Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Forum Gerçek Özel > Benim Bölümüm | Yazarlarımız > Banemin


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 11.05.14, 01:07   #381
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

11 Mayıs 2014...

68 gündür çalan telefonlarımda adın çıkmıyor artık. "Akşama şunu yapacağım haberin olsun, işin yoksa uğrarsın oğlum" diyen sesin de yok dolayısı ile ve bundan sonrada olmayacak...

Varlığına o kadar alışmışım ki yokluğun içime sinmiyor. Bilirsin oysa, sevmem birilerine adanmış özel günleri ve bu göstermelik dayatmaları saçma bulduğumu.

İçimin yanmasına sebep olarak kullanayım bari bugünü. Diğer 364 günde de bulurum nasıl olsa yokluğunun neden dolamayacağına dair pek çok şey.

Anneliğin gerektirdiği vasıfları üzerinde taşıyan tüm kadınların, anneler günü kutlu olsun...

İyi pazarlar FG..
.
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.05.14, 01:11   #382
Uzman Üye

Tanıdık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 71
Mesajlar: 1,829
Ettiği Teşekkür: 4153
Aldığı Teşekkür: 7212
Rep Derecesi : Tanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Suspus
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Banemin Mesajı göster
11 Mayıs 2014...

68 gündür çalan telefonlarımda adın çıkmıyor artık. "Akşama şunu yapacağım haberin olsun, işin yoksa uğrarsın oğlum" diyen sesin de yok dolayısı ile ve bundan sonrada olmayacak...

Varlığına o kadar alışmışım ki yokluğun içime sinmiyor. Bilirsin oysa, sevmem birilerine adanmış özel günleri ve bu göstermelik dayatmaları saçma bulduğumu.

İçimin yanmasına sebep olarak kullanayım bari bugünü. Diğer 364 günde de bulurum nasıl olsa yokluğunun neden dolamayacağına dair pek çok şey.

Anneliğin gerektirdiği vasıfları üzerinde taşıyan tüm kadınların, anneler günü kutlu olsun...

İyi pazarlar FG..
.
Zor bir durum bunu çok iyi biliyorum...Annemi kaybettiğimde gurbetteydim...Çalıştığım yere babamla birlikte gelmişlerdi... Gidecekleri zaman otobüsle göndermeye kıyamamış, arabamla memlekete bırakıp gelmiştim... 15- 20 gün ya geçti ya geçmedi, ansızın bir akşam ölüm haberi geldi... Sanki dünya yıkılmış bende altında kalmıştım... Bende çok özlüyorum anamı...

Anneler sevilmeyi ziyadesiyle hak eden varlıklardır...Acını paylaşıyorum...
__________________
Bizde bilirdik kıkırdak fıkırdak olmasını...Ama kalbe en güzel hüzün yakışıyordu, bizde onu bastık sinemize...

Tanıdık
Tanıdık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Tanıdık'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.08.15, 21:15   #383
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Sevgili @insanlıkarayan Serserigezgin'i merak etmiş ve akşam üstü aradı. Bir telefon görüşmesi sonrasında aldığım bilgiyi paylaşmak için girdiğim forumda bitpazarına nur yağdırmak geldi içimden.

Eski konularıma bakarken günün mana ve önemi nedeni ile "Pazar Yazıları" 'na da bir uğramadan edemedim.

Hee! Ne yazacağımı bilmiyorum ama klavyede dolaşıyor parmaklarım ve ben de merak ediyorum eskisi gibi yumurtalayabilecek miyim diye.

Yalçın Küçüğün kitaplarından birinde okumuştum o da Marx'tan araklamıştı sanırım. Marx siyasi terminalojiye "Killing by..." ('lı bir şey işte) diye bir kelime sokuşturmuş, Yalçın Küçük de bunu "sessizlik suikastı" olarak çevirmişti.

Uzun bir aradan sonra zorlama bir yazı ile ben de sessizliğime suikast düzenleyerek saçma sapan bir cinayete bulaşmayayım. En iyisi uzatmadan sonlandırmak bu yazıyı...

İyi pazarlar FG... (Şapkaçıkarıpselamlayanbebek ikonunu bulamadım varmış gibi yapın lütfen)
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.08.15, 22:47   #384
Müdavim

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 431
Mesajlar: 3,643
Ettiği Teşekkür: 18076
Aldığı Teşekkür: 20375
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Pazar Yazıları...




Bu kadar da olsa uğradığın ve yazdığın için teşekkürler ağabey..

Seni okumak her zaman güzeldi.. Şimdilerde insanlar beni okuyor buralar da

Neyse...

Bulamadığın şapka çıkaran bebek ikonunu ben araklamıştım


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 12.03.16, 21:57   #385
Başına Buyruk

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1228
Mesajlar: 9,820
Ettiği Teşekkür: 32083
Aldığı Teşekkür: 44621
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Pazar yazılarını bekliyoruz. Ama gelen birşey yok. Yarın pazar ve bir zahmet klavyeni konuştur.
__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.03.16, 06:01   #386
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Ekin Mesajı göster
Pazar yazılarını bekliyoruz. Ama gelen birşey yok. Yarın pazar ve bir zahmet klavyeni konuştur.

Klavye nasıl konuşur bilemiyorum ama bu pazarı senin hatırına boş geçmeyeyim bari @Ekin...


******


Tiryakilik yapmadığı müddetçe hüzün iyidir aslında.

Düşünsenize...
Yağmurlarda gizleyip gözyaşlarını yürümek sahilde, yalnızlığın saldırdıkça sana hiç tanımadığın, belki de asla tanışamayacağın birine yuvarlanıp bulduğun kapağın muamelesi yapıp sarılmak... Kıyıyı döven dalgalara, uzaktan suya sarkmış sarı gemi ışıklarına yada hiç ilgisiz sadece yamuk yumuk oluşu nedeniyle anlamlar yüklediğin çakıl taşına bakarken yüreğin tırmalanır, boğazına bir yumru gelir oturur, nefes alıp vermekte zorlanırsın ve içinde bilmediğin bir şeylere büyür özlemlerin... Gitmesini istemezsin, zaten gitmezde namussuz...

Devamlı kalabalıklarda da dolaşsan, birilerini doldursanda hayatına, meşgul etsende kendini günün 24 saati her saniyesinde, yine yalnızsındır.

Hüzün, yalnızlaştırır. Ama dikkat edin ha! Sakın alışkanlık yapmasın!.. Hani yağmurlarda sakladığın gözyaşları vardı ya yukarıda... Tiryakiliğe dönerse hüzünler, o yaşlardan Güneşi göremezsin gündüzleri, gece ise başına yağacak yıldızları. Çürürsün, içinle birlikte...

Sakın ha!..

Sadri alışığın bir filminin finalinde şöyle bir tirat atışı vardı.

"Bu da mı gol değil? Ha söyleyin! Bunuda mı atamadım?"

Felekten yediğimiz her silleden sonra attığımız tiradın en öz Türkçe dillendirilmiş hali bence bu. Ama kafayla penaltı atmaya çalışanların sonu hep böyle olmaya mahkum işte.

Hayat zor... Yediğimiz goller ve attıklarımız... Atamadıklarımıza hayıflanıyoruz hep. Kaçan kaçsın anam... Hani bazen uğraşırsın, dişinle tırnağınla çabalar ve zorla birşeye sahip olursun ve tam o anda yanındakine gözün takılır. O da aynı şeye sahiptır ama senin harcadığın çabanın milyonda birini bile harcamamıştır. Zittir et gitsin!

Senin sahip olduğunla onun sahip olduğu arasındaki asıl fark harcadığın emektir ve o emek sayesinde sendekinin değerinin milyonda birine eşdeğer değildir onda ki...

Hüzün yazacaktım ama sonlarda öfkeye bulaşmışım sanki.

Hüzün gerekli olduğu kadar öfkede gerekli...

En temiz en namuslu öfkelerde eksik olmasın yüreğinizde.




İyi pazarlar FG...










__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.09.16, 00:31   #387
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Ya arkadaşlar kusura bakmayın, buraya bir bayram yazısı yazdım diye hatırlıyordum ve güncellemek için üşenmedim aradım buldum sizler için.

Ama çıka çıka alttaki yazı çıktı. Nasıl bir bayram halet-i ruhiyesi içindeysem o zamanlar bunu yazmışım işte.


***


Bayramın rehaveti var sanırım forumda. Ben saat 16 itibari ile bayram defterini kapattım. Pazar olmayan tatil gününe pazar muamelesi yapmak geldi içimden. Bilirsiniz içimi severim ve asla kırmam.

