Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Dünya Tarihi > Dünya Tarihinde Yer Alanlar

Dünya Tarihinde Yer Alanlar Dünya tarihinde yer alan olay ve portreler


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 12.08.18, 19:27   #1
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3730
Mesajlar: 17,319
Ettiği Teşekkür: 72734
Aldığı Teşekkür: 66701
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Bir Diktatörün Hayatı | Josef Stalin

Josef Stalin
(1878-1953)



Ocak 1924’te Lenin’in ölümüyle Sovyetler Birliği’nin yönetimini devralan, hakkında en çok kitap yazılan liderlerden, kimilerine göre devrimci, kimilerine göre acımasız bir diktatör Josef Stalin.


Josef Stalin adıyla bilinen Yosif Visaryonoviç Cugaşvili, 18 Aralık 1878’de Gürcistan’ın Gori kentinde dünyaya gelir. Babası Vissaryon, Gürcü bir kunduracıydı. Güçlü bir kişiliği olan annesi Ekaterina ise Osetyalı’ydı. Dört çocuklarından yaşayan tek oğullarına gözleri gibi bakarlar.


Babası, Josef doğmadan kısa bir süre önce işçi olarak fabrikaya girer. Çocukluğunda, ayakkabıcı Şeso’nun oğlu Soso olarak çağrılır. Yedi yaşında ise çiçek hastalığına yakalanır ve izlerini yaşamı boyu taşır. Babası onun bir ayakkabıcı olmasını istese de, annesi papaz okulunu tercih eder ve Gori Kilise Okulu’na kaydolur. Burada tüm dersler Rusça verilir; bu yüzden, Stalin ana dili Gürcüce’yi annesinden öğrenir.


Stalin'in annesi

Çocukluğunun ilk yılları, çevresini saran acımasızlıkla, annesinin tutkulu sevgisinin iç içe olduğu bir ortamda geçer. Sekiz yaşından onsekiz yaşına dek süren ve daha geniş bir dünyayla bağ kurduğu okul yılları, kişiliğinin biçimlenmesinde güçlü bir etken olur. Altı yıllık okul yaşamının sonunda, ona Tiflis İlahiyat Okulu’nun kapılarını açan bir burs kazanır. Okulda, Josef etkileyici sesi nedeniyle koroya alınır. Bu yıllarda, şiirler de yazar, bunlar çeşitli dergilerde yayımlanır.

Yeni açmış pembemsi gonca,
Mavi-mor’a dönüyor aceleyle
Ve hafif meltemle canlanıyor.
Vadideki zambaksa, eğilmiş çimenlerin üzerine.

(Simon Montefiore’nun Stalin: Kızıl Çarın Sarayı kitabından)

Okulda, dini kitapların arasına koyarak okuduğu, Darwin’nin Türlerin Kökeni adlı kitabı dini düşüncelerini derinden sarsacaktır. Bu arada ateşli söylevleriyle de dikkat çeker. Bir kitapçıdan arkadaşlarıyla birlikte devrimci kitaplar kiralamaya başlar. O sıralarda edebiyata, tarihe, toplumbilime ve öteki bilim dallarına ilgi duyar. Yıllar sonra okul arkadaşları, pazar günleri Goriçvari dağının eteklerinde Gürcü ozan Çavçavadze’nin ve öteki ulusal ozanların şiirlerini hep birlikte nasıl okuduklarını anlatırlar.


Okula geleli daha bir yıl olmadığı halde, Rus marksistlerinin Tiflis’te kurdukları bir illegal grupla ilişki kurar ve onlardan ilk kez Plehanov’u, Marx’ı ve bütün Rus sosyalist yazarları öğrenir. Bu durum karşısında 27 Mayıs 1899’da Okul Meclisi Josef’i politik bakımdan güvenilir olmadığı gerekçesiyle okuldan atar.


Stalin daha sonra şunları söyler: “Babam bir ayakkabı fabrikasında çalışıyordu, anam da işçiydi, anam ve babamla aynı sosyal düzeyde olan içinde yaşadığım çevrenin başkaldırıcı karışıklığı ve Ortodoks Kilisesi İlahiyat Okulu’ndaki Cizvit zulmü ve sert hoşgörüsüzlük sayesinde marksist olduğumu söyleyebilirim. Çevrem, Çarlık zulmüne karşı çok büyük bir nefretle doluydu, tüm yüreğimle devrimci çalışmanın içine atıldım.”


