Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Diğer Köşe Yazıları

Diğer Köşe Yazıları Ülkemiz Yazarlarının Ulusal Basında Yazdıkları Köşe Yazıları ve Bizlerin Yorumları


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 28.03.18, 01:07   #1
Müdavim

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 875
Mesajlar: 7,121
Ettiği Teşekkür: 21184
Aldığı Teşekkür: 24395
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Olağanüstü Koşullarda Olağan Muhalefet Olmaz

Asıl lafı başta söylersek anlaşılır olur:

Olağanüstü koşullarda 'olağan muhalafet' yaparak sonuç alınmaz!
Ortak akıldan da asla değişim çıkmaz!

Yaşadığımız bütün sonuçlar bunu doğruluyor...

“Aman dengeleri gözetelim”, “ortak aklı öne çıkartalım” diye diye bugüne geldik...

Ortada denge de kalmadı, ortak akıl da…
'Denge' denen şey güçle doğrudan bağlantılıdır. Gücün varsa denge olur, gücün yoksa tıpkı bugün olduğu gibi 'denge'yi de onun sınırını da gücü olan belirler…

Çok matahmış gibi dillerden düşürülmeyen 'ortak akıl' denen şey ise çoktan 'çoğunluğun aklı' oluverdi.

Çoğunluk dediğimiz de nüfusun çoğunluğu falan değil, 'çoğunluk' dediğimiz şey aslında kendini fiili olarak tasfiye etmiş meclisteki AKP-MHP milletvekillerinin aritmetik çoğunluğu…

Eğer meclis çoğunluğuna bakarak konuşursak…
Eğer medya çoğunluğuna bakarak konuşursak…
Eğer çok gürültü çıkaran iktidara göre konuşursak…
Hele bir de bu ülkenin 'yüzde 99’u Müslüman' diyenlere bakarak konuşursak…

'Doğru bildiğimiz yanlışlara' inanırız ve işte o zaman;

Sol ve laik bir partide yönetici olsak da, Müslüman çoğrafyasında dinden dolayı milyonlarca insan birbirini öldürmüş olsa da "Müslümanlıkta güncelleme olmaz. Ana dayanağımız Kur'an-ı Kerim'dir. Orada ne yazıyorsa inanacağız ve ona göre yolumuza devam edeceğiz. 21'nci yüzyılda siyasetçinin buna uyması lazım" demek zorunda kalırız…
Ülkemizin halen en önemli üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nde “savaşın ve fetihin lokması olmaz” dedikleri için Erdoğan’ın talimatı ile gözaltına alınan solcu, devrimci öğrencilere biz de “terörist” demek zorunda kalırız...

500 bin kişinin yaşadığı ve birdenbire insansızlaştırılan Afrin’i zafer olarak kutlamak zorunda kalırız…

Afrin için “Ver Guta’yı Al Afrin’i” hedefiyle ABD, Rusya, Suriye ve Türkiye arasında yapıldığı anlaşılan “Bölgeyi Kürtsüzleştirme” anlaşmasını görmezden gelmek zorunda kalırız…

“Afrinliler TSK’yı ve ÖSO’yu çoşkuyla karşıladı” diye 10 gündür ekranlarda dönen balkondan “pirinç atma” sahnesine inanmak zorunda kalırız…

İDEOLOJİK HEGOMANYAYI REDDETMELİ
Dönemini kapamış, hayallerini kaybetmiş siyasal İslamın ideolojik-politik hegomanyasından kurtulamadığımız sürece kendimiz olamayız.

Kendimiz olmadığımız sürece de ne sahici ne de inandırıcı oluruz!

Sağ kendisi gibi olurken, sol-sosyal demokrasi kendisi olamadığı gibi, kendisini ısrarla “çoğunluk” adına düşünmeye zorluyor…

Özelleştirme karşısında kamuculuğu,
Tarım ve gıda üretiminde tekelleşmeye karşı, üretici ve tüketici kooperatiflerini,
Silahlanma ve savaş karşısında barışı,
Savaştan kaçan Suriyelileri değil sistemi sorgulamayı,
“Durun bir dakika Kürtler bu coğrafyada Türkler'den de eski” diyemediğimiz,

Irkçı ve mezhepçi yaklaşımlar karşısına, kimlikleri tanıyan ama kimlikleri de aşan eşit yurttaşlığı cesur bir şekilde öne çıkarmadığımız için Türkiye’de dahil, dünyanın dört bir yanında sol ve sosyal demokrasi kaybediyor, sağın manevra alanı sürekli genişliyor. O zaman da, “kazanan” yüzde elli, “kaybeden” diğer yüzde elli üzerinde büyük bir ideolojik-politik ve fiziki tahakküm kuruyor, kutuplaştırma ve cepheleşme 1950’lerin “Vatan Cephesi”, 1970’lerin “Milliyetçi Cephesi”nde olduğu gibi doğrudan iktidarın eliyle gündeme taşınıyor, itiat etmeyen, itiraz eden hemen “vatan haini” oluyor!

