Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Dünya Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 27.07.14, 14:24   #1
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Godot'yu Beklerken | Samuel Beckett


Gogot'yu Beklerken, S.Beckett


Bir kır yolu. Bir ağaç. Akşam.

Estragon, alçak bir tümseğe oturmuş, çizmesini çıkarmaya uğraşmaktadır. Oflayıp puflayarak, iki eliyle çekiştirir .Vazgeçer, takati kalmaz, dinler, tekrar dener. Önceki gibi. Vladimir girer.


ESTRAGON: (Yine vazgeçip) Yapacak hiçbir şey yok.
VLADÎMİR: (bacaklarını genişçe ayırıp, kısa dik adımlarla yaklaşarak.) Bu düşünceye inanmaya başlıyorum. Bütün hayatım boyunca bunu kendimden uzak tutmaya çalıştım; Vladimir, diyordum kendi kendime, aklını başına topla; henüz her şeyi denemedin. Sonra da mücadeleyi kaldığı yerden sürdürdüm. (Dalar, mücadele üzerine düşünür. Estragon'a dönerek) Yine burdasın demek.
ESTRAGON : Öyle mi?
VLADÎMİR: Seni tekrar gördüğüme sevindim.Hiç dönmeyeceksin sanıyordum.
ESTRAGON: Ben de.
VLADÎMİR: En sonunda yine birlikteyiz! Bunu kutlamalıyız. Ama nasıl? (Düşünür.) Kalk da kucaklayayım seni.
ESTRAGON: (irkilerek ).Sonra, sonra.
VLADÎMİR: (gücenik, soğukça). Yüce Efendimiz'in geceyi nerede geçirdiğini sorabilir miyim acaba?
ESTRAGON: Bir hendekte.
VLADİMÎR: (hayranlıkla.) Hendekte mi? Nerede?
ESTRAGON: (kımıldamadan.) Surda.
VLADİMÎR; Ee, dövmediler mi seni?
ESTRAGON: Dövmek mi? Dövdüler tabii.
VLADÎMÎR: O bildik tipler mi?
ESTRAGON: Bildik mi? Bilmiyorum.
VLADÎMİR: Düşünüyorum da...bütün bu yıllarda... ama bence... nerede olurdun...(kararlı.) Bir kemik yığınından başka bir şey değildin şimdi, şüphesiz ki.
ESTRAGON: Ee, ne olmuş?
VLADİMÎR: (Üzüntüyle). Bir insan için çok fazla bu. (Bir an. Neşeyle.) Öte yandan, artık ne diye cesaretini yitiriyorsun diyorum. Bunu bir milyon yıl önce, doksanlarda düşünmeliydik.
ESTRAGON: Saçmalamayı bırak da şu lanet şeyi çıkarmama yardım et.
VLADÎMÎR: Bu işi ilk yapanlardan olup, elele Eyfel Kulesi'nin tepesinden atlamak vardı. O günlerde saygıdeğer insanlardık. Artık çok geç. Bugün oraya çıkartmazlar bile bizi. (Estragon çizmesine asılmaktadır.) Ne yapıyorsun yahu?
ESTRAGON: Çizmemi çıkarıyorum. Hiç başına gelmedi mi bu?
VLADÎMÎR: Çizmeleri her gün çıkarmak gerek, bin kere söyledim sana. Niye dinlemiyorsun beni
ESTRAGON: (güçsüz).Yardım et bana!
VLADİMİR : Acıtıyor mu?
ESTRAGON: (kızarak). Acıtıyor muymuş! Yok acıtmıyor!
VLADİMİR: (kızarak). Zaten bir sen acı çekersin. Beni umursayan kim? Bendeki tasa sende olsaydı görürdüm ben seni.
ESTRAGON: Acıtıyor mu?
VLADİMİR: Acıtıyor muymuş! Yok acıtmıyor!
ESTRAGON: (işaret ederek). Ne olursa olsun önünü iliklemen lazım.
VLADİMİR: (eğilerek). Doğru. (Önünü İlikler.) Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan. ESTRAGON: Ne umuyorsun ki, hep sonana kadar beklersin.
VLADİMİR: (dalar) Son an...(Düşünür.) ertelenen umut bilmemneyi hasta eder, kim demişti bunu? ESTRAGON: Niye yardım etmiyorsun bana?
VLADİMİR: Bazen sonum geliyor sanıyorum. İşte o zaman bir hoş oluyorum. ' (şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, sallar yeniden başına geçirir) Nasıl desem? Rahatlıyorum aynı anda da... (uygun sözcüğü arar)...korkuyorum, (üstüne basarak). KOR-KU-YO-RUM. (Tekrar şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar.) Gülünç. (Şapkasının üstüne sanki içinden bilmediği bir şey çıkaracakmış gibi vurur, tekrar içine bakar, tekrar başına geçirir.) Yapacak hiç bir şey yok. (Estragon müthiş çaba harcayarak çizmesini çıkarmayı başarır. İçine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, baş aşağı çevirir, sallar, yere bir şey düşüp düşmediğine bakar, hiçbir şey bulamaz, elini tekrar çizmenin içinde gezdirir, boş boş önüne bakar.) Ee.ne buldun?
ESTRAGON: Hiç.
VLADİMİR: Göster.
ESTRAGON: Gösterecek bir şey yok.
VLADİMİR: Yeniden ayağına geçirmeye çalış.
ESTRAGON: (ayağını inceleyerek). Biraz havalansın.
VLADİMİR: işte size bir insan, ayağının suçunu çizmesine yüklüyor.(Yine şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, üstüne vurur, içine üfler,tekrar başına geçirir.) Endişe vermeye başladı bu. (Sessizlik.Vladimir derin düşüncelere dalar, Estragon ayak başparmaklarını çekiştirir.) Hırsızlardan biri kurtarıldı. (Bir an) Makul bir yüzle(Bir an.) Gogo
ESTRAGON: Ne var?
VLADİMİR: Varsay ki pişman olduk.
ESTRAGON: Neden pişman olduk?
VLADİMİR: Off... (Düşünür.) Ayrıntılara girmesek de olur.
ESTRAGON: Doğmuş olduğumuzdan mı? Vladimir atmak üzere olduğu kahkahasını hemen önler, ellerini kasıklarına bastırır, yüzü kasılır'
VLADİMÎR : Artık gülmeye bile kalkışmamalı insan.
ESTRAGON: Ürkütücü bir yoksunluk.
VLADİMÎR: Yalnızca gülümsesem.(Aniden ağzını sonuna kadar gerere gülümser, bir süre öyle durur, yine aniden gülümsemeyi keser.) Aynı şey değil. Yapacak hiçbir şey yok.(Bir an.) Gogo
ESTRAGON: (irkilerek) Ne var?
VLADİMÎR: încil'i okudun mu hiç?
ESTRAGON: încil'i...(Düşünür.) Şöyle bir baktım galiba.
VLADÎMÎR: Dört kitabı hatırlıyor musun?
ESTRAGON: Kutsal Ülke'nin haritalarını hatırlıyorum. Renkliydiler. Çok güzel. Lût soluk maviydi. Görünüşü bile susatmaya yetmişt beni. îşte gideceğimiz yer, demiştim, işte balayımızı geçireceğimiz yer demiştim, işte halayımızı geçireceğimiz yer. Orada yüzeceğiz. Mutlu olacağız
VLADÎMÎR: Şair olmalıydın sen.
ESTRAGON: Şairdim.(Üstündeki paçavraları gösterir.) Belli olmuyor mu? Sessizlik.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 27.07.14, 14:32   #2
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Gogot'yu Beklerken | Samuel Beckett

Godot'yu Beklerken (Fransızca: En attendant Godot, İngilizce: Waiting for Godot), 1949 yılında Fransızca olarak yazılan ve ilk kez 1953'te Paris'de sahnelenen, Samuel Beckett'ın ünlü eseridir. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı.
Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları Vladimir ve Estragon, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek, işlevini yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar.
Eylemsizliklerine yenilmiş insanların, Godot adında ne olduğunu bilinmeyen bir kimseyi veya "şeyi" beklemelerini konu alan absürt tiyatronun en önemli eserlerinden birisidir.
Oyun Türkiye'de 1954 yılında İstanbul'da Küçük Sahne Tiyatrosu tarafından, 1963 yılında da Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından oynanmıştır. Godot'yu Beklerken AST'ın oynadığı ilk oyundur.








Alıntılar:

Başlamaktır zor olan. Her noktadan yola çıkılabilir. Ama karar vermek gerekir. İnsan ararken bir şeyler işitir. Bu da bulmayı engeller. Düşünmeyi engeller. Yine de düşünür insan.


İnsan hayatta küçük şeyleri ihmal etmemeli.


Biz tükenmeyiz. Düşünmeyelim diye. Özrümüz var. İşitmeyelim diye. Nedenlerimiz var. Bütün ölü sesleri. Kanat çırpar gibi bir gürültü çıkarır. Yapraklar gibi. Kum gibi. Bir ağızdan konuşur hepsi. Her biri kendi kendine. Fısıldarlar daha çok. Hışırdarlar. Mırıldanırlar. Hayatlarından bahsederler. Yaşamış olmak onlara yetmez. Bir de bahsetmeleri gerekir. Ölmüş olmak onlara yetmez. Yeterli gelmez. Tüy sesi çıkarırlar. Yapraklar gibi. Kül gibi.



Mizaç meselesi. Karakter. Elden bir şey gelmez. Çırpınsak da nafile. Neyse odur insan. Mücadele nafile. Aslı değişmez insanın. Yapacak bir şey yok.



Ne kadar çok insan tanırsam o kadar artar mutluluğum. En zavallı yaratıktan bile çok şey öğrenir insan; zenginleşir, sahip olduğu nimetlerin önemini daha iyi idrak eder.



Herkes kendi payına düşeni yaşar.



Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. Ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı. Aynı şey gülmek için de geçerlidir.



İnsan biliyorsa eğer. Sabretmekten yılmaz. Ne beklemek gerektiğini biliyorsa. Endişeye mahal yoktur. Sadece bekler.



Her koyun kendi bacağından asılır. Ölene dek. Ve unutulur.



Bütün bildiğim şu: Saatler geçmek bilmez ve bu koşullarda bizi, vakit geçirmek için türlü türlü -nasıl desem- ilk bakışta makul gözüken; ama zamanla monotonluğa dönüşecek oyunlara başvurmaya zorlar. Böylece aklımızı kaybetmekten kurtulduğumuzu söyleyebilirsin. Kuşkusuz doğru. Ama aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin bitimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten? Bazen bunu soruyorum kendime.



Yol herkesindir.

Sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.



Körlerin zaman kavramı yoktur. Zamanla ilgili nesneleri de göremez onlar.



Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı. Bana da bir başkası bakarak, uyuyor diyor. Kendisinin de uyuduğunun farkına varmadan uyuyor, hiçbir şey bilmiyor. Uyusun bakalım diyor, benim için. Böyle devam edemem.



Günün birinde sağır olacağız. Günün birinde doğduk, günün birinde öleceğiz. Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gecedir.

Kaynak
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 27.07.14, 16:19   #3
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82600
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Gogot'yu Beklerken | Samuel Beckett

Alıntı:
1963 yılında da Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından oynanmıştır. Godot'yu Beklerken AST'ın oynadığı ilk oyundur.
Ve Ankara Sanat Tiyatrosu her yıl "Godot'yu Beklerken" ile sahnelerini açıyor.



__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.08.14, 13:49   #4
...> Ata'm İzindeyiz <...

Türkü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Konular: 16
Mesajlar: 3,220
Ettiği Teşekkür: 31206
Aldığı Teşekkür: 18861
Rep Derecesi : Türkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Gogot'yu Beklerken | Samuel Beckett

Bekleyişin ve kabullenişin kitabı. Etkileyici satırlarından öğrenilecek çok şey var.

Teşekkürler Mislina.
__________________
Türkü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
beckett, beklerken, estragon, godotyu, gogotyu, samuel


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yerde Ambulans Beklerken Ders Çalıştı Rapido Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler 3 11.05.14 01:54
Samuel L. Jackson, Die Hard 6 ile Geri Dönüyor Sevda Sinema Haberleri 3 16.04.14 23:26
Samuel Beckett | Molloy Işıl Vitrindeki Kitaplar 0 29.11.13 11:07
Samuel Phillips Huntington - Medeniyetler Çatışması -1993 Subutay İlginç Haberler 4 26.06.12 14:35
Bir Beckett Oynamak | Tiyatro Katre-i MateM Tiyatro Haberleri 1 09.09.11 13:15


WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.