1906

Stalin 1898’de Tiflis İlahi­yat Okulu’ndayken, St. Petersburg Birliği tarafından yayınlanan bir gazetede Lenin’in bir ya­zısı dikkatini çeker. Bu yazıyı okuduğu andan itibaren, bu yeni yazarın her sözünü dört gözle beklemeye başlar. Ve çok geçmeden, bu tanımadığı kişi, Stalin’in gözünde kahra­manların kahramanı olur. Bu ikilinin tanışmaları ise, bu tarihten beş yıl sonra mektuplaşarak olur. Stalin kahramanıyla, Finlandi­ya’nın Tampere kentindeki bir parti konferansında, 1905 yılında ilk kez yüz yüze gelir.

O anı şöy­le anlatır: “Partimizin dağ kartalını (bu deyimi sık kullanır)büyük insanı, yalnızca politik olarak değil, fiziki olarak da büyük bir in­san olarak görmeyi umuyordum. Çünkü Lenin’i hayalimde heybet­li ve gösterişli bir dev olarak canlandırmıştım. Son derece sıradan görünüşlü, ortalama boyun altında ve sıradan fanilerden hiçbir bi­çimde, sözcüğün tam anlamıyla hiçbir biçimde ayırt edilmeyen bir insanla karşılaşınca, hayal kırıklığına uğramıştım…”

Tutuklanma sonrası (1908)

Stalin, bilimsel sosyalizmin temel ilkelerini, Mesame Dasi (Sosyal Demokratlar) adı verilen gizli örgütlenmiş marksist grupla çalıştığı yıllarda kavrar. Sonra, Tiflis demiryolu atölyelerinde çalışan bir grup işçinin başına geçmesine izin verilir. Bu insanlarla konuşmak ona hiç de güç gelmez, ne de olsa anasıyla babası da aynı sosyal tabakadandılar. Stalin gençlik günle­rinde devrimci hareketteki yerini, daha sonraki yıllarda “Ben devrimin yer süpürücüsüydüm” diye tanımlayacaktır.

1901 Eylül’ünde Stalin ve grubu Bakü’de böyle bir ba­sımevi kurar ve Brdzola (Mücadele) adlı ilk Gürcü sosyal demokrat gazetesini yayınlar. Çeşitli olaylar ve eylemlere karışır. 5 Nisan 1902’de tutuklanır ve Batum’daki devrimci harekette baş ön­der ve öğretmen olmaktan hüküm giyer. İlkönce Batum ha­pishanesine, sonra da Kutay’da bir hapishaneye götürülür. Bir yıl son­ra iklimi çok sert olan Sibirya’nın Balajants bölgesinin Novaya Uda köyüne sürülür. 4 Ocak 1904’te hapishaneden kaçar; aynı yıl yapılan Bakü grevi, devrimci kabarışın başlangıcı olur. Grevin yönetim kurulu Bolşeviklerden oluşur ve Stalin de onlarla birlikte çalışır.

Stalin Bakü’de tutuklandıktan sonra hakkında oluşturulan suç dosyası
(1910)


Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi iki gruba ayrılır: Bolşevikler (Çoğunluk) ve Menşevikler (Azınlıklar, daha ılımlı olanlar). Bu çatışmada Stalin, Lenin’in (Bolşeviklerin) safında yer alır ve aylarca Kafkasya’nın kent ve kasabalarını dolaşarak Lenin’in görüşlerini var gücüyle savunur. Ama bu yolculuklarında yakalanmamak için değiştirdiği takma adları kullanır.

1905 yılının Ekim ayında Moskova-Kazan demiryolunda başlayan demiryolu işçileri gre­vi birkaç gün içinde telgrafhanelere, fabrikalara, imalatha­nelere ve madenlere dek yayılır. Buna öğrenciler, avukat­lar, mühendisler de katılınca, tüm Rusya’yı kaplayan bir grev oluşur. Ülkede her şey durur ve Çarın manifesto yayınlanması ile grev zayıflar, birkaç gün sonra da grev kaldırılır. Ancak 13 Kasım’da Kronstadt denizcileri arasında ayaklan­ma çıktığı ve Polonya’da sıkıyönetim ilan edildiği haberi alındığında grev yeniden başlar. Bolşevikler bir silahlı ayaklanma başlatsalar da, 9 gün sonra hükümet ayaklanmayı bastırabilir. Ancak Stalin bu dönemde başkentte değildir, Kafkaslar’dadır.


İlk eşi Ekaterina Svanidze

Stalin’in eski bir okul arkadaşı Alexander Svanidze, onu kız kardeşi Ekaterina Svanidze’ye tanıştırır. Stalin, Kato dediği Ekatarina’yla 1906’da Tiflis’te evlenir. Ekaterina Svanidze üzerine pek az şey bilinir ve Stalin de aile yaşa­mı konusunda fazla konuşkan birisi değildir. Ancak, mutlulukları kısa ömürlü olmuştur, çünkü her ikisi de illegal bir parti­nin üyesiydiler ve her ikisi de kaldıklan her evi son derece geçici kılan bir yaşamın içindedirler. Bir yıl sonra bir erkek çocukları dünyaya gelir. Çocuğa Yakop adı verilir, ama Yasha olarak tanınır. Çocuklarının doğumundan kısa bir süre sonra 22 yaşındaki eşi tifüsten ölünce, Stalin “Onun ölümüyle içimdeki son duygu da öldü” diyecektir.

Büyükanne ve büyükbabasının büyüttüğü Yasha, ço­cukluğunda babasını çok az görür, çünkü Stalin eve çok az gelebilir, zira büyük bir zamanını hapisha­nede ve sürgünde geçirir. Yıllar sonra Yasha, 1941’de savaş sırasında Nazilere esir düşer ve 1943’te Berlin yakınındaki toplama kampından kaçmaya çalışırken, kafasından vurularak can verir. Gençliğinden beri intihara meyilli birisi olduğu için ölümü konusunda birçok spekülasyon yapılır.


1911


25 Mart 1908’de polis, Stalin’in çalışmalarını gene keser. Bakü hapishanesinde sekiz ay geçirdikten sonra Kuzey Rusya’daki Vologda’ya sürül­ür. Bir yıl sonra sürgünden kaçarak, Bolşevik örgütlenmeyle ilgili çalış­masını tamamlamak üzere Bakü’ye döner, ancak bu uzun sürmez. 1910’da yeniden tutuklanır, Bakü hapishanesinde altı ay kaldıktan sonra, 1911 yazında tekrar kaçar ve parti yönetiminin isteği üzerine, oradaki Bolşevik örgütlenmeyi güçlendirmek üze­re St. Petersburg’a gider. Ne var ki, daha doğru dürüst bir ça­lışmaya girişmeden 1912’de polis tarafından yakalanır ve Vologda’ya götürülür. Aylardır yeni parti konferansının toplanması, legal bir gazetenin çıkarılması ve Rusya’daki pratik çalışmayı yürütmek üzere illegal bir merkezin kurulması için ajitasyon faaliyetinde bulunmaktadır. Stalin Bolşevik Partisi’nin ikinci komutanı ol­ur. Bu haberi aldıktan sonra Vologda’da gene kaçmayı başarır ve St. Peters­burg’a gelir. Bolşeviklerin ilk legal gazetesi Pravda’nın 22 Nisan 1912’de çıkmasını sağlar. Aynı gün Stalin bir kez daha tutuklanır. Bir kez daha Sibirya’ya, bu kez Narin’e gönderilir, ama Eylül’de sürgünden kaçar. Bu dönemde çelik adam anlamına gelen Stalin lakabını alır.



Anastas Mikoyan, Joseph Stalin, Grigory Ordzhonikidze
(1925)

1912’de yapılan Prag Konferansı’nda Lenin tarafından Merkez Komite’ye seçilir, parti­nin kendisine verdiği daha büyük merkezi yönetim görev­lerini üstlenmeye hazırlanır. Ama her zamankinden daha sıkı bir takip altındadır. 23 Şubat 1913’te St. Petersburg’da Pravda yararı­na düzenlenen bir konserde Stalin gene tutuklanır. Stalin bu kez dört yıl için çok uzak bir köşedeki Turuhansk yöresine gönderilir, ama 1914 yılı başlarında daha da kuzeye, Sibir­ya’nın Kuzey Kutbu dönencesi içinde kalan Kareyka köyü­ne gönderilir. Çarın adamları bu kez onu ellerinden kaçır­mamakta kararlıdır.

Lenin’in ekmek, barış, özgürlük sloganıyla sembolleşen, Ekim Devrimi olarak da anılan 1917 Rus Devrimi ile çarın tahttan indirildiği haberi Sibirya’ya ulaşır ulaşmaz hapishanedeki binlerce siyasi sürgün gibi Stalin de dönmek üzere yola çıkar. 25 Mart 1917’de St. Petersburg’a ulaşır.




Stalin (ayakta soldan üçüncü), Rus İmparatorluğu’ndaki Turukhansk’ta bir grup Bolşevik devrimciyle
(1915)

Stalin’in Kafkaslardan tanıdığı arkadaşı Alliluyev’in Hura ve Nadezhda adlarında iki kızları vardır. Stalin ailenin dostudur ve sık sık onlarda kalır. Ve tabii küçük Nadezhda’nın da kahramanıdır. Belki de Stalin’in yaşamının aşk öyküsü bu­rada başlar, çünkü yıllar sonra Nadezhda, Stalin’in ikinci karısı olacaktır. 1919 yılında Nadezhda 18, Stalin 40 yaşındayken evlenirler, oğulları doğar. Nadezhda üniversiteye başlar, Stalin’in karısı olduğunu herkesten saklar. İkinci çocukları da dünyaya gelir. Kremlin, şaşaalı partilere ev sahipliği yaparken o ilkelerinin çiğneniyor olmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirir. Kocasıyla arası gittikçe bozulur, kendini dine verir. 9 Kasım 1932’de aktris Galia Egorovna’nın da davet edildiği içkili partiye Nadezhda da katılır, ama kocasının Galia’ya kur yapması karşısında, odasına döner ve silahla yaşamına son verir.



