim haberim yoktu diyor. Bu olaydan haberdar değildim diyen adam bir Başbakan olabilir mi? Eğer gerçekten haberi yoksa ve hala Başbakansa derhal istifa etmesi gerekmez mi? Kendinden haberi olmayanların ülke yönetmesi caiz midir? Burada kesinlikle bir kavga söz konusu değil aslında, ama inandırıcı olması bakımından pek çok argümanı mizansenlerine eklemek zorunda kalıyorlar. Bu argümanları ekledikçe de aslında bir darbeden ziyade kurgu mizansen olduğunu daha net ortaya çıkartmış oluyorlar.

Peki ya üst düzey rütbeli paşalar vs Onların neden sesi çıkmıyor? Bak şimdi ihtilalin başkomutanı olarak gösterilen isim kim? Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve halen YAŞ Üyesi olan Akın Öztürk. Peki, kim bu herif? Korgeneral iken yaş haddini aştığı ve belki de akli melekelerinde problem olabileceği düşünüldüğü için emekliliği istenen bir isim. Düşünün şimdi FETÖCÜ Paşa diye ifşa edilen isim; Korgeneral rütbesinde iken YAŞ Emekliye sevk etmiş. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan emeklilik süresinin uzatılmasını isteyerek Akın Öztürk Paşa'yı hayal dahi etmediği makama, Hava Kuvvetleri Komutanlığına getirmiş. Ardından da yine emeklilik süresini tekrar uzatarak YAŞ Üyeliği gibi önemli bir göreve getirilmesini istemiş. Kim Akın Öztürk Paşayı emekli etmeyip üst düzey görev verilmesini sağlamış Erdoğan. O halde bu paşa Paralelin adamı mı? Yoksa Erdoğan'ın adamı mı? Peki, şimdi bu Akın Öztürk Paşa, kime ihtilal girişimine bulunmuş? Kimi devirecekmiş? Fetullah'la bir olup, bunca iyiliğini gördüğü ve bunca zaman birlikte çalıştığı Erdoğan'ı. Kaldı ki ilk ifadesinde benim darbeyle falan ilgim yok demiş

AKP'nin bir Yıl Sonra Bu Paralelcileri Salmayı Planlamadığını Nereden Bilelim? AKP İle Cemaat Yada Paralel Su İçerisindeki Oksijen ve Hidrojen Gibidir.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.