Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk > Atatürk Kimdir?

Atatürk Kimdir? Ulu önderimizin hayatı, ilkeleri, devrimleri ve hakkında söylenilenler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 25.11.09, 21:56   #1
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar





Trablusgarp Savaşı




İtalya, 19. yüzyılın sonlarına doğru, bugün Libya adıyla anılan Kuzey Afrika'daki Trablusgarp ve Bingazi'yi ele geçirmeyi planlamıştı. O dönem İngiltere Mısır'a, Fransa da Tunus'a hakim olmuş, İtalya da gözünü Trablusgarp'a dikmişti. İtalya, İngiltere ve Fransa'yla yaptığı gizli ve açık anlaşmalarla Trablusgarp'ı işgal onayını aldıktan sonra,29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. 5 Ekim 1911'deTrablus'a asker çıkardı. 20 Ekime kadar peş peşe Tobruk, Derne ve Bingazi İtalyanların eline geçti. Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir bölümü Trablusgarp'ı savunmakiçin gönüllü olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbaşı Enver Bey, Kolağası Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker),Fethi Bey (Okyar), Albay Neşet Bey bu subaylar arasındaydı. Enver Bey,Trablus'ta yerli Arapları teşkilatlandırarak savunmaya katılmalarını sağladı ve Askeri birlikleri üç komutanlığı ayırdı. Trablus Komutanlığı: Kurmay Albay Neşet Bey Bingazi Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Enver BeyDerne Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Seyahati sırasındabinbaşılığa yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralık 1911'de Trablusgarp'a geldi. 22 Aralıkta Tobruk Savaşı'nı kazandı. Derne'de 16/17 Ocak 1912taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay hastanede tedavi gören MustafaKemal, 6 Mart 1912'de Derne komutanı oldu.

Derne'de başarılı savunma harebeleri yaptı.
Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı'nın çıkması üzerine 15-18 Ekim 1921tarihleri arasında, Osmanlı-İtalyan delegeleri arasında imzalanan Ouchy(Uşi) Barış Antlaşması ile sona erdi. Antlaşmaya göre Trablusgarp veBingazi tam bir İtalyan sömürgesi oldu. İtalya bununla da yetinmeyerek,5 Kasım 1911'de Trablusgarp ve Bingazi'yi topraklarına kattığınıdünyaya duyurdu. Gönüllü subaylar Balkan Savaşında görev almak üzere İstanbul'a döndüler.


Balkan Savaşları





Balkanlarda dört devlete (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) karşı savaşan Osmanlı devletisavaş sonucunda yenilmiş ve savaş sonrası yapılan Londra antlaşmasıylatüm balkan topraklarını ve Trakya’daki topraklarını kaybetmiştir.

Ancak kısa bir süre sonra Balkan Devletlerinin Osmanlı devletinden aldıkları topraklar paylaşamamaları ve kendi aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle II.Balkan Savaşı çıkmıştır. Osmanlı Devleti’de bu durumdan yararlanarak kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçmiştir.Bu dönemde Balkan Savaşlarına katılmak amacıylaTrablusgarptan İstanbul’a dönen M.Kemal Paşa Geliboluda görevlendirilmiştir.

II.Balkan Savaşı esnasında Trakyada Bulgarlara karşı verilen mücadeleye M.Kemal Bolayır kolordusu kurmay başkanı olarak katılmıştır.Bolayır kolordusu bulgarlara karşı büyük başarılar kazanmış ve Edirne’yi Bulgarlardan geri almıştır.Aynı yıl içerisinde M.Kemal Sofya askeri ateşeliğine atandı.II.Balkan Savaşları sonucunda yapılan İstanbul antlaşmasıyla Meriç nehri sınır kabul edilmiş Böylece Osmanlı Devleti I Balkan Savaşında kaybettiği topraklardan bir kısmını geri almayı başarmıştır.



Çanakkale Savaşları




I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin en başarılı olduğu cephe Çanakkale Cephesidir. Dünya tarihinin en kanlı savaşı bu cephede cereyan etmiştir. İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya'yla birleşerek savaşın seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus ekonomisi savaşın yükünü kaldıramaz hale gelmişti. İtilaf Devletleri OsmanlıDevletini saf dışı bırakmak, Rus Ordusuna gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı bir şekilde ulaştırmak, Kafkasya Cephesinde bunalan Rusya'yı rahatlatmak ve Türk Ordusunun geri çekilmesini sağlamak içinÇanakkale Boğazına harekat düzenlediler.

