Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Diğer Köşe Yazıları

Diğer Köşe Yazıları Ülkemiz Yazarlarının Ulusal Basında Yazdıkları Köşe Yazıları ve Bizlerin Yorumları


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 02.08.17, 15:57   #1
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1439
Mesajlar: 5,976
Ettiği Teşekkür: 19939
Aldığı Teşekkür: 26228
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Mahir Çayan Atatürk heykelinde nöbet tutuyordu biz ise Atatürk sevgisiyle yoğrulmuş tertemiz insanları küstürdük

Devrimci Yol’un önemli isimlerinden İnönü Alpat, kendi internet sitesinde “Solu köksüz, vatanı solsuz bırakmak” başlıklı bir yazı kaleme aldı.


Devrimci Yol’un önemli isimlerinden İnönü Alpat, kendi internet sitesinde “Solu köksüz, vatanı solsuz bırakmak” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Atatürk heykeline saldırılara değinen Alpat, 1966’da Atatürk heykeline saldırı olduktan sonra heykellerin önündeki ilk nöbeti Mahir Çayan’ın başkanlığındaki SBF Fikir Kulüpleri’nin tuttuğunu belirtti.
Alpat yazısına Atatürk heykeline yönelik saldırılara değinerek başladı.

Yazısında “Dün Siverek’te bir gerici, elindeki orakla Atatürk heykeline saldırdı. Bu kaçıncı saldırı, bilmiyorum. Kayıtlarda, ilk saldırının 1966’da İzmir’de yaşandığı yazılı. Bir gerici, 1 Nisan 1966’da Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk heykelinin önünde önce namaz kıldı, sonra elindeki baltayla heykele vurmaya başladı” diyen Alpat şöyle devam etti:

“1966 yılında Adalet Partisi tek başına iktidardadır. Nurcuların korunup kollanmaya başladığı dönemdir. Sağ iktidarlarla Nur Cemaati arasındaki gözle görülür ilişkiler Demokrat Parti döneminde başlamış, takip eden sağ parti iktidarlarında artan bir ivmeyle devam etmiştir. Öyle ki kamu kaynaklarının, hani şimdilerin popüler ifadesiyle, 'parsel parsel' peşkeş çekilmeye başlaması bu döneme denk gelir. Kamuya ait uçsuz bucaksız verimli araziler Nur Cemaatinden ağalara verilir. Nurcular ve sağ iktidarlar birbirlerine yaslanarak güçlenir. İlk saldırının bu döneme denk gelmesi tesadüf değildir.

Dincilere yaslanarak büyüyen ve dincileri büyüten bir iktidar döneminde, bir gericinin Atatürk heykeline saldırması doğrudan iktidar şımarıklığı ile ilgilidir. Dikkat edilmelidir ki, bu tür saldırılar çoğunlukla siyasal İslam’ın büyüdüğü dönemlerde yaşanmıştır. Haliyle bu işlerin birinci derecede sorumlularından Süleyman Demirel’in gazetecilerin İzmir’deki saldırıyla ilgili sorusu üzerine, 'bu bir zabıta vakasıdır' diyerek olayı önemsizleştirmeye çalışmasını ve sağ basının saldırganı vazifeli gibi 'meczup' ilan etmesini yabana atmamak lazımdır.”

“ANKARA’DAKİ İLK NÖBETİ MAHİR ÇAYAN’IN BAŞKANLIĞINDAKİ…”

Demokrat Parti dönemine de değinen Alpat yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden itibaren Türkiye sağı, Cumhuriyet’ten duyduğu rahatsızlığı dönem dönem Atatürk’e saldırarak göstermiştir. Son dönemde Atatürk’ün sadece heykellerine değil fikirlerine dönük saldırıların ve hatta kişiliğini itibarsızlaştırma girişimlerinin yoğunlaşması, tıpkı 60’lı yıllardaki saldırılar gibi tesadüfle açıklanamaz. Gericiler iktidardadır; kendi ifadeleri ile Cumhuriyet’le tarihi hesaplaşma başlamıştır. Küstahlığın, şımarıklığın, hadsizliğin nedeni budur.

Mevzunun sadece Atatürk’le alakalı olmadığını söylemek bile gereksizdir. Yaşam alanlarımız hadsiz saldırı altındadır. Özgürlükler, bilimsel ve laik eğitim, kadın hakları, temel insan hakları gericilerin gelecek tahayyülüyle uyumlu olacak şekilde ortadan kaldırılmaktadır.

1966’daki saldırıdan bu yana 50 yıl geçmiştir. Bu zaman zarfında, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından Kanlı Pazar’a, 6-7 Eylül’den Maraş katliamına bu ülkenin başına gelen bütün kötülüklerin toplamı, karşımıza Anadolu sağının ideolojik-kültürel gerçekliğini çıkartmaktadır.

Siverek’te Atatürk heykeline yapılan saldırı ile aynı gün bir kadının giyimi nedeniyle İstanbul Maçka Parkı’nda dışarı çıkarılması arasındaki ilişki gericiliğin, bu ülkenin değerlerine ve toplumsal-siyasal kazanımlarına nokta atışlara devam ettiğini göstermektedir.

Gösterdiği asıl önemli şey ise, gericilerin köklerine sarıldığı, geleneklerine sahip çıktığıdır.
Peki biz ne yapıyoruz?
Tam da bu noktada, kendimize bakabiliriz. Peki biz ne yapıyoruz?
İlk yaptığımız şu: Tarihimizin işimize gelmeyen sayfalarını yok sayıyoruz. Örnek mi?

İzmir’de bir gericinin Atatürk heykeline saldırması devrimcilerin tepkisine neden olmuş, İzmir, Ankara, İstanbul’da bulunan Atatürk heykelleri önünde 'Atatürk’e bağlılık nöbeti' başlamıştır.
Ankara’daki ilk nöbeti, Mahir Çayan’ın başkanlığındaki SBF Fikir Kulübü tutmuş, heykel önünde yapılan basın açıklamasında ise şu görüşlere yer verilmiştir:

‘Büyük kurta­rıcı Atatürk’ün büstüne saldıran, yeşil bayrak isteyen gerici, korkunç zihniyet AP döneminde tekrar hortladı. (…) Çirkin politikacı, yurtsevmez politikacı yıllardır Atatürk ilkelerine dil uzatmış, karşı çıkmıştır. Ve yıllardır bu yurt­sevmezlere dur diyen çıkmamıştır. Ve nihayet bu korkunç düşünce, ilerici güçlerin potansiyeli olan yüce Ata’nın büstüne saldırmıştır. Biz, bu çirkin saldırılara araç olan uyutulmuş zaval­lı kişilere değil, bu anlayışın bilinçli, çıkarcı sözcülerine sesleniyoruz. Kuv­vetini Atatürk devrimlerinden alan bir gençlik örgütü olarak biz, SBF Fikir Kulübü, tüm bu yurtsevmez hareketin karşısında sonuna dek direneceğiz ve Ata’nın büstüne kadar uzanmaya cü­ret eden ellerinizi kıracağız.’”

68 TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN MUSTAFA KEMAL YÜRÜYÜŞÜ

“Örnek mi? Devam edelim.” diyen İnönü Alpat 68 kuşağının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen Samsun’dan Ankara’ya Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü’yle alakalı şöyle yazdı:

“Aralarında Deniz Gezmiş, Hüseyin Cevahir, Cihan Alptekin’in de bulunduğu 24 devrimci genç, 30 Ekim 1968’de Samsun’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yürüyüşün ismi, 'Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü'ydü. Başlangıcından itibaren pek çok engelle, saldırıyla karşılaşan yürüyüş 10 Kasım’da Ankara’da Anıtkabir’de sona erecekti.

Kamuoyuna, yürüyüşün amacı şu satırlarla açıklanıyor:

‘1919’da başlayan Mustafa Kemal devrimi kendisinden sonra gelen yöneticiler tarafından amacından saptırılmış, cumhuriyetin bütün kurumları yozlaştırılmıştır. Bugün Türkiye’miz dünyada ilk antiemperyalist ve antikapitalist devrimi gerçekleştiren Mustafa Kemal’e rağmen yabancıların desteklediği karşıdevrimcilerin etki alanına girmiştir. Biz Mustafa Kemal gençliği olarak, saptırılan devrimi rayına oturtmaya azimliyiz, kararlıyız. Bugün başlayan yürüyüşün amacı budur.’

Yürüyüşle ilgili kendisi­ne soru sorulan zamanın başbakanı Süleyman Demirel tarihe geçecek şu ünlü sözü söyler: 'Yollar yürümekle aşınmaz.' Yani, 1966’daki gibi olayı itibarsızlaştırma gayreti içindedir.

Mevzu Mustafa Kemal Atatürk’e saldırı olduğu için başka örneklere gerek bulunmuyor. Bilinmeli ki, tarihimizin her bir sayfasında sahip çıkacağımız onlarca örnek bulunmaktadır. Sadece siyasal pratik örnekleri değil, bugüne de ışık tutacak pek çok ideolojik-politik tahlille karşılaşmak mümkün tarihimizde.

Örneğin, kamuoyunda 'Doğu sorunu' olarak tanımlanan 'Kürt sorunu' başlığıyla ilk kullanan solcunun Doğan Avcıoğlu olduğunu ve onun bu konudaki yaklaşımını yok saymanın, insanın ayaklarını yerden keseceğini bilmemiz gerekir. Açıkçası bugünkü halimiz biraz da buna benzemektedir.”

“ANADOLU’NUN TERTEMİZ İNSANLARINI KÜSTÜRDÜK”

Alpat özeleştiri de yaptığı yazısını şöyle sürdürdü:
“Yine örneğin, Kürt sorunu bağlamında liberaller ve Kürt siyaseti tarafından 'mahkûm' edilen Türkiye solunun önemli deneyimlerinden olan TİP’in, programında yer alan Kürt sorunuyla ilgili bölüm nedeniyle kapatıldığını atlayarak, sol tarihi değerlendirmeye kalkmanın, insanı 'yoldan çıkaracağını' da unutmamak lazımdır. Açıkçası bugünkü halimiz biraz da buna benzemektedir. Eklemeliyiz ki, TİP’in kapatılmasına neden olan madde, 'ulusalcı', 'Kemalist' diyerek 'mahalle dışına' itilmek istenen 68 kuşağı devrimci gençlerinin basıncıyla programa dahil edilmiştir.
Elbette, 68 kuşağı devrimcileri sadece Kemalizm ile ilgili değil, Kürt Sorunu da dâhil olmak üzere memleket ve dünya sorunlarına ilişkin okumuş, tartışmış, kendini geliştirmiştir. Aksi mümkün değildir zaten. 1970’li yıllardaki devrimci hareketler de öncüllerinin teorik tespitlerini baz alarak teorik çerçevesini netleştirmiş, günün şartlarıyla zenginleştirmiştir. Aksi mümkün değildir zaten.

Vurgulamak lazım ki, teorinin kat ettiği mesafe, sosyalistlerin temel kabullerinin de gelişmesine vesile olmuş, Türkiye devrimci hareketinin ana gövdesi, emperyalizm, kapitalizm, faşizm ve gericilik karşıtlığından ödün vermeden, aydınlanmacı, özgürlükçü, eşitlikçi, bağımsızlıkçı yönünü görünür kılarak rüştünü ispat etmiştir.

Ta ki, 90’lı yıllara gelene kadar.
12 Eylül karanlığının yırtılmaya başladığı, solun yeniden örgütlenme çabası içine girdiği 90’lı yıllar ne yazık ki, solun ideolojik-politik köklerinden koptuğuna, temel kabullerinden uzaklaştığına, militan mücadele tarzını terk ettiğine tanık olmaya başladı. Elbette bunda, 12 Eylül yenilgisinin yarattığı tahribat ve sosyalizmin inandırıcılığını yitirmesinin etkisi vardı. Ancak asıl sorun, solu içine düştüğü açmazdan çekip alacak politik iradenin, bir başka deyişle politik liderliğin yokluğuydu. Aksi olsaydı, fikri ve kadrosal düzeyde solun ana hattına, yoksul halkın sorunlarını ve sosyalizmin temel kabullerini bulaştırmayıp, hattın etnik, kültürel, kimliksel vb. 'sınıf dışı' konuların egemenliğine terk edilmesine yol açan 'sol' programlara set oluşturulurdu.
Neydi bunun sonuçları? Bugünkü halimiz işte.
Anadolu’nun ilerici, devrimci, aydınlanmacı, Cumhuriyetçi değerlerinden ve bu değerleri savunan geniş kitlelerden, yani devrimcilere kapısını, sofrasını, kalbini açan insanlardan uzaklaştık.
Onların sahici sorunlarını, samimi hassasiyetlerini görmezden geldik, dudak büktük, hatta 'ulusalcı refleks' deyip mahkûm ettik. Neydi bunlar? En başta laiklik.

Laiklik, şeriat, gericilik gibi kavramları, 'ulusalcı paranoya' olarak tanımladık. Biz 'Kemalizm' ile derin tahlillere dalmışken, Mustafa Kemal Atatürk sevgisiyle yoğrulmuş Anadolu’nun tertemiz insanlarını küstürdük.

Kendi ülkesinin bayrağı ile 'kavgalı' başka bir sol var mıdır bilmiyorum ama yazının görseli olarak Devrimci Yol’un düzenlediği etkinlikteki fotoğrafın kullanılması, 'kavgaya' gerek olmadığını belirtmek içindir.





Bu zaman zarfında başka başka şeyler de oldu tabii. Yoksullardan uzaklaşmak, inandırıcılıktan uzaklaşmak, antiemperyalizmden uzaklaşmak gibi… Ancak bunlar yazının ilgi alanında değil.
Nihayetinde, tam da gerici egemenlerin istediği gibi köksüz kaldık.

Dilimin döndüğünce defalarca yaptığım çağrıyı, bu kez de Siverek’te Atatürk heykeline, aslında laikliğe, yapılan saldırı vesilesiyle tekrarlamak istiyorum:
Solu köksüz, vatanı solsuz bırakma 'operasyonuna' direnmek için geç değil.
Direnelim.”


Kaynak
__________________

Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Kartal'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 02.08.17, 20:31   #2
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1661
Mesajlar: 9,678
Ettiği Teşekkür: 57850
Aldığı Teşekkür: 36234
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Paylaşım için teşekkürler, ellerine sağlık Kartal.
__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.08.17, 00:07   #3
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1492
Mesajlar: 14,342
Ettiği Teşekkür: 59509
Aldığı Teşekkür: 51131
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Deniz Gezmiş' de elinde Türk bayrağıyla 1968 yılında Samsun' dan Ankara' ya Mustafa Kemal yürüyüğü düzenlemişti.



15-16 yaşlarımda sol hareketlerle tanıştım.

12 Mart darbesinin ardından hapisten çıkan devrimciler solu yeniden toparlıyorlardı.

Solun en güçlü hareketleri ise Deniz Gezmiş' in THKO' su ile Mahir Çayan' ın THKP/C örgütlerinin devamları idi.

Bu siyasi hareketlerden geriye kalanlar nasıl 1974 affından sonra liderlerinin yolundan çıkarak Mustafa Kemal ile önce araya sınır çizip sonra ona ''milli burjuvaların lideri'', ''faşist Kemalist diktatörlük'' vd. gibi yakıştırmalar yapabildiler anlamak mümkün değil.

Çocuktum...

6-7 yaşımdaydım galiba.

Annem ve anneannem beni ve ablamı alıp Kurtuluş meydanına götürmüşlerdi. Miting varmış. Tabi onlar izleyici olarak ordaydı... Kurtuluş Parkı tarafından kaldırımda mitingi izliyorduk.

Aklımda kalanlar binlerce kişinin ''Bağımsız Türkiye'' ve Kahrolsun Amerikan Emparyalizmi'' sloganları atmalarıydı. Ve o bayraklar, flamalar falan...

Atatürk' ün kalpaklı resimleri, Türk bayrakları falan...

Bunları hiç unutmam.

12 Mart darbesi ile Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan' ın örgütlerinden geriye kalanlar 1974 affıyla hapisten çıkınca resmen Atatürk düşmanı oldular.

Uzun yıllar en ön seviyelerde ve sorumluluklar taşıyan örgütlü bir devrimci olarak bu çelişkinin cevabını halen bulamıyorum. (Aslında şüphelerim var. Bazılarını işkencede çözüp, kendilerine eleman yaptılar diye düşünüyorum)

Ama şunu çok iyi biliyorum. Mustafa Kemal' e karşı olandan gerçek bir devrimci ve sosyalist olmaz!
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.08.18, 21:05   #4
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1492
Mesajlar: 14,342
Ettiği Teşekkür: 59509
Aldığı Teşekkür: 51131
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Mesaja son yorumu 5 sene önce ben yapmışım...

''Kim Nerede'' ye tıklamıştım. Gördüm ki bir misafir (yani forum mesajlarını dışarıya açık alandan okuyan ama üye olmadan foruma takılan kişiler) bu konuyu okuyor.

1974 öncesinde; yani 68 hareketinde Atatürk düşmanlığı yoktu.

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi / Cephesi örgütlerinin ve onların bölünmesiyle ortaya çıkan yeni örgütlerin lider kadroları öldürülmüş liderlerinin tersine sol içinde bir Atatürk karşıtlığı yarattılar.

Açık söyleyim ki Sovyet yanlısı TİP, TSİP ve TKP' de hiç bir zaman açık Atatürk karşıtlığı olmadı.

Bu ülkede ilk Atatürk karşııtlığını yayanlar THKP/C, THKO ve TİKKO davalarından yatıp 1974 affıyla çıkanlardır.

Bunlar arasında da işkence ile öldürülen TİKKO lideri İbrahim Kaypakkaya' nın Atatürk' e en ileri düzeyde eliştirileri yapan ve Atatürk' ün milli burjuvaların lideri olduğunu ileri süren tezi çok önemlidir.

1974 sonrasında bugün Atatürkçülük oynayan P.erinçek tayfası ise Atatürk' ün faşist bir diktatör olduğunu iddia etmiştir.

...

Ben sol kökenliyim ve bu kökenimi asla inkar etmedim.

Ancak bu ülkede Atatürk karşıtlığını cesaretle ilk yayanlar 1974 affıyla hapisten çıkan ve Mahirlerin, Denizlerin ölümünden sonra solu ellerine alan o rezil sol liderlerdir...

Mühebbet yemişler...

Aslında kavgada ölmeleri gerekirken ölmemişler (korkaklardı çünkü) ama mühebbet yemiş bu tayfa, 3 sene sonra hapisten çıktıktan sonra ölmüş liderlerine karşın işe Ataürk karşıtlığıyla başladılar.

Bu bana hep ilginç gelmiştir.

En püsküllü yobazlar Atatürk aleyhine laf söylemeye cesaret edemezken afla 3 sene sonra salıverilen sol lider bozuntuları siyasi hayata Atatürk karşıtlığı ile başladılar...

Acayip bir durumdur bu...
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.08.18, 22:52   #5
Müdavim

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 875
Mesajlar: 7,157
Ettiği Teşekkür: 21273
Aldığı Teşekkür: 24504
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Böyle durumlarda hep insanların bir takım garantiler vermesi karşılığında serbest bırakıldıklarını düşünürüm, p.erinçek de içeriden çıktıktan sonra Ulusal’ın ve TGB’nin yolu değişmiştir.
Yanılmıyorsam böyle bir garanti Deniz Gezmiş için Demirel tarafından verilmişti ancak Deniz kabul etmediği için çıkarılmamıştı.
__________________
The '80's were the best time EVER - so glad I lived the life at the time.
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.08.18, 23:24   #6
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1492
Mesajlar: 14,342
Ettiği Teşekkür: 59509
Aldığı Teşekkür: 51131
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mahir Çayan Atatürk Heykelinde Nöbet Tutuyordu

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Rosebud Mesajı göster
Böyle durumlarda hep insanların bir takım garantiler vermesi karşılığında serbest bırakıldıklarını düşünürüm, p.erinçek de içeriden çıktıktan sonra Ulusal’ın ve TGB’nin yolu değişmiştir.
Yanılmıyorsam böyle bir garanti Deniz Gezmiş için Demirel tarafından verilmişti ancak Deniz kabul etmediği için çıkarılmamıştı.
Can dostum nasıl da biliyor durumu...

Deniz Gezmiş acayip zeki bir öğrenciydi.

Süper zeka denecek cinsten.

...

Demirel ona ''yahu sen bu solculuğu bırak biz seni yabancı ülkelerden birinde en iyi üniversitede devlet desteğiyle okutalım'' önerisini getirmişti.

Deniz net cevapladı: ''Asla olmaz!''

Devrim budur işte...

Devrim isyandır, devrim reddetmektir ve devrim kafaya göre takılmaktır.

O yüzden yine ve bir daha TEKYOLDEVRİM!
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
atatürk, çayan, heykelinde, mahir, nöbet, tutuyordu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:51.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.