Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.08.16, 18:55   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Toplumda Yılgınlık Yaratmak

TOPLUMDA YILGINLIK YARATMAK

15 Temmuz silahlı olarak sivil idareye bir başkaldırı idi.. Kimilerine göre darbe idi! Darbeler genelde askeri idareler tarafından ve askeri hiyerarşik düzenle ve emir komuta zinciri ile yapılırsa başarı kazanır ve sonrasında darbe yapanlar ülkelerinde ne yapılması gerekiyorsa onu yaparlar... Bu askeri yoldan yapılanıdır..

Birde sivil olarak ve silahsız yapılanı vardır ki; ülkenin temel idari sistemini, ülkenin milli ve manevi değerlerini alt üst ederek milli ilkeleri tahrip ederek yapılandır. Genelde işbaşında olan hükümetlerin başı olanlar tarafından organize edilir.. Yetki gaspları had safhada olur, kanun hakimiyeti kişi hakimiyetine endekslenir, hukuk üstünlüğü ki eğer varsa, kişi hakimiyeti ve üstünlüğü ile eşlenir..

Sivil yapılan darbelerde askeri darbelerde olduğu gibi her şey bir çırpıda değişmez, yavaş yavaş, kanıksatarak, bıktırarak, yılgınlığa düşürerek, artık eleştiri yapamaz, karşı koyamaz hale gelinceye kadar halkın usanç duyması ile birlikte sivil darbe gerçekleşir..

Sivil darbelerde liyakate bakılmaksızın kadrolar tepeden tırnağa değişir, tek kişi hakimiyetinin sultası altında ve sustalı maymun gibi ne istenirse o yapılır, ne zaman alkış istenirse bol miktarda verilir, ülke seninle gurur duyuyor diye bağırılır..Böyle bağıranlar ve hareket edenler, tescil edildiklerinde gıda kolileri ve aile nüfuslarına göre nakdi yardımlarını almaya devam ederler...

"Bıkkınlık duyarak anti demokratik olarak cefakâr, zelil bir yaşamın sürüp gitmesine etkisiz ve tepkisiz kalmak, veya yeterli tepki koyamamak, koymamak, olumsuz gördüklerine alışmak!" Kanıksamanın ve yılgınlığın tarifi olsa gerek...

Demokratik yollardan hükümet olanlar, ülkelerinde zaten vaat ettiklerini kısa zamanda gerçekleştirir, yapamadıklarının hesabını halkına vererek yine demokratik yollardan ülke idaresinden giderler.. Beceriksiz, devletin imkanları ile gününü gün edip, yandaş ve yoldaşlarının sınırsız servete ulaşmasını sağlayanlar ne demokratik yollardan nede anti demokratik yollardan iktidardan gitmek istemezler..

1800 lü yıllarda yaşamış doğru ve dürüst olmayan idarecilere karşı sivil itaatsizliğin önemli isimlerinden, tarihçi, kölelik karşıtı, adil olmayan vergilere karşı direnişçi, kalkınma eleştirmeni yazar ve düşünür olan "Henry David Thoreau diyor ki, en iyi hükümet, en az hükmedendir!!!"

Çok hükmedildiğinde yumurta misali işin cılkı çıkmaktadır. Niçin? Şaibeli oldukları, ülkelerinin yüksek mahkemeleri tarafından milli sayılan ilkelere karşı odak olmakla suçlanan partilerin idarecilerinin, yolsuzlukları belli tarihler ile anılan hükümet idarecilerinin çok kalıp, çok hükmedip, milli ve manevi değerlere çok zarar verip, milli irade deyip gitmemekte ayak direyenler her zaman olası darbelerin muhatabı olmaktan kaçamazlar.. Tüm dünyada ve ülkemizdeki örnekler bunu gösteriyorrrr....

Tüm dünyada yaşayan insanların sanırım yaratılış fıtratlarından kaynaklanan, sahip oldukları değerleri koruma, koruma ötesinde kıskanma, bunun yanında "en iyisi, en güzeli, en çoğu benim olsun istemi benliğidir." Bu fıtrat varken, insan teknoloji ve haklarda aşama kaydetmeye başlayıp demokrasi denilen nimetin farkına varmaya başlamasıyla, idareci olarak seçtiklerinden, yaşam hakkı, mal mülk hakkı, düşünce ve düşünceyi yayma hakkı, toplantı ve gösteri yapma hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, mülkün temeli olan adalet hakkı, kanun ve hukuk önünde eşit olma hakkı, ve insan olarak doğuştan var olan değer ve haklarının korunması hakkını ister! İsterler ama seçtikleri de bu hakları olabildiğince budamaya yok etmeye çalışır kendi haklarının ve sürdükleri sefanın bu hakların verilmesi ile biteceğini sanırlar...

Sonra ne olur? Herhalde şu olur; "Nas ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.."


12.08.2016
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.