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'ndan geçişlerine18 Mart 1915'te başarıyla karşı konuldu. İtilaf Devletleri donanmasıağır kayıplar verince, Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarıp karamu haberelerini başlattılar. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği birlik Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine, Mustafa Kemal albaylığa yükseltildi.General Harrington komutasındaki İngiliz birlikleri 6-7 Ağustos 1915'tetekrar taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 9-10Ağustos 1915'te 1. Anafartalar Zaferi'ni kazandı Bu zaferi, 17Ağustosta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta 2. Anafartalar zaferleri takip etti.Çanakkale Savaşı'na katılan Türk Ordusu'ndan, çoğu öğrenim çağında 253.000 subay, er ve erbaş şehit oldu. Çanakkale'nin geçilemeyeceğini anlayan İngiliz ve Fransızlar da, arkalarında Türkler kadar kayıp bıraktılar. 19/20 Aralık 1915'te Anafartalar ve Arıburnu'ndan, 8-9 Ocak1916'da Seddülbahir'den kesin olarak çekildiler.


Arıburnu Muharebeleri





Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da yaptığı çıkarmanın temel amacı önce, Kabatepe ile KüçükArıburnu arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktı. İlk aşamada Conkbayırı- Kocaçimentepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece, Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiş olacaktı.

25 Nisan sabahı savaş gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateş altında, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kişilikilk hücum dalgası, çıkarma botlarının bir şekilde kuzeye kayması sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Arıburnu Kesimine
çıkmak zorunda kalır. Bu noktada kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, karaya çıkan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerler. Diğer taraftan, Bigalı’da bulunan ordu yedeği19. Tümen, 24-25 Nisan gecesi Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi.Gün ağarırken, Arıburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayıpdurumu Ordu Komutanına bildirir, ancak bir yanıt alamaz.

Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kıyıda çok zayıf gözetleme vekoruma birlikleri olduğunu düşünerek ve geniş bir sahile yayılmış olan27. Alayın da, ağır kayıplar verdiği haberini alınca, düşmanın Conkbayırı-Kocaçimentepe çizgisi ve uzantısını ele geçirmesi durumunda,onarılamayacak durumlarla karşılaşacağını kavrar. Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57.Alayıbir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirir. Kendisi dedurumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında,Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin debunları izlediklerini görür.

O anı Mustafa Kemal, Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle anlatmaktadır.

“...Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilingözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm... Buaskerlerin önüne kendim çıkarak:

-Niçin kaçıyorsunuz ? dedim.
-Efendim düşman dediler!
-Nerede?
-İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış vetam bir serbestlik içinde ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyetidüşünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on dakikaistirahat etsin diye...Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşmanbana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelsekuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti. O zaman artık bilemiyorum,bilinçli bir düşünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum.

Kaçan askerlere:


- Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasınınyetişebilen askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum yere gelmeleriiçin, yanımdaki emir subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıpyere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, buandır...”

Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi alınca, karşı taraf ta mevzialıp duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü Bölüğü'nün Conkbayırı’nayerleşmesi için gereken süre kazanılmış olur. İşte bu an, ÇanakkaleSavaşları Kara Harekatı’nın kaderini belirleyen önemli anlardanbirisidir. Böylesine önemli anda kilit rolü oynayan kişi ise,tartışmasız Mustafa Kemal’dir. Bu husus, Çanakkale Savaşları tarihiyleuğralan Türk ve yabancı bütün uzmanlar tarafından doğrulanıp vurgulanmaktadır.

Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa'nın izniyle, 27. Alay’dan gerikalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşısaldırıya geçmek üzere 57.Alay'a şu emri verir :

“ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadargeçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaimolabilir.”

25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesiolan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayınbirlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumlarısonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritikve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç vetepelerinde yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten başlayarak harekat,1915’in Ağustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı-Kocaçimentepe-kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boğuşmalar şeklinde veçok kanlı çarpışmalarla geçecektir.

Bu çarpışmalar sırasında Türklerde, Anzaklar da ağır kayıplar vermişlerdir. Ağustos ile birlikte ise savaş şiddetli çarpışmalara dönüşür. Tıpkı Seddülbahir’de olduğu gibi,Anzak ordusu da taarruz hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerde 3-4km.lik bir mesafe ilerleyip, boşaltmaya kadar da o noktada kalmışlardır.


Anafartalar Muhabereleri



25 Ağustos 1915’ten Ağustos sonuna kadar, Müttefikler hem Seddülbahirhemde Arıburnu’nda başarılı olamayınca, Çanakkale Boğazı’nı, geridensarkarak ele geçirmek amacıyla harekete geçerler. Bu arada General Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak ve çember içine alıp yoketmek için, Büyük ve Küçük Kemikli Burunları arasında yeralan Suvlasahillerine çıkıp, Anafartalar’da üçüncü bir cephe açmaya karar verir.

