Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Diğer Köşe Yazıları

Diğer Köşe Yazıları Ülkemiz Yazarlarının Ulusal Basında Yazdıkları Köşe Yazıları ve Bizlerin Yorumları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 28.04.16, 13:37   #1
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5442
Mesajlar: 24,493
Ettiği Teşekkür: 97442
Aldığı Teşekkür: 135879
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Konuklarının Yoğun Karbondioksit Salınımı Beyninde ‘Sera Gazı’ Etkisi Yaptı


Konuklarının yoğun karbondioksit salınımı beyninde ‘sera gazı’ etkisi yaptı


Dini ve inançları kanunla düzenlemek halen tüm dünyada sorunlu ve siyaseten aşılamamış bir büyük meseledir.

Çünkü din ‘siyasi bir otorite’ olduğu iddiasını kaybetmemiştir.

Bu yüzden Hıristiyanlar Yahudiler ve Müslümanlar ‘cumhuriyet’ ve ‘hukuk’ ve ‘yurttaşlık’ ve ‘laiklik’ değerlerini düşman kabul edip savaş açmışlardır.

Cumhuriyet hukuk ve yurttaşlığa savaş açan bu dini yapıların hepsi ‘şeriat’ istemektedir.

Hepsi toplum nezdinde güçlenmek için devlet dışı sosyal vakıfları cemaatleri sosyal yardımları kullanmaktadırlar.

İki yüzyıldır süren bu büyük siyasi kavganın özeti şudur:

Dini ve inancı temsil eden kurumlar, hocalar, şeyhler, cemaatler, hepsi ‘dini vazgeçilmez siyasi bir otorite’ olarak görmektedir.

Fransız ihtilali sonrası oluşan modern devletin bütün biçimleri ise bu dini kurumları ‘siyasi otorite’ olarak değil ‘rehber, öğretmen’ bir konuma koymaktadır.

Siyasi otorite ayrı şeydir ‘rehberlik’ ayrı şeydir.

Mesela ülkemizde Diyanet’in görevi ‘rehberlik’tir.

Hocalar medrese şeyhler cemaatler hiçbir zaman ‘siyasi otoritenin’ yerini alamaz.

İsteyen istediği hocaya şeyhe danışabilir, onun inançlarını hayata geçirebilir, onun tavsiyeleriyle bir inanç yaşayabilir.

Ama ‘devlet’ bu inanç sahiplerini ‘siyasi otorite’ yapmaz, yaptıramaz.

Laiklik dediğimiz işte budur, dini bir siyasi otorite olarak tanımaz çünkü siyasi otorite yasamanın elindedir.

KENDİ YAŞAMAZ AMA BAŞKASINA EMREDER


Birkaç örnekle açılalım.

Ben dinimi inancımı yaşamak istiyorum, diyen, pek tabii, hocasının şeyhinin diyanetinin mezhep önderinin emrinde dinini inancını şeriat üzre yaşayabilir.

Tarihimizde ve Cumhuriyet’te bu konuda bir sıkıntı yoktur, olmamıştır.

Sıkıntı devletin resmi kurumlarında(öğretmenlik, yargıç, hakimlik, vekillik gibi.) kamusal alanların nasıl ne ölçüde kullanılacağıdır, ve bir çok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de laiklik tartışması buradan kaynaklıdır, tekrar edelim, din ve inançların yasaklanması değil, kamusal alanda din ve inanç hizmetlerinin nasıl ifa edileceği.

Laiklik tartışması bu kadar açık ve nettir.

Şimdi ‘hastalıklı’ yerine gelelim, hacılar hocalar şeyhler ve cemaatler, kamusal alanların tanzimini ret etmişler ve devleti ve laikliği ‘dinsizlikle’ suçlamışlardır.

Dinsizlikle suçlamalarının sebebi basittir, bu ‘din elden gidiyor’ popülist siyasetleriyle oy devşirmek, ki başarmışlardır.

Ama asıl hastalık şuradadır, din elden gidiyor diyenlere daha yakından bakalım, tıpkı çürüme dönemi yeniçerileri gibi, kendilerine dinin emrettiği ibadetleri ve ahlaki vazifeleri yerine getirmezler, ancak, başkalarının bu dinin emirlerine uymalarını zorbalıkla isterler.

Sorun da buradadır, kendi yaşamaz ama başkasına emreder.

Daha da açalım, mesela laiklik bir kadının başörtüsüne karışmaz, ama, bir kadına başörtüsü takacaksın emrini veren kimse o dini otoritenin baskısını ortadan kaldırmak için vardır.

Niçin başkasına emretmeyi pek sever, çünkü din deyince aklına ‘siyasi güç siyasi otorite’ gelir, kendini siyasi bir otorite olarak görmek ister.

Yani, meclisin karşısına başka bir meclis, hukuk’un karşısına başka bir hukuk çıkartmak ister.

Modern devletin hiçbir biçimi iki hukuklu iki meclisli iki otoriteli bir yapıya izin veremez.

Güçlerden biri kazanacak ve kazanan taraf hukuk’unu meclisini oluşturacak, ki, ülkemizdeki kavga tam da budur.

REZİL SAPIK ÖRNEĞİNİ YAŞADIK


Örneklerle devam edelim, diyelim eğitim öğretim kurumları yasalara uymak zorundadır, siz, cemaat ve vakıflarda eğitim öğretim kurumları oluşturuyorsanız bu yasalara uymak zorundasınız.

Mesela her eğitim kurumu gözetim ve denetimi yasalara göre şeffaf yapmalı, hesap verebilmeli.

Bu vakıf ve cemaate ben çok güveniyorum, kimseye hesap veremem, bir güvendiğim temiz Müslüman ağbi var, onu öğretmen yaparım, diyemezsiniz.

Rezil sapık örneğini yaşadık.

Hiç kimse o cemaat bu vakıf sapıktır demedi, diyemez, kanunlara ve denetime ve gözetime kapalı olduğu için, eleştirilmeli, böyle yapıldı.

Vay siz Ensar gibi dini bütün cemaatlere karşısınız diyenlerle din elden gidiyor diye popülist siyaset yapanlar aynı kurnaz zübük çağdışı hortlak zihniyettir.

Gelelim fasulyenin faydalarına.

Mesela dini otorite Darwinci evrim teorisine karşıdır ve okullarda okutulmasını istemez.

Bugün ise nasıl ki Marks’ı öğretmeden hiçbir üniversite ekonomi dersi veremez ise, Darwinci tezler olmadan, tıptan sosyolojiye kadar bir çok bilim dalını öğretmek mümkün değildir.

Darwincilik bütün bilim dallarına sirayet etmiştir, genler, kromozonlar, sosyal davranışlar, beyin, doku, hatta ahlak ve irade tartışmalarıyla felsefi tartışmalara dahi girmiştir.

Darwinci tezler olmadan biyoloji sosyoloji tıp bilimi öğretmek artık mümkün değildir.

Şimdi, hacısı hocası şeyhi, yani ‘dini otorite’nin pek tabii yine siyasi popülizmle ‘yahu gidin işinize insan maymundan mı geliyor?’ itirazları karşısında devlet ne yapacak?

Ya da Darwinci tezleri öğrenmemiş bir nesil hangi bilimi öğrenecek, cübbeli hocanın tenasül organını üfleyip dua eden bilimini mi, yolsuzluk hırsızlık değildir diyenlerin bilimini mi?

Harika bir görüşüm var, Darwinci teze göre bir canlı bazı organlarını kopya edip devamını sağlarken kullanmadığı bazı organlarını zaman içinde kaybeder.

İşte ‘tohum ve genler’ üzerinde çok büyük araştırmalar yapan İsrailliler, İslamcı bu kuşağın dokularını kan örneklerini beyinlerini iyi inceledi.

Ve bu İslamcılar geçmişteki kötü örnekleri kopyalasın ama modern dünyayı anlayacak uzuvları organları olmasın diye yaptıkları tohum ve gen çalışmalarını İslamcılara yedirip, bu insanların beyin ve akıl ve muhakeme ve görme ve anlama duyularını yok etmeyi başardılar.

Nasıl mı, şöyle, son iki yüzyıldır yeni bir dünya kuruldu, buharlı gemiler buharlı trenler, telgraf, telefon, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, Internet, cep telefonu, uçaklar, nükleer bombalar, ulaşım, iletişim, sömürgeler, koloniler, madenlerin yağmalanması, ticaretin ve kültürlerin hızla tanışması, mesafelerin azalması, yepyeni sınıflar, yepyeni şehirler, yepyeni insan hakları, yepyeni kadın hakları, yepyeni uluslar arası andlaşmalar, birey, toplum, yasalar, kurumların hızla evrilmesi, bambaşka bir dünya kuruldu.

Olup biten bu büyük macera karşısında içimizdeki İslamcılar hala kalkıyor ve bütün bu olup biten şeylere tek cümlelik bir cevap veriyor: Din Elden Gidiyor.

