Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.10.16, 13:19   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Fazla Tevazu Kibirden Gelir

FAZLA TEVAZU KİBİRDEN GELİR


Kibir; hem İslam dininde hem toplumsal yaşamda kabul gören davranış biçimi değildir. Sosyal yaşamda eğer çok kibirli insanlar ile meşveret= müzakere, istişare içinde bulunurken, muhatap alınan kişiler eğer çok kibirli ise veya çok tevazu içinde görünüp burnu Kaf dağlarını gösteriyorsa zannımca oradan hızlı şekilde uzaklaşmak gerekir.. Kibir dolu insanların aynı zamanda kindarlığı, aynı zamanda insaf ve merhametten yoksunluğu, yüksek cehaleti vardır. Her konuşmasında söze ben veya biz diye başlıyorsa, her doğru olana karşı çıkıp yalan yanlış fikirlerini dayatmaya çalışıyorsa bu tip insanlar idareci ise idare ettiklerine, esnaf ise alış verişine, zanaatkâr ise ürettiğine bilinmelidir ki büyük menfi etkileri olacaktır.


Tevazu; alçak gönüllülük, kendi asli değerini olduğundan aşağı gösterip, sosyo ekonomik, sosyo kültürel açıdan aşağı seviyelerde olanları hakir, zelil, küçük görmemektir.
İdarede olanlar ise; kendi cehaletini, her konuda bilgisizliğini, basiretsizliğini, tarih bilmezliğini görmezden gelip, kişiliğini yüceltmeye çalışan boş, kof, içi doldurulamaz çerçeve ile konuşup, halk deyimi ile laf ola beri gele misali her konudan, işgal ettiği makamın yüceliğini kullanarak “zırva tevil götürmez” misali zırvalar! Ne garip tecelli ki bu zırvalar ile ülke gündemini belirler.. Zırvalar tartışılırda tartışılır…

SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
İtilâf Devletleri, yani Osmanlıyı hasta adam ilan edip, katline ferman buyuran birleşik emperyalist güçler l. Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı Devletine kabul ettirmeyi düşündükleri esasları İtalya'nın San-Remo kentinde belirlemişlerdi. Bu esaslar Osmanlı Saltanat Şurası’nda incelendi. Rıza Paşa'dan başka hepsi de antlaşma şartlarını kabul etti. Sonra da Paris'in Sevr mahallesinde Damat Ferit Paşa tarafından antlaşma metni imzalandı.



Sevr Maddeleri
1.İstanbul, Osmanlı Devletinin başkenti olarak kalacak, fakat Osmanlı Devleti azınlıkların haklarını gözetmezse İstanbul, Türklerin elinden alınacaktı.
2.Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık bulundurulacak ve "Boğazlar Komisyonu" nun idaresinde bulunacak.
3.Doğu Anadolu'da Kürdistan ve Ermenistan devletleri kurulacak.
4.İzmir dâhil, Ege bölgesinin büyük bir bölümü ile Büyükçekmece çizgisinin batısında kalan bütün Trakya, Yunanlılara verilecek.
5.Antalya ve Konya yöresi, İtalyanlara verilecek.
6.Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölgeler ile Suriye Fransızlara verilecek.
7.Arabistan ve Irak, İngilizlere verilecek.
8.Askerlikte, mecburi hizmet olmayacak. Ellibin kişilik bir ordu bulundurulacak. Bu ordunun, Tank ağır makineli tüfek, top ve uçağı olmayacak.
9.Azınlıklara geniş haklar verilecek. Müslüman milletlerden de azınlık ihdas edilecek.
10.Kapütilâsyonlardan da bütün devletler yararlanacak.

Sevr’in önemi;
Türk Milletine yaşama hakkı tanımayan ve Türk vatanının parçalanmasını öngören bir antlaşmadır.
Müslüman azınlıklar ihdası ile Türk milletinin de parçalanması plânlanmıştır.
TBMM bu antlaşmayı tanımadı. Çünkü Antlaşmayı kendisi değil, İstanbul Hükümeti imzalamıştı. Mustafa Kemal Atatürk TBMM Başkanı olur olmaz bu konuda gerekli duyuruyu yapmıştı. Ayrıca, Türk milletini yok sayan, Türk vatanının parçalanmasını öngören bu antlaşma kabul edilemezdi.
Sevr Antlaşması yürürlüğe girememiştir.
İmzalayan ve onaylayanlar vatan haini kabul edildi.

Uzunca bir LOZAN antlaşması hikâyesi ve maddeleri ile burayı fazla işgal etmeye gerek görmüyorum.. Sanırım her Cumhuriyet çocuğu mutlaka Atatürk’ün Nutuk adlı eserini okumuş, Lozan ne diyor diye maddelerini irdelemiştir..
Cumhuriyeti kuranlar, bu uğurda savaş verenler, gece gündüz demeden oradan oraya koşup, bu gün bizlere mısak-ı milli sınırlar içinde özgür ve evrensel insan haklarının hüküm süreceği bir vatan hazırlamışlarsa, silahlı itilaf güçlerini masa başında akli melekeleri ile yenen rahmetli İnönü gibi milli kahramanları iki ayyaştan biri zırvası ile ananlar, engin cehaletleri ile Lozan antlaşmasından ne anlar! Onlar ancak zırvalarlar..

Alçak gönüllü olmakla ne kazanılır? Belki insana benzeyenler olarak, insanlık kazanılır. Hep söyleriz yazarız. İnsan ruhu haristir. En iyisi, en çoğu, en güzeli benim olsun der, bu açıdan bakıldığında insanlıktan nasipsiz olanların istekleri sınırlı değildir. Yetinmeyi bilmeyenler, yetkileri ile mala mülke para doymayan idareciler, hem zalimdir, hem cahildir, hem basiretsizdir.. Bu halleri ile Sevr ve Lozan anlaşmaları hakkında bir muhakeme yürütemez olsa olsa zırvalarlar. Zırvanın tevili de olmaz, tevil etmeye kalksalar zırva zırvayı doğurur. Zırvalama asli meslekleri olanlardan asla devlet adamı olmaz.. Oysa her zaman söyleriz devlet adamlığı zerzevat değildir bağda bostanda yetişmez, manavda satılmaz, marketlerde bulunmaz!

Lozan’ı cehaletle yorumlayıp farklı algılanmasını sağlayanlar, lozan anlaşmasına düşman olanlar, kibirleri ve cehaletleri ile Türk milletinin düşmanı olanlara uşak olurlar..
02.09.2016
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.