Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.09.16, 12:38   #1
Gülümsün
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1245
Mesajlar: 7,547
Ettiği Teşekkür: 46377
Aldığı Teşekkür: 28300
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Saray’a Para Dayanmıyor! | Rahmi Turan

İster kaçak olsun, ister olmasın, gerçek şu ki, Beştepe Sarayı artık Türkiye'nin siyaset merkezi haline geldi.
En önemli kararlar orada alınıyor. Bu arada Saray'ın masrafları da rekorlar kırıyor!
Yılbaşında 434 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı ödeneği, yılın ilk yarısında 278 milyon liralık bir artışla 712 milyon 844 bin liraya yükseltildi.
Abdullah Gül'ün son yılında 199 milyon 500 bin lira olan ödenek, Tayyip Erdoğan geldikten sonra yüzde yüzlük bir artışla 397 milyon lirayı aştı.
Bu da yetmedi, harcamalar önce 434 milyon, sonra 712 milyon lira oldu ama bu da yetmedi!

* * *

CHP İstanbul Milletvekili Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Aykut Erdoğdu:
“Bütçe devletin mali disiplininin belgesidir. ‘Şu kadar gelir elde edeceğim, şu kaynaklardan sağlayacağım, şuralara harcayacağım' demektir. Çadır devletine döndüğümüz için söz verilen giderlerin çok daha üstünde harcama yapılıyor.
Eminim ki, bu para da yetmeyecek, ilerideki aylarda ek ödenek alınacaktır. Saray'a para dayanmıyor. Kayıtsız, kuralsız harcamanın, lüks, şatafat ve israfın faturasını ise her zamanki gibi halk ödeyecektir.” diyor.
Aykut Erdoğdu, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak böyle eleştiriyor ama yapılan harcamalarda hiçbir değişiklik olmuyor.

Çocuk tecavüzleri!

Atatürk için, birçok yabancı yazar, yüzlerce kitap yazmıştır. Bunlardan biri de 1901 ile 1983 yılları arasında yaşayan Fransız tarihçi, yazar ve askeri uzman Jacques Benoist
Mechin'dir.
Mechin'in ülkemizde en çok bilinen eseri “Kurt ve Pars” adlı kitabıdır.
O kitapta Mechin, Atatürk'ün şu sözlerini yazar:
“Ben çocuk bayramı tesis ettim. Neden? Çocuklara hürmet edilmesini temin ve onların zaafından yararlanarak onlara eziyet ve hayvan gibi muamele edilmesini önlemek için yaptım. Bu tedbirim, milletin geleceğine bir saygı olarak görülmelidir.”
Atatürk, sanki günümüzde yaşanan çirkinlikleri 93 yıl öncesinden, olağanüstü sezgisiyle tahmin ediyor gibiydi…

* * *

Gerici bazı yurtlarda küçük erkek çocuklarının başına gelenler ortaya çıktıkça, bunlardan nefret ediyor, tüm sorumluları lânetliyoruz.
10 çocuğa tecavüz eden son tecavüzcü, çocuk başına 50 küsur yıldan toplam 508 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, fakat… Yasalara göre bu sapık en fazla 32 yıl hapis yatacak!
Çocuk tecavüzlerinin hepsi ortaya çıkmıyor maalesef… Kim bilir daha başka ne facialar var? Bu konuda çok zayıf kalınıyor. Yazık!

Tebessüm

Tavşanın külhanlığı!

Bu siyasi nitelikteki fıkrayı CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğu, turktime.com'da anlattı. Kuşoğlu'ndan naklediyorum.

* * *

Tavşan, kurmuş çilingir sofrasını ormanın orta yerine, külhanbeylik yapıyormuş.
O sırada zürafa oradan geçiyormuş, sormuş:
“Vay tavşan kardeş, nasılsın?”
“İyiyim be anam, içiyorum, içiyorum, aslanı pataklıyorum.”
Zürafa şaşırmış ve uzaklaşmış. Derken zebra geçmiş, o da sormuş:
“Selam tavşan, ne var ne yok?”
“N'olsun be gülüm, hep aynı. İçiyorum, içiyorum, aslanı marizliyorum!”
Zebra da şaşkın uzaklaşmış oradan… Bu kez köstebek, geçerken sormuş:
“Tavşan ya, n'aber?”
“İyilik koçum, içiyorum, içiyorum, Allah ne verdiyse girişiyorum aslana!”
Köstebek de sıvışmış.
Ancak, o böyle derken, sözler aslanın kulağına gitmiş. “O tarafa doğru bir gidip, görüneyim” diyen aslan çıkmış tavşanın karşısına…
“Eee, anlat bakalım tavşan efendi, ne var ne yok?”
Tavşan hemen kendine çeki düzen vererek yanıtlamış:
“N'olsun be abi! İçiyorum, içiyorum, abuk sabuk konuşuyorum!”

* * *

Bülent Kuşoğlu fıkrayı anlattıktan sonra şöyle devam ediyor:
“Bu fıkra benim aklıma iktidarın bakanlarının 15 Temmuz darbe girişiminin ilk günlerinde sürekli Amerika'yı eleştirmesini getirdi. Açık açık “Darbe girişiminin arkasında ABD var” dediler. Devamında Amerikan Genelkurmay Başkanı geldi, Çin'de Obama Erdoğan ile görüştü ve sonra Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un ‘Darbe girişiminin arkasında Amerika yok' açıklaması geldi. Bu durumda o fıkra gelmez mi aklınıza?”

GÜNÜN SÖZÜ
Eğer ülkede alçak ve hain görmek istemiyorsan gözlüklerini kırman lâzım!




__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti.