Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Bir Yudum İnsan > Bilimsel Çalışmalar ve Haberler


Bumerang - Yazarkafe

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 13.04.10, 22:56   #1
Bonita
Ziyaretçi
Bonita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Nazi Ufoları

Nazi UFO Teknolojisi

Elektromanyetik sevkle çalışan Nazi uçandaireleri...

Büyük Üstad Rudolf Steiner ve öngörüleri:

Günümüzde ve yüzyılımızda yaşamış en önemli düşünürlerden birisi Antropozofi Derneği kurucusu Avusturyalı Dr.Rudolf Steiner (1861-1925)’dır.Steiner bir duru görü medyumu idi.O, başka boyutları gördüğünü ve insan kalbinin derinliklerinde yaşananları hissettiğini söylüyordu.Steiner geleceği inanılmaz bir doğrulukla tarif etmişti, materyalist bilimin çılgınlığının bir felakete neden olacağını, tüpte doğan insanları ve geleceğin biyoloji mühendisliğini bir korku filmini anlatır gibi anlatıyordu.İnsanlığın geleceği yaşayan canavarlarla, ruhsuz, tanrısız, insan dışı, kompüterize, böceğe benzer, krom ve plastikten yapılma yaratıklarla doluydu.

R.Steiner, gelecek yıllarda büyük savaşların yaşanacağını ve insan kalbinin büyük yaralar alacağını 1917’de öngörmüştü. ‘‘Karanlığın Güçleri’’ insan evrimini engellemek kararındaydı, bunun için de insanlarla birleşmeleri gerekiyordu.Böylece evrim dönüşecek ve ortaya planlı melez bir ırk, yani yaratık- insan çıkacaktı.Ona göre ırkımızın büyük bir kısmı yok olacak, geriye kalanlar yaratıklara, yani cin’imsi varlıklara tapan süprüntüler olacaktı.Peki kim bu yaratıklar? Steiner’e göre bunlar yukarda sözünü ettiğimiz biyolojik yaratıklardı.Yani gelecek bizim var edeceğimiz kötü varlıklarla doluydu.İnsan, cin ve uzaylı inancıyla kendi felaketine yol açmakta ve kurgulanmaktaydı.



Diğer Bilim ve Öbür Taraf Uçan Makinesi

Thule üyesi Dr.W.O.Schumann ve Vril örgütü mensupları, Thulu örgütü ile bağlantılı olarak ‘‘Öbür Taraf Makinesi’’ dedikleri bir alet yapmayı tasarlıyorlardı.Bu makine, bu taraftaki maddenin, ‘‘öteki taraftaki’’ maddeye , ‘‘öbür taraftaki’’ nin de bu taraftakine dönüşmesini sağlayacaktı.Kısaca ‘‘Zaman’’ı ve ‘‘Uzay’’ı aşarak, yaşam ve ölümü yenebilen, tanrıların dünyasını ziyaret edebilen ve ‘‘Ebedi Hakikat’’ bilgisine ulaşabilecek bir makine düşünülüyordu.

Baron Sebottendorf , majik güçleri kullanarak psişik düşünce enerjisinin yoğun konsantresi ile uzay ve zamanda bir sapma oluşturmak istemişti.Psişik güçlerle fiziksel boyutlara sıkı sıkıya bağlı zaman boyutu üstünde bir değişiklik yapmak mümkündü fakat Mühendis Dr.Schumann da Sebottendorf’un bu arzusunu teknik bir vasıta ile gerçekleştirmeyi planlamıştı.1919 yılı Aralık ayında, Vril ve Thulu örgütlerinin çekirdek kadrosu , Berchtesgaden’deki Ramsau’da buluştular.Bu toplantının en önemli kişisi şüphesiz Zagrepli medyum bayan Maria Orsichitsch (Orsic) idi.Orsic, beraberinde 2 kağıt getirmişti.Bu kağıtlardan biri Alman ‘‘Tapınakçılar’’ gizli örgütüne ait anlaşılmaz gizli yazıları ihtiva ediyordu.Bu tapınakçı gizli yazısının muhtevası medyumsal bir mesaj şeklinde alınmıştı ve tamamen bilinmeyen bir lisanda yazılmıştı.Maria Orsic’e göre bu bir eski doğu lisanında yazılmıştı.Orsic bu yazıları deşifre etmek için Thule’ ye yakınlık duyan ‘‘Pan-Babilon’’ örgütü dostları ile temas kurmuştu.Bu esrarengiz yazının incelenmesinden sonra, bunun gerçekten de eski Babil kültürünün kurucularından olan ‘‘Sümerler’’ in yazısı olduğu anlaşıldı.İddialara göre, bu yazılarda ‘‘öbür tarafla’’ ilgili bilgiler, yani, ‘‘öbür taraf makinesi’’ yapımı için gereken bilgiler gelmişti.Bu şekilde bütün UFO teknolojisinin temellerine ait bilgiler ellerine geçmişti. ‘‘Diğer Bilim’’ ait konsept bu zamanda ve takibeden yıllarda olgunlaştı. (Bugün diğer bilim yerine ‘‘Alternatif Bilim’’ denmektedir.) Buna rağmen, ‘‘öbür taraf makinesi’’ projesinin tam manası ile şekillenmesi 3 yıl sürdü. Bu sürenin uzamasının sebeblerinden biri de finansman sıkıntısı idi. Bu ‘‘Diğer Bilim’’ veya ‘‘Diğer Tekniğin’’ ilk aşamalarında, Dr. Schumann Münih Teknik Yüksek Okulu’nda bir konferans vermişti.Bu konferanstan birkaç cümleyi burada aktarmakta fayda görüyorum; ‘‘Elektrikteki artı ve eksi gibi her yerde ve her şeyde olayların seyrini belirleyen 2 prensip görüyoruz; Işık ve karanlık, iyi ve kötü, yaratıcı ve yıkıcı. Bu da ya hep ya hiç demektir. Bu iki soyut prensip, yani yaratıcı ve yıkıcı prensip, bizim teknik vasıtalarımızı da belirler.Yıkıcı her şey şeytani, yapıcı her şey Tanrısal kökenlidir.Patlama ve yanmaya dayalı her teknik, şeytani bir teknik olarak nitelendirilmelidir.Önümüzdeki yeniçağ, yeni, pozitif ve Tanrısal tekniğin hakim olacağı bir çağ olacaktır.’’



‘‘Öbür Taraf Uçuş Makinesi’’:

1992 yılında ‘‘Öbür taraf makinesi’’ ele alındı ve bundan böyle projenin ismi ‘‘Öbür taraf uçuş makinesi’’ olarak değiştirildi.1922 yılı yazında Münih yakınlarında bir hangar inşa edildi.Ayrıca bu hangara ek bir hangar binası daha yapıldı.Bu hangarda gerekli bütün teknik malzemeler toplandı ve ‘‘Uçuş Makinesi’’ nin yapımına başlandı.Makine 6,50 m. Çapında bir diskin üzerine paralel olarak yerleştirilmiş, 8 m. Çapında bir disk ve bunun altında bulunan 7 m. Çapında üçüncü bir disk’ten müteşekkildi.Bu üç disk, ortasından geçen 1,80 m çaplı bir deliğe monte edilmiş 2,40 m. Yüksekliğinde motor techizatı ihtiva ediyordu.Gövdenin altta klan kısmı koni şeklinde bir uçla son buluyordu.Gövdenin altta kalan kısmı koni şeklinde bir uçla son buluyordu.Bu konik uçtan alt kata kadar uzanan dev bir sarkaç, cihazın stabilizasyonunu sağlıyordu.Aktif durumda üst ve alt disk birbirlerine zıt yönde dönmeye başlayarak, bir elektro-manyetik dönme alanı meydana getiriyordu.

Bu dönme alanı aynı anda ‘‘ İnterkozmik titreşimler’’ meydana getirerek ‘‘Yeşil Ülke’’nin öbür taraftaki alanına egemen oluyordu.Titreşimlerin afinitesi prensibine göre, öbür tarafa uçuşun temel şartı böylece temin edilmiş oluyordu.Özel bir batarya ile motor teçhizatına itici güç sağlanıyordu.Kısa vadede en yüksek enerji seviyesine ulaşmak için, yüksek enerjitik özel bir kondensatör kullanılıyordu.Bu kondensatör, üç disk için ilk devinim motoru ve aynı zamanda bir elektrojeneratör görevini üstlenmişti. (2)

(2) Norbert Jurgen – Ratthofer & Ralf Ettl, ‘‘Das Vril-Projekt’’, STM- Tempelhof, Wien.(Erstveröffentlichung)

‘‘Öteki Taraf Uçuş Makinesi’’ (Ö.T.U.M) yada diğer tabirle UFO 2 yıl süre ile test edildi.Bu proje için mali yardımlar, bir çok Alman sanayi işletmecilerinin muhasebe kayıtlarında JFM koduyla (Jenseitsflugmaschine) geçmekte idi.Daha önce Schumann SM Levitatör olarak adlandırılan makinadan, ‘‘Vril motoru’’ ortaya çıkarıldı.Kayıtları gizli tutulduğu için, bu makinanın neyi başarıp neyi başaramadığı tam olarak bilinememektedir.1924 yılı başında makine sökülerek , Augsburg’a getirildi ve orada bir depoda muhafaza edildi. Ö.t.u.m.’nin Augsburg Messerschmitt uçak fabrikası tesislerinde saklandığı haberi, ne tam doğrulanmış ne de inkar edilmiştir.Ö.t.u.m ayrıca ‘‘Thule motoru’’ nun da temelini oluşturmuştur.

Vril ve Thulu mensuplarının 10 yıllık yoğun bir araştırma sürecinden sonra, büyük ihtimalle – daha sonra daha anlam kazanan – ‘‘Boyut Kanalı Uçuşları’’ projesi gerçekleşmişti.1922 ile 1924 yılları arasında Ö.t.u.m’nin hava iyonizasyonunun dışında başka bir tesiri olup olmadığı bilinmiyor.Bu gizli deney, muhtemelen Thulu ve Vril örgütlerinin çekirdek kadrosu tarafından finanse edilmişti. Bu projeye ezoterizmle ve okült, majik bilimlerle ilgilenen kişiler katılmışlardı. Adolf Hitler, R.Hess, Müh.Hans Hörbiger, Müh. Viktor Schauberger, Prof.Dr. Müh.W.O.Schumann, Haushofer gibi kişiler bu kişiler arasında sayılabilir.

Ö.t.u.m (Öteki Taraf Uçuş Makinesi) kendi etrafında ve çevresinde çok güçlü bir alan oluşturuyordu ve bu alan vasıtası ile, hem makine, hem de pilotu bulunduğu uzay sektörünün içindeki kozmoz’dan tamamen bağımsız olarak, hem bu tarafta hem de öteki taraftaki mikrokozmoz’da varolabiliyordu. Ö.t.u.m tarafından üretilen bu mikrokozmoz, maksimum alan gücüne eriştiği an, kendini çevreleyen bu taraftaki evrensel güçlerden ve etkilerden Örneğin; Gravitasyon, Elektromanyetizm gibi tamamen bağımsız olarak, herçeşit gravitasyonel alanın ve vakumun içinde ışık hızına yakın bir sürate erişiyordu.Bu şekilde belirli alan güçlerinde bizim evrenimizin relatif (izafi) bugününü terk edebilir ve aniden relatif (izafi) geçmişimize gidebiliriz.

Tamamen teorik olarak, Ö.t.u.m ve mikrokozmosu, pilotları ile birlikte, evrenin geçmiş zaman boyutları içine ve gelecek zaman boyutları içine doğru bir kuantum enerji düzeyinden diğerine sıçrayan elektronlar gibi sıçrayıp zaman ötesine doğru atlayabilir.Anlaşıldığı kadarı ile Ö.t.u.m’nın teorik temelleri, Babil ve Sümer ILU-kozmolojisi ve parakozmolojisi öğretilerine dayanmakta idi. En eski Sümer Babil ‘‘bu dünya’’ ve ‘‘öbür dünya’’ öğretilerinde, yani Parakozmoloji ve Kozmoloji öğretilerine göre, bu taraf ve öte taraf kozmoz kuantlarından müteşekkildi.

Ö.t.u.m, Elektrogravitasyon-Takyon Motorları ve Serbest Enerji makinelerinin bir öncü tipi idi.Bütün elektrogravitasyon –Takyon ve Serbest Enerji makineleri temelde ilkel birer ‘‘Zaman Makineleri’’nden başka bir şey değildir!..( Takyonlar ‘‘Madde ötesi madde’’ yada ‘‘cisim ötesi soyut cisim’’ evrenini temsil etmektedir. Ünlü Fizikçi Feinberg bize ışıktan hızlı titreşen bir evren olduğunu göstermişti.) Yüksek bir frekans ve yüksek elektriksel gerilim, dar sınırlı bir alan ve bunun çevresinde enerjitik bir durum yaratır.Bu şekilde bizim evrenimizin geçmişinin belirli bir zaman dilimine egemen olur. ‘‘Zaman tüneli’’ veya ‘‘Uzay-Zaman- Solucan Deliği’’ günümüzden geçmişimize doğru oluşan bir ‘‘Kanal’’ vasıtası ile, geçmişten gelen enerjiyi günümüzdeki uygun araca doğru yönlendirir (gönderir).Bu şekilde oluşan etkiye ‘‘Perpetuum Mobile’’ (Sürekli Hareket) etkisi denir.Böyle bir araç, büyük ve küçük şiddette ‘ ‘‘Gravitasyon’’ ve ‘‘Antigravitasyon’’ etkileri yaratır.Bu etkiler ‘‘ Mikro Zaman Tüneli’’ veya ‘‘Mikro-Uzay-Zaman- solucan Deliği’’ vasıtası ile günümüzde de etkili olur.

Ağrı Dağı’ndaki UFO ve Naziler

1937 Temmuz’undai Hitler ve Görüng’in emirleri ile her çeşit doğaüstü, bilimsel, dinsel ve okült objeleri incelemek ve araştırmak üzere dünyanın dört bir tarafına özel araştırma ekipleri gönderilmeye başlandı.Araştırılan cisimlerden biri de kutsal kitaplarda adı geçen Nuh’un gemisi idi.Gemi için İran ve Türkiye arasında dağlarda araştırma yapan Alman ekip, Dicle nehri kenarındaki bir köyün yaşlılarından hayli ilginç bir hikaye duydu.Bu hikayeye göre, 200 nesil evvel esrarengiz parlak bir ‘‘ev’’, gökten çok gürültü çıkararak, yere düşmüştü.Bir zaman sonra köyden köye yolculuk yapan bir şahıs bu esrarengiz cisimle karşılaşmıştı.Şahsın ifadesine göre, cisim ıslık gibi bir ses çıkarmakta ve dokunulmayacak kadar sıcaktı.Ayrıca pis bir kokuda yaymakta idi.Bu hikaye, araştırmayı yürüten Alman ekip tarafından derhal Almanya’ya bildirildi.

Bir ay sonra bölgeye iki araştırma ekibi daha gönderildi.Bölgeye gelen bir grup bilim adamı, Hitlerin savaş makinesinin ‘‘Özel Silahlar’’ bölümünün öncüleri idiler.Bu grup ‘‘evi’’ aramaya koyuldu ve onu sağlam bir vaziyette buldular.Bu, ‘‘dünya dışı’’ bir geminin ilk ele geçirilişi oldu.

Disk 25 m. Çapında ve 8 m. Yüksekliğinde idi.Gemi girişi olmayan metalik bir görünümde idi.Gemi dış güçlere karşıda oldukça duyarlı idi ve toprağın birkaç metre üstünde havada yüzer gibi duruyordu.Ayrıca en ufak bir dokunuşla hareket edebiliyordu.1938 Aralık ayında disk, Almanya’nın en önde gelen bilim adamlarının toplandığı, Münih’in kuzeyinde bir yere getirildi.Etraftaki dağların çevrelediği bir tuz madeni, diski araştırma ve gerekirse üretmek için gerekli tesisler haline dönüştürüldü.

Yapılan tetkikler neticesinde geminin, dünyadaki herhangi bir devletin çok gizli bir silahı olamayacağı anlaşıldı.Nazi bilim adamları kısa zamanda gemi ve işleme sistemlerini anlamakta başarılı oldular.

1941 Temmuz’unda Almanya bilim adamlarından biri ABD’ye kaçıp, bildiklerini anlatmasaydı, kimse Hitler’in neye sahip olduğunu ve onunla ne yapmayı tasarladığını bilemeyecekti. II.Dünya Savaşı’nın sonunda, Ruslar’dan hızlı davranan ABD askeri İstihbaratı, ‘‘Oz’’ kod adı altında Nazi tesislerini ve yukarıda adı geçen diski ele geçirdi.Disk derhal ABD’e yollandı. Fakat diğer yandan Sovyetler de 6 ay sonra esir aldıkları Alman bilim adamları vasıtasıyla, Almanların ele geçirdiği dünya dışı disk’ten haberdar oldular.

Eski bir KGB ajanı olan Rus yazarı Vladimir Tersizki’nin ‘‘ Close Encounters of the Foo Fighter Kind’’ adlı kitabındaki iddialara göre, Naziler, ellerindenki bir çok yüksek teknolojiyi Peenemünde ve Bavyera Alp’lerine düşen dünya dışı varlıklara ait araçları geliştirerek elde etmişlerdi.Aynı yazara göre, Almanlar daha o zamanlarda yeraltında üsler kurarak, dünya dışı varlıklarla beraber araştırmalar yapmışlardı.

Şaşırtıcı Yeni Buluşlar

Viktor Schauberger’in Uçan Daireleri :

Viktor Schauberger (1885 -1958) Naziler için 1938 -1945 arası bir seri uçan diskler icad eden Avusturyalı bir bilim adamıydı.Schauburger, likit vorteks (Girdap) le işleyen bir çok uçandaire yapmış ve kayıtlara göre bunların bir çoğu uçmuştu.Ona göre, eğer su veya hava, ‘‘kolloidal’’ diye bilinen bir osilasyon (titreşim, salınım) şeklinde döndürülürse, açığa çıkan enerji müthiş bir güçte levitasyonu (yerçekimini yok ederek yükselme) doğuruyordu.Bu şekilde yükselen disk, önce mavi-yeşil sonra da parlak gümüş renkli ışıklar saçmaya başlıyordu.Schauberger’in kullandığı motor ‘‘girdap hareketi doğalprensibi’’ ile hareket ediyor ve sıcaklık veya ses önleyici tertibat ihtiva etmiyordu çünkü sürtünme minumum seviyede idi.Tersine su akışının spiral karşı hareketi ile soğutma elde ediliyor ve bu da çekiş gücünü arttıran bir vakum yaratıyordu.

Coler- Takyon Konvertörü

SS E-IV tarafından thule motorlarında kullanılan yeni bir teknoloji vardı bu da; Alman Yüzbaşı Coler’in icad ettiği Coler –Takyon konvertörü ( Serbest Enerji Jenaratörü ) idi.Bu cihaz Thule ve Vril motorları arasındaki farkı açık bir şekilde ortaya koymaktaydı.Diğer operasyonlar için Coler- T. Konvertörlerinin 1944 sonundan itibaren seri üretimine geçilmişti.



Nazi Almanyasının Takyon –Elektrogravitasyon- uzay- gemileri Gizli Projeleri ve ‘‘Zaman kaymaları’’

İddialara göre Nazi Almanyası II.Dünya Savaşı sırasında, elektromanyetik özel cihazların ürettiği, anti –gravitasyonun ( karşıt çekim) etkisi ile işleyen uzay gemileri projelerini gerçekleştirmişti.Bu üç projeden ilki Dr.Schumann başkanlığındaki bir gurup tarafından gerçekleştirilmişti. 1945 başına kadar 17 adet disk şeklinde ve 11,5 m. Çapında uçandaireler yapılmıştı.Bu uçan daireler 84 test uçuşundan sonra Vril-1 adıyla uçmaya başlamışlardı. İkinci proje SS-Entwicklungsstelle ( S.S’lerin Geliştirme bölümü) kontrolü altında gerçekleştirilmişti.Bu proje ile 1945 başlarına kadar muhtelif büyüklüklerde ve çan şeklinde dairesel uzay gemileri yapılmıştı.

S.S E-IV bölümün ürettiği uçandaire tiplerinden ilk yapılana Haunebu I deniyordu. Ve 25 m. Çapında idi.Bunlardan sadece 2 adet üretilmiş ve 52 deneme uçuşu yapılmıştı.İkinci tip, Haunebu II idi ve 26,30 m. çapındaydı.Bunlardan 7 adet üretilmiş ve106 deneme uçuşu yapılmıştı.Üçüncü ve en büyük tip, Haunebu III idi ve 71 m.çapında idi.Bundan da yalnız bir adet üretilmiş ve 19 deneme uçuşu yapılmıştı.







Haunebu III Uçan Dairesinin bazı özellikleri:

Çapı: 71 metre

İtiş şekli: Thule –Takyonator 70 + Schumann Levitatörleri(zırhlı)

Kumanda Tertibatı: Mag-Feld –Impulser 4a

Sürat: 7000 km/saat

Mürettebat: 32 kişi

Silahlar: 4x11 cm KSK (Lazer Işın Topu) ve diğer konvensiyonel silahlar.

Daha sonra Almanlar adına Andromeda Geraet denilen 139 m. Uzunluğundaki silindir şekilli puro tipli uzay gemisini tasarlamışlardı.Silindir şeklindeki bu ana uzay gemisi Aralık 144’e kadar plan ve eskizler halinde idi.Bu silindir şekilli ana gemi bir Haunebu II, iki tane Vril-1 ve iki Vril-2 uçandairesi taşıyacak şekilde planlanmıştı.



Almanlar elektromanyetik güçlerle karşıt çekim alanları yaratan bu yuvarlak, disk, çan biçimli ve bazende puro biçimli uzay araçları teknolojisi konusunda tam bir bilgi sahibi olmuşlardı.

Fakat tek sorun araçlar çalışırken hareket halinde iken içerden dışarı doğru konvansiyonel silahlarla ateş açılamıyordu. Çünkü gemilerin güçlü döner enerji alanları her türlü etkiye karşı gemiyi koruyan elektriksel bir girdap türü bir çeşit güç alanı perdesi oluşturuyordu.Bu alandan geçebilecek tek silah lazer ışınları olabilirdi! Normal silahlarla ateş açılabilmesi için güç alanının kasten içerden bozulması gerekirdi.Bu da gemiyi düşman silahlarına karşı açık hedef konumuna getirmekteydi.

Bahsi geçen Haunebu uçan dairelerinin test uçuşlarından birinde güç alanı ayarları ile oynanarak geminin ışık hızına ulaşması sağlanmıştır.Aslında bu yüksek teknolojileri ilkel biçimdede olsa dünya dışı varlıkların araçlarından elde Almanlar bilmedikleri henüz anlamaya çalıştıkları güçlerlerle oynayan ve öğrenmeye hevesli çocuklara benziyorlardı.

Bir test uçuşunda yine güç alanlarının titreşimleri ve araç çevresindeki yoğunluğu incelenirken araçların fiziksel olarak ortadan kaybolduklarına dair bilgiler sözkonusu edilmiştir.

Söz konusu edilen bir teoriye göre kendi etrafında dönen bir uçandairenin de kendi etrafında dönen bir alan oluşur..Bu alan elektrikle yüklü, nemli havada bir girdap oluşturur..Uzay gemisi havada salınım durumunda yeteri kadar kalırsa, bu elektro-girdap alan, bağımsız, kendisi enerji üreten ve relativistik hız alanında dönmekte olan, bir ‘‘Takyon-Elektrogravitasyon’’ alanı haline gelir.Bu dönüş alanı, enerji bağımsızlığı dolayısı ile, devamlı olarak artan bir şekilde ürettiği enerjiyi aniden boşaltamayacağı için, ‘‘Işıküstü Tesiri’’ devreye girer ve bütün hepsi ‘‘Uzay-Zaman –Tekilliğinde’’ dönmeye başlar.Bu şekilde bir ‘‘Zaman Kayması’’, yani ‘‘ Zaman Deliği’’ oluşur ve uzay gemisi geçmiş zamana yada gelecek zamana düşer.İnsanlar hayvanlar ve bitkiler güçlü ve koruyucu bir ‘‘ Takyon-Elektromanyetik’’ alan gücü olmadan, bu dönen ‘‘Uzay-Zaman –Tekilliğinden’’ canlı olarak, yani herhangi bir hayati tehlikeye maruz kalmadan geçebilirler.

