Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk > Atatürk Kimdir?

Atatürk Kimdir? Ulu önderimizin hayatı, ilkeleri, devrimleri ve hakkında söylenilenler


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 26.01.19, 21:50   #1
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 313
Ettiği Teşekkür: 1162
Aldığı Teşekkür: 1078
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki ile Geçmişteki Durumu

Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki ile Geçmişteki Durumu



Enver Paşa, bugün İttihat Terakki denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisidir. Oysa o bile bu topluluğa geç bir tarihte katılmıştı.


Evvela amcası Halil Bey (sonradan Kutül Amare kahramanı olacaktır) cemiyete girmişti. Onun kefaletiyle Enver Bey de 1906'da cemiyete katılacaktır. İki kişinin kefaletiyle önerilen yeni üye gözleri kapalı halde gizli mekana götürülürdü. Kur'an, hançer ve tabancaya el basarak sadakat yemini ediliyordu. Subayların birbirlerine cemiyet üyesi olduklarını teyit etmek için de aralarında bazı şifreleri vardı.


1900'lere gelindiğinde II. Abdülhamid'e muhalefet iyice artmıştı. İttihat Terakki de padişahın yönetimini doğru bulmuyordu ve cemiyete girişte bu baskıcı idareyi yıkmaya yemin ediliyordu.


Padişahın sıkı takibatı, tenkitlere müsaade göstermeyen önlemleri ve paranoyası birçok aydın ve yazarı da muhalif hale getirmişti. O kadar ki Tevfik Fikret 1905'te padişaha düzenlenen suikast teşebbüsü sonrası Bir Lahza-i Teahhur adlı şiirinde bu olay için şu satırları yazacak nefrete sahipti: ''Ey şanlı avcı, damını beyhude kurmadın. Attın fakat yazık ki... Yazıklar ki vuramadın.''


Böyle bir ortam içerisinde İttihat ve Terakki muhalefetin cazibe merkezi haline geliyordu. İstanbul'dan daha çok Selanik'te örgütlenmişlerdi ve teşkilatlar burada çok kuvvetleniyordu.


İstanbul'da padişahın kontrolü çok fazlaydı. Ayrıca Selanik, Makedonya-Bulgaristan çeteleriyle mücadele eden genç subayların uğrak mekanıydı. Enver Bey kısa süre sonra Kazım Karabekir'i ve Atatürk'ün çocukluk arkadaşı Nuri Conker'i cemiyete üye yapmıştı. Böyle bir ortamda genç subay Mustafa Kemal'in de bu yapılanmadan habersiz kalması düşünülemezdi.


Mustafa Kemal Bey cemiyete katılmıştı katılmasına fakat gayeler bir olsa da düşünülen yöntemler çok farklıydı.


İttihat ve Terakki bir ihtilalle II. Abdülhamid'i devirmek amacındaydı. Hatta birkaç defa padişaha suikast dahi düşünüldü. Mustafa Kemal Bey ise bu tarz şiddet yanlısı, kanlı bir harekete karşıydı. Gençliğinden beri okuduğu Fransız yazarlar da onda bir demokrasi bilinci uyandırmıştı.

Aynı zamanda subayların partiye üye olmasını da yanlış buluyordu. Ona göre ya siyasetçi ya asker olunmalıydı. Bu talep gayet demokratik olmakla birlikte cemiyetin kuruluşundan itibaren yürüttüğü düzenin tamamen zıttı bir öneriydi. Bu tip söylemleri sebebiyle zabit Mustafa Kemal aykırı ses olarak algılandı ve cemiyete zararlı olduğu sebebiyle öldürülmesi dahi düşünüldü.


1909'da meşhur 31 Mart Vak'ası ile II. Abdülhamid tahttan indirilince İttihat ve Terakki siyasetteki yegane aktör olarak kalmıştı. Padişah V. Mehmed Reşad da partinin tesiri altındaydı.


