Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Diğer Köşe Yazıları

Diğer Köşe Yazıları Ülkemiz Yazarlarının Ulusal Basında Yazdıkları Köşe Yazıları ve Bizlerin Yorumları


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 07.01.18, 00:11   #1
Yasaklı Üye

Umut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2017
Konular: 850
Mesajlar: 3,062
Ettiği Teşekkür: 23371
Aldığı Teşekkür: 9070
Rep Derecesi : Umut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardırUmut şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Mesela 2018’de Daha Dürüst Olmayı Deneyebiliriz!/ Murat Sevinç

31 Aralık’tan 1 Ocak’a geçiş dakikaları, rasyonel açıklaması bulunmasa da bir umut duygusu yaratıyor insanda. Kutlamalar, iyilik güzellik mutluluk dilekleri, yeni başlangıç niyetleri vesaire… 31 Aralık’takinden farklı biri olmasak da, fena bir duygu değil yeni bir şeylere başlamak. Her zamanki gibi konuyu yine anayasaya bağlayayım!

Başlıktaki ‘dürüstlük’ ifadesiyle, ilk akla geleni, en basit ve olması gereken insan davranışını anlatmak. Çok dürüst olduğunu varsayan birinden nasihat gibi algılamayın lütfen. ‘Durun ben size dürüstlük neymiş anlatayım,’ zevzekliği yapacak değilim. Üç aşağı beş yukarı herkesin geçtiği tornadan geçtim, her bir yurttaşı ne zehirlediyse bu toprakta, ben de onlara maruz kaldım. Bizim oralarda (biraz daha farklı bağlamda), ‘Anan soğan baban sarımsak, sen nerden oldun gülbe şekeri,’ derler. Anne baba yerine ‘toplumu’ koyalım. Hiç öyle gülbe şekerliği taslayacak halim yok. Hayal ettiğim ölçüde dürüst biri olabilseydim, bu yazıyı değil, gerçekten istediğim yazıyı, gerçekten istediğim sözcüklerle yazardım. Bunun da bedelini ödemeyi, başıma açılacak dertleri göze alırdım. Alamadığıma göre demek ki iri sözcüklere de gerek yok. Bazı yazarlara bakıyorum, misal, toplumun ve özellikle iktidarın desteğini kaybetmiş insanlara nasıl sövüyor, nasıl da rahatlıkla ‘sahtekar’ sözcüğünü kullanıyorlar. Diyelim, Rıza Sarraf için. Peki geçen yıl yazabiliyor muydun bunu? Ya da o sözcüğü sahtekar bulduğun herkes için aynı rahatlıkta/özgüvenle kullanabilir misin? Hayır. Eh o zaman, bunu da yapma. Dürüstmüş gibi davranma, değilsin çünkü!

Dürüstlükten kastım, hiç olmazsa biraz daha açık sorular sormayı, o soruları kendimize de sorabilmeyi, biraz olsun sıkıntıya girebilmeyi göze almak. Karşımızdakilere rahatça sergilediğimiz tavrı az da olsa kendimize karşı almaktan söz ediyorum. 2018’de bunu deneyebiliriz. ‘Anayasa ile ne ilgisi var?’ diyebilirsiniz. Çok ilgisi var.

Anayasaların uzun süren, bitmeyen ve bitmeyecek siyasal mücadelenin bir ürünü olduğunu, o ‘siyasal mücadele’ denilenin de sınıfsal kavga anlamına geldiğini daha önce defalarca yazdım. İşte burada altı çizilen tarihsel mücadele, ‘büyük fotoğraf.’ Hani şu Türkiye’de kimilerinin mükemmel biçimde görüp anladığı ve zavallı ölümlüler tam anlamıyla göremediği için hüzne gark olmalarına neden olan büyük fotoğraf var ya, işte o.

Boş verelim şimdi büyük fotoğrafı. Fotoğrafın içinde, sonsuz sayıda küçük fotoğraf var. Bireyden topluluklara dek çokça insan ve irili ufaklı topluluk. Her birini yatay kesen din, mezhep, siyasi görüş, cinsiyet, meslek, yetenek, kişilik vs. farklılıkları. Örneğin Türkiye’de yaklaşık 80 milyon küçücük insan yaşıyor. Bu sayının 50 küsur milyonu seçmen; yani bizi yönetecek insanları doğrudan belirleme hakkına (şansına) sahip. Burada, kim neyi nasıl belirliyor, hangi dolayımlar aracılığıyla ‘kişi ve yurttaş’ oluyoruz konularını da boş verelim. Önemli olan, toprağımızın büyük fotoğrafında (ki toprağımız da bir diğer büyük fotoğrafın köşesinde bir yerlerde) milyonlarca küçük hikâye olduğunu fark etmek. Bambaşka ilişkiler ağında şekillenmiş küçük insanların yaşantıları, düşleri, hedefleri, umursadıkları, aldırmadıkları, değer verdikleri, sevgi ve nefretleri.

Küçük insanlar olmadığında o büyük fotoğraf da olmaz. Küçük insanlar, kendilerine sunulan, belirlenmiş bir alanda ve hakim ideoloji etkisinde yaşarlar ancak bir yandan da o alanı ister istemez belirler, değiştirip dönüştürürler. Hatta gün gelir tarihte defalarca görüldüğü gibi, kendileri için ‘münasip bulunmuş’ yapıları darmadağın edip yeni bir şeylerin doğumunu sağlayabilirler. Aslında fotoğrafın büyük olanını oluşturan, o fotoğrafta yer alan sayısız küçük insanın verdiği pozdur. Ezcümle, biz ne istersek o olur, istemezsek olmaz.