Pek bi muhterem forumdaşlarım,

sizler için bu yazımı, fal bakma olayı ile ilgili bilimsel olmasa bile Baneminsel olarak yaptığım araştırmalara ayırdım. Hepinizin bildiği üzreeee fal bakmak/baktırmak, geleceği öğrenmek, ne kadar şanslı veya kısmetli bir herif veya hatun olduğumuzu görmek için yapılmakta olan bir eylemdir.

Bu eylemde fala baktıranın saf ve herşeye balıklama atlayan biri olması makbuldür. Siz daha leb demeden o gerekli olan bilgiyi ortaya dökerse tadından yenmeyecek bir kuş yakalamışsınız demektir.

Falcının işi biraz daha zordur. Astroloji bilimine az buçuk yatkınlığı olması tercih sebebidir ama zorda kalınırsa şayet "Hastroloji" diye sadece adını telaffuz edebilenlerde iş görür. Bu işlerde "guru" olduğunu söyleyen mahalleden pek çok teyze, hala, amca bulmak mümkün.

Şimdi içinizden biri çıkıpta neden yabancı kelime (Guru) kullanıyorsun falan diye sorma işgüzarlığına kalkışmasın. "guru" öztürkçe bir kelime olup Anadolu kökenlidir. Anadolu'da pek çok bölgede insanlarımız "Kuru fasulye" 'ye kısaca "guru" der ve bu da "Guru fasulye" gibi nimetten sayılan mahallemizin falcıları için "cuk" oturan bir deyimdir, özümün kanaatince. (güzel açıkladım, takdirlerimi sundum kendime)

Falcı işini de çözdüğümüze göre şimdi gelelim falın türlerine.

Tabi ki ilk sırada çok bildik ve en yaygın olan kahve falı var. Bunu Neskafe ile bakmaya çalışan gerzek falcılar çıkabiliyor arada ama aklınızda olsun Neskafenin sade olması gerekmekte. 3' ü bir arada veya sütlü modellerde, falınızda sütü bozuk çıkma olasığı çok artmakta. ( Bu tüyo'yu herkese vermem kıymetini bilin)

Bildiğimiz Türk kahvesinden şaşmayarak, höpürdetilerek içilen kahve bittiğinda, tabak fincanın üzerine kapatılıp içe doğru çevrilir. Bu işlemden sonra bilumum yerlerimizle birlikte fincanı da çalkalar ve bir yandan da "neyse halim o çıksın falim" denir. Ama özellikle son kelime olan "falım" 'da "ı" harfi, kafiyeye uydurulmak için "i" 'ye dönüştürülmelidir.

Bunun neye mi faydası olacak? Sanatçı ve şair kişiliğinizin bir şekilde falda yansımasına vesile olur belki, ben de tam olarak çıkaramadım şimdi.

Bundan sonrası tamamen fala bakan kişinin fincanda telvenin oluşturduğu şekillere anlam yüklemesiyle devam eder. Onun atış gücüne, yazının girişinde belirttiğim saf bir fal tutkunuda eşlik ederse artık yollar, 3-5 vakit, horoz, balık, anahtar, duvak, at, eşek vb. Telve ne verdiyse sayılır dökülür.

İskambil kağıtlarıyla bakılan fallarda var. Ama işin içinde iskambil kağıdı olunca kumarı çağrıştırdığı için bence caiz olmayan bir fal türüdür. Canı sıkılan, bir şeylerle meşgul olmak isteyenler kendi kendine baksın en iyisi.

Bakla falı için ise ön hazırlık şart. Öyle her yerde ve herkese bakla falı baktırılmaz. Önce bir manita yapacaksın, sonra bir parka, plaja, mesire yerine, ormana vb. kamuya açık alanlardan birine konuşlanacaksın. Sonra bekleyeceksin ve mutlaka bir çalının veya duvarın dibinden "abe ver 5 lira bakem sizin falınıza" diyen biri düşer yanınıza. Önce sıkı bir pazarlıkla 5 liradan fazla vermeyeceğiniz üzerinde anlaşma sağlayın. Sonra bu anlaşma tek taraflı olarak falcı tarafından bozulacak ama siz en azından yanınızdaki manitanıza ne kadara uyanık olduğunuz konusunda bir mesaj vermiş olursunuz. Sonrasında çok5 lira daha vererek söğüşlensenizde, bunun nedeni zaten yanınızdaki hatunun merakı olacağı için bu uyanıklığınız baki kalır, merak etmeyin.