Yeni padişah tahta çıktığında 60 yaşını devirmişti. Yaşlılığın da insana vermiş olduğu yorgunlukla, hareketsiz, masum, beklentisiz bir yapıya sahipti. Mustafa Kemal Bey kurmay yüzbaşı olarak İstanbul'a gelen ordudaydı. Fakat İttihat ve Terakki cemiyetiyle artık bağlarını koparmıştı.


İttihat ve Terakki 1913'teki bir dizi olayla siyasete tamamen hakim oldu. Evvela, Balkan Savaşlarındaki mağlubiyetin de etkisiyle oluşan huzursuzluk ortamında, bir baskınla hükumet düşürüldü.


Bâb-ı Âli Baskını diye bilinen bu olayda Harbiye Nazırı Nazım Paşa dahi öldürüldü. Yeni hükumetin sadrazamı Mahmud Şevket Paşa bir İttihatçı değildi. Fakat hükumete cemiyetten birçok üye girmişti. Aynı yılın haziran ayında sadrazama yapılan suikast sonucunda cemiyet ipleri tamamen eline aldı. Soruşturma kapsamında cemiyete muhalif olan birçok isim de idam edildi.


Cemiyetin lider kadrosunda olan Enver Bey 1913-14 arasında hızlı bir yükselişle birkaç rütbe birden atladı.


1914'e gelindiğinde artık ortada bir Enver Paşa vardı. Mustafa Kemal Bey ise o sıralarda henüz Kaymakam (Yarbay) rütbesindeydi. Enver Paşa'nın siyasetle olan ilişkisi sebebiyle mesaisiz bu hızlı yükselişi, onun sinirine dokunuyordu. Oysa Mustafa Kemal Bey hiçbir zaman bu şahsi kızgınlığını vazifesine yansıtmadı.


1918 sonuna gelindiğinde İttihat ve Terakki mağlubiyetin ve içerisine düşülen facianın tek sorumlusu olarak görülüyordu.


Parti resmen hükumetten çekilmişti, sorumluluğu kabul ediyorlardı. Toplanan son kongrede kendilerini feshetme kararı aldılar. Lider kadro yurdu terk edecekti ve geride kalanlar ise Teceddüd Fırkası adıyla kısmen faaliyeti sürdüreceklerdi. Kasım 1918'de Mustafa Kemal Paşa ve Ali Fethi Bey Minber adlı bir gazete çıkartmaya başladılar.


Partinin dağılışı Minber gazetesinden şu satırlarla duyuruldu:
''Talat, Enver ve Cemal Paşaların Firarı''


Talat, Enver ve Cemal paşalar dün bir Alman torpidosuyla firar etmişlerdir. Enver Paşa sadrazam Ahmed İzzet Paşa hazretlerine yazdığı bir mektupta Kafkasya'ya giderek bir hükumet-i İslamiye teşkil edeceğinden bahsetmiştir. Cemal Paşa dahi sadrazam paşa hazretlerine bir mektup göndererek efkâr-ı umumiyenin (kamuoyunun) kendi aleyhinde galeyanı sebebiyle bir taaruza hedef olması muhtemel bulunduğunu ve o halde silahla mukabele mecburiyeti hasıl olacağını beyan ile buna meydan bırakmamak için bilahare hesap vermek üzere -memalik-i ecnebiyeye azimet ettiğini (yabancı ülkelere gittiğini) bildirmiştir.

Talat Paşa hiçbir şey yazmamış, hiçbir şey söylememiştir. Polis bunların firar edeceklerini sezmiş ise de kimisinin mebus, kimisinin ferik (tümgeneral) olmaları cihetiyle müdahale edememiş ve paşalar da Alman vesait-i nakliye-i bahriyesinden (deniz yolu araçlarından) istifade ederek firar etmişlerdir. Hükumet buradaki Alman ve Avusturya ataşemiliter ve navalleri (denizcileri) nezdinde firarilerin iadesi için teşebbüsatta bulunduğu gibi Berlin ve Viyana sefirlerimize de Almanya ve Avusturya hükumetleri nezdinde teşebbüsatta bulunmaları için talimat vermiştir. Hükumetin bu talebinin is'af (kabul) edileceği hakkında kavi (kuvvetli) bir kanaat mevcuttur.


Gerek basında gerek ise halk arasında İttihatçılara taarruz başladı. Ülkeyi uçurumun eşiğine getirip kaçtıkları düşünülüyordu.


Mustafa Kemal Paşa bu taarruzlara katılarak vakit kaybetmediği gibi, eski İttihatçılarla fazla yakınlaşmamak da istedi. Paşa, İttihatçıların kendi planlarına karışmasını istemiyordu. Ayrıca İttihat ve Terakki'ye güveni sıfırlanan ahali, İttihatçıların rol aldığı bir İstiklal Harbi'ne destek vermezdi. Bu zeminde Mustafa Kemal Paşa eski İttihatçıların da yardımını geri çevirmedi. Fakat partinin zihniyetini ve adını kullanmamaya özen gösterdi.


Bunun bilincinde olan İttihatçılar da Kuvayı Milliye'ye görünmeden destek vermeye çalıştılar. Talat Paşa Almanya'da basın yoluyla faaliyet gösterirken 1921'de Ermeni bir suikastçı tarafından öldürüldü.


Enver Paşa Anadolu'ya geçmek istediyse de özellikle amcası Halil Paşa'nın aksi yöndeki tavsiyeleri sebebiyle bundan vazgeçti. 1922'de evvela Cemal Paşa Tiflis'te bir suikasta kurban gitti. Ondan birkaç gün sonra da Enver Paşa bir Rus baskınında hayatını kaybetti.

Böylelikle İttihat ve Terakki ve cemiyetin üç lideri tarih sahnesinden çekilmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra eski İttihatçılar Mustafa Kemal Paşa'nın yönetimini kabullenmedi. Önemli isimler muhalefet safında yer aldılar ve 1926'da İstiklal Mahkemesinde yargılanarak İzmir Suikastı girişiminde rol oynadıkları gerekçesiyle idam edildiler.

Anıl Göç
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.01.19, 23:27   #2
Gerçek Üye

Bursalı68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 42
Mesajlar: 818
Ettiği Teşekkür: 3548
Aldığı Teşekkür: 3189
Rep Derecesi : Bursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki ile Geçmişteki Durumu

Merhaba,

Osmanlı'da belli bir direniş anlamında önemli bir rol üstlenmiş olsa da İttihat ve Terakki ile devamındaki aynı zihniyet bu ülkeye en çok zarar veren zihniyettir...

Ki düşüncem Atatürk'e yapılmaya çalışılan İzmir suikastı da İttihat ve Terakki'nin işidir...Mustafa Kemal'in liderliğe geçmesiyle birlikte Kurtuluş Savaşının sonundaki zaferden sonra İttihat Terakki " yer altına " çekilmiştir diye düşünüyorum...Ancak devlet kadrolarında maalesef ahtapot kolları gibi yer etmişlerdir...Özellikle MHP ile birlikte devletteki son dönem etkinliklerinin hepsinde yer etmiştir...TSK ya, emniyet teşkilatına bakmak yeterlidir...Ancak evrilerek Türk-İslam sentezi görünümüne bürünmüştür...

Ermeni Techir kanunu,
Diyarbakır Cezaevleri olayı,

İttihat ve Terakki zihniyetinin başımıza ördüğü çoraplardır ki halen uğraşıyoruz...Bundan kurtulduğumuz an Şovenist ve Kabile kültüründen kurtulmuş olacağız...Dincilerden daha tehlikeli bir güruhtur...

Sağlıcakla kalınız...
__________________
Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların bir şey yapmaması kafidir...
Edmund BURKE
Bursalı68 Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Bursalı68'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
durumu, geçmişteki, ittihat, kemalin, mustafa, terakki, İttihat


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.