Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.09.16, 03:23   #10
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 18751
Aldığı Teşekkür: 20027
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Türk Destanları 2. Bölüm


İsveç tarihinin babası Prof. Sven Lagerbring der ki;

"Our ancestors are Turks who are comrades of Oden. We have got enough evidence on this subject. There are people who want to fool you into thinking they are Geto, or Tracian. I don't care whether it will be discrediting for me or not. Oden and his comrades were Turks."
"We Germanic People are in Origin Türks, we have not to be ashamed of this fact. The Turks are a very honorable and pride People."


Odin’s father was Bur, son of Búri= Buri-Börü= in Turkish. Meaning Wolf.

Odin; OD =Turkish "Fire"

Odin = Turkish (Odun) "Wood"

Odin was a Shaman from Tyrkland in Snorri's Edda.


Yok yok merak etmeyin kaynağı var..

Öğrenmek istiyorsan tıkla
......



DEDE KORKUT hikayeleri ile Beowulf Destanı’nda yer alan toplumsal hayata ait motiflerin saptanması ve karşılaştırılması.

Destan, bir kişinin, sanâtkârın değil, bir milletin müşterek dehasının mahsulüdür. Türk Edebiyatının kadim örneklerinden Dede Korkut Kitabı ile İngiliz Edebiyatının ilk destanı olan Beowulf, sözlü edebiyat geçmişleri boyunca yaşayan toplumu yansıtarak yazıya geçirildikleri için, toplumsal hayatların dönemsel özelliklerini net ve açık şekilde gözler önüne sermektedirler.

Dede Korkut Hikâyeleri, gerek dil gerekse kültür ve sanat değeri olarak Türk Edebiyatının önemli eserlerinden biridir. Dede Korkut Hikâyelerinde Oğuz toplumunun sosyal ahlâkî, mukaddes değerleri tesbit edilmiştir.

Muhayyileden süzüle süzüle geldiği ve yaratıldığı için Türk milli dehasının mahsülüdür. Konu açısından baştan başa Türk içtimai ve milli hayatının bir aynası durumundadır. Kısaca yaratıcısı Türk milleti, konusu Türk millî hayatıdır.

Kitabın, bilim adamlarınca da kabul gören iki nüshası bulunmaktadır. Bunlardan biri Dresden yazmasıdır ve Dresden krallık kütüphanesinde, Fleischer Külliyatı arasında 86 numaradadır.

Dresden yazması, Dede Korkut’un dilinden söylenmiş atasözlerinden oluşan giriş ile başlar. Dirse Han oğlu Boğaç Han, Salur kazan’ın evinin yağmalanması, Kam Büre Bey oğlu Bamsı Beyrek, Kazan Bey oğlu Uruz Bey’in tutsak olması, Duha koca oğlu Deli Dumrul, Kanlı Koca oğlu Kan Turalı, Kazılık Koca oğlu Yegenek, Basat’ın Tepegöz’ü öldürmesi, Begil oğlu Emren, Uşun Koca oğlu Segrek Salur Kazan tutsak olup oğlu Uruz’un çıkarması iç Oğuz’a Taş Oğuz Asi olup Beyrak’in ölmesi olarak adlandırılan 12 bölümle devam eder.

Vatikan Yazması, Vatikan Kütüphanesinde Türkçe yazmalar arasındadır. Bu yazmada girişle birlikte sadece altı hikâye bulunmaktadır.Bunlar; Hikayet-i Han oğlu Boğaç Han, Kazan’ın Evi Yağmalanduğudur. Hikayet-i Kazan Beg’ün oğlu Uruz Han Dutsak olduğudur, Hikayet-i Kazılık Koca oğlu Yegenek Beg, Hikayet-i Taş Oğuz iç Oğuz’a Asi olup Bayrek (Beyrek) vefatı, olarak sıralanır.

Ne Dresden ne de Vatikan Yazmalarının ne zaman yazıya geçirildiklerine dair bir bilgi yoktur.

İngilizcenin arkaik şekli olan Anglo-Saksonca ile yazılmış edebî kayıtlar bulunmaktadır. Bu dilin harfleri bir Latin alfabesinden farklı olup Germen alfabesindendir. Bazı Edebiyat tarihçileri eski İngilizce Dönemini, İngiliz Edebiyatının Başlangıcından çok bir giriş sayarlar. Bu yaklaşımın sonucu olarak “The Pelican Guide to English Literature” gibi çok ayrıntılı bir antoloji eserinde bile eski İngilizce Dönemi ele alınmaz. Anglo-Saxonca XI. yüzyıla doğru iyice değişir ve orta İngilizce’ye dönüşür.

Büyük Britanya Adalarının yerli halkı Keltlerdir. V. yüzyıldan itibaren Büyük Britanya’ya saldıran ve sonrada VIII. yüzyılda işgal eden Germen Kabileleri (Angle’lar, Saxson’lar ve Jute’lardan oluşan) Keltleri kuzeye ve batıya (İrlanda ve İskoçya’ya) doğru sürdüler. Ada’nın bu yeni sakinleri kendi ülkelerinde ürettikleri sözlü edebiyatı da taşıdılar. Bu yüzden Eski İngiliz şiirinde olduğu gibi Beowulf’ta da mekân Avrupa anakarasıdır.

