Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk > Atatürk'ün Anıları | Atatürk Şiirleri

Atatürk'ün Anıları | Atatürk Şiirleri Beni hatırlayınız

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 04.01.16, 18:40   #11
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30788
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler


Türkiye Devleti’nin bağımsızlığı kutsaldır.
O sonsuza kadar güvenlikte olmalı ve korunmalıdır.


M.K. Atatürk


Sakın kapıyı aralık bırakmayın;
farkına varmadan, ardına kadar açılır.


M. K. Atatürk


Kanapiçe, Sisam adasının hemen karşısında, Karaburun havalisinde küçük bir koy... 1934 yılının 14 Temmuzu’nun sıcak öğleden sonrası… Bir makineli tüfek tarrakası, Kanapiçe koyunun sessizliğini bozar. Kıyıdaki bir yerden, denize doğru ölüm kusar.


Kuşadası Kaymakamı Dilaver Bey, elinde bir kâğıtla, nefes nefese gelen jandarma erinden şu haberi alır:

Saat 15 civarında Kanapiçe mevkiinde, içerisinde 4 kişi, bulunan bir sandal, karaya yaklaşmıştı. Üç el havaya ateş etmek suretiyle “dur” emrini verdik. Bu emre itaat etmeyenlerin, kendilerini denize atarak kaçmaya başlamaları üzerine beş arkadaş birden ateş ettik. Bu dört şahıstan biri ölü olarak denizde kaldı. Bir tanesinin ne olduğu meçhuldur. Keyfiyet, Dipburnu Karakol erlerinin ifadelerine atfen arz olunur. Söz konusu sandal Sisam adasında bulunan İngiliz harp gemisine aittir.


Dilaver Bey hemen olayın üzerine gider, şu tamamlayıcı bilgiyi alarak Ankara’ya bildirir:


Kanapiçe koyu Dipburnu Karakolu erlerinden beşi nöbette iken, üç kişi bir kotra ile erlerin pusu yerine yaklaşmış, ikisi karaya çıkmıştır. Erlerimizin “teslim olun” ihtarına karşılık karaya çıkan ikisinin tekrar aşağıya indikleri, erlerimizin tekrar “teslim olun” diye bağırmalarına rağmen bunların denize atladıkları görülmüştür. Bunun üzerine ateş açılmıştır. Açılan ateşten biri ölmüş, diğerleri kaçmıştır.


16 Temmuz günü bir İngiliz harp gemisi Dipburnu istikametinden gelerek, limanın dört mil açığında durur. Gemiden ayrılan bir motor sahile yaklaşır.


İngilizler Kaymakamla görüşmek istemektedir; ancak onu ayaklarına, limana çağırırlar. Dilaver Bey, durumu telefonla, Başvekil’e arz edilmesi için hemen Ankara’ya bildirir. Gelen talimat şöyledir: Gazi Paşa, Kızılcahamam’da, temas ediyoruz. İsmet Paşa buyuruyorlar ki, Kaymakam liman dairesine gitmeyecektir. Kaymakam’ı ziyaret etmek istiyorlarsa, Kaymakam Bey onları ancak kendi makamında kabul eder.


*****


Dilaver Bey’in makamı… Gelenler iki İngiliz subayı ile iki sivildir. Hemen konuyu açarlar.


Onlara göre olay şudur: Sisam adasına bir nezaket ziyareti yapmakta olan İngiliz Akdeniz Filosu’na mensup harp gemileri, sahillerimize yakın demirlemişler. Bu gemilerden birinde, üç subay dürbünle kıyılarımızı seyretmişler. Kanapiçe koyunun bulunduğu Dipburnu sahilinin plajını ve kumunu çok beğenmişler. Yüzmek üzere bir sandala binip buraya doğru gelirken, kendilerine kıyılarımıza 50 metre kala ateş açılmış; subaylardan bir ölmüş, diğerleri yaralı olarak dönmeyi başarmışlar.


Dilaver Bey şu yanıtı verir: Üzerlerine ateş açılan İngiliz subayları karaya çıkmışlar, “Dur” emrine itaat etmemişlerdi. Bu, kaçakçılığın önlenmesine dair kanuna aykırı bir davranıştı. Böyle hareket eden kişilere ateş edilirdi. Olaydan üzüntü duyulmaktaydı ama, askerlerimizin hareket tarzı kanunlarımıza uygundu.


Konuşmanın sonuna doğru, İngiliz kumandan cebinden bir kâğıt çıkararak Kaymakam’a uzatır:


-Londra Hükümeti’nden aldığım üç maddelik talimatı size bildirmek isterim. Hükümetim, Osmanlı Hükümetine şu isteklerinin bildirilmesini talep etmektedir.