Hedef, Conkbayırı ve Koçaçimentepe blokunu ele geçirerek buradanilerleyip, Çanakkale Boğazı’na inerek hakim olmaktır. Bu amaçla da,9.İngiliz Kolordusu'nu ,6-7 Ağustos gecesi karanlıktan yararlanarakbölgeye çıkartır. Amaç, sabah gün ağarmadan von Sanders, Saros GrupKomutanına 7. ve 12. Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine gitmesinive karaya çıkan İngiliz birliklerine 8 Ağustos sabahı erkenden taarruzedilmesi emrini verir. Anafartalar Müfrezesi komutanı Yarbay Vilmer’ede, Saros’dan iki tümenin gelişine kadar, İngilizlerin ilerleyişine engel olunmasını emreder.


Liman von Sanders, bundan sonra, Kurmay Albay Mustafa Kemal’i, 8Ağustos 1915 günü saat 21.45’de, Anafartalar Grup Komutanlığına atar.Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı,12. tümenle 9. İngiliz Kolordusuna. 7.Tümenle de Anzak Kolordusu ileişbirliği yapmasına engel olmak amacıyla, damakçılık Bayırı yönünde saldırıya geçer. Her iki tümenin saldırıları da başarılı olur. İngiliz Birlikleri, beklemedikleri bu karşı Türk taarruzu ile şaşkına dönmüş,ağır kayıplar verirler.

Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak adlandırılan bu harekatsonunda, durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal şöyle demiştir:“...Gerçekte, düşmanın bir kolordusunu zayıf bir tümenimleKireçtepe-Azmak arasında yenmiş, Tuzla Gölüne kadar takip ederek oradatesbit etmiştim.

Diğer taraftan yeni çıkan birliklerle güçlendirilen 9. İngilizKolordusu, Anafartalar yönünde iki kanat harekatı daha denediyse debaşarılı olamamıştır. Ancak, Türkler açısından bu bölgede durum,savunulması güç bir konum olduğu için tehlikeli sayılırdı. Tehlikelidurumu düzeltmek için Liman von Sanders, Kuzey Grubundaki 8 Tümeni ikialayla takviye ederek , Anafartalar grup Komutanı Mustafa Kemal’inemrine verir. Tümen karargahına 9-10 Ağustos gecesi gelen Grup KomutanıMustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10 Ağustos sabahı karanlıkta, sadecesüngü kullanarak hücuma geçirir. İngilizlere çok ağır kayıplarverdirilerek harekat başarılı olur. Daha sonra, savunma yapılabilecek ek arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulaşılan bu ileri çizgide dedestek ve güçlendirmeler yapılarak savunmaya geçilir. Böylece, diğer bölgelerde olduğu gibi Anafartalar Bölgesinde de savaş, boşaltmaya kadar , siper ve mevzi savaşına dönüşmüş olur. Diğer bir deyişle,General Hamilton’un İkinci Planı da başarısız olmuş, hedefine ulaşmamıştır.

Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gerekenönemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sırasında, Türkler mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpışmış,insancıl meziyetlerini ve güçlü kişiliklerini sergilemişlerdir. İsterSeddülbahir’de, ister Suvla’da ya da, Anafartalar’da olsun durumaynıdır. rneğin Kızılhaç çadırları ve hastane gemileri, yaralı taşıyanbotlar, ya da sedyeleri hedef alan atışlar yapılmamıştır.Tepeler Türklerin elinde olmasına ve olumlu doğa koşullarına karşın, düşmanın sürekli olarak çekindiği zehirli gaz kullanılmamış, su kaynaklarızehirlenmemiş, bu yöntemler hiçbir zaman mert ve dürüstçe bir tutum sayılmamıştır.


Mustafa Kemal Anlatıyor :

"10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım. Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız dedim. Bu durumdan askerlerinide haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı.

Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcakgecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıpçevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30'da kıyametler kopmuştu.İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde veheyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu.

Büyük birşarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım elimi göğsümegötürdüm kan akmıyordu. Olayı Yb. Servet Bey'den başka kimsegörmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimdebulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10 Ağustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi OrduKomutanı Liman von Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış ve heyecanlanmıştı.

Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.


Doğu Cephesi





2 Kasım 1914'te Rus kuvvetlerinin Kars'a doğru taarruzuyla cephede savaşlar başladı. 6/9 Kasım 1914'te Ruslarla Köprüköy savaşı yapıldı.Ruslar yenilince biraz geri çekildiler. 22 Aralık 1914'te Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın çetin kış şartlarını rağmen Sarıkamış civarında Ruslara karşı yaptığı harekatta 3. Ordu'ya mensup askerlerden çoğudonarak şehit oldu. 60.000 şehit verildi.
1915 yılı baharında Ermenilerle birleşerek güçlenen Rus birliklerinin taarruzu başarılı oldu. Ruslar, Van ve Malazgirt'i aldılar 22 Temmuzda başlayan karşı taarruzla Van ve Malazgirt 25/26 Temmuz 1915'te kurtarıldı.