ŞEKER FABRİKALARINI CHP BELEDİYELERİ SATIN ALSA
Bu süreci tersine çevirmenin yolu bakış açısını da, siyaset yapma tarzını da değiştirmekten geçiyor. Bunun birinci şartı ise solcuyken sağcı, laikken siyasal İslamcı gibi davranmaktan vazgeçmektir! Yazılı belgelerimizi raflardan indirmeyi becerirsek, siyasal İslamın ideolojik-politik hegomanyasına meydan okuruz, bütün baskılara ve korku iklimine rağmen siyasi cesaretimiz de yükselir…

Bunu Gezi’de, “Hayır” kampanyasında ve Adalet yürüyüşünde hem gördük, hem de yaşadık…

Korkunun, sinmenin sonu yok, olağanüstü koşullarda olağan muhalefet hamleleriyle sonuç alınmadığını ortada…

Hadi “savaşın lokumu olmaz” diyemiyoruz, “onay makamı” dışında hiçbir işlevi kalmamış meclisi terk edemiyoruz, “din de reformu” savunamıyoruz, “toplumsal normalleşme için Diyanet kaldırılmalı” diyemiyoruz…

Ancak yapabileceğimiz şeyleri de yapmıyoruz, örneğin CHP belediyeleri çıksa ve satışa sunulan şeker fabrikaları ile ilgili tavrı 2019’a bırakmak yerine, “CHP belediyeleri olarak şeker fabrikalarını biz satın alıyoruz, kooperatif kurup bu fabrikaları çalışanları ile birlikte işleteceğiz ve ürünleri de belediyelerimiz bünyesinde kuracağımız tüketici kooperatiflerinde satacağız” dese ve bu işi lafta bırakmayıp, gerekli hamleleri yapsa inanın “başka bir Türkiye” için ilk somut adım atılmış olur…

Motivasyon da, siyasi cüret de, hayal de büyür...
O zaman sola destek vermek için solcu olmak gerekmez…

O zaman bilinen Doğan’ın bilinen Erdoğan olması da, medyanın yüzde 90 kontrol altına alınması da siyasal İslamın kaçınılmaz sonunu da değiştirmez…

Necdet SARAÇ



ABC Gazetesi
__________________
The '80's were the best time EVER - so glad I lived the life at the time.




Her şey güzel olacak Ekrem abi...
Rosebud Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 28.03.18, 01:25   #2
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1490
Mesajlar: 14,297
Ettiği Teşekkür: 59388
Aldığı Teşekkür: 51056
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Olağanüstü koşullarda olağan muhalefet olmaz

Ben şahsen hem çevremde hem de siyasi muhalefette son derece olumlu değişimler görüyorum. Çevremde acayip bir politize olma durumu var. ''Bana ne yaa, bıktım siyasetten'' diyen bazı dostlarım ''artık yeter'' demeye başlamış bile... Benden daha keskinler...

Bugün İyi Parti ve CHP' nin grup toplantıları vardı. Kılıçdaroğlu son derece keskin...

Meral Akşener sağdan gelmesine ve MHP kökenli olmalarına rağmen Nazım Hikmet' in adını anmaya başlamış.

Saadet lideri Karamollaoğlu bugün ''İktidar Kılıçdaroğlu' nu karalıyor ama Kılıçdaroğlu kötü bir insan değil'' diyor.

Şeker fabrikaları önlerinde muhalefet partiler kürsüleri paylaşıyor...

En önemlisi de Kılıçdaroğlu ağzına Türk kelimesini almaya Kuvayı Milliye kökenli olduklarını hatırlamaya başladı.

Aslında olumlu gelişmeler daha da çoğaltılabilir ama ben bunu sadece 28 Şubat 2018 ile kısıtladım.

Muhalefet partileri bir birlerini sahiplenmeye başladı.

Ortak eylemler yapmaya başladı...

Bundan 6 ay önce aklıma şeker fabrikaları önünde üç muhalafet partisinin birlikte eylem yapacakları gelmezdi.

İyi şeyler oluyor.

Artık hile-hurda, YSK, yeni seçim yasaları falan fazla dert olmaz.

...

Türkiye Kuvayı Milliye ruhuna kavuşuyor.

Muhterem siyasi gücünüi devlet kurumlarını ve her yolu deneyebilir...

Kuvayı Milliye ruhu uyanmaya başladı!

Ya adam gibi ya da devrimle gidecek!

Hiç kimse umudunu kaybetmesin.

Kazanması bile dert değil.

Ya öyle ya da böyle; gi-de-cek!
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
koşullarda, muhalefet, olağan, olağanüstü, olmaz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:39.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.