Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Dünya Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 18.07.15, 20:00   #1
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)





Tam ismi John Fitzgerald Kennedy'dir. Genellikle John F. Kennedy, hatta bazan kısaca JFK olarak anılır.
1953 yılında Jacqueline Lee Bouvier (Jackie Kennedy, sonradan Jackie Onassis) ile evlendi.


Amerika Birleşik Devletleri'nin 1952 yılında Massachusetts eyaletinden senatör seçilerek siyasete başladı. 1960 yılında Demokrat partinin başkan adayı oldu. O zamanki başkan yardımcısı (sonradan kendisi de başkan seçilen) Richard Nixon'u seçimlerde yenerek 43 yaşında ABD'nin en genç başkanı oldu.

ABD'nin 35. başkanıdır.

1961 yılında Kennedy Küba başkanı Fidel Castro'yu devirmek amacıyla 1500 kadar Amerika yanlısı Kübalıyı CIA yardımıyla Küba'ya çıkarttı. Domuzlar Körfezi Çıkartması, adı ile anılan çıkartma başarısızlığa uğradı.

1962 yılında Amerikan U2 casus uçakları Amerika'ya çok yakın bir ülke olan Küba'da Sovyet yapımı orta menzilli balistik füzelerin (atom bombası) varlığını saptadılar. Bu durum Amerika ve Sovyetler Birliği'ni tarihin en büyük nükleer savaş tehlikesinin eşiğine getirdi. Uzun bir gerginlik sonrasında Kennedy ve Sovyetler Birliği'nin başbakanı Nikita Kruşçev anlaşmaya vardılar. Sovyetler Birliğinin füzelerini Küba'dan geri çekmesine karşılık, Amerika da kendi füzelerini Türkiye'den geri çekme güvencesi verdi.

1963 yılında Amerika'nın Dallas şehrine yaptığı bir ziyaret sırasında John F. Kennedy bir suikast sonucu öldürüldü.








Tarih : 22 Kasım 1963 Cuma

Saat : 12.30

Yer: Teksas ,Dallas

Olay: John Fitzgerald Kennedy Suikasti

Cinayetin Sorumlusu: 24 yaşındaki Dallaslı Lee Harvey Oswald

Cinayet Aleti: İtalyan yapımı olan Manlicher Carcano (dürbünlü tüfek)

Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 18.07.15, 20:34   #2
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı ( 22 Kasım 1963 )

O suikast yapılmasaydı, 22 Kasım 1963 günü, Dallas halkı için A.B.D. Başkanı Kennedy'nin şehri ziyaret ettiği tarih olarak bir süre hatırlanacak, sonunda unutulup gidecekti. Ama öyle olmadı. Sonucu bugün bile tartışılan suikast nedeniyle, 22 Kasım 1963 günü, Dallas şehri ve Kennedy adı ile birlikte tarihe geçti.

O gün Başkan Kennedy, beş ay önce tasarlanan bir gezi için, yanında kurulla birlikte Teksas'ın Dallas şehrine gelmişti. Gezinin amacı, 1960 seçimlerinde karşı parti olan Cumhuriyetçilere oy veren bu şehirde, havayı Demokrat Parti lehine değiştirmekti.

Gökyüzü açık ve güneşliydi. Saat 11,50 sularında uzun bir araba dizisi, Dallas caddelerinde ilerlemeye başlamıştı. Başkan Kennedy, açık bir otomobilin içindeydi. Yanında eşi Jagueline Kennedy, önünde Vali Connaly oturuyordu.



Otomobil, Houston ve Elm caddelerinin kesiştiği yere vardığında, saatler 12,30'u göstermekteydi. Az sonra, bir demiryolu geçidinin altından geçeceklerdi. Yolun iki yanında sıralananları selamlayan Başkan'ın sağında, Teksas Okul Kitapları Deposu görülüyordu. Suikastçının bu yapıdan ateş ettiği ileri sürülmeseydi, bu yapının Başkan Kennedy'nin sağında olmasının hiç bir önemi kalmayacak, öteki yapılar gibi, ondan da söz edilmeyecekti.


O sırada bir amatör sinemacı olan Zapruder, 8 milimetrelik makinesiyle, Başkan Kennedy'nin Dallas sokaklarındaki gezisini filme alıyordu. Daha sonraları bu renkli filmin kendisine milyonlarca dolar kazandıracağını düşünmeden düğmeye basıyordu. Film birkaç kere eşe dosta gösterildikten sonra bir kıyıya atılacak, belki de bir daha el sürülmeyecekti. Filmi çekerken, makinenin vizöründen, Kennedy'nin otomobilinde olağanüstü şeyler olduğunu şaşkınlık içinde gördü. O da, kalabalığın çoğunluğu gibi, silah seslerini duymamıştı ama, film makinesinin penceresinden gördükleri gerçekten heyecan vericiydi; Kennedy birden ellerini ensesine götürmüş ve öne doğru eğilmişti.

Sonradan yapılacak otopside, bu kurşunun Kennedy'nin ensesinden girip omurgasının sağına kadar ilerlediği, kravatının düğümünde bir delik açarak boğazından çıktığı anlaşılmıştı.



Bu sırada gürültüyü duyan Vali Connaly de geriye dönmüş, fakat aynı anda yediği bir kurşunla sırtından yaralanarak, yanında bulunan eşinin kucağına yığılmıştı, üçüncü kurşun da hedefini bulmuş, Kennedy'nin başının arkasından girip büyük bir yara açmıştı. Şimdi, Başkan da, karısı Jacqueline Kennedy'nin kucağında yarı cansız olarak yatıyordu...


İlk şaşkınlık geçip Başkan Kennedy'nin bir suikasta uğradığı anlaşılınca, F.B.I. ajanlarından Hill, Başkan'ın üstü açık arabasına arkadan atlayarak kendisini kurşunlara siper etmiş, Jacqueline Kennedy'yi de yere yatırmıştı. Otomobil bütün hızıyla Parkland Memorial hastanesine kadar böylece gitti. Ama artık her şey için çok geçti...

Hastanede, Kennedy'yi kurtarmak için elden gelen bütün çabalar gösterildi. Fakat Başkan'ın nabzı duyulmayacak ölçüde az atıyordu. Nefes almasını sağlamak için, boğazının yarılıp bir boru yerleştirilmesi de işe yaramadı. Saat 13 te kurtarma çabalarına son verilmiş, bir papazın yaptığı son dini görevden sonra A.B.D. Başkanı Kennedy'nin öldüğü resmen açıklanmıştı. Vali Connaly ise, aldığı ağır yaraya rağmen kurtulacaktı.

Bundan sonra Başkan yardımcısı Johnson, kendisini Washington'a götüren uçakta, Yargıç Bayan Saran Hughes in önünde ant içerek 36. Cumhurbaşkanı oluyordu. Bayan Jacqueline Kennedy de, uçakta yapılan bu ant içme töreninde hazır bulundu. Üzerindeki elbisede, kocası John Fitzgerald Kennedy'nin henüz kurumamış kanları, iri lekeler halinde görünüyordu.


BÜTÜN bunlar olup biterken, polisin verdiği bilgilere ve daha sonraları hazırlanan rapora göre, Lee Harvey Oswald adlı biri, saat 12,37'de Teksas Okul Kitapları Deposundan çıkmış, Elm sokağındaki duraktan otobüse binmişti, üç ya da dört dakika sonra, suikast yüzünden meydana gelen trafik tıkanıklığı nedeniyle, iki blok ötede otobüsten inmek zorunda kalmıştı.





Oswald, bir taksiye atlayarak, şoföre evine pek yakın olan North Barkley'e gideceğini söyledi. Saat 13'e doğru, Başkan Kennedy'nin can verdiği dakikalarda evindeydi. Evde pek az kalmış, aceleyle yeniden dışarı çıkmıştı.

Suikasttan aşağı yukarı 45 dakika sonra Oswald, evinden on mil uzaktaki 10. caddeyle Patton Bulvarının kesiştikleri noktada, devriye polisi Tippit'i dört tabanca kurşunuyla öldürüyordu. Daha sonraları düzenlenen rapora göre Tippit bu sırada, telsizle kendisine tarif edilen şüpheli birisini aramaktaydı.

Suikast sanığıyla polisi vuranın aynı kişi olduğu akla ilk gelen düşünce oldu. Aramalar da bu değerlendirme açısından yapılıyordu. İhbar üzerine, polis Tippit'i vuranın, Teksas sinemasına girdiği öğrenilince, yapı kuşatıldı. Salonda ışıklar yakılıp Oswald silahıyla birlikte sinemada yakalandığında, saatler 14'ü gösteriyordu.

Sanık hakkındaki soruşturma derinleştirilince, bir ara Rusya'ya gittiği ve orada bir Rus kadınıyla evlendiği, komünist eğilimli olduğu ortaya çıkmıştı. Aynı gün polis, sanığın evinde karısı Marina'ya Oswald ın tüfeği olup olmadığını soruyor, olumlu karşılık alınca da, bütün aramalara rağmen tüfeği bulamıyordu.

24 Kasım pazar günü Oswald, Dallas Emniyet Müdürlüğünden hapishaneye götürülecekti. Sanığın öldürüleceği yolunda polise birçok ihbar yapıldığı halde, Oswald'ı büyük bir tedbirsizlik içinde, meraklılardan ve gazetecilerden oluşan bir kalabalığın arasından geçirdiler. Televizyon da bu sahneyi yayınlıyordu. Tam bu sırada, gazetecilerin bulunduğu yerden fırlayan bir adam, elindeki tabancayla Oswald'ı yaylım ateşine tuttu. Yedi dakika sonra Parkland Hastanesine kaldırılan Oswald da Kennedy gibi kurtarılamayarak ölüyordu.

Başkan Kennedy'yi öldürmekten sanık Oswald'ı herkesin gözü önünde vuran Jack Ruby geçmişi oldukça karanlık ve kirli işlere girip çıkmış bir kişiydi. Fakat o, Oswald'ı, Başkan Kennedy'ye yapılan suikast kendisini çok etkilediği için öldürdüğünü ileri sürüyordu. Yapılan yargılama sonunda da, 14 Mart 1964 yılında ölüme mahkûm edildi.

Jack Ruby


Kennedy'ye yapılan suikastı incelemek ve karanlık noktaları aydınlatmak için kurulan Warren Komisyonu şu sonuçlara varıyordu: Kennedy'yi vuran Lee Harvey Oswald tı. Katil bu cinayeti herhangi bir devlet ya da kuruluş adına işlememiş, kimseden de yardım görmemişti. Oswald'ı yetişme biçimi ve yaradılışındaki olumsuz yönler bu suikasta itmişti. Raporda, polisin ve güvenliği sağlamakla görevli kişilerin tedbirsizliği sorumsuzca davranışları da eleştirilmekteydi .

Warren Raporu, Amerika'da olduğu kadar bütün dünyada da yeterli bulunmamıştı. Bu rapor dışında da, Kennedy olayı üzerine eğilenler oldu. Özellikle gazeteci Buchanan'ın hazırladığı ve kendi adıyla anılan rapor, bunların arasında en önemlisidir. Bu rapor, büyük gürültülere yol açmış, kafalarda zaten var olan kuşkuları daha da arttırmıştır.
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.07.15, 12:50   #3
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı ( 22 Kasım 1963 )


Akla ilk gelen soru şu oluyordu; Kennedy'yi gerçekten Oswald mı öldürmüştü?

Çünkü bazı kimseler tarafından Başkan'a kurşunların kitap deposundan değil, yeraltı geçidinin üzerindeki demiryolundan sıkıldığı ileri sürülüyordu. Kurşunların arkadan atıldığı da kesin değildi. Çünkü doktorlar, kurşunların giriş yönünü tespit için hiç bir çaba harcamamışlardı.

Dallas Polis Radyosu, suikasttan tam altı dakika sonra, yani 12,36'da Oswald ın çok ayrıntılı bir tarifini vermişti. Oysa, o sırada kimse katilin kim olduğunu bilmiyordu. Polis, radyo aracılığıyla bu ayrıntılı tarifi nasıl ve neye dayanarak vermişti? Öte yandan, Oswald ın bindiği ileri sürülen taksinin şoförü, müşterisinin biniş saati olarak defterine 12.30 yazılı olduğunu söylemişti. Oswald ın suikastın işlendiği 12,30'da hem kitap deposunda hem de takside olması imkânsızdı. Fakat şoför, bu kayıtları seferden sonra yazdığını söylediği için, Warren Komisyonu Oswald ın, 12,30'dan sonra taksiye bindiği kanısına varmıştır.

Aradan geçen yıllara rağmen bugün bile gerçek katilin Oswald olduğu kesinlikle söylenememektedir.