Son olarak Tarot kaldı geriye. Bu tamamen bir gavur icadı olup içinde şeytanlar, krallar, kraliçeler gibi bir sürü kartlara sahiptir. Bence bu da caiz değildir ve baktırmamakta fayda var.

Yok hani baktırıp sonra bir de falınızda çıkanları olsun diye beklemek gibi bir saflığa düşerseniz, işte o zaman işiniz yaş.

Eğer geleceğiniz hakkında başkalarının ahkam kesmesini istemiyorsanız o zaman size önereceğim başka bir yöntem daha var.

40 gün boyunca her gece yatmadan önce abdestinizi tazeleyin, 40 rekat namaza durun ve namazdan sonra bir bardak veya kadeh bir şey için. Burada ne içtiğiniz değil, ne için içtiğiniz yani niyetiniz önemli. İşte bu şekilde 40 gün boyunca gördüğünüz rüyalar size geleceğinizden haber veren enfes bir dizi kıvamında olacak.

Eğer gördüklerinizi beğenmezseniz ben size Kurtlar vadisi, Yalan dünya, Karadayı, Muhteşem yüzyıl dörtlüsünden birini meşrebinize uygun olarak seçmenizi öneririm.

Uzun zamandır pazar yazısı yazmamış, alıntılarla işi idare etmeye çalışmıştım. Pazara denk gelmeyen bu yazı sadece okunacak bir şeyleriniz olsun babında karalandı tarafımdan ama içindeki Baneminsel gerçekler ışığında hayatınıza bir yön vereceğini ummaktayım yine.

Biliyorum çok iyi niyetliyim.

İyi bayramlar FG...
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 09.07.20, 15:51   #388
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar yazıları...

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Banemin Mesajı göster
Garip ya!

Hayat çok garip... Uzun bir kışın ardından kurumuş bir dal üzerinde beliren küçük bir tümsek, bir anda patlayıp yaprağa dönüşür.

Aylar geçer üzerinden, yaz sıcaklarının ardından önce sararmaya başlar, dala tutunmasını sağlayan sap zayıflar ve bir sonbahar rüzgarıyla savrulur gider tutunduğu daldan...

Artık kendisini olduğu yerden koparan rüzgarın esiri olmuş ve onunla sürüklenir hiç bilmediği yerlere. Yok olur gözlerden, ama sadece gözlerden...

Sıkışır bir köşede ve ıslanır yağan yağmurlarda. Önce rengi kahveye döner ve yavaş yavaş çürüyerek toprağa karışır.

Bir köke besin olur yine ve yürür tekrar dallara. Yapraklaşır mı yeniden bilmem ama en azından bir yaprakta yaşamaya devam eder yine bir şekilde.

Yaprak, ben ve yazdıklarım...

Ne alaka!..

Garip ya!...

Çok kişi "Ukala" olduğumu söyler. Eğer bu kendini beğenmişlik olarak yorumlanıyorsa, onların veya bu satırlarıda okuyan pek çok kişinin söylediği gibi ukalayım ben. Hemde önde gideni

Çünkü severim kendimi.. Günahlarımı bile severim en az sevaplarım kadar.

Kimsenin doğrularını yaşamak zorunda değilim. Herkesin kendisine göre o kadar çok doğrusu var ki hepsini mutlu etmenin imkansızlığını bilirim. Bu nedenle de kendi mutluluğum ve memnuniyetim ön plana çıkar.

Bu her ne kadar egoistçe bir davranış olarak algılanırsa algılansın, ne kadar ayıplanırsa ayıplansın, kimseye uymasada bana uyan bir davranış biçimi...

Ellerinde ki kalıplara uymuyorsam, onların ölçülerine denk düşmüyorsam ve en önemlisi benim hayattan aldığım mutluluk ve zevk onlara yansımıyorsa bu onların eksikliğidir derim.

Bana ne?

Ukalalıktan bahsettim ya! Aslında bende ki tanımı farklıdır Ukalalığın.

Bence ukala; Kendinin adam olmayacağını anlayıp, başkalarını adam etmeye çalışan kişidir.

Bakmayın siz yazarken veya konuşurken verdiğim satır arası kendimce öğütlere. Bunların hiç biri didaktik (belli bir düşünceyi aşılama anlamında) değildir. Sadece yaşadıklarımın ve düşüncelerimin yansımasıdır bunlar.

