Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk > Atatürk Kimdir?

Atatürk Kimdir? Ulu önderimizin hayatı, ilkeleri, devrimleri ve hakkında söylenilenler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 22.05.11, 08:20   #1
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Medeni Bilgiler ve
Atatürk'ün El Yazıları






Prof. Dr. A. Afetinan
Giriş (s:1-11)

M. Kemal Atatürk'ün XXV. ölümü yıldönümünde Türk Tarih Kurumu konferanslar tertip etmiş ve bunları kitap halinde, yayınlanmıştır. O yıl aynı zamanda "Unesco" Genel merkezinde, bütün üye olan devletler Atatürk'ü anma kararı almış ve bu üye milletlerin kültür teşekkülleri yayınlar yapmışlardır.

Türk Tarih Kurumu'nun bu konferanslar serisinde ben "Atatürk' ün vatandaşlık hak ve vazifeleri üzerindeki düşünceleri" konusunu ele alarak işledim ve bilhassa Atatürk'ün el yazılarıyle olan belgeleri dinleyicilere gösterdim. O tarihten itibaren elimde bulunan bütün yazıları tasnif ederek kitap halinde yayınlamayı istedim. Meslek arkadaşlarım da beni bu hususta teşvik ettiler. O konferansımda bütün "Medeni Bilgiler" kitabımın her konusunu belgeleriyle göstermeme imkân yoktu. Bunun için Atatiirk'ün XXX. ölüm yıldönümü vesilesiyle bu "Medeni Bilgiler" kitabmın hazırlanma tarzını, el yazılarıyle belgelerine dayanarak izah etmek istiyorum. Bu yazılarm çoğunluğu Atatürk'ündür.







Aynı zamanda Atatürk'ün muhitinde konuşulan konulan ve çeşitli meseleler üzerindeki düşünceleri de tespit etmiş olacağımı. Atatürk'ün etrafındaki toplantılardan daima bahsedilmektedir.

Burada bulunanlar hâtıralarmı kendi görüşlerine göre yazmışlardır. Tarihci ve ediplerimiz ise bu toplantıları işittikleri veya okuduklarından çıkardıkları neticeye göre yazmak istemektedirler.

Benim şahit olduğuma göre Atatürk'ün etrafında toplanmalar çok çeşitlidir. Gündüzleri çoğunlukla hususi kütüphanesinde daima bir kaç kişi ile ya çalışır veya belirli bir konu üzerinde konuşmalar yapardı. Bunlar otomobil veya motor gezintilerinde devam eder ve çoğuıılukla Ankara'da çiftlik evlerinde ya davetlileri veyahut oraya toplannıış olan halk ile doğrudan doğruya meseleleri konuşur ve fikirlerini sorardı.








Bu hal memleket içi seyahatlerinde daha kesif olarak uygulanır, trende vapurda ve uğradığı her yerde daima yeni konular ve tetkikler açıklanarak üzerlerinde münakaşalar yaptırmasını severdi. Atatürk'ün günlük entelektüel yaşayışı her zaman her muhitte tatbikat sahası bulur ve karşısında imtihana çekilenler eksik olmazdı.

Bir örnek vermek için şu olayı anlatmalıyım. Bir gün dişlerini tedavi etmek için gelen hekime, o sırada benim elimde okuduğum sosyoloji kitabından, sorular sormaya başladı. Tabii buna derhal cevap verecek durumda olmayan diş hekimi mahcup olmuştu. Ben buna müdahale ederek hemen kitabı getirdim ve bunun pek yeni neşriyat olduğunu gösterdim. Atatürk bir taraftan da işi şakaya getirerek diş hekimine şöyle söyledi : "Biliyorum, siz kendi mesleğinizde en büyük başarıyı gösteriyorsunuz, fakat bunun yanı başında başka meselelerle de ilgilenerek okumanızı teşvik etmek istedim ve bu kadar aykırı bir konuyu bilhassa seçtim" dedi. Diş hekimi ertesi gelişinde bu konuya ait bir çok kitap tedarik ederek okumuş ve bu sefer o Atatürk'e bunlardan bazı sorular sormuştu.








Buna daha pek çok verilecek örnekler vardır.

Yine meselâ Atatürk'ün motor ile mutad Boğaz gezintilerinde mutlaka bir kitap veya bir mesele konuşma konusu olur ve o gezintinin sonunda herkes bir şeyler öğrenmiş olurdu.

Bir de bunlara eklenen Atatürk'ün akşam toplantıları vardır. Buraya davet edilenler, bulunulan çevreye göre değişir. Ankara'da bulunulduğu zaman âdet şöyle idi: Atatürk'e her gün, genel sekreter gelen evrak üzerinde bilgi verir ve emirlerini alır. Duruma göre memleket meseleleri ve dış olaylar için kendisi direktifler verir bazen de meseleleri derinlemesine soruşturur, bilgi alırdı. Bu arada başbakan ve bakanlardan bazıları lüzum gördükleri zaman yine hükümet işlerini görüşmeye gelirler. Meselâ Genel Kurmay başkanı mareşal Fevzi Çakmak ekseriya konuşmak için gündüzleri gelirdi.








Akşam üzeri başyaver yanına gelir ve sofraya kimlerin davet edilmesini emrettiklerini sorardı. Atatürk bu listeyi o günkü çalıştığı ve okuduğu kitaplarla ilgili kimseler olmasını ister ve ona göre yazdırırdı. Derhal burada şuna da işaret etmeliyim ki, Atatürk devrinin, mesleklerinde isim yapmış şahısları daima onun etrafında toplanmıştır. Onun için memleketin aydın kişilerini, o muhitte tanımak ve konuşmak daima mümkün olmuştur. Bu, sadece Ankara ve İstanbul'da değil, memleketin çeşitli yerlerine gidildigi vakitte böyle olur, o çevrenin tanınmış aydın kişileri bu toplantılara çağırılırdı. Ancak her akşam başyaverin yazdığı listedeki kimseler, bazen mâzeretleri otur gelemezler veya orada bulunmazlar, onun için listelerde yazılı olanlar her zaman bir araya gelemezler vey ahut toplandıktan sonra bir başka isim ortaya atılır, geç de olsa hemen haber gönderilerek davet edilirdi. Devlet adamları bilhassa başbakan, dahiliye ve hariciye bakanları ise istedikleri zaman gelebilirlerdi.

Şimdi, bu kitabı ve belgeleri yayınlama vesilesiyle şahidi olduğum olaylar hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum. Ancak kendi mesleki hayatımdan bahsetmemin mazur görülmesini rica ederim.







1929/1930 ders yılında Ankara Musiki muallim mektebinde öğretmenlik görevime, Yurt bilgisi ve Tarih derslerini vermek üzere başlamıştım. Yurt bilgisi için okutacağım ders kitabını Atatürk gördüğü zaman bunu yeterli bulmamıştı. Kitabın konuları ise kendisini de ilgilendirdiği için evvela benim Fransız lisesinde okuduğum "Instruction civique" kitabımdan bazı tercümeler yapmamı istedi. Aynı zamanda, bu konulara ait çeşitli kitapları, genel sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu'na araştırtarak Almanca'dan bazı tercümeleri yaptırmıştı. Kendisi fransızcadan ve Türkçeden okuduklarına bu tercümelerden de istifade ederek, bazı konuları bizzat yazmış veya bizlere yani bana ve genel sekretere dikte ettirmiştir. Benim o zamanki çalışmalarımı bu konulara ait kitapları aramak, okumak ve icabederse tercüme ederek notlar almak idi. Bu suretle Yurt bilgisi derslerimi program uyarınca bu yeni incelemelere göre veriyordum. Okulda kız ve erkek öğrenciler beraber okuyorlardı. O tarihte yürürlükte olan kanunlarımızda kadınlara seçim hakkı tanınmış değildi.

Bir ders tatbikatı olarak, bütün ders verdiğim sınıflarda Belediye kanununa göre seçim denemesi yaptırdım. Öğrenciler heyecanla bu işte çalıştılar, rey kutuları hazırladılar. O zaman yürürlükte olan Belediye kanunu tam manasıyle tatbik edildi ve belediye başkanı olarak da bir kız arkadaşlarını seçtiler. Bunun üzerine bir erkek öğrencinin itirazı ile karşılaştım. Diyordu ki : "Mevcut kanunun bize öğrettiğine göre kadınların rey verme hakkı olmadığı gibi, seçilemezler de". Öğrenci itirazında haklı idi, ama ben öğretmen olarak şu telkinde bulunmayı münasip gördüm. "Bu öğrendikleriniz ilerisi için sizlere lüzumlu olacaktır. Kadınlarımız da yakında rey hakkı kazanacaktır" dedim. Fakat bu sözlerimin erkek ögrenci karşısında öğretmenlik otoritesinin ötesine geçmiyeceği muhakkaktı.







İşte böylece ögrencilerimden birinin bu itirazı ve soruları beni kadın hakları üzerinde çalışmaya teşvik etti.

Aynı gün Gazi Orman çiftliğindeki Marmara köşkünde Atatürk ile İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'ya bu olayı, Türk kadını olarak rey hakkına malik olmadığımızdan çok müteessir olduğumu anlattım.

Atatürk bana bu konuda çalışmamı ve başlıca memleketlerde bu meselelerin nasıl hal edilmiş olduğunu tetkik etmemi tavsiye etti. İtiraf edeyim ki o sıralarda ben bu hususta hemen hiç bilgi sahibi degildim. Fakat kız ve erkek öğencilerimin karşısına, bu haklardan mahrum olan bir öğretmen olarak da çıkmak istemiyordum. Çok severek başladığım ögretmenlik hayatımdan ve vazifesinden ayrılmak da bana ağır gelecekti. Bununla beraber Atatürk'e şunu söylemekten kendimi alamadım : "Hiç olmazsa erkek öğrencim kadar bir hak sahibi olmadan o sınıfa ders veremiyeceğim" dedim. Bu sırada İçişleri Bakam Şükrü Kaya, B. M. Meclisinde bir yıldan beri müzakere edilmekte olan Belediye kanununda bu işin ele alınabileceğini ifade etti. Atatürk düşünüyordu. Birden "Başvekille konuşuruz, fakat bu meselede hazırlıklı olmak ve münakaşa etmek lâzımdır" dedi. Kendisi o akşam Çankaya köşküne devlet adamlarından, Hukuk mektebi (o zaman henüz fakülte değildi) hocalarından ve daha başka bu meseleleri konuşabilecek kimseleri davet ettirdi. Konu açıldığı vakit, kadınlarm rey hakkına taraftar olanlar bulunduğu gibi, buna karşı olanların fikirleri de tartışılmaya başlandı. Ben heyecanlı idim ama, tam inandırıcı deliller bulamıyordum. Fakat o günden sonra bir çok kitap okumaya başladım. Diğer memleketlerdeki durum hakkında bilgi sahibi oldukça bu münakaşalar benim için daha istifadeli oluyordu.







Şimdi B. M. Meclisi zabıtlarında bu meseleyi tetkik edecek olursak durumu şöyle tespit edebiliriz : 20 Mart 1929 tarihinde Başvekil İsmet (İnönü) imzasıyle hükümet teklifi olarak B. M. Meclisi'ne yazılan tezkesede şunlar yazılıdır :

"Dahiliye vekâletince hazırlanan ve icra vekilleri heyetinin 6.3.1929 tarihli içtimaında yüksek meclise arzı kararlaştırılan Belediye kanun lâyihası esbabı mucibesiyle birlikte takdim olunmuştur".

Bu kanun lâyihasının uzun mucip sebepleri kısmında, kadınların rey verme meselesi teklif edilmemiştir.

Fakat tam bir yıl sonra 20 Mart 1930'da bu kanun'un müzakeresi için B. M. Meclisinde müstaceliyet (ivedilik) kararı alınıyor. (Yalnız Kars mebusu Agaoğlu Ahmet itiraz ediyor) 22 Mart 1930 cumartesi, 24 pazartesi, 27 perşembe, 29 cumartesi ve 31 Mart pazartesi bu kanun üzerine çeşitli yönlerden münakaşa ve müzakereler oluyor. Nihayet 3 Nisan 1930 perşembe günü 164 maddeli Belediye kanunu, kadınlara da rey verme ve seçme hakkı vererek kabul edilmiş oluyor. Aynı gün Türkocağı salonunda Atatürk'ün de hazır bulunduğıı bir toplantıda ilk konferansımı Kadın hakları üzerinde vermiştim.








Bu sırada B. M. Meclisinde aza adedi 316 dır. Bunların içinden 198' i reye iştitak ile kabul etmişlerdir. Red ve müstenkif kalanlar yoktur. Reye iştirak edemeyenler 117 kişidir.

Yine bu kanunun kabul edildiği tarihte Hükümeti teşkil eden üyeler şunlardır :

Başvekil : İsmet İnönü

Milli Müdafaa Vekili : M. Abdülhalik (Renda).

Adliye " : Mahmut Esat (Bozkurt)

Maliye " : Şükrü Saraçoğlu

Hariciye " : Tevfik Rüştü (Aras).

Dahiliye " : Şükrü Kaya

Maarif " : H. Vâsıf (Çınar)

Nafıa " : Recep (Peker)

İktisat " : M. Rahmi

Sıhhat ve İçtimaî Muavenet : Dr. Refik (Saydam)

Diğer taraftan Yurt bilgisi'nin programına göre diğer konular da bu yukarıda açıkladığım tarzda hazırlanırdı. Ben bunları ders planına uygun olarak tertip ederdim. Bir kısmını ise broşür olarak bastırır, ögrencilerime dağıtırdım. Fakat bu konuların asıl ilgi çekici yönü, Atatürk'ün toplantılarında bulunanlar arasında tartışmaların yapılması idi. Devlet adamları, askeri erkân, hukukçular, edipler ve günün diğer aydın kişileri arasında konu ortaya atılır, herkes fikrini ve bilgisini açıklamak fırsatını bulurdu. Kara tahta yemek odasının başlıca mobilyalarından biri idi, bunun üzerinde icabederse konuşanlar yazarak veya çizgilerle fikirlerini anlatma yolunu tutarlardı. Konuşmalar muntazam ve usulüne göre, ya Atatürk tarafından idare edilir veyahut bu idareyi başka bir arkadaşına verirdi. Bu konuşmalar çok faydalı ve bilhassa benim için çok öğretici idi. Elimde daima kalem kâğıt bulunduğu için de hemen her şeyi not ederdim. Ayrıca bir tarif veya bir mesele üzerinde daha etraflı konuşulmasını temin için sorular yazdırılır ve davetlilerin ertesi akşama hazırlıklı gelmeleri temin edilirdi. Devlet adamlarımızın Atatürk'ün özel kütüphanesinden okumaları için birer kitapla çıktıkları çok olurdu.







Bu vesile ile devlet teşkilâtımız ve kanunlar üzerinde konuşulur ve günün ihtiyaçları gözönünde tutulduğu gibi, medeni icapların sosyal bünyemizdeki yararlı olabilecek prensipleri görüşülürdü. Benim için bu toplantılar ve konuşmalar bilgi edinme bakımından en faydalı bir şekil idi. Tabii bu arada günün siyasi olayları, memleket meseleleri, tarihi konular da konuşma konusu olurdu. Şimdi bu açıklamalardan sonra "Medeni Bilgiler" adını verdiğimiz Yurt Bilgisine ait belgelerin elimde olanlarım şöyle sıralayabilirim :

1) Tercümeler ve çeşitli notlar.

2) El yazılarıyle ilk müsveddeler (bunlar Atatürk'ün, Tevfik Bıyıklıoğlu ve benim) üzerinde düzeltmeler, ilâveler ve çıkarmalar vardır.

3) Tape edildikten sonra yeniden ilâve düzeltmeler olan kısımlar.

4) Bütün devlet ve hükümet teşkilâtından toplanmış olan bilgileri içine alan dosyalar (Bunlar sonradan Recep Peker'e verilmiş ve onun hazırlamasıyle Medeni Bilgilerin II. cildi basılmıştır).

İşte bütün bu yazılardan sonra yayınlanan broşür ve kitaplar ise şöyle sıralanabilir :

1) Broşür ve risale şeklinde "Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları". Ankara 1929.

2) Her konu için ayrı kitap olarak : İntihap, 72 sahife, Askerlik vazifesi, 77 sahife, Şirketler ve Bankalar, 172 sahife, Vergi bilgisi, 98 sahife. Bu dört kitap 1930 yılında İstanbul'da basılmıştır.

3) Bütün bu konuların toplu olarak bir arada basılmış kitabı (141 sahife) "Vatandaş İçin Medenî Bilgiler" adını taşır. İstanbul 1930.

4) "Vatandaş İçin Medenî Bilgiler" adı altında orta okullarda okutulmak üzere basılmış olanlar ise şu tarihlerdedir : Maarif Vekâleti Millî Talim ve Terbiye dairesinin 7.IX.1931 tarih ve 2297 numaralı emriyle 7.VI.1932 tarih ve 1908 numaralı emriyle (191 sahife).

27.VI.1933 tarih ve 3113 numaralı emriyle (302 sahife). Bu kitaplar pek çok adette basılmıştır. Ancak her basılışta yeniden üzerinde düzeltmeler ilâveler yapılmış veyahut bazı kelimeler çıkanlmıştır. Meselâ 1930 da çıkan kitapta "Mutedil Devletcilik" (S. 79) konmuş iken sonradan "mutedil" kelmesi silinmiştir. Bu kitabın ilk sahifesinde "vatandaş için medenî bilgiler neden bahseder? "başlığı altındaki izahlarda Atatürk'ün el yazısı ile bir ilâve vardır : "İşte vatandaşlara, gerek Devlet ve hükümetle ve gerek aralarındaki münasebete nazaran mevcut vazifeleri ve hakları ve umumiyetle Devlet teşkilâtını ögreten bilgiler, Medenî Bilgiler namı altında toplanmıştır". S. 11, İstanbul 1930.







Yukarda da izah ettiğim gibi bütün bu konular üzerindeki çalışmalar ve Atatürk'ün muhitinde olan münakaşalar daima çok ilgi çekici olmuştur. Ancak, bu kitabın didaktik yani öğretim usulüne uygun bir tertip içinde olması ve üslûbunun sadeleştirilmesi lâzımdı. Bu bakımdan okullarda okutulmasına devam için bazı çalışmalarım oldu ise de, zamanımı tamamen tarihî konulara ve Cenevre'de Üniversite tahsiline verdigim için bu iş neticelenmemiştir.

Bu kitaplar benim ismimle çıkmış olmasına rağmen, Atatürk'ün fikirleri ve telkinlerinden mülhem olduğunu ve üslûbun tamamen kendisine ait olduğunu tarihî hakikatleri belirtmek bakımından bana düşen bir ödev telâkki ediyorum. Ben bu konularda çalıştım, notlar hazırladım ve dersimi onlara göre verdim. Bu kitabımı Atatürk'ün çalışmaları ve fikirleri olarak yayınlarken, onun el yazılarını da birer belge olarak koymak istedim.







