Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Gezelim & Görelim > Buram Buram Türkiye'm > Doğu Anadolu


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 01.02.09, 20:36   #1
Gerçek Üye

KaLiNKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 162
Mesajlar: 829
Ettiği Teşekkür: 1488
Aldığı Teşekkür: 4158
Rep Derecesi : KaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Kuskulu
Standart Çıldır (Ardahan)

Çıldır | Ardahan

Tarihi

Çıldır, en eski Türk yerleşim merkezlerinden biridir.


Heredot Tarihi’ nde de bahsedildiği gibi, M.Ö. 650-700 yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri, Çıldır’ a ebedi Türk olma damgasını vurmuşlardır. Zaten Çıldır adı da oradan gelmektedir.

Çıldır, Oğuz Han’ın Çavuldur Boyu adının; Çavuldur (Çaldur) Çıldır şeklinde fonetik bir değişikliğe uğramış biçimdir.

Çavuldur, Oğuz’ un Gökhan’ dan olma ikinci torunudur. Yöre halkının meskuniyeti, böylece 1071 Zaferi’nden çok daha gerilere gider. Öyle ki, Anadolu kapılarını ebedi olarak Türklere açacak olan Sultan Alpaslan’ın ordusu, Çıldır’a geldiğinde, Akçakale mevkiinde üç gün misafir edilir ve ordusuna takviye birlikler verilir.


1980 Yıllarında Çıldır



Çıldır’ ın bilinen tarihi zamanımızdan 6000 yıl öncesine gitmektedir. Yapılan araştırmalarda Hurrilerin burada Akçakale ada kenti olmak üzere bir devlet kurduklarını göstermiştir.

M.Ö. 1900-1400 yılları arasında kurulan Kitanlı Devleti Çıldır gölü ve çevresine 500 yıl hakim olmuştur. Bundan sonra merkezi otoritesi kayıp olan Hurrilerin 600 yıl süren derebeylik devresinde Akçakale Köyü merkez olmak üzere Gökdağ, İnektepe, Kalaça, Akçakale’ nin kuzeyinde Senger denilen yerlere birer kale kurarak derebeylik yörede egemen olmuştur. Özellikle Senger- Gökdağ üzerinde Trabzon’a kadar uzanan tarihi ipek yolunun bir kolunun da kontrol altına alınabilmesi için bir tepenin yapay engellerle sarplaştırılmasıyla dikkati çeker. Burası hem Çıldır gölüne hem’ de Çıldır ovası’ na hakim bir derebeylik’ idi.



Daha sonra aynı ırktan olan Urartu Devleti’nin egemenlik sürdüğü görülür. M.S. 650 yıllarında Saka Devleti, Urartu Devleti’ nin egemenliğine son vermiştir. Bir süre sonra yani M.S. 429 yılında 200 yıl boyunca İranlılar Çıldır’ a hakim oldular. Bu dönemin izleri mezarda ateş yakmak ve ateşe su dökmenin günah sayılması gibi inançlarla günümüze ulaşmıştır. 450-500 seneleri arasında Musevi inancını kabul etmiş olan Hazarlar büyük bir Devlet kurarak Çıldır ve çevresini’ de topraklarına kattılar. Bu dönemde buralarda bulunan Kazak ve Borcalı’ lara Terekeme adı verilirdi.

Selçuklu Sultanı Alpaslan 1064 yılında Horasan’dan büyük bir ordu ile gelip Mayıs ayında Cavak Sancağının merkezi olan Akçakale’ yi feth etti. Alpaslan’ ın savaşmadan teslim olma önerisini götüren İbni Mücahit ve Ebu Semre-yi Akçakale Beyi öldürttüğünden kent savaşla alındı ve gece yakıldı. Gölün doğu kıyısındaki Albiz Kalesi’ de alınarak yakılıp yıkıldı. Çıldırın İdaresi Alpaslan’ın kayın pederi sayılan Müslüman Loru Terekeme beylerine verildi. Akçakale, Akal-Palak halkı göç ederek yanan şehirlerinin yerine Ahırkelek Kalesini yaparak yerleştiler. Türkçe’de Şeytan anlamına gelen Albız halkı ise Rabat (Yıldırımtepe) kuzeyine Şeytan Kalesini yaptılar. 1064 yılından itibaren Çıldır bölgesi merkezi Şeytan Kale oldu.

Loru Terekeme Beyleri Cavak Sancağını 60 yıl idare ettiler. Kıpcaklar 1124 yılında Daryal boğazından geçerek Çıldır’ı ele geçirdiler. Kıpçaklar Gürcüler in Bangrat Kırallarını tahta geçirdiler. Bu dönemde Çıldır’ dan diğer bölgelere büyük göçler oldu. 1125 yılında Çıldır Gürcülerden Harzem Şah’ ların eline geçti.

1239-1240 yıllarında Moğollar Harzem Devletini yıkarak Çıldır’ ı aldılar. Moğollar Ardahan, Çıldır ve Ahıska’ nın yönetimini Kıpcak beylerine verdiler. Dönem dönem beylikler egemenliği altında kalan Çıldır Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Oltu, Ardahan ve Kars’ ı almasından sonra 1546 yılında Safavı Şahı birinci Tahmasap Çıldır’ı Ata bek’ lerden alarak Cavak beylerinden Varaza oğlu Mahmut Hana verdi. Çıldır’ da Rabat ve Şeytan Kalesini yönetim merkezi yaptı. Safavi’ ler ve Osmanlılar Çıldır ve Ardahan arasında baskın ve talanlarla birbirlerini hırpaladılar.



İran Serdarı Tokmahan ile Osmanlı Ordusu 09 Ağustos l578 günü Zurzuna, Purut ve Suhara (Çıldır, Eşmepınar ve Aşıkşenlik) arasında şimdiki Çıldır düzünde meydan muharebesi yaparak Şeytan Kalesi alındı. Lala Mustafa Paşa Feth edilen yerlerde 3 eyalet kurdu. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde eyaletlerden birisi olan Çıldır eyaletini Osmanlının doğudaki en güçlü ve zengin eyalet olduğunu belirtmiştir.

93 Harbi olarak geçen savaş sonrasında 1877 yılında bölge yeniden Rusların eline geçti 14 Temmuz 1878’ de yapılan Berlin anlaşmasıyla Ruslara savaş borcu olarak verilecek olan 245 milyon Osmanlı altınının 200 milyonunu karşılamak üzere 3 sancak denilen Kars, Çıldır ve Batum sancakları Ruslara teslim edildi.


Bir Gürcü Kilisesi kalıntısı ve etrafında kurumaya bırakılan tezekler...



1917 yılında Rusya’da başlayan Bolşevik ihtilalini fırsat bilen Gürcüler bağımsızlıklarını ilan ederek Çıldır’ ın işgaline başladılar. Bu dönemde Çıldır Gürcülerle Ermeniler arasında çekişme bölgesi haline geldi. İşgale direnen Çıldır’ da yaşanan, Meryem ve Kotanlı köylerinin katliamlarından sonra iki yerleşim birimi yok edildi. Bu dönemde 19 Mayıs 1919’ da Samsun’ dan doğan güneş Amasya, Erzurum ve Sivas’ ta Ülkeyi aydınlatmaya başlamış, Çıldır’ dada Kuvay-i Milliye direnişi başlamıştır. Direnişe karşı başlatılan sindirme hareketi sırasında 1828 yılında Ruslarla yapılan Türkmen Çay anlaşmasıyla yaşadıkları bölgeler Ruslara bırakılan bu sebeple oralardan göç eden ve kitleler halinde Çıldır’ a yerleşen Terekemeler ile o zamana kadar Çıldır’ da yaşayan halktan büyük gruplar göç etmeye başladılar. Ancak Kuvay-i Milliye güçleri ve halk ozanı Aşık Şenlik gibi insanlar göçü değil, savaşarak kurtuluşu anlatmaya başladılar.


Merkezi Erzurum’ da olan 15. Kolordu, Kazım Karabekir komutasında Milli Şura kuvvetlerinin yardımı ile önce Ermenilerin sonrada Gürcülerin üzerine yürüdü. 25 Şubat 1921 günü Çıldır düşman işgalinden kurtularak Çıldır Türk topraklarına katılmıştır.


Nüfusu


İlçenin 2000 son Nüfus sayımlarına göre İlçe Merkezi 2415, Köylerinin 12454 nüfusu olup, toplam İlçenin Nüfusu 14869 dur. Bu dağılımdan anlaşılacağı gibi toplam nüfusun %70 köylerde yaşamaktadır. Toplam nüfusun %51 ini erkekler, %49 unu ise kadınlar teşkil etmektedir. Toplam nüfusun tamamı ise Türkçe konuşmaktadır.

Coğrafi Yapısı

a) Arazi Yapısı: İlçemiz merkezi, ortalama 1950 m. yükseklikte düz bir alana kurulmuş , köyleri ise kısmen düz ve kısmen de engebeli bir arazi üzerine yerleşmiştir. İlçemizin toplam yüzölçümü 1163 km2 dir. Bunun 1016 km2’ lik kısmı kara, geri kalan kısmı ise göllerle oluşmaktadır. Bu göllerden Çıldır Gölü 120 km2, Aktaş Gölü ise 27 km2 alana sahiptir. Bölgemizin en yüksek dağı Keldağ ve Gökdağ dır, her iki dağın yüksekliği’ de 3000 m. dir. İlçemizde 2 adet akarsu bulunmaktadır, bunlar Kura ve Karasu isimleriyle bilinmektedir.

İlçemiz’ in tarımsal alanı 276 bin dekar, Çayır-Mera 970 bin dekar, Ormanlık alanı 13 bin dekar, elverişsiz alan 121 bin dekar olup; Tarımsal alanlarda üretimin dağılımı ise 197 bin dekarla tahıllar ilk sırayı almaktadır. Yem bitkileri 550 dekar, Patates yıldan yıla azalmış olup 400 dekara inmiştir. Nadas alanı 54800 dekar , diğer tarım arazisi ise 21250 dekardır. Sebzecilik alanı ise sadece 1300 dekardır.

İlçemize bağlı 7 köyün mikro klima özelliği taşıması nedeniyle meyvecilik yapılmaktadır. Bu meyvelerden armut, ayva, elma, erik,kiraz, vişne, zerdali, dut ve ceviz yetişmektedir.


b) İklimi: Kışları çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen bir kara iklimine sahiptir. En soğuk ayın sıcaklık ortalaması –40 derecedir. En sıcak ayın sıcaklık ortalaması ise +25 derecedir.

Donmuş Çıldır gölünden atlı kızakla ulaşım


c) Çevre: İlçemiz Ardahan İlinin güneydoğusunda yüksek yaylalar üzerine kurulmuş. Gürcistan ile 66 km, Ermenistan ile 3 km sınır uzunluğunda sınıra sahip olup, doğuda en uzun sınır hattı ile çevrilidir. İlçemiz Kuzeyinde Posof, Kuzey Batısında Hanak, Batısında Ardahan, Doğusunda Gürcistan, Güney Doğusunda Ermenistan ve Güneyinde Arpaçay ile çevrilidir.



Çıldır Gölü
__________________

Kendini sevmek, hayatı sevmektir!

KaLiNKa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz KaLiNKa'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 01.02.09, 20:37   #2
Gerçek Üye

KaLiNKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 162
Mesajlar: 829
Ettiği Teşekkür: 1488
Aldığı Teşekkür: 4158
Rep Derecesi : KaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Kuskulu
Standart Cevap: Çıldır / Ardahan (düello)

Yöresel Özellikler






Yörede evlenme gelenekleri pek az degişime uğramıştır. Evlenme çağı kızlarda 15-19, erkeklerde 18-23 yaşları arasındadır, çoğunlukla görücü usulü ile evlenilir. Oldukça azalmış olmasına rağmen bazı yörelerde devam eden başlık parası geleneği, kız kaçırma olaylarını da artırmaktadır. Bu ise yakın zamana değin aileler arası düşmanlıklara yol açmıştır. Kızların söz hakkı yok gibidir. Erkeklerse evlenme istemlerini ev içinde çekingen, küskün tavırlarla belirtir. Aracılarla iletirler. Yanıtta aracılara verilir.

Erkeğin istediği kızı ana-baba da uygun görürse, kızın evine elçi gönderilir. Erkeğin herhangi bir isteği olmasa da, eğer oğlan evlenme çağına gelmişse kız boylamaya (beğenmeye) çıkılır. Elçi gönderme. doğrudan kız isteme anlamına geldiğinden, önce kadınlar gidip kızı görürler. Elçiler, yörenin saygın kişilerinden seçilir. Oğlanın babası ya da yakınların dan birileri elçilerle birlikte gider. Bunun için de genellikle Cuma günleri seçilir. Elçiler arasında en yaşlı kişi sözü açar, isteklerini bildirirler. Kız babası da evlenmeden yanaysa, ''Allahm emri varsa menne diyecem? Bir de gızdan sorak, bahah ne der'' diye cevaplar. Karısı aracılığıyla kızın düşüncesini elçilere iletir. Evlenmeden yana değilse "Kocalık kızımız yok. Sizin yitiğiniz bizde değil, başka yerde arayın''gibi yanıtlar verilir. Kız tarafı olumlu yanıtlıysa ''şirni (tatlı) yeme günü'' kararlaştırılır. Erkek tarafınca getirilen kolonya, şeker, meyve gibi şeyler konuklara sunulur. Bu aynı zamanda ''beh günü'' (söz kesme) olarak da değerlendirilir. Kız evine söz yüzüğü, kalağı (baş örtüsü) ve çeşitli hediyeler getirilir. Kalağının bir ucuna kararlaştırılan başlığın bir bölümü bağlanmıştır. Kadınlar ve Erkekler ayrı odalarda toplanır. Güveyin yakınlarından biri kıza yüzüğü takar. Kimi zamanda kız, erkeklerin toplandığı odaya getirilerek, yüzük orada takılır. Sonra ''boy görmesi'' denen para verilir. Kız da bahşiş alır. Beh, nişan niteliğinde olmakla birlikte, aynca nişan töreni de düzenlenir. Nişan günü kararlaştırılır.

Kız evinde yapılan nişana her iki tarafın yakınları çağrılır. Kız evine ve geline çeşitli armağanlar alınır. Güvey evi hazırlanacak yemeklerin gereçlerini ve birkaç koyunu kız evine gönderir. Evlenecekler ayn köylerdeyse, ertesi gün ''karşı nişan'' anlamına gelen ''Hon'' düzenlenir. Hon, güvey evinde yapılır, kız yanı kendilerine armağan getirenlerin her birine mendil, çorap götürür. Ayrı bir sinide de kete ya da çörekle birlikte, güvey için giysilik peştamam, çorap, mendil ve nişan yüzüğü bulunur. Düğünün iki bayram arasına ya da Muharrem ayına rastlamamasına özen gösterilir. Nişanlılık süresi uzunsa ''kız yanı olayı'' yapılır. Damat, kız tarafınca iyi tanınan bir arkadaşı aracılığıyla, gizlice nişanlısını görmeye gider. Düğün öncesinde, belli bir günde çeyiz düzme için iki tarafın önde gelenleri çarşıya iner. Başlıkla birlikte alınacaklar saptanır. Çarşıya inenlere de armağan alınması adettendir. Oğlan evi, kız evinin bütün ihtiyaçlarını evine gönderir. Düğüne her iki taraf kendi konuklarını (konağ) ayrı ayrı çağırır. Konuklara ''atlı'' denir. İlkin gelin yada güveyin evine alınan konuklara ''atlı çayı'' verilir. Çayda çeyiz görme, kına ve düğün günleri bildirilir. Kimi köylerde ''atlı'' deyimi yalnız oğlan evinden kız evine giden konuklar için kullanılır. Konuklar köy halkınca paylaşılır. Her evde birkaç atlı misafir edilir.

Sağdışlık geleneği yanında birde ''Solduş'' geleneği vardır. Gelin ve güveyin en yakın arkadaşlarından biri sağ, öbürü sol koluna girer, düğün süresince yanlarından ayrılmazlar. Düğünden bir gün önce beş dallı ağaç dalları yada birbirine tutturulmuş çatallardan oluşan ''kız şahı'' kaldırılır. Kız şahının çevresi ipe dizilmiş meyvelerle bezenir. Sagdış evinden kalkan kız şahının tüm harcama ve sorumluluğu yine ondadır. Meyve kaçırıp sagdışa getirene bahşiş vermek zorunludur. Bunu önlemek için şahın önünde ''çubukçu'' yürür. Elleri mendille bağlanan güvey, sagdışla solduşun ortasındadır. Şah gelin evine gelinceye dek yol boyunca ''dostun dostluguna, düşmanın horluğuna, her bir Allah'', bağırışlarıyla havaya ateş edilir. Şahın ardından genç kızlar gelirler, sagdış ve solduş da gelin evine girer.

Gece gelinin evinde kına gecesi düzenlenir. Kına yakılmadan önce gelinin de güveyinde avucuna para konulur. Bu para yoksulluktan uzak kalmak inancıyla yoksul bir çocuk tarafından üç kez sayılarak alınır. Daha sonra odadaki tüm konuklara kına yakılır. Oyunlar oynanır. Ertesi sabah gelin alma günüdür. Gelin hazırlanırken kapı önünde davul çalınır, oyunlar oynanır. Aşıklar Türkü söyleyip, atışma yaparlar. Bu sırada ''ağlatma'', ''ağır ağlatma'' ve ''yürük hava'' çalınır. Öğle saatlerinde gelin ata biner. Bu güvey evine hareket anlamına gelmektedir. Gelin ata binerken Köroğlu, Cezayir, Suvazlopol (Sivastopol) havaları çalınır. Yengelerde gelinin yanındadır. Onlarla birlikte ''müjde yastığı'' da yola çıkar. Yastığı bundan önce güvey evine götürene çeşitli armağanlar verilir. Yol boyunca cirit oynanır. Akşam ezanından sonra güvey sagdıcının evinden de ''oğlan şahı'' kalkar. Bu da güvey evine gelir. Gece koyun kesilir, buna ''düş garı'' denir. Yemekten sonra konuklar hediye olarak para verirler. Bu paralar kız yengesinindir. Konuklar dağılınca sağdışlar gelin ve güveyi gerdek odasına götürür. Şah meyvesinin gerdek öncesinde yenmesi uğur sayılır.





Kız Şahı


********YEMEKLERİMİZ********


Ekmek pişirme...

Yörenin yemek kültürü ağırlıklı olarak tahıl, et ve hayvansal ürünlere dayanmaktadır. Tahıl ürünü olarak en çok arpa ile buğday kullanılır.


Kaz Budu

Kaz etinin yörede ayrı bir yeri bulunmaktadır. Sığır ve koyun eti de yaz aylarında taze, kış aylarında da kavurma olarak fazlaca tüketilmektedir. Sebze cinsinden gıda maddelerinin başında ise patates(Kartof) , kuru fasulye ve soğan gelir.

Yörenin kendine özgü birçok yemek çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan çorba olarak ayran aşı, Hörre aşı ve Evelik aşını, hamur işi olarak Pişi, Mafiş, Lalanga, Hengel, Kete , Feselli, kuymak ve Katmeri, tatlı olarak da, Lokum tatlısı, Un Helvası ve Hasudayı sayabiliriz.
Bunların dışında Yabani otlardan yapılan çok lezzetli ve sağlıklı pekçok yemek bulabilmek mümkün. Çincar, Kuş Eppeği, Evelik, Yarpuz, ... Yalnız Ne yazık ki yöresel mutfaklarda bulabileceğimiz bu enfes yemekleri Restaurant/lokantalarda bulabilmek çok ta mümkün görünmüyor. Bu yemeklerin tadına bakmak istiyorsanız Hiç çekinmeden Çıldır''ın köylerinden herhangibirine gidip, herhangibir kişiden bunlardan birini isteyebilirsiniz. Bu Yöre insanına Zahmet gibi gelmeyecek bilakis mutlu olacaklardır. Böyle birşey yapacak olursanız Önerimiz herhangibir şekilde para ödemeye kalkışmayın.

Yazın Oradaysanız,

Gımı, Adol, Yemlih, Düğe Davanı, Çeçil Peynir, Nezih, Kete, Kuymak, Gımı Turşusu

Kışın Oradaysanız,

Kaz, Ala Balık, Aynalı sazan, Kar yemelisiniz....
__________________

Kendini sevmek, hayatı sevmektir!

KaLiNKa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz KaLiNKa'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 01.02.09, 20:37   #3
Gerçek Üye

KaLiNKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 162
Mesajlar: 829
Ettiği Teşekkür: 1488
Aldığı Teşekkür: 4158
Rep Derecesi : KaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmedeKaLiNKa muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Kuskulu
Standart Cevap: Çıldır / Ardahan (düello)

Şeytan Kalesi




ŞEYTAN KALESİ; eşsiz bir güzellik örneği olan şeytankalesi, tarihi özellikleri bakımnındab bir Urartu kalesi oldugu sanılmaktadır.ismini şeytan anlamına gelen alvız kelimesinden almıştırçıldır ilçe merkezine yaklaşık olarak1.5 km uzaklıktadır.kalenin sadece yıldırımtepe köyünden girişi olup başka ulaşım olanagı bulunmamaktadır. Yıldırımtepe köyünden geçerek kale yoluna kadar araçla gidilmektedir yalnız kaleye 0.1 km kadar araçla gidilememektedir kalenin yolu patika bir keçi yolundan ibarettir.Kaleye giderken yol üzerinde izlenebilen eşsiz güzellikteki doga bileşenleri ;kayalıklar,makilikler ve kalenin üç yanından adeta bir yılan gibi süzülen karaçay çok muhteşem güzellikler katmaktadır kale önüne geldiğimizde bizleri tabiatın can kaynagı olan ve büyükbir özenle yontulmuş surlar adeta bizlere selam verir.kale girişinde kapı üstünde bulunan gözetleme delikleri hemen göze çarpmaktadır.kıalenin içine girdiğimizde bizleri şahane bir yapı karşılıyor.kilise şapel.su kuyusu ve küplerin çıkarıldıgı küçük kuyucuklar,yinekale içerisinde nbulunan kaya yıgınaklarıve kalenin üst bölümüne çıkmak içğin kullanıalan merdiven şeklinde döşenmiş taşlar güzel bir yapı örneği oluşturmuştur.kalenin merkezine yani odalarına girebilmek için altı tane kapının bulundugu yalnız geçen sürelerde bu kapılarınb kayboldugunu ve bir daha hiç kimsenin bulamadıgını da söylememiz gerekmektedir.kale içerisinde gezdiğimizde elimizde mutlaka bir kamera ve foto olması şarttır çünkü yaşanan bu güzellik abidelerinin aklımızda kalmasının başka yolu yoktur .geçen zamanlarda kalede müthiş bir mtarihi eser kalıntıları çıkarılmış olup bir çok kimseler gayri resmi yollarla kaleği harebeye çevirmişlerdir bu yüzde kalede gezerken büyük kazılar ve toprak yıgınakları göze çarpmaktadır kale uzun zamanlardır yetkililerce değerlendirilmediğinde önemini yavaş yavaş yitirmektedir

Çıldır Gölünden Manzaralar














Korunamayan Tarihi Bir değer...

Aziz Prkitch Kilisesi 1034 yılında yapılmış
__________________

Kendini sevmek, hayatı sevmektir!

KaLiNKa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz KaLiNKa'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.12.11, 23:14   #4
Yasaklı Üye

CeMKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 945
Mesajlar: 8,655
Ettiği Teşekkür: 79411
Aldığı Teşekkür: 37509
Rep Derecesi : CeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Bitkin
Standart Cevap: Çıldır | Ardahan


Şu balığı ben alayım gideyim. Çok teşekkürler bu güzel tanıtımın için memleketin çok yeri var güzel gezilip dolaşılacak ama bilen birileri ile gidip gezmek gerek.
CeMKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz CeMKaN'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ardahan, Çıldır


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 17:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.