1916 yılında Grandük Nikolas, Rus kuvvetlerinin başkomutanı olunca, Ruslar Kafkasya'daki kuvvetlerini artırarak taarruza geçtiler. 16 Şubat1916'da Erzurum düştü. Trabzon'a da bir kolorduyla ilerlediler. 3.Ordu, Kemah-Refahiye-Tirebolu hattına çekildi. Mart 1916'da Bitlis,Muş, Van, Hakkari de Ruslar tarafından işgal edildi. Hükümet, ÇanakkaleBölgesinde bulunan 2. Ordu'yu Kazım Karabekir komutanlığında doğucephesine kaydırdı. 10 Mart 1916'da atama emrini alan Mustafa Kemal,Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılan 16. Kolordu'nun komutanı olarak, 15 Mart 1916'da Doğu Cephesinde göreve başladı. 7/8 ağustos 1916'da Muş ve Bitlis Ruslardan kurtarıldı. Yıl sonuna kadar Ruslarla savaşa devamedildi.

1917 yılında Rusya'da iç karışıklıklar başladı. Ekim 1917'de Bolşevikler devrimle yönetime el koydu. Yıl boyunca Rus birlikleriişgal ettikleri topraklardan çekildiler. 18 Aralık 1917'de Ruslarla Erzincan Mütarekesi yapıldı. Mütarekeden sonra Rus kuvvetleri Doğu Anadolu'yu tamamen terk etti. 1917 kışı, hem Türkler hem de Ruslar içingüç şartlarda geçti. Soğuk ve hastalıklar sebebiyle iki tarafta ağırkayıplar verdi. Daha sonra 3 Mart 1918'de Brest Litovsk anlaşamsı yapılarak Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı İmparatorluğu'na bırakılması saptandı.

Rus birliklerinin geri çekilmesi üzerine, savaş sırasında kurulmuşbulunan Ermeni taburları Türk halkına saldırdı. 3. Ordu Ermeniçeteleriyle savaşmak zorunda kaldı. Ermeni kuvvetleri bozguna uğratılarak Nisan 1918 sonuna kadar, Kars, Ardahan, Batum kurtarıldı ve Gümrü'ye girildi.


Suriye Filistin Cepheleri





İngilizler 1914 yılı Aralık ayında Türk dostu saydıkları Hidiv Abbas Hilmi Paşa'yı yönetimden uzaklaştırarak, Mısır ve Süveyş Kanalı'na tamamen egemen oldular. Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı CemalPaşa'nın, 14 Ocak 1915'te 14.000 deveyle iki koldan Süveyş Kanalı'nayaptığı harekat (1.Kanal Savaşı) başarılı olamadı. 4 Şubat 1915'teBirüsseba-Gazze'ye geri dönüldü. 1916 yılında Süveyş Kanalı'nı almakiçin 2. Kanal Harekatı yapılırken, Mekke Şerifi Hüseyin İngilizlerinkışkırtmasıyla Osmanlı Devletine karşı ayaklandı. Ayaklanmanın bastırılması için 4. Ordu'dan bir kısım birlikler Hicaz'a gönderildi.

Ordunun geri kalan kısmıysa, Gazze-Şeria-Birüsseba hattında savunmayaçekildi. 1917 baharında İngilizler, Gazze'ye saldırdı. 1. ve 2. Gazze Savaşları yapıldı. İngilizler Türklerin kahramanca savunması karşısında çekilmek zorunda kaldılar. Takviyelerini artırmaya başlayan İngilizlerin Filistin Cephesinde toplanmaları üzerine, Cemal Paşa'nınuyarısıyla Yıldırım Ordularının Irak cephesinde kullanılmasından vazgeçilerek Filistin ve Suriye'de kullanılması kararlaştırıldı.

Aynı yıl 7. Ordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım OrdularKomutanı General Falkenhayn ile anlaşamadı. Harbin yönetimini tenkiteden iki rapor yazarak 6 Ekim 1917'de komutanlıktan istifa etti. Savaş hazırlıklarını tamamlayan İngilizler, 24 Ekim 1917'de 138.000 askerle taarruza başladılar. Birüsseba-Gazze Savaşı'nı kazandılar. 9 Kasım1917'de Kudüs düştü. General Allenby komutasındaki İngiliz kuvvetlerinin Mart 1918 başı ile 18 Mayıs arasındaki Telazur, 1. ve 2.Salt-Amman taarruzları başarıyla durduruldu. 1918 yılında Falkenhayn'ınyerine Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na General Liman von Sander satandı. 7. Ordu Komutanlığına Mustafa Kemal Paşa yeniden döndü.