Herkesin bir eleği var. Benimde var... gördüklerimi, işittiklerimi bana anlatılanları bu elekten geçirir ve üstte kalanları alıp hayatıma yapıştırırım. Tercih bana aittir hayatımın şekillenmesini sağlayan yapı taşlarının oluşmasında.

Ama bu taşları tutupta başkalarının hayatını oluşturmak için kullanmak veya kullanmasını tavsiye etmek gibi bir densizliğe girmem.

Onlarda kendi eleğini kullansın. Bana ne?

Kendini beğenmişlik anlamında gerçekten çok Ukalayım. Böyle bir herifle yaşamak benim için güzel bir duygu. Bir ömrüm daha olsa, yine bu adamı seçerdim beraber tüketmek için. Ukalayım işte...

Ama benim lugatımda ki karşılığı ile "ukala" bir herife selam vermekten bile iğrenirim...


Yapraktan girdim nereden çıktım yine...Kuralsızlığıma, kalıplara uymamama, içimden geldiği gibi yapmaya bir örnek daha...

Böylesi iyi geliyor bana... Hesapsız ve nereye varacağını bilmeden yaşamak herşeyi. Sürpriz bir hayat...

Belli hedefler hep var ve olacak, sorumluluk asla vazgeçilemeyecek bir duygu olacak hayatımda.

Ama hayatıda ufak tefek hesaplar veya birilerine kendimi beğendirmeye çalışmak için, yaşanılmaz, çekilmez, tatsız tuzsuz bir şeye dönüştürmemeliyim.

Yaprak bir dalda hayat bulur mu tekrar? Bilmem...

İnsan için tekrar doğuşun veya ikinci bir hayatın olacağı ile ilgili bilimsel bir veri yok.

Elimdeki tek şansı iyi kullanıp kendim için yaşamalıyım. Başkalarının burun sokmasına, şekillendirmeye çalışmasına, kendi doğrularını bana şırınga etmeye çalışmasına müsaade etmeden hayatıma sahip çıkmalıyım...

Çıkıyorumda...

Bu hayat benim...


Size ne?





İyi Pazarlar FG...
10 yıl olmuş bu yazıyı buraya yazalı ve ben de değişen bir şey yok hala düşünce babında. Ama özet çıkaracak olursam bu yazı hakkında;

"Bu" derken kullandığımız işaret parmağı var ya heh onu aklınızda tutun şimdi.

"Bu dünyayı değiştiremiyorsan, o parmağı değiştir" düsturu ile akıl sağlığımı korumaya devam ediyorum, bilginize...





__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.07.20, 13:53   #389
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 502
Mesajlar: 11,636
Ettiği Teşekkür: 43189
Aldığı Teşekkür: 75210
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Alta ekleyeceğim yazıyı dün gece okudum bir yerde. Sağlam bir kaynak bulamadığım için burada paylaşmayı uygun buldum. Sizlerin de katkılarınızla belki daha sağlam bilgilere ulaşabilirim diye düşündüm.

****

Ayasofya ne maksatla müze yapılmıştı?

Bu konuda konuşanlar (Doğu ********, Teoman Alpaslan gibileri hariç) Ayasofya'nın ne maksatla müzeye çevrildiğini bilmiyor.
Örnek: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın:
"Asıl soru, Ayasofya'nın neden 1934'te müzeye çevrilmiş olması, Cumhuriyet 1923'te kuruldu, Atatürk niye 11 sene bekledi. Bu konu tarihi bir perspektiften araştırılmalı"

Sayın Kalın, siz bu devleti yönetiyormuş gibi yapmak için mi varsınız, Neyi araştıracaksınız? Nasıl olur da bilmezsiniz?
- Ermeni Soykırımını tarihçiler tartışsın,
- Fethullah bizi aldattı ve daha niceleri. Bu kadar bilgisizlik ve gafletle ne cesaretle devlet yönetimine talipsiniz?

AKP bilmediği gibi Ayasofya'nın neden Müzeye çevrildiğini MHP de bilmiyor.

Örnek: Sayın Neval Kavcar bakın ne diyor: "1934'te şaibeli bir Atatürk imza kaşesi ile müzeye dönüştürülen Ayasofya".

Bilmedikleri gibi,"şaibeli imza kaşesi" demekle, Atatürk'e hakaret ettiklerinin bile farkında değiller.