Eski İngiliz Edebiyatının Hıristiyanlık öncesi döneminin en ünlü ürünü ve İngiliz Edebiyatının ilk epik şiiri bizim ikinci temel malzememiz olan Beowulf’tur. Bu eser, Germenler’in Büyük Britanya’ya gelmeden önce, VII. yüzyılında geçen olayları anlatan, Avrupa’nın en eski destanıdır. Bu yüzden Beowulf’da İngiltere ya da İngiliz sözü geçmez. Olaylar Danimarka’da ve İsveç’in güney bölgesinde geçer. Beowulf bir Geat, yani güney İsveçlidir.13 Destandaki anlatımların İngiltere’nin hangi bölgesinde ortaya çıktığı bilinmediği gibi, tek bir şair tarafından mı ya da toplumun düzenlediği bir anlatım olarak mı, ortaya çıktığı da net değildir. Beowulf’un 1020’li yıllarda yazıya geçirilmiş olduğu söylenebilir.

British Library Museum’da 18.yüzyılın ilk yarısında hazırlanmış bir metin bulunmaktadır. Kraliçe I. Elizabeth’in hükümdarlığı döneminde orijinal metin Sir Robert Cotton’un (1571 –1631) kütüphanesinde korunmuştur. Eser 1757’de British Museum’a taşınarak koruma altına alınmıştır.

Beowulf’un çağdaş okuyucunun da ilgisini çekecek özellikleri bulunur. Birinci özellik, seçkin bir serüven öyküsü olmasıdır. Grendel, annesi ve ejderha, dehşet verici canavarlardır. Bu canavarlarla yapılan her mücadele hareket dolu ve heyecanlıdır. İkinci özellik, Beowulf çok alımlı bir kahramandır. Olağanüstü yetenekli, üstün cesaret sahibi bir savaşçıdır. Yaşamını dünyayı güvenli bir yer haline getirmeye adamıştır. Üçüncüsü, destan, insan davranışlarının psikolojik yönlerine değinmesidir. Dan kahramanı Unferth’in konuşması, Beowulf’u kıskandığını gözler önüne serer. Beowulf’un savaşçılarının ejderhayla olan savaştaki davranışları, korkaklıklarına dikkat çeker. Beowulf’un kahramanlığa karşı tutumu, olgunluğunu ve deneyimini yansıtır. Kral Hrothgar’ın yaşama karşı tavrı da, yaşlı bir soylunun deneyimlerini gösterir.


SONUÇ

Dede Korkut Hikâyeleri ve Beowulf destanını Stith Thompson’un The Motif-Index of Folk Literature adlı eserinin cemiyet maddesini rehber alarak karşılaştırılmaya çalışıldı.

Muharrem Ergin’in Dede Korkut Kitabı ile David Breeden’in Beowulf varyantını esas alınarak, cemiyet maddesi altında 194 motifi, metinlerde tarandı. Dede Korkut Kitabı’na ait 43 motif ile Beowulf’a ait 41 motif saptandı. Dede Korkut ve Beowulf’un incelenmesi sonucu 28 ortak motif tespit edilirken, Dede Korkut’ta rastlanmayıp sadece Beowulf’ta rastlanan 13 motif ve Beowulf’ta rastlanmayıp sadece Dede Korkut’ta rastlanan 15 motif tespit edildi.

Çalışmamızda dikkatimizi çeken önemli konulardan biri P553 kodu ile temsil edilen silahlardır. Dede Korkut Hikâyeleri ve Beowulf’ta, sayıca en çok bahsi geçen motif silahlara aittir. Silah adları, her iki destanda da benzerlikler göstererek dönemin teknolojik özelliklerini ortaya koyar. Örneğin kılıç, metinlerin başından sonuna kadar çokça adı geçen bir silah olarak tespit edildi. Kılıcı,mızrak izler. Dede Korkut’ta alaca mızrak, altmış tutam mızrak olarak nitelendirilirken, Beowulf’ta gri ucuyla dişbudaktan yapılma mızrak, dikenli mızrak olarak geçer. Kalkan motifi de iki destanda ortak olarak bulunur. Ok ve yay, Dede Korkut Hikâyelerinde çokça saptanmasına rağmen, Beowulf’ta seyrek olarak rastlanır. Dönemin akıncı ruhu göz önüne alındığında, Oğuzların ve Danimarkalıların, var olan topraklarını saldırganlara karşı korumak ve topraklarını genişletmek istediklerinde hareket edebilmek için günlük hayatın içinde bu kadar çok ve sık silah ismi kullanılmış olmalarını olağan karşılamak gerekir.

Dikkatimizi çeken ve burada sözünü etmek istediğimiz diğer konu P327 ile tanımlanan kutlama ve P634 ile tanımlanan bayram-ziyafet maddeleridir. Dede Korkut Hikâyeleri ve Beowulf’ta kutlanacak sevinçli olayların sonunda muhakkak ziyafet sofralarının kurulmaktadır. Dede Korkut Hikâyelerinde, av dönüşü, düğün, zaferle sonuçlanan akınların kutlamaları büyük sofralarda yemek yiyerek yapılırken, Beowulf’ta, Kral Hrothgar’ın sadece ziyafetler için Herot’u yaptırmış olması dikkat çeker. Burada yapılan ziyafetlerde tatlı içki içerek mutluluğun paylaşılması, iki kültür arasındaki ortaklıklardan biri olarak göze çarpar.

The Motif-Index of Folk Literature’da, P233 olarak kodlanan baba-oğul maddesini incelendiğinde de, her iki metindeki maddelerin çokluğu dikkat çeker. Oğulların isimlerinin babaları ile birlikte anılması, Oğuzlar ve Danimarkalılar da aynı toplumsal gelişim sürecinin basamağı olarak yorumlanabilir. Daha açık bir deyişle, soyadının henüz kullanılmadığı çağlarda, her iki ülke insanı da kimliği açık olarak belirtebilmek için baba isimlerini kullanır.

Beowulf’ta, Danimarkalılar yerleşik düzene geçen, kaldırımlı yolları olan,ziyafet salonları inşa eden bir ulus olarak, tanıtılırken, Dede Korkut Hikâyelerinde, Oğuzların göçebe hayata devam ettikleri, çadır ve otağlarda yaşadıkları işaret edilir. Halkın geçim kaynağı olarak Dede Korkut Hikâyelerinde hayvancılıktan bahsedilirken, Beowulf’ta bu konu ile ilgili açık bir bilgiye rastlanmaz.

Kadın simgesini içinde barındıran motiflerden P210 karı-koca , P231 ana-oğul, P216 kocasını ikna edebilen tek kişi olarak kadın, P212 akrabalarından daha merhametli kadın başlıkları altında, Dede Korkut Kitabı ve Beowulf destanında tespit edilebilen farklar şunlardır: Oğuzlarda, kadın aldığı ok atma, at binme, güreş tutma eğitimleri ile, erkeklerin yanında toplumsal hayatın her alanında yer alabilecek düzeyde gözükmektedir. Eşinin yanında, fikri sorulan, konuştuğu sözlere değer verilen olarak yansır. Beowulf’ta ise, Dede Korkut Hikâyelerine göre kapsadığı konunun darlığı ve manzumenin kısalığı göz ardı edilmeksizin söylenmek istenen, kadın simgesinin, toplumsal hayatın içinde bir rol olmaktan çok bir figür olduğu yönündedir. Destan’da kadın olarak kraliçelerden söz edilir. Yaptıkları ve konuştuklarıyla değil, varlıklarıyla Beowulf’ta yer alırlar.

Araştırmamızda, iki farklı coğrafyada, dönemin teknolojik ve lojistik şartları göz önüne alınarak, iletişim ve etkileşim ihtimali düşük, iki topluluğun Oğuzlar ve Danimarkalıların yaşayışlarında gözlemlenen ortak paydaları ortaya konmaya çalışıldı. Eksikliklerimize rağmen, bu konu ile ilgili yapılacak yeni çalışmalara ışık tutacağına inanıyoruz.

FUNDA TUNÇDÖKEN, 2009..
.........



DEDE KORKUT Kitabı ve BEOWULF Destanı'nda Yaşlılık ve Yaşlanma

Dede Korkut en yaşlı ve en bilge olan karakterdir. Oğuz halkına yol gösterir, sözü dinlenir, bilici ve rehberdir.

Beawulf'ta da yaşlı kral Hrothgar saygıdeğer, bilge bir kraldır. Epitetleri onu "bilge ihtiyar" diye konumlandırır.

Doç. Dr. Huriye REİS
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi,
İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü
....


BEAWULF ve DEDE KORKUT'taki Alp ve Canavar

Destanlarda genel olarak karşımıza iki tür karakter çıkmaktadır: destanı şekillendiren kahraman karakter ve kahramana karşı savaşan canavar. İslamiyet’in ve Hıristiyanlığın kabulü öncesindeki destanlarda kahraman, davranışları ile halkına iyi örnek olur ve halkının takdirini toplamak için elinden gelenin en iyisini yapardı.

İslamiyet öncesinde Gök-Tanrı ve Şamanizm inancını içinde barındıran destanlarda kahramanın kahraman olabilmesi transa geçmesi, rüya görmesi yada doğa üstü güçlere karşı başarı sağlaması gerekirdi. Buna benzer bir şekilde Hıristiyanlığın kabulü öncesindeki ve sürecindeki paganizmi içinde barındıran destanlarda da doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kahraman doğuştan getirdiği meziyetleri ile canavarla savaşır halkını korur, ülkesini kurtarırdı. Böylece destanın adı kahramanın ya da alpin adını alırdı.

Destanın şekillenmesine katkısı olan canavar ise dev, kocakarı, yılan, lanetlenmiş bir melek ya da yeraltında yaşayan ifrit olarak karşımıza çıkmaktadır.


Hülya TAFLI DÜZGÜN

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,
2009 Güz (11), 109-117


Bu bilgiler tabii ki; Semraaa Baraktaarrrr hocamdan...


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti