Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.09.16, 12:32   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Elit Sayılanlar, Kendini Elit Sayanlar

ELİT SAYILANLAR, KENDİNİ ELİT SAYANLAR

Tarihin engin akışı içinde zamanın elverdiği ölçüde, merakla toplumların yaşadıklarına bakılarak ilgi alanınız içindeki sosyal travmalar incelendiğinde, irdelendiğinde karşınıza Aristokrasi, Bürokrasi, bürokrasinin haylaz çocuğu mevzuat hazretleri çıkar.

Aristokrasi 17-18-19 asrın gerisinde kalanları tarih içinde bir kenara bırakırsak, Sir, dük, düşeş, ras, kont, majeste, ağa eşraf vb daha bir çok ünvanlar ile çeşitli ırklara mensup toplumlar içinde avam tabir edilen halktan ayrıcalıklı, her konuda seçkin, ve kendini seçkinler içinde gören insanların varlığı görülür.

Tüm iktisadi ve idari doktrinsel kuramlar her şey halk için demesine rağmen, uygulamalarda kendi içinde kendi elitlerini yaratıp, bazen komprador, bazen proleterya söylemlerini ve olgularını yaratarak çelişkiler ile tezatlar ile toplumlarda travma hiç eksik olmamış, yüksek makamlarda adı seçkin kendisi alçak kişilerin oturduğu, her şey halk için diyenlerin kendi içinde hizip yaratarak, hizipçilikten halka varmayı unutarak varlıklarını, alçak şahsiyetlerine bakmadan yüksek makamlarda, her olumsuzluğa, tüm kötülüklerine ve şirretliğine rağmen halkın malı yüksek makamlarda oturmayı kendileri için hak saymışlardır..

Tüm idari ve siyasi, doktrinsel olarak iktisadi sistemler kendi içinde daima fraksiyonlar yaratmış, fraksiyonların kendi içindeki makyevelist, kariyerist vb fraksiyonları asıl amaçlarında asla başarılı olamamışlar hizip çatışmaları her şey halk için diyenlere halkı unutturmuştur..

Bilinen bir sol kavramı vardır ki, içinden Maocu, Leninci, Marks'cı bunların içinden yığınla çıkan fraksiyonlar, keza kendini sağcı görenlerin içinden çıkan, dinci öğeler ile kendini popülerize eden, bu yolla elitleşen her şey halk için deyip, halktan kopan oluşumlar!

Anlayışımız göre sol, sosyal olarak günümüzde halktan yana olmak, halkın çıkarını korumak, müstevli müstemlekeci emperyalistlere karşı mensubu olduğu halkını korumanın yanında, hem ilericilik, hem milliyetçiliktir. Sol düşünce insanı, sağcı biatçı olanlar gibi kendi menfeatlerini asla düşünmez her şey halk için diyerek gerektiğinde sağcı geçinenlerin aksine hayatını dahi verendir! Böyle düşünenlerin ülkemiz Türkiye'sinde Kominist damgası yedikleri, inandıkları bir din olmasına karşın sağcı zındıklar tarafından dinsiz deccal olarak nitelendirildikleri Türk toplumunun yaşadığı acı gerçeklerdir.

Bu gün dahi bir türlü siyaseten iktidar olamayan güzide sol gurupların partileri hizipçilikten başını kaldırıp halkın evine kapısına kadar gidememiş, bu nedenle iktidar olamamıştır..

Sağcı mukaddesatcı aynı zamanda muhafazakâr demokrat olarak kendini halkın ulvi değerlerini istismar ederek pazarlayanlar, ülkeyide pazarlamaya niyetli olup kendilerinin ve yakınlarının ceplerini dolduranlar biatcı oydaş ve yandaşlarca hep makbul ve seçkin ve de elit muamelesi görmüşlerdir. Mümtaz örnek adam payesine çıkarılmışlardır. Bu durum ve bu anlayış toplumsal travmaların en baş sebebidir.

Geriye doğru bakıldığında ve halen günümüz Türkiye'si ve dünyanın bir çok ülkesinde, toplumları kemiren, kangren gibi uzuvları çalışmaz hale getiren elitler, kendini elit görenler, bunların kurduğu sistem içindeki, jurnalcilik, rüşvet, irtikap, ihtilas, kadrolaşma, devleti ve katmanlarını ele geçirme, kendileri varsa devlet ve halk var, kendileri yoksa dünya viran anlayış ve elitçiliğidir.

Biraz uzattık galiba ama şu örneğide vermeden yazıyı sonlandırmak istemiyorum:
Ankara'da bir Tandoğan meydanı vardır.. Meydana adını veren 1944 yıllarda sistemin içinde kendini elit ve seçkin gören bir vali, adı Nevzat Tandoğan! İşte bu vali sonradan siyasi önemli fiğürlerden biri olacak ve o günün talebelerinden Osman Yüksel Serdengeçti nümayişlere katılmış, okulundan kaydı silinmiş, tekrar kabul edilme başvurusu reddedimiş, kalkmış Cumhuriyet döneminin en ünlü M.E.B. nı Hasan Ali Yücel'e "Yüksek makamın alçak vekiline" diye bir yazı döşenmiş tutuklanmış bırakılmış. İşte o Ankara meydanına adını veren Nevzat Tandoğan vali, Osman Yüksel'i makamına getirterek, "Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, kominizmle ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. kominizim lazımsa biz yaparız. Sizin iki vazifeniz var; birincisi çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi; askere çağırdığımızda askere gelmek" demiş..

Bu vali sonra geçirdiği buhran sonucu kafasına kurşun sıkarak intihar eder..
Elit olmak, kendini elit ve seçkin görmek, maalesef ve üzülerek ifade etmek gerekirse Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında devlet memuru olanların içinde önemli ölçüde vardı bu hastalık günümüze kadar sirayet ederek gelmiş ve bazı kesimlerde hâlâ devam etmektedir.
İşte Nevzat Tandoğan zihniyetinde örnek olarak şekillenen bu anlayışın tüm versiyonları yazı girişinde ifade ettiğim gibi, tüm sistemlerde çeşitli isimler adı altında 17-18-19-20-21 yy da ülkemizde ve dünyada devam etmektedir.

Yukardaki anlatmaya çalıştığım görüşlerden hareketle bunun için yırtınıyoruz.. Aman demokrasi diyoruz! aman hürriyet diyoruz, aman özgürlük, aman laik Cumhuriyet diyoruz! Atatürk ilke ve devrimleri, laik Cumhuriyet, evrensel insan hakları, eksiksiz noksansız demokrasi, ayrımsız ayrıcalıksız, elit olmayan, elit sayılmayan toplum huzurunda ve kanun önünde eşit, farklı olmayan insanlar diyoruz! Bunların aksine görülen zümrelerin toplumun tüm değerlerini kemirdiği, özgür düşüncenin önünde en büyük engel olduğu, özgür yaşamın, fikir hürriyetinin, düşünce hürriyetinin var olduğu ortamların antisi oldukları artık anlaşılmalıdır.

Eleştirinin kişilerin şahsiyet haklarına tecavüz sayılmadığı, seçkin ve seçkin sayılanların eşit bireylerin hakkı ile özdeş olduğu, idareye gelenlerin yetkileri ile yetinip, kendiliklerinden yetki hakkı ihdas etmediği bir toplum düzeni sanırım Türkiye ve dünya için halen geçerli ve elzemdir. Barış ve huzur diyenler; "Yurt da sulh, dünyada sulh" veciz sözcüğünü Atatürk'ün Nutuk kitabını anahtar olarak kullanabilirler..

23.09.2016
Mustafa AKTEN

__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.