Bu şu demek:
Atatürk'ün Bakanlar Kurulu sahte bir Atatürk imza kaşesi imal ediyor, ve Atatürk'ün bilgisi dışında, aldıkları Ayasofya kararının altına bu kaşeyi vuruyor.
Yıl 1934, Atatürk hasta değil, Devletinin başında. Onun haberi olmadan Ayasofya müzeye çevrilebilir mi? Atatürk bunun farkında olmayabilir mi? Yani böyle bir şeyi bugün, bile kimseye yapamazlar. Atatürk'e böyle bir kumpas kurmaya kimin cesareti olabilir ki? Atatürk'ün böyle bir lider olduğunu ima etmek bile, hakarettir.

Ayrıca, Bakanlar Kurulu ne maksatla böyle bir şey yapmış olsun ki?
Atatürk'e karşı gelip zevklensin diye mi? Atatürk'ün Bakanlar Kurulu böyle insanlar mıydı ki? İstanbul'un bir an evvel işgalden kurtarılması ve barışa kavuşarak ülkenin imarına başlanabilmesi amacıyla, 23 Temmuz 1923 günü Lozan'da; "İleride Düzeltiriz" düşüncesi ile, iki önemli konuda taviz verdik ve ertesi gün anlaşmayı, 24 Temmuz 1923 te de imzaladık.

Tavizlerimiz;
1 - Osmanlı'nın borçlarını ödemeyi kabul ettik,
2 - İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya'nın Boğazlara yönelik tehditlere karşı garantör olacağı bir "Boğazlar Komisyonu" kurulmasını ve Boğazlara Türk askeri yerleştirilmemesini kabul ettik.

Önce Osmanlı borçlarının ödenmesini ele aldık.
1930'a kadar borçların, bugünkü değerle 42 milyar dolarlık kısmını ödedik. Aralık 1932'de borçların geri kalanında indirim yapılmasını, aksi halde ödeme yapmayacağımızı bildirdik. Nisan 1933'de yapılan görüşmeler sonunda borçlarda: %90,8 oranında indirim, %7,5 faizle 20 yılda ödeme yapılmasını kabul ettirdik. (Geri kalan borç bugünkü değerle 225 milyar dolardı ve bunu 1944'e kadar, vadesinden de 10 yıl önce ödedik.)

Nisan 1933'deki borç indirimi anlaşmasından sonra sıra Boğazlara geldi. İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına nöbetçi asker bile koyamıyorduk.
Mayıs 1933'de Londra'da yapılan Silahsızlanma Toplantısı'na katılarak Lozan Anlaşması'nın Boğazlar Komisyonu maddesinin iptal edilmesini talep ettik, ancak bu talebimiz kabul edilmedi. Bunun üzerine önce Sovyet Rusya ile görüşerek, Mussolini ve Hitler'in; Boğazların güvenliğini tehdit ettiğini, Sovyet Rusya'nın güvenliği için de Türk askerinin, Boğazlara yerleştirilmesinin gerekli olduğunu söyledik.
Ayrıca, Ortodoks Rusya'yı yanımıza çekmek amacıyla, 24 Kasım 1934'te Bakanlar Kurulu Kararı ile (1453'den önce Ortodoks mabedi olan) Ayasofya'yı müze yaparak atağa geçtik.
Lozan Anlaşması'nda yapılacak değişikliği tüm imzacı ülkelerin kabul etmesi gerekiyordu. Ayasofya kararı, imzacı devletlerden Yunanistan üzerinde de etkili oldu. Çünkü Yunanistan da Ortodokstur.
Milletler Cemiyeti'nin Nisan ve Eylül 1935'de yapılan toplantılarında Lozan Anlaşması'nın Boğazlar maddesinin iptalini istedik.
Değişen dünya koşullarında (Mussolini ve Hitler'i kastederek) Türkiye'nin güvenliği konusunda endişe duyduğumuzu belirttik.
Ayasofya tavizi ve baskı diplomasimizin etkisiyle Sovyet Rusya ve Yunanistan delegeleri "Türkiye'nin talebinin makul olduğunu" belirterek, desteklediler. Bunun üzerine, İtalya dışındaki diğer ülkeler de talebimizin makul olduğunu kabul edince, 11 Nisan 1936'da Montrö'deki(Montreux) Milletler Cemiyeti toplantısında Boğazlar konusunda yeni bir anlaşmaya hazır olduğumuzu belirten bir nota verdik.