Yığınaklarını artıran ve mevcudu 460.000'e yükselen İngiliz ordusunun19 Eylül 1918'de Filistin'de başlattığı taarruz hızla gelişti veFilistin tamamen İngilizlerin eline geçti.


Yıldırım Ordular Komutanı, Halep'te savunma düzeni kurma göreviniMustafa Kemal Paşa'ya bırakıp, Adana'ya gitti. Mustafa Kemal bir yandanİngilizlerle, diğer yandan Arap silahlı çeteleriyle mücadele etmekzorunda kaldı. Halep'in kuzeyinde bir savunma hattı kurup İngilizler'i durdurmayı başardı. 31 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nden bir günsonra Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na atandı.


I.İnönü Savaşı





Yunanlılar, Bursa ve Uşak mıntıkalarından Eskişehir ve Afyonistikametlerinde 6 Ocak 1921'de ileri harekata geçtiler. Yunan harekatıüç koldan ilerleyerek İnönü önünde birleşiyordu. Yunanlılar, 3 günlükyürüyüşten sonra 9 Ocak günü İnönü mevzilerinin önüne gelmişlerdi. Asılsavaş 10 Ocak günü sabah saat 6.30'da Yunanlıların taarruza geçmesi ilebaşladı.

Saldırısı kırılan düşmana karşı savaş 10 Ocak 1921'dekazanıldı. Savaşın İnönü bölgesinde yapılması bir tesadüf değildi.İnönü savaşlarının zamanını Yunanlılar, fakat savaş alanını Türklerseçmişlerdi. Türk ordusunun savunma planına göre, Bursa ve Kocaeliyönünden gelecek bir düşman taarruzu İnönü'de karşılanacaktı. 11 Ocak1921'de o güne kadar fazla kayıp vermiş ve çok hırpalanmış olan düşman,daha fazla ilerlemeye kendisinde kudret göremeyerek, tekrar Bursacivarındaki eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldı.

Böylece dinamikbir sevk ve idare sistemiyle düşmanın iki misli kuvvetlerine karşı,zayıf kuvvetlerle yoğun bir savunma yapılmış ve düşman ordusu üç güniçinde yenilerek geri çekilmeye mecbur bırakılmıştır. I. İnönü Zaferisonunda Albay İsmet Bey,1 Mart 1921'de generalliğe yükseltildi. Kazanılan bu zaferin tarihi önemi, Batı Cephesi'nde kazanılan ilk zaferoluşu ve Sevr tatbikçilerine milli teşkilatın ne demek olduğunugöstermesidir. I. İnönü Savaşıyla Kuva-yı Milliye devri son bulmuş,Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin ve ordusunun içerde ve dışarıdaitibarı birden yükselmiş, ordunun ve Meclis'in otoritesi artmıştır.

II.İnönü Savaşı Londra Konferansı'nın bir sonuç vermemesi, Sevr projesiniuygulamak için İtilaf Devletlerini yeni bir çabaya yöneltmiş ve buamaçla Yunan işgal ordusunu savaşa teşvik etmişlerdi. Bundan faydalanan Yunanlılar, 23 Mart 1921'de Bursa'dan İnönü istikametine ilerlemeyebaşladılar. Türk ordusunun yüksek azim ve imanla savaşması, 31 Mart1921 akşamına kadar süren kanlı çarpışmalar sonunda düşmanı İnönü'deikinci defa perişan etti. Yaptıkları iki saldırının da püskürtülmesiüzerine Yunan kuvvetleri, 31 Mart gecesinden itibaren çıkış mevzilerine çekilmeye başladılar, çekilen düşman, süvari birliklerimizle izlenmişve düşmana çekilirken de kayıplar verdirilmiştir.

Fevzi Paşanın (Çakmak) Mecliste bu savaştan bahsederken söylediklerindenanlaşıldığına göre, Yunan ordusunun amacı mutlaka yenmekti.Başkumandanları Papulas, bu sebeple Karaköy'e gelmiş ve alaylarınıbizzat birbiri ardınca savaşa sokmuştur. Düşman bir taraftan kesinolarak Türk ordusunu yenmek ve dört beş günde Eskişehir'e, bir ayda da Ankara'ya gelerek Sevr Antlaşması'nı kabul ettirmek amacındaydı. Düşmanın hareketlerinden amacını anlayan kumandanlık, lazım gelenönlemleri almıştı. İsmet Paşa bir taraftan da düşmana umduğu yerdedeğil, bizim istediğimiz yerde savaşı yaptırmak suretiyle, düşmanınsavaş planını başarısızlığa uğratmıştır. Milli Kurtuluş Savaşı'nda buzafer, Mustafa Kemal'in güzel ifadesiyle, milletin "maküs talihini"(tersine dönmüş talihini) de yenen bir zafer olmuş.