Şimdi bazı meseleler üzerinde durmak istiyorum. Meselâ "Millet" bahsi için toplanan notlar şöyledir :


Hukuku Esasiye : 1. Siyasî varlıkta birlik, 2. Irk birliği, 3. Lisan birliği, 4. Din birliği.

Mehmet Emin B. : 1. Mazi birliği, 2. Lisan birliği, 3. His birlğgi, 4. Gaye birliği, 5. Menfaat birliği, 6. Irk birliği, 7. Toprak ve iklim birliği.

Ansiklopedi : 1. Menşe birliği, 2. Cismanî benzeyiş, 3. Ahlâk karabeti, 4. Tarihî yahut siyasî karabet, 5. Aynı memlekette sâkin olmak.

Bütün bu notlardan ve daha başka okunan kitaplardan çıkan netice şöyle formüle edilmiştir : "Millet dil, kültür ve mefküre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği siyasî ve içtimaî bir heyettir.

Bu münasebetle o tarihte yürürlükte olan Anayasamıza (Teşkilâh Esasiye) dayanarak Atatürk'ün notu şudur : "Bizim telâkkimize göre siyasî kuvvet, millî irade ve hâkimiyet milletin vahdet halinde müşterek şahsiyetine aittir, birdir, taksim ve tefrik ve ferağ olunamaz..."







Hâkimiyet bahsinde ise şu cümlelerin önemine işaret etmeden geçemiyeceğim :

"Artık bugün demokrasi fikri daima yükselen bir denizi andırmaktadır. XX. asır bir çok müstebit hükümıetlerin bu deniz de boğulduğunu göstermiştir. Demokrasi prensibi hâkimiyeti istimal eden vasıta ne olursa olsun esas olarak milletin hâkimiyete sahip olmasını ve sahip kılmasını icap ettirir"

Hak ve vazife üzerine olan yazılar ayrı bir başlık altında yazılmıştır. Atatürk diyor ki :

"Hakların en birincisi yaşamak hakkıdır, diğer bütün haklar ve bu haklara mukabil vazifeler hep yaşamak hakkına dayanır... Şüphe yok ki insanın yaşamak hakkı onu diğerlerinin yaşamak hakkına riayet etmek vazifesiyle bağlar. Bir insanın hakkı diğer bir insan için vazife olur... Hakkın bulunduğu yerde vazife ve vazifenin bulunduğu yerde hak vardır... İnsanlar içtimaî hayatta haklardan ve vazifelerden örülmüş bir şebeke içinde tasavvur olunabilir".








Bu ifadelerden sonra diğer önemli bir izahta, Hak ve vazifeyi hukuk kaidelerinin tayin ettiği ve bunun Devlet tarafından tatbik edildiğidir. Atatürk'ün yazısı aynen şöyle :

"Tabiaten her insan, içinde yaşadığı cemiyette hayatın en mesut, en kolay, en tatlı taraflarının kendisine düşmesini ister ve en kuvvetlî olan kendisinden zayıf olanları hiçe sayar. Bunun neticesi huzur, sükûn emniyet ve intizam içinde yaşamak imkânsızdır. İşte insanlar arasında kavga yerine birbirine yardım, karşılıklı hürmet, intizam koyan, herkese haklarını ve vazifelerini tanıtan hukuk kaideleri ve bunların müstekar bir surette tatbikidir. Bu iş ancak devlet teşkilâtının ve kuvvetin bulunması sayesinde kabildir. Devlet herkesin hakkını ve vazifelerini tayin eder. Hiç kimse tayin edilen hudut haricinde bir hak iddia edemez. Bunun gibi kendisi de fazla hiçbir vazife ile mükellef tutulamaz".







Bu bahsin sonuna eklenen fikir, ise, bu haklann ihlâli ve vazifelerin ihmali halinde zarara uğrayan hem fert hem de cemiyet olduğıına göre, bunun tatbiki ve kontrolünün Devlet müessesesine ait olacağıdır.

Bu münasebetle Atatürk'ün en çok üzerinde kitap okuduğu ve bizleri çalıştırdığı mefhum da "Hürriyet' kelimesi olduğuna işaret etmeliyim. Bunun için kitapta yayınlananlardan gayrı elimdeki notların mahiyeti çok ilgi çekicidir. Hürriyet bahsi için tercümeler olduğu gibi ayrıca da Atatürk bazı arkadaşlarından Hürriyet'in târifini istemiş, Meselâ Erzurum mebusu Tahsin (Uzer) 25.1.1930 tarihindeki yazısında şöyle bir tarif veriyor: "Ferdin, memleketinde bütün hukukuna mâlikiyetidir".







Diğer bir kâğıtta da yazısını tanıyamadığım bir şahsın şu izahı var :

"Fertlerin cemiyete ihtiyarlariyle terkettikleri haklanndan mütebakisini, diledikleri gibi kullanabilmeleridir".

