Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.06.17, 23:38   #15
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 422
Mesajlar: 3,735
Ettiği Teşekkür: 19032
Aldığı Teşekkür: 20402
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Karacaoğlan (1606 - 1679 (1689)


Karacaoğlan ile Karakız Efsanesi


Yaz gelince, Toroslar başka başka olur. Pınarlar akar çağıltılarla. Sürüler gelir bellerden, içerler kana kana suları.

Pınarlardan su içerler; Türkmen Yörükleri. Hele Türkmen güzelleri, omuzlarında testisi, fıçısı, ezgileri ile gelirler doldururlar sularını, güle oynaşa. Ala karlı boz ardıçlı çadırlarına varırlar.


Toroslar deyince akla Karacaoğlan gelir.

Karacaoğlan’sız Toroslar düşünülemez. Güzellikler, Karacaoğlan’ın dilinde, sazında anlam bulmuştur. Obadan obaya, o bel senin, bu bel benim gezer durmadan. Güzellikleri dile getirir. Gördüğü güzele aşık olur. Ona güzellemeler, koşmalar söyler. Bazen karşılık alır, bazen alamaz. Alınca da, bütün sevinçler onun olur. Gönlü dolar coşar, taşar bir ırmak olur.


Bir omzunda ala heybesi, bir omzunda sazı, gezmededir Karacaoğlan. Yaz gelmiştir. Türkmen obaları göçmüştür yaylalara. O durur mu, yola koyulmuştur. Toroslar’a doğru. O obadan, öbür obaya. Onlarla birlikte olmuş. Gezerken yorulmuştur, bitkindir, susuzluktan dudakları kurumuştur. İçinde doğanın kasavetli bir havası burukluk vermiştir.

“ Of be yaşlandık mı bilmem? Gelinler Emmi der oldu bana. Kızlar hiç mi hiç bakmaz oldular yüzüme. Ama da susadım. Bir pınar bulsam şöyle kana kana su içsem. Yakamdan aksa, bağrımı soğutsa bir.“

Yürür bir süre daha. Bir de baksa bir pınar çağıltılarla akmada. Pınarın kenarında salkım söğüt, yukarıdan aşağılara sarkmış yerlere değmede. Üç beş güzel de su doldurmada: susuzluğu unutur Karacaoğlan ala heybesini indirir. Sazını alır eline, bir yandan onlara bakarken çalar söyler:


Suya giden allı gelin

Niçin böyle salınırsın?

Gelin bir su ver içeyim

Gelin kimin gelinisin?


Karakız ve arkadaşlarının hoşuna gider.

Gülüşürler.

Her gülüşlerinde bir renk gelir yüzlerine. Obanın güzeli Karakız- Elif, yanıt verir:



Su değildir senin derdin

Görmek ise yeter gördün

Oğlan burada çokça durdun

Ağam gelir döğülürsün.



Karacaoğlan Karakız’ın verdiği testiyi alır, çenesinden aşağı akıtarak içer. Kızların tehdit edici, alaycı ifadesini sezer, sazına çeki düzen verir.


Döğülürsem, döğüleyim

Söğülürsem söğüleyim

Gelin sana kul olayım

Ölürüm kanlım olursun
.



Karacaoğlan’ın bu içten çalıp söylemesi, Karakız’ın hoşuna gider. Kalkar Karacaoğlan’ın yanına gider. Yüzüne bakar, bakar. Bir fışkı doğar, karşı dağlardan bir ses gelir yankılarla. Gökten bir turna sürüsü geçer. Karacaoğlan ve Karakız uzun süre baka kalırlar birbirlerine. Bir sev’i doğar. Toroslar’ın yücesinde gezinen bulutlara ulaşır. Bir ruh gelir Karakız’a, içtenlikle:


Yaylalara göçmedin mi?

Soğuk sular içmedin mi?

Güzel görüp geçmedin mi?

Beni görüp delirirsin.


Bu söyleşiye diğer kızlar da katılır. Karacaoğlan çalar, koşan alayı söylerler kızlarda:


Türlü yaylayı görünce

Soğuk sular içince

Kocayıp vaktin geçince

Taşlar alır dövünürsün.



Bu söyleşiden sonra Karakız iyice Karacaoğlan’ın dizinin dibine yaklaşır.


Evimizin önü solgan

Ağamı görürsen korkan

Telli perçemlisin oğlan

Ne dedim ki darılırsın?



Karacaoğlan iyice coşmuştur. Güzelliğin tutkusuyla kalkar, gezinir, sonra tekrar Karakız’ın yanına gelir. Yanına oturur. Karakız’ın yumuşak saçlarını okşar. Sonra yavaşça bırakır. Sazını tekrar eline alır.



Karacaoğlan sana vurgun

Düşlerin almadan dolgun

Sevindirdin beni bu gün

İnşallah cennet görürsün.



Karakız ve arkadaşları testilerini alır, kara çadırlarına giderler. Karacaoğlan’ın içine bir burukluk çöker. Obaya yönelir. Obada konuk ederler. Çalar, söyler, coşar coşturur.

Karakız’ın babası obanın başıdır.

Oba beyi, Karacaoğlan’ın yanık söyleyişinden, kederli görünüşünden onda bir değişikliğin olduğunu anlar ve bunun sebebini öğrenmek ister. Karacaoğlan, derdini anlatmak istemez, ancak bey ısrar edince Elif'le evlenmek istediğini söyler. Bey, bu duruma çok sinirlenir ve kendisine verecek kızının olmadığını sert bir şekilde ifade eder.

Karacaoğlan bu cevaba çok içerler ve Elif’le kavuşmalarının mümkün olmadığını anlayarak obadan ayrılmak zorunda kalır.

Aradan yıllar geçer, Karacaoğlan’ın saçı sakalı ağarır, ancak bir türlü Karakız’ı unutamaz. Son kez onu görebilmek düşüncesiyle Çukur köyüne gelir.

Çevresinde toplananlara Karacakız’ı, obasının bulunduğu yeri sorar, fakat herkes üzgün üzgün başını önüne eğer. Yaşlı bir köylü, Karacakız’ın çok uzun bir süre karşı tepede kendisini beklediğini, sonunda ümidini kaybederek hayattan elini eteğini çektiğini ve yine bu tepede öldüğünü, mezarının da buraya yapıldığını söyler.

Karacaoğlan, bu duruma çok üzülür, tepeye çıkıp mezar başında dua eder, daha sonra Karacakız’ın mezarını rahatça görebileceği karşı tepeye gidip buraya oturur, Karacakız için saz çalıp yanık şiirler söyler, günlerce yerinden kalkmaz, sonunda bu tepede can verir.

Köylüler, Karacaoğlan’ı bu tepeye defneder.

Olayın ardından Karacakız’ın öldüğü tepeye Karacakız Tepesi; Karacaoğlan’ın öldüğü tepeye ise Karacaoğlan Tepesi adı verilir.

Yörede her yıl yaz gelince bu tepelerden birinden mavi diğerinden yeşil bir ışığın yükselerek bunların gökyüzünde birleştikleri anlatılır ve bu ışıkların hayattayken kavuşamayan bu aşıklara ait olduğuna, bunları ancak yürekten sevenlerin görebileceğine inanılır.


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.