Dünya atmosferinde meydana gelen tayfun, kasırga gibi olaylar, doğal ‘‘Zaman Kaymaları’’ ve ‘‘Zaman Kapıları’’ için gerekli olan elektromanyetik mekanizmayı oluştururlar.Bir zaman karışıklığı yaratmanın doğal yolu bir çeşit elektromanyetik bir girdap yaratmaktır.Böyle bir girdap uzay ve zamanın yapısını bozabilir.Böyle bir elektriksel alanda iyonizasyon etkileri ortaya çıkar.Böyle bir elektromanyetik anafor, oluştuğu atmosfer içinde parlak bir sis tabakası şeklinde bir görüntü verir.Bu tür bir doğal etki alanı içine giren her şey, gemiler, uçaklar iz bırakmadan boyutlar arası bir pencereden başka bir zaman uzay noktasına doğru geçerek gözden kaybolurlar.

Haunebu uzay gemileri temelde ‘‘Elektromanyetik Antigravitasyon tesiri’’ ile uçabilen araçlardı. ‘‘İnterkozmik Araç’’ denilen Vril uçandaireleri ile başka bir boyutsal kanala geçip muazzam mesefeleri çok kısa sürelerde katetmek mümkündü.

Vril mensubları ‘‘Boyut Kanalında’’ yolculuk yapabilen bir ‘‘Uzay gemisi’’ üzerinde çalıştıklarını belirttiler. Bu gemi vasıtası ile 68 ışık yılı uzaklıkta bulunan Aldebaran’a rahat ve hızlı bir şekilde gitmek mümkündü.Vril mensubları kendilerinin ‘‘medyumsal iletişimle’’ sağladıkları Alman- Aldebaran ittifakının ve anlaşmasının bir sonucu olarak dünya dışı bu varlıkların savaş gücünden faydalanılabileceğinden söz etmişlerdi.Bu düşünceler 2 veya 4 ocak 1944 tarihlerinde Adolf Hitler’ e de sunuldu. 2 Ocak 1944’de Hitler, Himler, Künkel(Vril örgütünden) ve Dr.Schumann’ın ( Vril örgütünden) katılımı ile şunlar konuşulmuştu:

Hitler, Himler’in ısrarı ile Künkel ve Schumann’ın düşüncelerini öğrenmeye karar verdi.Künkel ve Schumann birkaç kelime ile Aldebaran İmparatorluğu ile yapılan ittifaktan bahsettiler ve Vril örgütüne ait çalışma toplantılarına ait tutanakları ( yani Aldebaran İmparatorluğu ile kurulan medyumsal temasa dair belgeleri) Hitler’e sundular.Hitler bunları dinlerken, bir yandan da Himmler’e anlamlı bir şekilde bakarak, bütün bunları ciddiye alıp almama konusundaki şüphelerini hissettirmişti.Künkel, ‘‘Öbür taraf uçuşu’’ sayesinde büyük mesafeleri katetmenin mümkün olduğunu ifade etmişti.O, Aldebaran hakkında gerekli bütün bilgileri Hitler’e vermişti.(yani Aldebaran’ın ( yıldız sisteminin) dünyaya benzer iki gezegeni olduğu, başka ırklardan olan Regulus ve Capella ile yaptıkları savaşları , teknik üstünlüğe sahip uzay filoları v.s) Künkel’in Führer’e anlattığına göre, Almanya ve Aldebaranlılar arasında telepatik bir iletişim kurulmuştu ve bu halen de devam ediyordu.Hitler bunları dinlerken sabrının taştığını hissediyordu ki, tam bu sırada Himmler, Künkel’in açıklamalarını sonuna kadar dinlemesini rica etti.

Schmumann, ‘‘İnterkozmik Araç’’ denilen Vril uçandairelerinin plan ve fotoğraflarını Hitler’e gösterdi.Schumann ve Künkel, ‘‘Bu taraf- öbür taraf boyutlar kanalı’’ vasıtası ile Aldebaran’a uçmak ve oradaki yönetimle ittifak yaparak, Aldebaranlı uzay savaş gemilerini bu dünyaya getirmek için hazırladıkları planları da açıkladılar.Bu gemiler ‘‘Öbür taraf-bu taraf boyut kanalı’’ vasıtası ile dünyadaki savaşa sokulabilirse, Almanya’nın zaferi garanti edilebilirdi.Hitler o ana kadar tek bir söz bile söylememişti.Sonunda Himler’e bütün bunlar için ne düşündüğünü sordu.Himler, bütün bunların bir fantezi ürünü olmadığını ve araçların Vril örgütü mensublarınca denenmeleri şartı ile, akla uygun bulduğunu açıkladı.Hitler ilk defa olarak, Schumann ve Künkel’e bütün bunların ayrıntılı olarak planlanıp planlanmadığını sordu.