Dilaver Bey, anında İngiliz’in sözünü keser:


-Kumandan cenapları yanlış temas aramaktadır. Ben, Türkiye Cumhuriyetinin temsilcisiyim. Osmanlı Hükümetinin değil.


İngiliz, kızarır, özür dileyerek sözünü “Türkiye Cumhuriyeti” olarak değiştirir. İstekleri sıralar:


-Öldürülen subayın cesedini aramak üzere İngiliz donanmasına bağlı motorlar sahil-lere gelecekler.


- İngiliz bayrağından özür dilenecek, ölen subayın ailesine tazminat ödenecektir.


- Subayı öldürdüğü belirlenen Balıkesirli er Musa, derhal yerinden alınacak, cezalandırılacak, verilecek ceza kendilerine bildirilecektir.


18 Temmuz günü saat 15.20 sıraları… 7 harp gemisi, biri Queen Elizabeth adını taşıyor, ağır yolla Darboğaz’a doğru seyretmekte...


*****


Ve Gazi Paşa…, Atatürk…


Kızılcahamam’da, gelişmeleri saati saatine takip etmektedir. İngiliz donanmasının tehditkâr bir tavırla kıyılarımıza yaklaştığını öğrenince, hem Ankara’ya hem Kuşadası’na şu emri verir:


Kanuni görevini yaptığı anlaşılan er Balıkesirli Musa, yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Musa için Britanya İmparatorluğu ile savaş göze alınır. Kızılcahamam’dan şimdi Ankara’ya hareket ediyorum. Ege Bölgesi’nde kısmi seferberlik emrini veriyorum.


Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun, yıllar sonra şunları söyleyecektir:


”Bu emir, bu onurlu ses, beni ağlattı. Bütün yorgunluğumu alıp götürdü. Genç bir kaymakam olarak, bütün benliğim gurur ve iftiharla sarsılıyordu. O günden bu yana birçok valilik ve müsteşarlıklarda bulundum. Atatürk’ün bu sözlerinin bir benzerini başka hiç kimseden duymadım.”


Kaynak
__________________



Ekin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.03.16, 20:43   #12
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30788
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler

BABAMIN TARLASI

Köylünün biri, Atatürk Orman Çiftliğindeki tarlalardan birini, kendi malıymış gibi ekip biçiyordu. Gazi’ye haber verdiler. Atatürk bunun üzerinde önceleri durmadı. Sonra çiftliği gezdiği günlerden birinde adama rastladı:

— Burada ne yapıyorsun? diye sordu.

Köylü gülümseyerek:

— Tarla sürüyorum, dedi.

— İyi ama, bu tarla senin midir?

— Değildir.

— Kimindir?

— Atatürk’ündür!

— Güzel ama, sen başkasına ait bir toprağın, ona sorulmadan sürülüp ekilemeyeceğini bilmiyor musun?

— Biliyorum, fakat benim bu tarlayı sürüp ekmeye hakkım vardır.

Atatürk.

— Bu hakkı nereden alıyorsun?

Köylü:

— Atatürk bizim babamız değil midir? İnsan babasının tarlasını sürüp ekerse suç mu olur?

Atatürk, beğenme ve sevgi dolu gülümseme ile köylünün sırtını okşadı ve:

— Haklısın!.. diyerek uzaklaştı.
__________________



Ekin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.03.16, 21:28   #13
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1238
Mesajlar: 7,529
Ettiği Teşekkür: 46323
Aldığı Teşekkür: 28257
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler

Emeklerine sağlık teşekkürler Ekinciğim.
__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.04.16, 11:35   #14
Üye

Fuzuli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 22
Konular: 3
Mesajlar: 92
Ettiği Teşekkür: 283
Aldığı Teşekkür: 477
Rep Derecesi : Fuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerdeFuzuli Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler

Hikayeler çok hoşuma gitti gerçekten . Benimde paylaşmak istediğim birkaç husus var ; Atatürk kahve içmeyi çok seviyormuş ve kahvaltı yapmadan önce bile kahve içiyormuş o derece . Ayrıca nereye giderse gitsin hangi cephede olursa olsun Ali Çavuş ( Yani yaveri , yardımcısı ) ona hep kahve yapıyormuş . Ayrıca karanlıktan korkuyormuş bu da öğrenip tebessüm ettiğim bir olay
__________________

Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil. Fuzuli
Fuzuli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Fuzuli'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.04.16, 16:14   #15
Uzman Üye

nurideniz34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 68
Konular: 622
Mesajlar: 3,492
Ettiği Teşekkür: 57546
Aldığı Teşekkür: 8111
Rep Derecesi : nurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Cap Canli
Thumbs up Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler

Bu güzel paylaşım için teşekkürler...
__________________
En büyük zenginlik,
Sıhhat ve afiyette olmaktır...