20 Temmuz 1936'da "Montrö Boğazlar Sözleşmesi" imzalandı, TBMM'de onaylandı ve Resmi Gazete'de yayınlanması bile beklenmeden 30,000 Türk askeri, o gece yarısı İstanbul ve Çanakkale Boğazları'na konuşlandı.
Anlaşma, 5 Ağustos 1936 günü Resmi Gazete'de yayınlandı.

*****

Görüldüğü gibi, Ayasofya bir amaçla, Atatürk tarafından müze yapılmıştı; bugünün muktedirlerne duyurulur.
Yalnız onlar değil CHP, İYİ Parti, hatta ADD bile bunları bilmiyor. Hele ADD'nin Ayasofya açıklaması içler acısıdır.

Amaç hasıl olunca Atatürk; Ayasofya'nın müze değil, cami olarak tescil edilmesi emrini verdi, Çünkü; Montrö imzalanmış ve Ayasofya'nın müze halinin devamına gerek kalmamıştır.
Montrö'den 5 ay sonra 19 Kasım 1936 günü düzenlenen Ayasofya'nın tapusu şöyle:
Vasfı: Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseyi müştemil, *AYASOFYAYI KEBİR CAMİİ ŞERİFİ*

Sahibi: Ebulfetih Sultan Mehmet Vakfı

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bilumum zevatın, "Tarihe ihanet" ve benzeri sözlerle Atatürk'ü suçlamaları da, tamamen bilgi yoksunluğundandır. Eşek yükü ile maaş alan danışmanlarının da, bu konuda Sayın Erdoğan'a
bilgi verebilecek donanımdan yoksun oldukları ve aldıkları maaşları da hiç hak etmedikleri, bir kez daha ortaya çıkmıştır.

"Atatürk müze yapmıştı, biz yeniden cami yaptık" iddiasının da doğru olmadığı, tapuyu gören her aklı başında kişi tarafından anlaşılabilecektir.
Atatürk eğer Ayasofya'yı müze yapmak isteseydi, tapuya,
"Vasfı: Müze" yazdırırdı. Halbuki,
"Vasfı: AYASOFYAYI KEBİR CAMİİ ŞERİFİ" yazdırmış.

"Cami yaptık, tapuya da cami yazılsın" talebi ile Tapu Müdürlüğü'ne gidenler *"Zaten cami, müze değil ki"* yanıtını alınca mosmor oldular tabii...
Acaba utanıp özür dileyecekler mi?
Ayrıca, Atatürk eğer tapuya müze olarak tescil ettirmiş olsaydı bile bu, devlet kurucusu olarak onun yetkisi dahilinde olurdu ve hiç kimsenin bunu eleştirmeye hakkı olmazdı...

Acaba, anlaşıldı mı?

Turgay Ergene

****

İyi pazarlar FG...


__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.07.20, 15:13   #390
Müdavim

Insanlikarayan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Konular: 780
Mesajlar: 14,292
Ettiği Teşekkür: 139227
Aldığı Teşekkür: 49161
Rep Derecesi : Insanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Pazar Yazıları...

Alıntı:
"Cami yaptık, tapuya da cami yazılsın" talebi ile Tapu Müdürlüğü'ne gidenler *"Zaten cami, müze değil ki"* yanıtını alınca mosmor oldular tabii...
Acaba utanıp özür dileyecekler mi?

Umreye bile Viagrayi sokup, Lesleri serildiginde utanmayan kesim, böyle ufak tefek olaylardan hic utanmaz!.


Bir seferden birsey olmayan kesim onlar!.


Gazede Müslümanlar öldürülüyor diye Anririken, PKK Petrolünü Yahudilere tasiyip, Yahudileri destekleyen AKP´lilerin postu kalin olmakla, delinen Perdelerini devamli dikerken postu eriyen kesimdir!.
__________________

-Gurbet Ellerde Aldatılamadı-





Türkiyede
yasamasa bile!.
Ne Mutlu Türk'üm Diyebilene!.
Insanlikarayan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
yazıları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rize'yi Herşeyi ile Tanıyalım Kartal Karadeniz 40 09.08.17 16:54
Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri Kartal Atatürk Kimdir? 25 30.06.16 02:22
Tarihi Haritalar Kartal Türk Tarihi 0 26.01.09 07:19


WEZ Format +3. Şuan Saat: 09:00.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.