Aynı kâğıdın arkasında başka bir yazı ile şu not var :

"1 - Hürriyet kendini bizzat kendi içinde yok eden bir mefhumdur. Bu küçük kâğıtların içinde Atatürk'ün el yazısındaki tarif ise çok kısa "Hürriyet, insanın mutlak olarak düşündüğünü yapabilmesidir".

Bu notlardan sonra Atatürk'ün kendi yazısı ile "Hürriyet" üzerinde uzun yazıları vardır. Bu yazılann kaleme alındığı tarih 1930 yılının Ocak ve Şubat aylarıdır.

Bu notlardan Hürriyet'e ait geniş izahat verilmiştir. İfade üslûp tamamen Atatürk'ündür.

"Hürriyet insanın düşündüğünü ve dilediğini başka birinin hiçbir tesir ve müdahalesi olmaksızın mutlak olarak yapabilmesidir. Bu târif Hürriyet kelimesinin en geniş mânasıdır. İnsanlar bu mânada Hürriyete hiçbir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan tabiatın mahlûkudur. Tabiatın kendisi dahi mutlak hür değildir, kâinatın kanunlarına tâbidir".








Bundan sonraki izahlar ise tarihî seyre göre mutlak idarelerde fertlerin hürriyetlerinin tamamen hükümdarın elinde olduğu ve asırlar boyunca fertlerin şahsî hürriyetleri için mücadele ettikleri anılatılır.

Atatürk'ün yazısında netice olarak şu hüküm var :

"Ferdi Haklar nazariyesinin temeli şöyle kuruldu : Her türlü hakkın menşei ferttir. Çünkü şe'ni hür ve mes'ul olan mahlûk yalnız insandır. Fakat diğer taraftan insanların içtimaî ve siyasî teşekküller halinde bulunması da tabiî ve lüzumludur. Bu teşekküller ise kısmen zarurî, mukadder kanunlar ahkâmına göre tekâmül eder" diye kaydedildikten sonra, ferdî hürriyeti ve hakkı temin eden Devletin mütekâmil bir müessese olacağı ileri sürülüyor. Bununla beraber Atatürk'ün bundan sonraki açıklamalarında ferdî hürriyete dayanan içtimaî ve medenî insan hürriyetini temin eden kuvvetin ise Devlet bünyesinde mevcut olması lâzım geldiği ve devletin millete karşı esas vazifesinin bu olduğu kabul ediliyor.

Diğer taraftan "ferdî hürriyet derecesi devlet faaliyetini zaafa düşürmemek lâzımdır. Devletsiz bir cemiyet veyahut zaif bir devlet hayatının neticesi herkesin herkese karşı mücadelesidir. Bu mücadele ekseriyefin hürriyetini boğmayacak surette tadil olmak lâzımdır. Tâdil keyfiyeti ferdin mesuliyeti teşebbüsüne ve inkişafma halel verecek dereceye götüsülmemelidir."








Teşkilâtı Esasiye m. 68 de "Her Türk hür doğar, hür yaşar" maddesinin tekrarından sonra Atatürk şu hükmü veriyor :


"Türkler demokrat, hür ve mes'ul vatandaşlardır" "Türk Cumhuriyetinin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir".

Bu cümlesiyle Atatürk millet bütününe değer vermenin en güzel örneğini vermiş oluyor.

Başka bir yazısında, o şöyle bir ifade kullanıyor :

"Demokrasi, vatandaş hayatını tahakkuk ettirmek ve her türlü ferdî ve içtimaî vazifelerinin ifası hürriyetini ve imkânlarını bırakır: "

Atatürk böylelikle orta okulların seviyesinin çok üstünde olan bu fikirleri, kendi üslûbuna göre ifade ederken "Hürriyet" mefhumu içinde "medenî vatandaş" olmanın esaslarını ve prensiplerini izah ediyor. Meselâ yine "Bir milletin kültürü (hars) yükseldikçe, ferdî hürriyetin tatbikat sahaları genişler ve çoğalır. Muhtelif şekilde bir birinden ayrı ve müstakil ferdî hürriyetler meydana çıkar. Bu hürriyetler mahiyet ve tabiatlarına göre iki gruba ayrılırlar :

1 - Şahsî Hürriyet 2 - İçtimaî Hürriyet. Bu ikinci grupta bilhassa Basın Hürriyeti ve basının efkârı umumiye üzerıindeki rolü oldukça uzun bir şekilde izah edilmiştir. Ancak, esas fikir şu cümlede özetlenmiştir : "En büyük hakikatlar ve terakkiler, fikirlerin serbest ortaya konması ve teati edilmesi ile meydana çıkar ve yükselir."

Fakat yine bütün bu yazılarda vatandaşın her türlü medenî hakları karşısında vazife mesuliyetinin olduğu fikri paralel olarak ifadesini bulmuştur. Onun için "Vatandaşların teşebbüs ve mesuliyet hisleri ne kadar inkişaf ederse Devlet için o kadar iyidir" diyor.