Sakarya Savaşı





İnönü'de ikinci kez yenilen Yunanlılar, ordularını güçlendirmek amacıyla kuvvetlerini artırmışlardı. Türk Ordusu ise henüz hazırlıklarını tamamlayamamış, yurdun bütün kaynaklarından faydalanma imkanını bulamamıştı. Ancak II. İnönü Savaşından sonra, Güney Cephesi kaldırılmış, Güney ve Batı cepheleri birleştirilmişti. Böylece BatıCephesinde daha fazla kuvvet toplamak imkanı sağlanmıştı. Yunanlılar,10 Temmuz 1921'de iki ayrı cepheden taarruza geçerek Türk Ordusunu yoketmek istediler. Desteklenmiş kuvvetleriyle güçlü bir şekilde ilerlemeyi başardılar. Türk Ordusu, zor durumdan kendisini kurtarmak amacıyla Eskişehir'e kadar çekildi. Mustafa Kemal Paşa, 18 Temmuz 1921'de Batı Cephesi karargahına geldi ve durumu yakından görüp inceledi. Ordunun düzenlenip kuvvetlendirilmesi için, Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmesini gerekli gördü. Bunun üzerine, Türk Ordusu,25 Temmuz 1921'de taktik savunma yapmak amacıyla Sakarya'nın doğusuna çekildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları Sakarya'nın doğusuna çekilmekle askeri bakımdan büyük bir avantaj elde etti.

Türk kuvvetleri için zor olsa da, Yunanlılar için daha zor olan bir durum oluşturuldu.Böylece, Türk kuvvetleri düşmanın gelişen taarruzlarının tehdidinden kurtarılmış, Sakarya'nın doğusunda yeniden düzenlenerek savunma gücüartırılmıştı. Yunanlılar ise mevzilerini genişletmişler, ulaştırma şartları zor bir arazide ilerlemek ve ikmal yapmak zorunda kalmışlardı.Sakarya gerisine çekilme, halkın maneviyatı üzerinde ciddi bir sarsıntı oluşturmuştu ve Meclis'te de bunun belirtileri ortaya çıkmıştı. MustafaKemal Paşa'nın muhalifleri; "Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor? Bu hareketin elbette bir sorumlusu vardır, o nerededir? Bu çok acı veren durumun ve yürekler acısı görünümün gerçek sorumlusunu ordunun başında görmek isterdik" diyerek Mustafa Kemal Paşaya dil uzatmaya başladılar. Büyük Millet Meclisi'nde ve dışarıda son çare ve son tedbir olarak Mustafa Kemal Paşa'nın ordunun başına geçmesindefayda umulduğu yolunda bir kanaat oluştu. Bunun üzerine Mustafa KemalPaşa, 4 Ağustos 1921'de Büyük Millet Meclisi'ne verdiği bir önerge ile Başkumandanlığı kabul ettiğini bildirdi ve ancak Meclis'in elindeki yetkileri de fiilen kullanmayı talep etti. Bu önerge üzerine MustafaKemal Paşa'nın muhalifleri, kendisine Başkomutan ünvanını ve Meclis'in yetkilerini kullanmak hakkını önce vermek istemediler.

Ancak ünvan ve yetki, 5 Ağustos 1921 tarihli kanunla tanındı. Mustafa Kemal Paşa, 12Ağustos 1921'de Polatlı'daki Cephe Karargahına giderek ordunun başınageçti. Cephede teftiş yaparken, attan düşerek birkaç kaburga kemiği kırıldı. Savaşı cephede yaralı ve kaburga kemiği sarılı bir şekildeidare etmek zorunda kaldı. 23 Ağustos'ta düşman ordusu ciddi olarakcephemize taarruz etti. Ordumuz. 100 kilometrelik cephe üzerindecereyan eden meydan muharebesinde, düşmanın üstün kuvvetlerini ilk önce yıpratarak, taarruza devam etmekten yoksun bir hale getirdi.