Mesele; biz kimiz, ne düşünüyoruz, neden böyle düşünüyoruz, başka türlü düşünemez miyiz? Ya da, bizim derdimiz ne? Ne istiyoruz hakikaten? Nasıl bir ülkede, nasıl bir yaşam sürmek? Nasıl oluyor da hayatımız boyunca oturup bir satır konuşmadığımız, tanısak belki bir bardak çay dahi içmek istemeyeceğimiz binlerce takım elbiseli sevimsiz herif, yaşamlarımız üzerindeki en hayati kararları verebiliyor? Nasıl oluyor da, 30 yıl önce yan sıramda oturan ve tek derdi sivilceleri olan oğlan çocuklarından biri bugün takım elbisesi içinde, kendisine ‘tevdi’ edilmiş bir görevi ‘ifa ederken’ benden/bizlerden ‘milletimiz,’ ‘halkımız,’ ‘vatandaşımız’ kavramlarıyla söz edebiliyor. Beni o memura kim verdi? Hangi hakla verdi?

İşte anayasa/hukuk dediğimiz ve son derece ‘yüce’ görünen, buna mukabil hiç yüce filan olmayan olgular, büyük fotoğrafın içindeki biz küçük insanların istek ve onayıyla inşa edilir. Bizler dışında bir anayasa da, hukuk da yoktur. Bu nedenle, sizlerin, bizlerin sorduğu ve soracağı, kendimize yönelteceğimiz sorular çok önemli. Kendi canımızı sıkmalıyız biraz. Ne istediğimizi sorup dürüst yanıtlar verebilmeliyiz.

Ben ne istiyorum? Sultanbeyli ahalisi benimle aynı toprakta, beni boğazlamadan yaşamak istiyor mu? Bağdat caddesi ahalisi, Sultanbeyli’den nefret mi ediyor, ediyorsa neden? Her iki muhit ahalisinin talepleri neler? Örneğin Kürt sorununa dair ne düşünüyorlar? Aleviler’in şikayetleri? Yoksulluk? Eğitim? Caddebostan’da ya da Karşıyaka’da oturan orta sınıf mensubu hali vakti yerinde bir yurttaş, halihazırdaki koşullardan ne ölçüde rahatsız? Örneğin, Kürt siyasal hareketinin tüm mensuplarını cezaevine tıkmış ‘laik’ bir diktatörlükte huzur içinde yaşarlar mı, yoksa yaşamak istemezler mi? Müslüman olma iddiasındaki bir yurttaş, benimle eşit koşullarda mı yoksa ezerek mi yaşamak derdinde? Birlikte yaşamak mı, yok etmek mi, amaç?

Tam olarak ne istiyoruz? Bizler neden böyle insanlarız? Başka insanlar olsak, herkesin aklını yitirmesine neden olabilecek ölçüde büyük yalanlar bu denli rahat dolaşıma sokulabilir mi? Bizlerin ‘gerçek olanla’ ilgili bir derdi var mı? Yoksa ‘büyük fotoğraf’ masalları, her türlü riyakarlığımızı saklamak için eşi bulunmaz bir kılıf mı?

Sayısız soru var. Konuya devam etmek istiyorum. Sorun şu ki, demokratik anayasa denilen (her ne demekse!) o metnin kuracağı demokratik anayasal düzen; yukarıdaki sorular sorulmadan, herkes içini dürüstçe ve tabii endişe duymaksızın dökmeden kurulamayacak. Bir asırdır bıkıp usanmadan anayasa konuşuyor oluşumuzun en temel nedenlerinden biri anayasaların metinleri değil; riyakarlığımız, yalan ve inkâra olan düşkünlüğümüz. ‘Aman efendim halkımız çok cahil,’ filan fıstık… Geçiniz bunları. Eğitimli olanlarını da biliyoruz!

Hadi bu yıl daha dürüst yurttaşlar olmayı, kendimize daha açık ve anlaşılır sorular sormayı, biraz kendi canımızı yakmayı deneyelim. Hakikaten, feci derecede yalancı ve inkarcı tipleriz. Sinirlenmeyin şekerim, siz değil tabii ki, ben öyleyim…




Kaynak
Umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Umut'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 07.01.18, 01:11   #2
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1491
Mesajlar: 14,327
Ettiği Teşekkür: 59463
Aldığı Teşekkür: 51106
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mesela 2018’de daha dürüst olmayı deneyebiliriz!/ MURAT SEVİNÇ

Yazi şöyle bitiyor:

Alıntı:
Hakikaten, feci derecede yalancı ve inkarcı tipleriz. Sinirlenmeyin şekerim, siz değil tabii ki, ben öyleyim…
Yazi son derece entellektüel bir dille kaleme alınmış.

Hata da bu zaten...

Ortalama eğitim seviyesi ilkokul 4' ten terk olan bir toplum bu yazıyı okumaz. Hani tesadüfen görse ilk bir kaç cümleden sonra okumayı bırakıp televizyonda bir dizi izlemeye gider...

Zahmet edip okuyan olursa da son cümleden sonra ''bizi ilgilendirmiyor, kendisine yazmış'' diye düşünür...

...

Tayyip topluma ilkokul 4 seviyesinde hitap ediyor.

Bu düzeyde konuşsa hayatta seçim falan kazanamazdı...

...

Netice de en karmaşık düşünceler bile insanlara bırakalım ilkokul 4 seviyesini ilkokul 1 seviyesinde bile anlatılabilir.

Sol' un en büyük eksiği bu. Solcular maalesef yazılarını toplumun çoğunluğuna göre değil, solculara göre yazıyor...
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
2018’de, daha, deneyebiliriz or, dürüst, mesela, murat, olmayı, sevİnÇ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:36.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.