Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.08.16, 01:24   #1
birbilen
Üye
birbilen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Konular: 44
Mesajlar: 198
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür: 960
Rep Derecesi : birbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyor
Ruh Halim: none
Standart Türbanlı Polis, Abdülhamid Nereden Çıktı | Can Ataklı

Dinci faşist darbe girişimi, PKK terörü, IŞİD'in kanlı saldırıları, Suriye'de operasyon diye ülkede “milli birlik beraberlik” çağrıları yapılırken iktidar fırsattan istifade yine toplumun sinir uçlarıyla oynayıp mesafe kazanmaya çalışıyor.

Silahlı kuvvetlerin medarı iftiharlarından biri olan GATA darbe bahanesiyle ortadan kaldırıldı, Sağlık Bakanlığı'na bağlandı, adı da Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu.

Kurumun başına da türbanlı bir başhekim getirildi.

Sabah kalktık bir de baktık ki kadın polisler eğer isterlerse türbanlı olabilecekler.

İkisi de akıl dışı.

İkisi de sırf toplumun sinir uçlarıyla oynayıp “bakalım ne kadarına tahammül edecekler” diye yeni hedefler belirlemeyi ve toplumu test etmeyi amaçlıyor.

Anladık, öfke ve korku ile orduyu dağıtırken GATA'yı da ortadan kaldırıyorlar.
Peki, adı neden Sultan Abdülhamid yapılıyor?

Bu ülkede bir hastaneye bu dönemde verilecek başka bir isim mi yok?

“Ne olmuş, Abdülhamid padişah değil mi, Boğaz'a ve Körfez'e yapılan köprülere de Osmanlı padişahlarının adı verilmedi mi, ne var bunda?” diyenler olabilir.

Öyle değil işte.

Abdülhamid, yıllardır Türkiye'de tartışılan bir isimdir. Dinci ve cumhuriyet, uygarlık karşıtı kesim ısrarla Abdülhamid'e taparcasına sahip çıkarken, aydın, cumhuriyetçi, demokrat kesimler Abdülhamid'i eleştirmiştir.

Bir taraftan “milli birlik beraberlik” nutukları atarken diğer taraftan toplumun yarıdan fazlasını rahatsız edecek bir uygulamaya tek başınıza imza atamaz, bunu dayatamazsınız.

İktidar bu yaptığı yetmiyormuş gibi bir de bu kurumun başına “türbanlı başhekim” atayarak sinir uçlarını iyice yıpratmaya çalışıyor.

Hani ordu din düşmanı, İslama karşı, türban yasakçısıydı ya bugüne kadar, işte şimdi hem intikam alınmış oluyor hem de orduda kalan “dinci olmayan” askerlere de gözdağı veriliyor.

Kadın polise türban serbestisi ise sadece sinir uçlarıyla oynamak değil aynı zamanda devletin temeline dinamit koymak gibi bir şey.

Aklı başında herkesin ortak tepki koyması gerek; Türbanlı polis olamaz.

Üniforma ister dini ister din dışı hiçbir aidiyet belirtisinin olmaması için icat edilmiş bir şeydir.

Bu nedenle kamu yönetiminde çalışanlar ne dini ne insani hiçbir aidiyetlerini ortaya koymayacak kıyafetler giymek durumundadır.

Kamu çalışanı bırakın türban gibi dini bir sembolle kendini göstermeyi takım rozeti bile takamaz.

Polislik gibi hassas bir görevde olanların “dini inançları gereği yaşama hakkı” elbette vardır ama bunu gösterme hakkı yoktur.

İktidar yaşadığımız korkunç günlerdeki başarısızlığının toplumun bütün kesimlerinde öğrenilmesini önlemek için bu yolu denemekte ve “İslam devletine giden yolda” önemli bir adım daha attığına inanmaktadır.

Korkusuz - Can Ataklı
__________________
birbilen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz birbilen'in Mesajına Teşekkür Etti.