Kristop Kolomp, Einstein, Wriht kardeşler, Edison, kime hangi yeniliğe baksalar akıllarına gelen tek şey, bu keşif ve icatları ve bunların şekillendirdiği yepyeni şehirleri ve yasaları anlamak değil, ikiyüz yıldır tek bir yaygara:din elden gidiyor.

Oysa din elden gitmiyor, temiz ahlaklı namuslu dini bütün şefkatli merhamet sahibi bölüşen Müslümanlar olmak elinizde.

Aksine istisnasız hırsız istisnasız sapık istisnasız kurnaz istisnasız imarcı istisnasız rantçı istisnasız mezhepçi istisnasız üç kağıtçı adamlar, kendi nefislerini kendi ruhlarını adam edememiş, ama, din elden gidiyormuş, sebebi, laiklikmiş.

Hırsızlık yapmayı size cumhuriyet hukuk yurttaşlık laiklik mi söyledi, Müslümanı Müslümana öldürmeyi size cumhuriyet hukuk yurttaşlık laiklik mi öğretti, mezhepçilik yapmayı halkın parasını ensarlarla himmetlerle çalmayı size cumhuriyet hukuk yurttaşlık laiklik değerleri mi öğretti?

Niçin yaşamadığınız bölüşen şefkatli merhametli Müslümanlık üzerinde siyasi bir otorite kurmaya çalışıyorsunuz, sebebi basit, hem hırsız ama (kimse dokunmasın) imtiyazlı, hem sapık amaevliyadan görünmek istiyorsunuz.

AKP’NİN DE ALTI OKUNU GÖRDÜK


On beş yılda AKP’nin de altıokunu gördük: Suudculuk, takiyyecilik, hırsızcılık, sapıkcılık, mezhepçilik, aldatıldıkçılık, imarcılık.

Hoca eşeğini Akşehir pazarına getirir, eşek huysuzdur onu ısırır bunu çifteler hocanın elini kapar, derken, ahali: hocam bu arsız eşeği kim alır niye pazara getirdin?

Hoca: Kimsenin almayacağını biliyorum, eşeği pazara getirdim çünkü ahali bu eşekten ne çektiğimi görsün.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’u bu satırlara misafir ediyorum çünkü ahali eşeğini görsün.

Ahmet Hakan Coşkun bey, Ensar Vakfı’nın kırk çocuğa tecavüz eden sapığına ‘terbiyesiz’ demeye dilim varamadı ama bugün köşesinde Yazar Yılmaz Özdil’e ‘.tünüz yiyorsa’ lafına ‘terbiyesiz’ diyebildi.

Otuz yıl laiklik üzerine program yaptı meşru olanla yasal olanı dini otoriteyle dini rehberliği hala anlayamadı, çünkü program konuklarının yoğun karbondioksit salınımı beyninde ‘sera gazı’ etkisi yaptı.

Ve o gün bugün mutfağında kavramları kepçeyle dolduruyor, ‘tepeleme analiz’ ‘tepeleme yorum’ üstadı oluverdi.

On yıl aralıksız her gece ekrana çıkartıp bol kepçe tepeleme tepeleme sabahlara kadar konuşturduğu adamların hepsi Fetö terör örgütünden tepeleme tepeleme yurtdışına kaçtı.

On yıllar boyu laiklik konusunda binlerce uzman siyasetçi akademisyenden ekranda tepeleme tepeleme ders aldığı halde hepsinden sabahlara kadar tepeleme tepeleme dinlediği halde tepeleme tepeleme yanıldı aldatıldı kandırıldı tepeleme tepeleme oyuna getirildi.

Algı çarpıtma manipülasyon şarlatanları bir bilim dalını bir disiplini öğrenmek bilmek zorunda hissetmezler kendilerini.

Bu yüzden büyük zaferler kazanmış insanları anlamakta pek zahmete girmezler, ‘ne yani diyor Yılmaz Özdil’e, İzmir’in dağlarına mı çıkacaksınız.!”

İzmir’in Dağları düşmanın tepelendiği yerdir, cumhuriyet hukuk ve yurttaşlık ve laiklik’in kapısı önce Sakarya sonra Dumlupınar sonra o dağlardan açıldı.

Ve cumhuriyet ve hukuk ve yurttaşlık ve laiklik, o gün bugün, içlerine korku düşmeyecek kadar budala insanların oyuncağı haline geldi.

Bizler hayatta olduğumuz sürece düşmanın tepelendiği o dağlarda nöbetteyiz.

Bir zamanlar milyon kez tekrar ede ede‘bunlar paranoya’ dediniz, sonra hendeklere gömüldünüz, bir zamanlar bunlar milyon kez ‘boş bir korku’ dediniz sonra dinci cübbeli hocaların dahi dalgasını geçtiği şamar oğlanları oldunuz.

Düşmanı tepelediğimiz o dağlarda hala Anadolu kadar büyük bir cephanemiz var, o cephane, hukuktur, cumhuriyettir, yurttaşlıktır, bölüşümdür, hala düşmanı bu cephanelerle geri tepiyoruz, hala bu ülkeyi İzmir’in Dağları’nda açan çiçekler gibi yazarlarıyla savunuyoruz.

AHMET HAKAN SİZ NEREDEYDİNİZ


Cemaatiyle ortaçağın hortlayan vahşi hocalarıyla sinsi el altından işbirliğine girerek değil, cesaretle, tunç göğsümüzü siper ederek, savaşıyoruz.

Bir yaşama gücümüz bir irademiz bir ülkemiz varsa, bu soylu değerleri bize hediye eden, İzmir’in düşmanı tepeleyen dağlarıdır.

Uyanık kaldıysak tükenmek bilmeyen bir kuvvetimiz varsa, İzmir’in Dağları’ndan öğrendik…

Önsezilerimiz sizden medyanızdan patronlarınızdan daha güçlü çıktıysa, önsezilerimiz bizi daha dayanıklı daha iyi ve onurlu yaşamanın yolunu açtıysa, İzmir’in Dağları’ndan öğrendik.

Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil’e ‘ne o yani İzmir’in dağlarına mı çıkacaksın?’ diyor.

Sayın Hakan, zahmete girip okuyacağınızı zannetmem ama dönüp okuyun yazılarımızı, biz hep o dağlardan yazılar yazdık, sizin umursamadığınız dıngılınızda olmayan şehitleri o dağlarda deftere yazdık.

Yaşa Mustafa Kemal Paşa Adın Yazılacak Mücevher Taşa, mısralarını defalarca kitaplarımıza yazdık.

Peki Ahmet Hakan bey, düşman orduyu düşman hukuk kurumlarını ele geçirirken, düşman onlarca TV kurarken düşman Türkiye’nin on beş üniversitesini otuz beş büyük holdingiyle abad olurken siz nerdeydiniz, düşman tepelenirken siz neredeydiniz, cemaat muhalifler yazarları işkenceyle iftirayla içeri atarken, siz nerdeydiniz?

Bu sekiz yıllık süreçte, her hafta,tek bir tanesini haber yapmak zahmetine katılmadığınız vardiya bizde, sessiz çığlık eylemlerini, İzmir’in Dağları’nda Çiçekler Açar marşıyla açtık, sonuç, herkesin gördüğü gibi, ajanları düşmanı tepeledik.

Birkaç soylu insan bu cemaat ve ajanlara ve suskun medyaya karşı bu eylemleri yaptığı günlerde, sizlerin yazılarını da hatırlıyorum, şu iftiraları yazıyordunuz: ‘Ulusalcılar dine düşman, ulusalcılar Kürt’e düşman, ulusalcılar aleviye düşman, ulusalcılar insanlığa düşman…’

Bu iftira cümleleriniz şu anlama geliyordu, iyi ki içeri tıkılmışlar bunlar zaten her şeye düşman.

İzmir’in dağlarında hiç olmadığınız hiç bilmediğiniz belli, İzmir’in dağlarında yumuşacık ot filizleri büyüdü, geniş çayırları yemyeşil hale geldi, sizler uyurken ve susarken İzmir’in dağlarında iftira ve yalanlarınıza gülüp geçen neşeli ve gür çocuklar, gençler, cumhuriyeti yurttaşlığı hukuku ve laikliği omuzlayacak yepyeni bir kuşak yetişti.

Bu soylu gençliğin İzmir’in dağlarından aldığı ılık tatlı rüzgarlar dalga dalga yayılıyor, en son kitap fuarında gördüm onları, Atatürk’e haince iftiralar atan İslamcı yazar Mustafa Armağan’ın yüzüne karşı bağırıyorlardı: Mustafa Kemal’in Askerleriyiz, diye.

İzmir’in Dağlarında açan çiçeklerle büyüdüler!

Sizin patronlarınız sizin medyanız sizin rötatifleriniz sizin ekranlarınız vardı, bu çocukların ellerinde ise sadece İzmir’in Dağlarındaki Çiçekler, vardı.

Nihat Genç

Odatv.com

__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
beyninde, etkisi, gazı’, karbondioksit, konuklarının, salınımı, yaptı, yoğun, ‘sera


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 19:04.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.