Warren Raporu nun, Oswald ın Başkan Kennedy'yi hiç bir devlet ya da kuruluşun parmağı olmadan, tek başına öldürdüğü yargısı da, bu konuyla ilgili kişilerin arka arkaya öldürülmeleri nedeniyle dayanıksız kalıyordu. Dünya kamuoyu da, bu kişilerin eceliyle ölmedikleri kanısındadır. Suikastla uzaktan ya da yakından ilgili kişilerin birer birer ölmeleri, Başkan Kennedy'nin ölümünün altında başka nedenlerin yattığı kanısını doğrular niteliktedir.

Şimdi, Kennedy'nin suikasta kurban gittiği dakikadan sonra meydana gelen zincirleme ölüm olaylarını inceleyelim;

SUİKAST sanığı olarak Lee Harvey Oswald adında bir genç yakalandı. Kendisini daha savunma olanağı bulamadan, bar sahibi Jack Ruby tarafından iki polisin arasında tabancayla vurularak öldürüldü.




SUİKAST olayında görgü tanığı durumunda bulunan ve çok şey bildiği sanılan polis memuru J.P. Tippit, Kennedy’den 45 dakika sonra cadde ortasında öldürüldü. Bu cinayet, Oswald’ın sırtına yüklendi.


TIPPIT’in öldürüldüğünü gören ve katilin kaçtığı arabayı bir süre izleyen Reynold, iki gün sonra dükkânının önünde tabancayla vurularak can verdi. Eski araba alım satımıyla uğraşan Reynold, polisi öldüreni gördüğünü, yeniden karşılaşacak olursa tanıyabileceğini komşularına söylemişti. Reynold’un katili bulunamadı.

REYNOLD’un bir sevgilisi vardı. Nancy adındaki bu kadın Jack Ruby’nin barında çalışıyordu. Reynold’un kendisine bazı “şeyler” söylediği anlaşılınca, barda olay çıkardığı gerekçesiyle tutuklandı. Ertesi gün kapatıldığı hücreden cesedi çıkarılıyordu. Polise göre Nancy intihar etmişti. Fakat hiç kimse bu “intihar” olayına inanmadı.



TANINMIŞ gazetecilerden Jim Koethe, suikast olayını aydınlatmak için çalışmaya girişmişti. Cinayetin üzerindeki karanlık perdeyi kaldıracağını ve yılın gazetecisi seçileceğini umuyordu. Bazı önemli ipuçları da ele geçirmişti. Fakat bir gün evinin banyosunda, boynundan bıçaklanarak öldürüldü. Onun da katili bulunamadı…

GAZETECİ Bill Hunter da, Kennedy suikastı konusunda delil topluyordu. Kendisini görmeye gelen iki polisten birinin eliyle öldürüldü. Verilen bilgiye göre, gazeteciyle şakalaşan polis bir ara tabancasını çekmiş ve elinden yere düşürmüştü. Tabanca yerde patlamış ve çıkan kurşun, Bill Hunter’ı öldürmüştü!..

OSWALD’ı öldürmesinden bir gece. önce Ruby’nin evinde yapılan önemli bir toplantıya Savcı Tom Howard da katılmıştı. Jack Ruby’nin iki polis arasında hapishaneye götürülen Oswald’ı vurmasından sonra Savcı Howard, kalp durmasından öldü. Otopsi bile yapmadan, savcıyı çabucak gömdüler.

OSWALD’ın kaldığı pansiyonun sahibi Bayan Earline Roberts de birden bire kalp durmasından ölüverdi!.. Pansiyoncu kadın, Kennedy’nin ölümünden az sonra, Oswald’ı otobüse binerken görmüştü. Ve bu otobüs, polis memuru Tippit’in bulunduğu yöne doğru gitmemişti. Bayan Roberts bu iddiasında direnince ölüm onun da yakasına yapıştı…

BOYACI Hank Killam, Kennedy suikastıyla ilgili bazı şeyler biliyordu. Çünkü Killam’ın bir arkadaşı, Oswald’la aynı pansiyonda kalıyor ve karısı Wanda, Jack Ruby’nin yanında çalışıyordu. Birçok kişiyle birlikte Killam da polis tarafından sorguya çekilmişti. Bilinmeyen bir nedenle Killam, Dallas’tan ayrılmak zorunda kaldı. Gittiği Pensacola kentinde, boynundan kesilmiş olarak bir kaldırım üzerinde bulundu. Polis raporlarında, zavallı Killam’ın bir pencere camı üzerine kaza sonucu düşerek öldüğü yazılıyordu.

Dorothy Kilgallen

SUİKASTTAN
sonra, Ruby’yle hücresinde baş başa konuşmak olanağını bulan tek gazeteci, Dorothy Kilgallen’di. Fakat o da bir gün ölüverdi. Polise göre Bayan Kilgallen çok sayıda uyku hapı yutarak intihar etmişti!..


OTOBÜS şoförü William Whaley, suikast günü otobüs durağından Oswald’ı alarak Barkley’e götürmüştü. Hareket saati 12,30’la 12,45’ti. Şoför bunu hareket defterine yazmıştı. Oysa o sırada Oswald’ın Kennedy’ye ateş etmesi gerekiyordu. Şoför, bu iddiasında direndi. Bir gün William Whaley’in kullandığı otobüsle direğe çarparak öldü. Otuz beş yıllık şoförlük hayatında, bir gün bile kaza yapmayan Whaley’in, böyle basit bir kazada can vermesine kimse akıl erdiremedi.

UNİON Terminal Şirketi’nin işletme şefi olan tanıklardan Lee Bowers, Kennedy’ye kitap deposundan değil de, yolun karşı yakasından iki kişinin ateş ettiğini söylemişti. Tanıklığından kısa bir süre sonra, Bowers de öldü. Ölüm nedeniyse bir türlü anlaşılamadı.

POLİS Tippit’in öldürüldüğünü gören başka bir tanık da, Edward Benarides’di O da öldü. Hasta filan da değildi. Neden öldüğü de bilinemedi.

…VE sonunda Jack Ruby… Ruby 9 Aralıkta hapishaneden hastaneye “zafiyet” teşhisiyle götürüldü. Bir ay sonra da, hastalığının adı kanser oldu ve Ruby hemen öldü. Kanser konusunda büyük araştırma ve çalışmaların yapıldığı Amerika gibi bir ülkede, Ruby’yi bir ay içinde öldürecek kadar ilerlemiş hastalığın anlaşılamaması olacak şey değildi. Ruby ölümünden önce, yanındaki hastalara şöyle diyordu:

“Vücuduma kanser aşıladılar!..”

Gizli bir el, Kennedy’yi yok ettikten sonra, bu olayı aydınlığa kavuşturacak kişileri de sanki birer birer ortadan kaldırmıştı...










Aradan yıllar geçtikten sonra bir gün, John Fitzgerald Kennedy’nin kardeşi Robert Kennedy de, 5 Haziran 1968’de Los Angeles’ın Ambassador Hotel’inde düzenlenen bir baloda vurularak öldürülüyordu. Katil, Sirhan adlı bir Filistinli Arap göçmeniydi.



Robert Kennedy, A.B.D. Başkanlığına Demokrat Parti’den adaylığını koymuş ve başkan adayı seçimlerinin altısından beşini kazanınca, bunu kutlamak İçin Los Angeles’te bir balo düzenlemişti. Arap göçmeni tarafından vurulmasaydı, belki de A.B.D. Başkanlığına ikinci bir Kennedy geçmiş olacaktı.


Arap göçmeni Sirhan’a, Ambassador Hotel salonlarında bu cinayeti işleten, Kennedyleri A.B.D. Başkanı olarak görmek istemeyen yine o gizli el miydi acaba?

Bu soruya verilecek karşılık, hiç olmazsa şimdilik yok.

Kaynak: buzlu.org
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.07.15, 17:43   #4
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı ( 22 Kasım 1963 )

JF Kennedy ABD’nin ilk ve son Katolik başkanıdır. Gençtir, heyecanlıdır, gözü karadır bu yüzden tedbirsiz davranır. Başkan seçilmeden evvel Yahudi Sigmund Rotschild’in “seçim masraflarını karşılarız ama iktidara gelirsen bize paralel bir siyaset izleyeceksin” teklifini geri çevirecek kadar toydur (!) daha. Elitlerin değil, eziklerin oyunu alarak başkan olan Kennedy bağımsız bir Amerika’dan yanadır zira.

Nitekim1963’te çıkarttığı kanunla Amerikan dolarını basma yetkisini Rotschild ailesinden alır Amerikan Merkez Bankası’na sunar. Bu İsrail’in can damarını kesmek demektir, Siyonistlerin uykuları kaçar.


O günlerde İsrail Dimano Çölünde bir nükleer tesis kurmakta, Şam’ı, Bağdat’ı, İstanbul’u. Ankara’yı, Riyad’ı, Kahire’yi vuracak füzeler planlamaktadır. Kennedy İsrail’in nükleer programına karşı çıkar. Ben Gurion’a yazdığı mektupta makul ifadeler kullanır, mahsurlarını sıralar.

Ben Gurion




Ben Gurion cevabi mektubunda hariciye camiasında rastlanmayan sertlikte bir üslup kullanır ve Koca ABD Başkanına “Genç adam” diye hitap ederek aşağılar. Bunun bilinen bir adı vardır “aba altından sopa!”


O saatten sonra katıldığı toplantılarda “Kennedy’nin varlığı İsrail için tehdittir” diyecektir ısrarla.

Kennedy Vietnam’a girilmesinden yana değildir, böyle bir operasyonun kanlı bedelinden şüphe duymaz. Ancak derin Amerikalılar savaş baltalarını çoktaaan çıkarmış, dansa başlamıştırlar. Pentagon güçsüz rakibi karşısında şov yapacak, silah sanayii büyük siparişler alacaktır, dolar yağacaktır dolar!

Rusya ile nükleer füzeleri karşılıklı azaltan Kennedy soğuk savaşı bitirmekten yanadır, gerginliğe ayrılacak bütçeyi uzay çalışmalarına sağlığa ve eğitime aktarmayı planlar. Bu da silah tacirlerinin 300 milyar dolar kaybetmesi demektir bir bakıma.

Kennedy projelerini hayata geçirebilmek için 1964 seçimini kazanmalıdır. Texas eyaleti bilhassa önemlidir. Çünkü parti içinde dargınlıklar kırgınlıklar vardır. Söylentileri bitirmek için Vali Conally ile birlikte çıkmalıdır halkın karşısına. 22 Kasım 1963 Cuma günü, eşi Jackie ile üstü açık bir Lincoln’e biner, vatandaşları selamlar. Saat 12.30’da 6 adet patlama işitilir. 12.31’de ölü bir başkan vardır Limuzinin koltuğunda.

Suikastı inceleme işi Warren komisyonuna havale edilir. Ancak seçilenlerin tamamı masondur, faturayı Oswald adlı bir zavallıya keser, İsrail’i töhmetten kurtarırlar.


Peki Kimdir Bu Oswald?

Lee Harvey Oswald, 939 New Orleans doğumlu bir Amerikan vatandaşıdır. Deniz piyade olarak vazife yaptığı yıllarda (56-59) Rusça dil eğitimi almış, bilahare pratiğini geliştirmek için Rusya’ya gitmiş orada evlenmiştir. Lakin Rusya’da yapamaz, gelir Dallas’a yerleşir bir yıl sonra. Normalde Sovyetler dönüşü sorgulanması lazımdır ama herhangi bir takibata uğramaz. Zaten sol düşünceli birinin en son geleceği yer Teksas eyaletidir. Burada Komünist’im demek 20 yıldan başlar.

Bilahare CIA kadrosundan Clay Shaw ile irtibat kurar ve Elm sokağındaki kitap deposunda işe başlar. Eski bir askerdir, FBI’a girip çıkmaktadır hala.

Başkan Kennedy vurulduğu esnada kitap deposunun ikinci katındaki kafeteryada bir şeyler atıştırmaktadır. Suikastten haberi bile yoktur, hadiseden yarım saat sonra sinemada tutuklandığında film seyretmektedir bir başına.

Enteresandır bütün polislerin elinde resimleri vardır ama. Oswald emniyette 12 saat boyunca soru yağmuruna tutulsa da dik durur, suçu üstlenmez asla. Savcıların ifadeyi kayda alması gerekir ama bu basit kaideye uyulmaz. Oswald’ın kendinden emin tavrı birilerini ürkütmüştür zira.

Halbuki resmi açıklama nettir “Komünist Oswald üç atış yapmış, Başkan Kennedy’i öldürmüş ve Teksas Valisi Connaly”yi yaralamıştır.”

Oysa şahitler (tam 51 kişi) patlama seslerinin kitap deposundan değil, çimenli tepe üzerindeki tahta perdenin arkasından geldiğini söyler ısrarla.


Vurun Oswald'a!

Medya ağız birliği etmişçesine “Azılı Marksist ve Castro hayranı” Oswald’ı karalar. Life Dergisi çocuğun eline fotomontaj ile bir tüfek tutuşturup yayınlar. Amerikan halkı “acaba” deme özürlüdür, istenilen yana sürülür rahatlıkla.




Polis William Janetsson silah seslerini duyunca tepeye koşmuş, duman ve barut kokusu ile karşılaşmıştır orada. Şahitlere göre en az üç suikastçı vardır ve ikişer atış yapmıştırlar. Kennedy, ikinci atışta boğazından vurulmuş; “altıncı atışta” ise kafatası parçalanmıştır.

Neyse aradan iki gün geçer. Zanlı Oswald “Dallas Emniyet Müdürlüğünün içinde” Jack Ruby (Jacob Rubenstein) tarafından öldürülür.

Kennedy suikastının görgü tanıklarından Jessica C. Flonnkın Jack Ruby’i çimenli tepecikte gördüğünü açıklar, elinde dürbünlü tüfekle uzaklaşmaya çalışmaktadır hızla. Tuhaftır ama ifade sahiplerinden 47’si peyderpey intihar eder ya da trafik kazalarına uğrarlar.

Oswald’a yakıştırılan dürbünlü silah önce 7.65 bir mavzer (Mauser) diye açıklanır, 6.5 lik Carcano’ya dönerler sonra. Ancak bulup getirdikleri 1945 İtalyan yapımı Carcano’nun uzun süredir kullanılmadığı ortaya çıkar. Burada FBI Şefi mason Edgar Hoover devreye girer (oyunun aktörlerindendir) silahı merkeze yollar, ama silah ikinci defa arandığında bulunamaz FBI ambarlarda buharlaşır adeta.

John F. Kennedy’nin vücudunda 8 yara izi vardır. Iskalanan atışları da dikkate alırsak tek mermi arı gibi dolanmış, Başkandan çıkıp valiye girmiş, validen çıkıp dönmüştür başkana…

Resmi açıklama Başkan’ın arkadan vurulduğu yönündedir. Peki arkadan vurulan bir insanın beyni nasıl olur da bagaj kapağına sıçrar. Hem o meşhur Lincoln suikasttan sonra neden yıkatılmaya götürülmüş, temizlenmiştir itinayla?

Bilahare Oswald ile yakınlığı bilinen CIA yönetecisi Clay Shaw’u mahkemeye çıkarırlar. New Orleans başsavcısı Jim Garrison resmi tezi tek tek çürütür ve yeni bir sayfa açar. Abraham Zapruder adlı bir vatandaşın kullandığı el kamerası (8 mm’lik Bell&Howell) hadiseyi saniye saniye görüntülemiştir zira.

Peki 964 Warren ve 975 Rockefeller Komisyonu aynı görüntülerden haberdar değil midir?

Elbette haberdardır ama film Time-Life binasında bir kasada saklanır, Amerikan halkına izlettirilmez asla. Ya Meclisin Suikast Araştırma dosyaları? Onlar devlet sırrıdır. 2029 yılına kadar mühür altında olacaktırlar.

Oswald’ın katili Jack Ruby’e gözaltındayken yapılan şırıngada ne vardır bilmiyoruz. Lakin adamın kimyasını bozar, o da genç yaşta gözlerini yumar hayata.

Uzatmayalım Lyndon B. Johnson hemen suikast günü yemin eder ve Kennedy’nin yerine 36. Başkan olarak göreve başlar. Ülke adeta Siyonistlerin eline teslim edilir. ABD, Arap- İsrail savaşında açıkça Telaviv’in yanında yer alır. Düşünün Washington desteği olmasa nasıl tutunabilirlerdi Ortadoğu’da.

İsrail’deki Dimona Santrali tamamlanmış, nükleer füzeler imal edilmiş ve hedeflerine kilitlenmiştir bu arada. L.B. Johnson dolar basma hakkını tekrar Rotschildlere sunar, devleti sil baştan şahıslara bağlar.

Pentagon çığlık çığlığa koştuğu Vietnam’da ise batağa saplanır. Evet karşı taraf da kayıp verir ama Amerika bu kadar tabutu ilk defa görür bir arada. Binlerce helikopter ve tayyare düşer, maliyenin dengesi kayar.

Başkan Johnson Kıbrıs çıkarmasının yapıldığı günlerde açıkça Yunanistan’ı arkalar ve Ankara’ya “ABD yapısı silahları kullanamazsınız” şeklinde bir mektup yazar.


Bakın şimdi nereye geleceğim?

Fransa’daki rehine krizi sürerken tecrübeli meslektaşlarımız hep aynı şeyi söylediler. “Bunları vuracak, susturacaklar!”

Evet, onlara da Oswald’a reva görüleni yaptılar.


Mahir Kaynak’ın bir sözü var. Bu tür eylemleri kimin planladığını anlamak istiyorsan kime yaradığına bakacaksın.

Fransa’daki eylemin Müslümanlara yaramayacağı açıktı, yaramadı da…


Sebeplenenler ortada!


Aslen Polonyalı Bir Yahudi



Yüzlerce polisin önünde Smith&Wesson’unu çıkarıp Oswald’ın kalbine sıkan Jack Ruby gece kulübü işletiyor gibi görünse de FBI ile kirli işler çeviren bir Polonya yahudisidir aslında.


5.6 Saniyede 3 Atış




Kennedy üstü açık araba ile halkı selamlar iken ilk kurşun ensesinin altından girip kravat düğümünden çıkmış ikinci mermi Dallas Valisi Connaly i sırtından ağır yaralamış üçüncü ve ölümcül darbe Kennedy nin kafasının üst bölümünü parçalamıştır. O şekilde araç doğrudan hastaneye yönlenmiş ancak Kennedy tüm çabalara karşın kurtarılamamıştır. İlginç olan bir durum da şudur; İlk atış ile son atış arasında yaklaşık 5,6 saniye bulunmaktadır. Olayı araştıran FBI ajanlarının hiçbirisi nişan almaksızın bile benzer şekilde ateş etme başarısını gösterememiştir.

Suikastte kullanılan silah, en son olarak 1945 yılında üretilmiştir. Mermiler hazneye tek tek sürülür. Üç merminin bu kadar kısa bir sürede ayrı ayrı sürülmesi ve nişan alınması şaşırtıcı bir olaydır.

Kennedy suikastında kullanıldığı öne sürülen alet mekaniktir, mermiler kolla sürülür namluya.

“Yani?” diyeceksiniz.

Böyle bir tüfekle kimse beş saniyede üç atış yapamaz.

__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.10.15, 09:34   #5
«... Beklenen Şarkı ...»

Çengelli İğne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 1654
Mesajlar: 9,563
Ettiği Teşekkür: 33017
Aldığı Teşekkür: 32006
Rep Derecesi : Çengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)

Ne suikastmış ama arkasından kaç kişi daha öldürülmüş.

Okurken sanki film senaryosu okuyor gibi hissettim kendimi.

Nasıl planlardır bunlar.

Kennedy Suikastı'nu bu kadar ayrıntılı bilmiyordum.

Kapsamlı konu olmuş.

Ellerine,emeklerine sağlık.

Teşekkürler.
__________________






Çengelli İğne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Çengelli İğne'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.10.15, 16:59   #6
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 784
Mesajlar: 6,388
Ettiği Teşekkür: 28194
Aldığı Teşekkür: 33967
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)

JFK'nin gözü gerçekten karaymış ve dünyayı yöneten siyonistlerin canını epeyi sıkmış. İyi yapmış ama kurulmuş düzene karşı çıkmak, daha doğrusu karşı çıkmaya çalışmak hayatına mâl olmuş. Sadece onun değil çok kişinin de hayatına mâl olmuş. Suikaste uzaktan yakından karıştığına inanılan herkes ortadan kaldırılmış en hafif tabiriyle.

Kennedy suikastı her zaman ilgimi çekmiştir nedense. Sindire sindire ama bir solukta okudum.

Eline sağlık Dilaver.
Sevda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.10.15, 20:54   #7
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)


@Çengelli İğne , @Sevda , @Canan @Ekin...

Zaman ayırıp okuduğunuz için ben teşekkür ederim arkadaşlar..


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.10.15, 00:10   #8
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)

Sn. Dilaver,

Emeklerin katkın ve paylaşımların için teşekkürler..
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.10.15, 01:11   #9
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2603
Mesajlar: 30,048
Ettiği Teşekkür: 161546
Aldığı Teşekkür: 177620
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: J.F.Kennedy Suikastı (22 Kasım 1963)

Polisiye romanlar halt etmiş.

Bu suikast, birden fazla sinemaya da uyarlandı.

* * *

Çok kapsamlı güzel konu olmuş, ellerine sağlık Dilaver..
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
1963, buchanan, connaly, jack ruby, john fitzgerald, kasım, kennedy, lee harwey oswald, suikast, suikastı, zapruder


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 21:14.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.