Schumann, ilk uygun Vril aracının böyle bir uçuş denemesi için hazır olduğunu ve bu ay içinde ilk insanlı uçuş denemesini gerçekleştirebileceklerini belirtti.Yapılan hesaplara göre, farklı ‘‘Öbür taraf zamanı’’ pilot ve mürettebat için bir sorun teşkil etmeyecekti..Bu taraf zamanına ölçüldüğünde Aldebaran’a varış 22- 23 yıl sürüyordu ama aracın içindeki mürettebat için geçen, boyut değişikliği dolayısı ile , yalnız birkaç gün sürecekti.Bu hesaplamadaki en ufak yanlışlık bile Vril mürettebatının ölümüne sebeb olabilirdi.Hitler, Aldebaran savaş gücünün dünyaya yardıma gelmesi en iyi şartlarda 50 yıl sürer dedi.Künkel, bugünkü Vril tekniği şartlarında bu doğrudur, fakat çok yakında daha iyi araçlar üretebileceğiz diyerek cevap verdi.

Hitler’e verilen bütün bu bilgiler yine de onu tatmin etmemişti.Dünyaya gelecek olan bu varlıkların ne biçim yaratıklar olduğunu sordu.Künkel söz konusu halkın, insan ırkından olduğunu ve bir çeşit imparatoriçe tarafından yönetildiklerini söyledi.Hitler bütün bunları dinledikten sonra , onlara SS’lerin desteği ile bu girişimi başlatabileceklerini söyledi.(Hitler o zaman bu girişime hiç inanmıyordu.Nisan 1945’de Himmler’e şöyle demişti: ‘‘Umarım ki bu uzay imparatorluğu, Künkel ve Schumann’ın söz verdiği gibi, intikamımızı almak için dünyaya gelebilir!’’)

Führer karargahındaki konuşmadan hemen sonra, yani 2 Ocak 1944’de Vril-7’nin yapımı için tüm güçler seferber edilmişti.Vril mensublarının perspektivinden bakıldığında bu o kadar zor bir şey değildi.

Bu 45 m. çapındaki uzay gemisi aslında genişletilmiş ve adapte edilmiş Vril-1 gemisi idi.Yalnız daha basit ve üretim tekniği açısından daha ucuz bir malzeme kullanılarak yapılmıştı.Vril -7 yapımında tamamen yeni hücre kaplamaları kullanılmış ve 1945 başlarında Traunstein yakınlarında S.S’lere teslim edilmişti.

Vril örgütünün yaptığı ‘‘Vril-7’’ ‘‘Uzun menzilli uzay gemisi projesi’’ olmasaydı, dünya insanları ve dünya dışı insanlar arasındaki iletişim yalnız medyumsal mesajlar kanalı ile sınırlı kalacaktı.Alman Vril-7 projesi çerçevesinde 2 tip başarılı uzay gemisi yapılabilmişti.

Vril -7 (1) Gezegenlerarası Uzunmenzilli Uzay Gemisi

Teknik Özellikleri

Çapı: 45 m.

Yüksekliği: 15m.

İtiş şekli: Y-7/0 motoru + SM Levitatör E-24 V

Hız: Tak. 300000 km/sn. (ışık hızı) Normal kozmik antigravitasyon uzay uçuşu.

Işık hızının 3 katı=Tak.900000 km/sn. =Uzay üstü boyut kanalı uçuşunda kullanılan hız.

Mürettebat: 14 kişi



Vril-7, Ocak 1944’de ilk boyut kanalı test uçuşuna çıkmış ve bir saat sonra, çok hasar görmüş bir durumda geri dönmüştü.Yapılan araştırmalardan sonra bu hasarın, uzay gemisinin hücrelerinin zayıf yapılmasından kaynaklandığı anlaşıldı ve Vril-7 bir müddet dinlendirildikten sonra, hücreleri yenilenerek , bazı ilavelerle Nisan 1945’de SS’lere devredildi.Bu işlemden sonra Vril-7 ler, dünyadaki gizli taşıma işlerinde kullanıldı.Hem yapı, hemde itiş şekli olarak , Vril-7, Vril-1’in oldukça genişletilmiş bir versiyonu idi.Fakat ‘‘Boyut Kanalı’’ yolculuğunu başaranın Vril-1 mi yoksa Vril-7 mi olduğu kesinlikle bilinmemektedir.

Vril -7 (2) ‘‘Vril-Odin’’ Gezegenlerarası Uzay Gemisi

Teknik Özellikleri

Çapı: 45 m.

Yüksekliği: 22,50 m.

İtiş şekli: İhtimal - A=Vril-7 (1) de olduğu gibi

İhtimal – B= Y-7/0-Vril-7(1)+Thule Takyonator-7c-Hanebu-II

(Her ikisinin geliştirilmiş rekombinasyonu.)

Hız: Mx. Işık hızında=Tak.300000 km/sn. (Normal kozmik anti gravitasyonn uzay uçuşunda)

3x Işık hızı=Tak.900000 km/sn= uzayüstü boyut kanalı uçuşunda kullanılıyor

Mürettebat: 28 kişi (14 Erkek +14 Kadın) Nisan 1945 itibarıyla.