Hürriyetin bir neticesi olarak vatandaşların eşit haklara sahip olmalarını Anayasa'nın esaslı bir hükmü olarak kabul eden Atatürk "Eşitlikten maksat, kanun önündeki haklarda eşitliktir" diyor.






Atatürk'ün bu "Medenî Bilgiler" vesilesiyle kaleme aldığı ve bizleri de çalıştırdığı konularda, Cumhuriyetimize temel olan prensiplerinde kanuna ve asrımızın umumi hukuk kaidelerine uyan esasları bulunmaktadır.

Atatürk, Türk vatandaşına hak tanıdığı yerde bir vazife karşılığını koymak istemiştir. "Tembellik bütün fenalıkların anasıdır". atasözü karşısında çalışmanın ferdî ve içtimaî vazife olduğunu belirtmiştir.




Atatürk ve Afetinan



Atatürk vatandaşı, milletin bir ferdi olarak aile, cemiyet ve devlete karşı vazifeli telâkki ederken "milletin, medenî beşeriyetin bir ailesi olması noktai nazarından bütün insanlığa karşı bir takım vazifeleri" olduğuna bilhassa işaret etmek istemiştir.

Böylece Atatürk, Türk vatandaşının medenî âlemde hür, eşit, vazife ve hak sahibi, mesuliyetlerini müdrik kişiler topluluğu olarak millet bütününü teşkil etmesinde en büyük medenî vasfı bulmuştur.

14 Haziran 1968 Prof. Dr. ÂFETİNAN















__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.05.11, 20:53   #2
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Alıntı:
O yıl aynı zamanda "Unesco" Genel merkezinde, bütün üye olan devletler Atatürk'ü anma kararı almış ve bu üye milletlerin kültür teşekkülleri yayınlar yapmışlardır.

Bugün Atatürk'e dil uzatanlar geçmişe uzanıp bunları okumalı.

Hangi devlet adamına nasip olmuştur, ya da olabilir birçok devletler tarafından anılmak ve saygı görmek.

Bazı devlet adamlarının ona karşı hırslanmalarının sebepleri ortadadır aslında, bu kadar sevilen ve sayılan bir insanın takdir edilip kıymeti bilinmiyorsa ancak kıskanılır, bu da öfke ve hırs yapar.


Teşekkürler Başakca.
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.05.11, 21:40   #3
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 491
Mesajlar: 11,758
Ettiği Teşekkür: 44579
Aldığı Teşekkür: 75973
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Lale ona nasip olanlar saymakla bitmez aslında. Yazını okuyunca daha bugün okuduğum kitaptan bir pasaj geldi aklıma. Burada paylaşmamın bir sakıncası olmaz umarım...

****
21 Mayıs 1932...

İngiliz Büyükelçisi George Clerk Cumhurbaşkanını ziyarete gider, elinde çok güzel ciltlenmiş iki kitapla. Bu kitapları hükümeti adına Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa hazretlerine takdim edecekti. Kitaplar Çanakkale Savaşı ile ilgili İngiliz resmi tarihinin birinci ve ikinci ciltleriydi. Bir komisyonun yardımı ve bütün belgelerin incelenmesi sonucu General Aspinall-Oglander tarafından yazılmıştı. General Çanakkale kara savaşlarına katılmış bir subaydı. Savaşı yakından görmüş, Albay M. Kemal'in komuta ettiği Türk birlikleri önünde İngiliz yenilgisini yaşamıştı.

Kitap Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına şu hitabe ile sunulmuştu;

"Büyük bir komutan, asil bir düşman ve alicenap bir dost şerefine, Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyeti Reisi Gazi M. Kemal Hazretlerine, Haşmetli İngiliz Kral'ının hükümeti tarafından takdim kılınmıştır."

İngiliz Çanakkale Savaşı Resmi Tarihinde Gazi şöyle değerlendiriliyordu;

"Çanakkale'de geleceği elinde tutan komutan, üstün şahıs M. Kemal'di. Çanakkale muharebelerinde göstermiş olduğu çok yüksek sevk ve idare, fedakarlık ve feragat, her türlü övgünün üzerindedir ve bu konuda ne söylense azdır."

Daha sonra savaşın detayları ve M. Kemal'in savaş alanındaki hamlelelriyle kendilerini nasıl yendiğini anlatan yazı şu paragrafla bitiyor;

"Bu suretle Çanakkale savaşlarının kaderinde tek tayin edici rolü oynamış, Çanakkalenin kaderini tayin etmiştir. kısacası Gelibolu muhabereleri, bütünüyle M. Kemal'in üstün deha ve zekasının etkili olduğu bir tarihi anlatır."

Yenilmiş düşman bile Gazi'nin büyüklüğünü teslim ediyordu...

Kaynak: Cumhuriyet (Türk Mucizesi 2. kitap) Turgut Özakman...