23Ağustos'tan 13 Eylül'e kadar gece gündüz aralıksız yirmi iki gün devameden bu kanlı savaştan sonra, düşman ordusu mağlup ve perişan birşekilde cepheyi terketti. Sakarya Meydan Savaşı sonucu, askeri harekatyön değiştirmiştir. Sakarya, geri çekilme ve gerilemenin durdurulduğuileri gidişin başladığı noktayı oluşturmuştur. Sakarya Zaferi, bütünmemlekette günlerce süren coşkun sevinç gösterilerine ve heyecanlıkutlamalara vesile oldu.

Meclis, 19 Eylül 1921'de kabul edilen birkanunla, Türk Milletinin bir şükranı olarak Mustafa Kemal Paşa'yaMareşallık rütbesi ve Gazilik ünvanını verdi. Sakarya Zaferi, dışilişkilerimizde durumumuzun düzeltilmesine ve itibarımızın artmasınayardımcı oldu. 9 Haziran 1921'den beri Ankara'da Fransız temsilcisiFranklin Bouillon'la görüşmeler yapılmaktaydı. Bu görüşmeler, Sakaryazaferinden sonra, 20 Ekim 1921'de Ankara'da olumlu bir şekildesonuçlanarak, Ankara İtilafnamesi adıyla tarihe geçen bir antlaşmaylanoktalandı. Sakarya zaferi, askerlik ve politika bakımından da KurtuluşMücadelemizin önemli bir merhalesi oldu. Yunan ordusunun taarruzkabiliyeti kırıldı.


Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muhaberesi





Sakarya Savaşı'ndan sonra, kamuoyunda ve TBMM'nde taarruz için sabırsızlık baş göstermişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922'deBüyük Millet Meclisi'nin gizli bir toplantısında endişe ve huzursuzluk duyanlara açıklamalar yapmıştı. "Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür" diyerek bir taraf tanzihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken, diğer taraftan daorduyu son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlıyordu. Haziran1922 ortalarında, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçmekkararını almıştı. Asıl amaç, yok edici bir meydan savaşı yapmak,düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktı.

Mustafa KemalPaşa, ordu birlikleri arasında bir futbol maçı organize edilmesibahanesiyle ordu komutanlarını Akşehir'e davet etti. BöyleceYunanlıların ve İşgal Devletlerinin dikkatleri çekilmeyecekti. 28Temmuz gecesini, komutanlarla genel taarruz hakkında konuşarak geçirdive gereken direktifleri verdi. Mustafa Kemal Paşa, daha sonra 20Ağustos 1922'de Ankara'dan Akşehir'e giderek, 26 Ağustos 1922 Cumartesisabahı düşmana taarruz emrini verdi. Çok gizli bir şekilde yürütülen buolayları kamuoyundan saklamak maksadıyla, 21 Ağustos'da Çankayaköşkünde bir çay daveti verileceği gazete ve ajanslara bildirilmişti.

26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında GenelkurmayBaşkanı Fevzi Paşa(Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü)ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı.Büyük taarruz burada başladı. Topçuların sabah saat 4:30'da taciz ateşiile başlayan harekat, saat 5:00'de önemli noktalara yoğun topçu ateşiile devam etti. Piyadelerimiz, Sabah 6:00'da Tınaztepe'ye hücummesafesine yaklaşarak, tel örgüleri aşıp, Yunan askerini süngü hücumuile temizledikten sonra, Tınaztepe'yi ele geçirdiler.

Bundan sonra,saat 9:00'da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düşmandan temizlendi. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1. OrduBirlikleri, Büyük Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar onbeş kilometrelikbir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçird. 5. SüvariKolordusu düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu. 2. Ordu da cephede tespit görevini aksatmadansürdürdü. 26 Ağustos günü Türk Ordusunun Büyük Taarruz'u, GenelkurmayBaşkanlığı'nca TBMM'ne bildirildi. Bu haber Meclis'i coşturdu veheyecanlı gösterilere vesile oldu. 27 Ağustos Pazar sabahı günağarırken, Türk Ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçti.

Butaarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve insan üstü çabalarlagerçekleştirildi. 27 Ağustos saat 18:00'de, Afyon 8. Tümen tarafındankurtarıldı. Afyon kurtuluşun şanlı ve şerefli müjdesi olmuştu.Başkomutanlık karargahı ile Batı Cephesi Komutanlığı karargahı Afyon'ataşındı. 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri, başarılıgeçen taarruz harekatı ile düşmanın 5. Tümeninin çevrilmesi ilesonuçlandı. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar,hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gereklibuldular.

Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak, tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar aldılar.Karar süratli ve düzenli bir şekilde gerçekleştirildi. 30 Ağustos 1922Çarşamba günü taarruz harekatı Türk Ordusunun kesin zaferi ilesonuçlandı. Büyük Taarruz'un son safhası askeri tarihimize Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiştir. 30 Ağustos 1922 Başkomutan MeydanMuharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftansarılarak, Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ateş hatlarıarasında bizzat idare ettiği savaşta tamamen yok edilmiş veya esiredilmişti.

Böylece tasarlanan kesin sonuç beş gün içinde elde edilmişve hazırlanan plan tam başarı ile uygulanmıştı. 30 Ağustos 1922'ningurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen düşmanın takipedilmesini ve üç koldan Ege'ye doğru ilerlemesini uygun buldu. "Ordularilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri" diyerek, tarihi emrini 1 Eylül1922'de verdi. Yunanlılar, İzmir'e doğru kaçmaktaydı. Başta YunanOrdusu Başkomutanı Trikopis olmak üzere çok sayıda esir elegeçirilmişti. Ordumuz bu muharebede, on beş günde 400 kilometrekatederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girdi. Sabuncu Bel'den geçen 2.Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir'e doğru akarken, bunun solunda1. Tümen de Kadife Kale'ye doğru yürüyordu.

Bu Tümenin 2. AlayıTuzluoğlu Fabrikası'ndan geçerek Kordonboyu'na ulaştı. Yüzbaşı ŞerefBey Hükümet Konağına, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki BeyKumandanlık dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadife Kale'yebayrağımızı çektiler. İzmir'de askerlerimiz coşku içinde karşılandılarve çiçek yağmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçişiçok görkemli idi. Kurtuluş zaferinin Başkomutanı Gazi Mustafa KemalPaşa, İzmir'in kurtuluşunu Belkahve'den seyretti. Türk Ordusunun, 400kilometrelik bir mesafeyi savaşarak katedip İzmir'e ulaşması içerde vedışarda hayret ve takdir uyandırdı. Büyük Türk zaferi karşısındaendişeye düşen ve o anda da İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını işgalaltında bulunduran İtilaf Devletleri, savaşı durdurmayı ve Türklerinhaklı isteklerini yerine getirmeyi kendi çıkarlarına uygun buldular.Lord Kinross'a göre,"İngiltere, ciddi bir krizle karşı karşıyabulunduğunu anlamaya başlıyor.

Halk, Türklerle yeni bir savaştankorkuyordu". 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla,silahlı çatışma durdurulduğu gibi, Edirne dahil Trakya'nın daTürkiye'ye bırakılacağı ve bir ay içerisinde Yunanlılar tarafındanboşaltılacağı kabul edildi. Anadolu'da Yunan politikasını yürütenİngiltere Başbakanı Lloyd George, bu gelişmeler üzerine istifa etti.


__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.11.09, 00:10   #2
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161511
Aldığı Teşekkür: 177609
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar

Ellerine sağlık, teşekkürler Okyanus...
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 26.11.09, 00:19   #3
Müdavim

**EMEL** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2009
Konular: 404
Mesajlar: 3,957
Ettiği Teşekkür: 13330
Aldığı Teşekkür: 14486
Rep Derecesi : **EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor**EMEL** artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Pisman
Standart Cevap: Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar

Baharcım harika bir konu oluşturmuşsun emeğine sağlık

teşekkürler ...
__________________
Hayat dediğiniz 1 çay
İnsan ise sadece 1 şeker
Karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın
Oysaki;
Hayatın seni erittiğini çay bitince anlarsın..




**EMEL** isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
**EMEL**'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 26.11.09, 01:01   #4
Okunuşu: Simirna

Smyrna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 625
Mesajlar: 8,411
Ettiği Teşekkür: 37276
Aldığı Teşekkür: 38692
Rep Derecesi : Smyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzel
Ruh Halim: Enerji Dolu
Standart Cevap: Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar

Çok başarılı... Teşekkürler...
__________________
Smyrna isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Smyrna'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 07.03.16, 13:27   #5
» Angel Fall «

Dilem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Konular: 30
Mesajlar: 1,802
Ettiği Teşekkür: 10150
Aldığı Teşekkür: 9692
Rep Derecesi : Dilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar

Ellerine sağlık teşekkürler
Dilem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
katıldığı, savaşlar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri Kartal Atatürk Kimdir? 25 30.06.16 02:22
Atatürk'ün Manevi Çocukları Smyrna Atatürk Kimdir? 13 30.06.16 02:21
Sabiha Gökçen (1913 - 2001) Smyrna Türk Tarihinde Yer Alanlar 17 22.03.16 13:58
Atatürk'ün Yakınları DAMLA Atatürk'e Ait Fotoğraf, Resim ve Özel Eşyalar 7 20.09.15 00:08
Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler Kartal Türk Tarihi 29 26.01.09 04:21


WEZ Format +3. Şuan Saat: 05:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.