İstanbul - 0RH pozitif -1949

Balıkçı Reisi: Nuri Deniz
(Kimya ve İşletme müh.)
nurideniz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz nurideniz34'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.06.16, 05:49   #16
Uzman Üye

nurideniz34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 68
Konular: 622
Mesajlar: 3,492
Ettiği Teşekkür: 57546
Aldığı Teşekkür: 8111
Rep Derecesi : nurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Cap Canli
Thumbs up Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Ekin Mesajı göster
Gazipaşa ile Yaşlı Nine
Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

- Merhaba dedi.

- Nereden gelip nereye gidiyorsun?

Kadın şöyle bir duraklayıp,

- Neden sordun ki, dedi.

Buraların sahibi mısın? Yoksa bekçisi mi?

Paşa gülümsedi.

- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?

Kadın başını salladı.

- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi,kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için.

Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı. Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?

Kadını birden yüzü sertleşti.

Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek,ona sağol paşam! Demek için düştüm.Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.

Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koştura Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü.Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı.

Görülecek bir manzaraydı bu. İkiside ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.

Oradakilere şu
emri verdi;

"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek verin armağanım olsun."




Ata'ya Hakaret Eden Köylü
Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu Ata’ya bildirdiler.

-Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.

Atatürk sordu:

-Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:

-Gazete kağıdı ile sardığı sigarayı yakarken kağıt tutuşmuş da ondan.

Bunu söyleyen o zamanın bakanlarından biridir. Bakana şu soruyu yöneltmiş:

-Siz hiç gazete kağıdı ile sigara içtiniz mi?

-Hayır...

-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şeydir. Köylü gene bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğiniz yerde, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.




Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan
Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:

-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...

Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.

Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.

Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:


-Bu köşk kimin?

-Kirkor’un...

-Ya şu koca bina?

-Yargo’nun...

-Ya şu?

-Salomon’un...

Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:

-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:

-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...

Atatürk bu anısını naklederken:

-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.

........................................

Bu güzel bilgiler ve emeğin için teşekkürler...
__________________
En büyük zenginlik,
Sıhhat ve afiyette olmaktır...


İstanbul - 0RH pozitif -1949

Balıkçı Reisi: Nuri Deniz
(Kimya ve İşletme müh.)
nurideniz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nurideniz34'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 07.11.16, 23:00   #17
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30788
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Atatürk ile İlgili Öyküler


Atatürkten Bir Vefa Örneği

Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı. Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımlarda bulunmaktadır.
Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürüyorlar. Tüm servetine el konuluyor.

İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.

Atatürk zaferi kazanmış, devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.

Atatürk 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu İğneciyan için iyi bir fırsattır. Hem dostunu görmek, hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe sarayına gider. İlgili memura başvurur:

- Ben, Gazi hazretlerini görmek istiyorum.

- Sen kimsin?

- Ben İğneciyan... Gazi’nin eski bir dostuyum, arkadaşıyım.

Memur, İğneciyan’ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir. Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur, fakat sonuç alamaz.
Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler. O gün sarayın önünde olağanüstü bir hal vardır. Motor sesleri, sağa sola koşturan insanlar. Bu, Gazi’nin bir geziye çıkacağına işarettir.

Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler. O sırada Gazi de Saray’dan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.

O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:

- Kim bu kız?

Kız cevap verir:

- Ben İğneciyan’ın kızıyım.

- Nerede baban?

- Dışarıda bekliyor, sokmuyorlar...

Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar. İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır. Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır. İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.

Yıl 1938... Kasım’ın 12’si... Atatürk’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür.

Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır.

Hadi BESLEYİCİ, Atamız Atatürk, s.65-66
__________________



Ekin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ataturk, atatürkün, hikayeler, öyküler, yaşamından


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dünya Ülkelerinde Atatürk | Atatürk Heykelleri Smyrna Atatürk Kimdir? 33 13.08.17 03:13
Atatürk ve Spor - Atatürk'ün İlgilendiği Spor Dalları Kartal Atatürk Kimdir? 13 16.06.16 15:12
Evler, Gazi Mustafa Kemal'i Anlatıyor ReaL Atatürk'e Ait Fotoğraf, Resim ve Özel Eşyalar 13 04.04.16 17:04
Atatürk Hakkında Dünya Basınının Yazdıkları Kartal Atatürk Kimdir? 4 29.01.15 16:12
İzmir Atatürk Evi ve Müzesi Mathematician Atatürk'e Ait Fotoğraf, Resim ve Özel Eşyalar 8 20.07.14 01:14


WEZ Format +3. Şuan Saat: 20:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.