*****

Bozguna uğrattığı düşmanlar tarafından bile böylesine saygı gören, başarıları hakkıyla teslim edilen Ulu Önderimize içimizde uzanan dilleri gördükçe, o dillerin sahiplerinin hangi akla, mantığa ve zihniyete hizmet ettiğini anlamakta zorlanıyorum.

Bu kadar kör, bu kadar aptal, bu kadar geri kafalı olabilir mi insanlar diye sorduğum soruların cevabını ise "oluyor demek" diye veriyorum kendime...
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.05.11, 22:10   #4
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Alıntı:
Bozguna uğrattığı düşmanlar tarafından bile böylesine saygı gören, başarıları hakkıyla teslim edilen Ulu Önderimize içimizde uzanan dilleri gördükçe, o dillerin sahiplerinin hangi akla, mantığa ve zihniyete hizmet ettiğini anlamakta zorlanıyorum.
O zihniyetler kendi zihniyetlerine hizmet edemeyip, başkalarının onları yönlendirdiği zihniyete hizmet ediyorlar Banemin. Aslında kendi zihniyetlerini kullanabilseler, belki de o dil uzattıkları insanın, üzerinde yaşadıkları topraklarda onların bağımsız olarak yaşayabilmeleri için, hemen hemen ömrünün tümünü cephede geçirdiğini anlayabileceklerdir.

Ne kadar güzel ki, geçmişte yenilmiş olan bir düşman bile Atatürk'ün üstün zekasının ve becerisinin kıymetini biliyor ve bizler (Atatürkçüler) bununla teselli bulup, öğünebiliyoruz.

Kendi içimizdeki nankörleri kınarken, yenilmeyi büyük bir asaletle kabul edenlere rahmet diliyorum.


Ben gerildim yine

LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.05.11, 11:29   #5
Tam Üye

experella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2011
Yaş: 27
Konular: 19
Mesajlar: 279
Ettiği Teşekkür: 2902
Aldığı Teşekkür: 1351
Rep Derecesi : experella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmedeexperella muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi LaLe Mesajı göster
O zihniyetler kendi zihniyetlerine hizmet edemeyip, başkalarının onları yönlendirdiği zihniyete hizmet ediyorlar Banemin. Aslında kendi zihniyetlerini kullanabilseler, belki de o dil uzattıkları insanın, üzerinde yaşadıkları topraklarda onların bağımsız olarak yaşayabilmeleri için, hemen hemen ömrünün tümünü cephede geçirdiğini anlayabileceklerdir.

Ne kadar güzel ki, geçmişte yenilmiş olan bir düşman bile Atatürk'ün üstün zekasının ve becerisinin kıymetini biliyor ve bizler (Atatürkçüler) bununla teselli bulup, öğünebiliyoruz.

Kendi içimizdeki nankörleri kınarken, yenilmeyi büyük bir asaletle kabul edenlere rahmet diliyorum.
O zihniyetler şu anki kimliğini kime borçlu olduğunu bilmeyen zihniyetlerdir.

Atatürk, Türk milletinin en karanlık döneminde bir güneş gibi doğup.Yeni bir devlet bir Cumhuriyet ve yeniliğe açık bir devlet yaratmaşıdır.

Şu an özgürce kendi dinimizi, dilimizi konuşuyorsak onun sayesinde. İmkanınsızı başarmış ileri görüşlülüğü sayesinde...
__________________
Durma sende sal sensizliğini üstüme
Alıştım hiç işlenmemiş suçlar üstlenmeye...!



experella isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz experella'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.05.11, 12:59   #6
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Kitabı okumuştum.

Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan'ın tüm kitapları, Atatürk hakkında güvenilir bilgiler edinmemizi sağlıyor.



Teşekkürler Başakça.
__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.05.11, 13:17   #7
Tam Üye

cavidann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2011
Yaş: 74
Konular: 107
Mesajlar: 295
Ettiği Teşekkür: 55
Aldığı Teşekkür: 1268
Rep Derecesi : cavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerdecavidann Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
cavidann - MSN üzeri Mesaj gönder cavidann isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Bilgin icin tesekkurler...


__________________
cavidann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz cavidann'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 17.09.15, 16:09   #8
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları



Zamanında noktayı koymuş.


Teşekkürler....
__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 18.09.15, 02:02   #9
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları

Teşekkürler Başakça
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
bilgiler, yazıları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri Kartal Atatürk Kimdir? 25 30.06.16 02:22
Atatürk'ün Manevi Çocukları Smyrna Atatürk Kimdir? 13 30.06.16 02:21
Atatürk'ün Yakınları DAMLA Atatürk'e Ait Fotoğraf, Resim ve Özel Eşyalar 7 20.09.15 00:08
Türk Medeni Kanunu Tarihçesi oneyouu Sosyal Bilimler 0 29.01.09 00:37
Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler Kartal Türk Tarihi 29 26.01.09 04:21


WEZ Format +3. Şuan Saat: 15:15.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.