Bu uzay gemisi Nisan 1945’de Untersberg-Berchtesgden’den havalanarak 68 ışık yılı uzaklıktaki Aldebaran’a doğru yola çıkmıştı.Savaşın sonuna gelindiği ve Alman Reich’ının yenilgiside kaçınılmaz göründüğü için, ‘‘Boyut Kanalı’’ uçuş testi yapılmadan yola çıkma mecburiyeti hasıl olmuştu.Vril-Odin, Vril ve Haunebu yapım tarzlarının karşımından ortaya çıkan ilk ve son başarılı prototip uzay gemisi olmuştu.Tek başına Haunebu motoru boyut kanalı yolculuğu için uygun değildi.Çan şeklindeki bir Haunebu uzay gemisi daha ilk denemesinde, bir daha hiç dönmemek üzere, boyut kanalında kaybolmuştu.Vril yapımı gemiler de tek başlarına boyut kanalı yolculukları için yeterli değildi.Bu sebeblerden yukarıda anlatılan kombinasyon uygun görülmüştü. Vril-Odin, ilk defa Ekim 1944’den sonra, Haunebu-Vril II /3 kombinasyonu uzay gemisi projesi olarak ortaya çıkarılmıştı.İddialara göre, Vril-Odin ve mürettebatı, sağsalim bir vaziyette Aldebaran –Sumi güneş sistemine varmış ve orada Sumi-Er gezegenine inmişti.
  Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz 'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.04.10, 23:10   #2
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2614
Mesajlar: 30,350
Ettiği Teşekkür: 163499
Aldığı Teşekkür: 179285
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Nazi Ufoları

Teşekkürler Wandetta...

Bu kadar uzun yazıyı okumadım... Ama Star TV de ufolarla ile yakından ilgilenen hatta bu konuda biraz kafayı da kıran arkadaşımızın o görüntüleri benim biraz kafamı karıştırdı..

Biraz biraz ufoların varlığına inanmaya başladım...
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.04.10, 23:21   #3
Bonita
Ziyaretçi
Bonita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Cevap: Nazi Ufoları

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ReaL Mesajı göster
Teşekkürler Wandetta...

Bu kadar uzun yazıyı okumadım... Ama Star TV de ufolarla ile yakından ilgilenen hatta bu konuda biraz kafayı da kıran arkadaşımızın o görüntüleri benim biraz kafamı karıştırdı..

Biraz biraz ufoların varlığına inanmaya başladım...


Bende ufolara inanmıyordum ama, ama bu görüntülerden sonra... İnanmaya başladım, çünkü bu adamlara bu fikir gökten zembille inmedi ya..
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz 'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.04.10, 23:34   #4
Uzman Üye

saya35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 751
Mesajlar: 1,726
Ettiği Teşekkür: 1363
Aldığı Teşekkür: 7879
Rep Derecesi : saya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmedesaya35 muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
saya35 - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Nazi Ufoları

oldum olası ilğimi çekmiştir ufo meselesi...ta ki saadettin teksoy'un bu tür konulara el atmasıyla olan inancım sona ermişti...bu bilği gene ilğimi arttırdı...elin gavuru zamanında bile uzay teknolojisini çok iyi kullanmışş way be demekten kendimi alamıyorumm..
__________________
İnsanlığın haline baktığın zaman, Nuh'un gemiyi kaçırmamış olmasına üzülmemek elde değil.
Mark Twain

saya35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz saya35'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.04.10, 00:16   #5
Yeni Üye

swordfish - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2010
Konular: 0
Mesajlar: 10
Ettiği Teşekkür: 13
Aldığı Teşekkür: 28
Rep Derecesi : swordfish Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Nazi Ufoları

Benim de çok ilgimi çeken bir konudur ufo konusu.yanlış hatırlamıyorsam 90'lı yılların ortalarında ilgilenenler mutlaka hatırlayacaktır.mesleği ufolog olan ve bir çok konferanslar veren Haktan Akdoğan vardı.İşte o zamanlar bir radyoda ufolarla ilgili program yapıyordu ve çok ilginç şeyler anlatıyordu.bermuda şeytan üçgeni hakkında da çok enteresan şeyler söylemişti.
__________________
Forum Gerçek Türkiyeli'nin Resmi Forumu
swordfish isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz swordfish'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.05.10, 01:48   #6
Cem
Üye

Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2009
Konular: 4
Mesajlar: 102
Ettiği Teşekkür: 32
Aldığı Teşekkür: 235
Rep Derecesi : Cem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerdeCem Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Nazi Ufoları

30 yıl önce keşif için gönderilip daha yeni saturn u geçmiş uzay araçları varken, şuan ki teknolojiyle de çok daha fazlasını yapmak mümkün değilken kesin birşey söylemek mümkün değil. Ancak sadece görmekle yetinebildiğimiz, insanın yaşamasına uygun olarak görülen yerler var. Şuan ki seviyemizde gitmeye ömrümüz yetmese de. Bunun yanında, sadece insanın olduğunu düşünmek pek mantıklı değil.

Yaşam olasılığı olan gezegen diye haber çıkıyor, bütün bilgi birikimimiz dünyayla sınırlı. Uzayda olabilecek diğer yaşam formlarını hiç bir şekilde bilmediğimizden dolayı, yaşamak için neye ihtiyacı olduğunuda bilmiyoruz. Yapılan bütün belirlemeler insan üstüne.

İnsanlık teknolojinin daha çoooook başında...
__________________
Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cem'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ufolarä±


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:39.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.