Karısı Nadezhda Alliluyeva ile



İkinci eşinden dünyaya gelen oğlu Vasili Yosifoviç ve kızı Svetlana

Stalin Pravda Gazetesi’nin başındadır. Daha sonra Lenin halk komiserliği görevini verir. Halk komiserliğinin görevi, çeşitli milletlere ait toplulukların milliyetçilik düşünce ve hareketlerini bastırmaktı. Bu kanlı çalışmaları sonucu, 1919 senesinde kendisine İşçi ve Köylü Komiserliği de verilir. İç savaşta politik komiser olarak süvari birlikleri ile karşı ordu güçlerine karşı savaşır. Bu savaşlar sırasında Rus ordusu tamamen dağıtılarak yerini Kızıl Ordu’ya terk eder.


Stalin, Vladimir Lenin ve Mikhail Kalinin
(1919)

Stalin, Lenin’in 1924 senesinde ölümünden sonra parti kongresinde genel sekreterliğe seçilince, Komünist Parti’nin tamamına hükmetme imkanına kavuşur.


Stalin, Tek Ülkede Sosyalizm sloganıyla, yönetici kadrolarına yepyeni bir kadro yerleştirir. Lenin’in sosyalizmin tek ülkede kuruluşu öğretisinin Rusya’ya ilişkin önemini ilk kavrayan Stalin olur. Ama bu öğretiyi, öteki ülkelerin komünistlerinin dış politikasına ilişkin olarak eksiksiz bir biçimde geliştirmez. Öteki ülkelerin komünist partilerinin iç sorunlarının çok farklı olduğu kabul edilmekle birlikte, onların uluslararası sorunlarla ilgili politikaları, dünyanın sosyalist SSCB ile Sovyet düşmanlığında birleşmiş kapitalist dünya diye ikiye ayrıldığı biçimindeki aşırı basitleştirilmiş bir anlayışa dayandırır.


Stalin Batılı yaşama biçimine, batı düşüncesine kayıtsız kalmanın yanında, onu bilinçli reddeden bir eğitim geleneği içinde yetişmiştir. Molotov, Kirov, Kaganoviç, Kuibişev gibi Stalin’e en yakın kimseler de, Batı kültüründen, uluslararası düzeyde bir bakış açısından yoksundu.




Stalin’in kararlarıyla, 1930’da 25 milyon köylü evlerinden zorla alınarak büyük sanayi fabrikalarına taşınır. Çiftçilik, ziraat, kolektif esaslara bağlanır. 1944’te ABD ve İngiltere’ye karşı bir yükümlülük ve güvence olarak Komitern’i (uluslararası işçi sınıfını kapitalizmi yıkma mücadelesinde birleştirme amacıyla Lenin’in kurduğu Sosyalist Devrimin dünya partisi) dağıtır. Enternasyonal’in yerini, sözleri Stalin’in yüceliğini anlatan bir ulusal marş alır. 1946’da Halk Komiserleri Konseyi’ne Lenin’in nefret ettiği Bakanlar Konseyi adını verir. 1947’de İşçi-Köylü Kızıl Ordusu’nun adını SSCB Silahlı Kuvvetleri olarak değiştirir. Partiyi o güne kadar niteleyen Bolşevik sıfatına son verir.

İkinci Dünya Savaşı kazanılınca Stalin’in gücü de artar. Roosevelt ve Churchill’le Tahran ve Yalta’da yapılan antlaşmalarda Sovyetleri dünyanın ikinci büyük devleti olarak kabul ettirir. 1947’de Amerikan emperyalizminin bir aleti olarak tanımladığı Marschall Planı’na karşı, milletlerarası komünizmi yayabilmek için Kominform’u kurar. Balkan ve Doğu Avrupa devletlerinin çoğunu fakir ve yoksul olmalarından istifade ederek devrimler yaptırarak bir bir hakimiyeti altına almaya başlar ki, bu tarihten sonra doğuyla batı arası açılarak demir perde kurulmuş olur.




Stalin ve Franklin D. Roosevelt
(1945)


Stalin’in yönetimi döneminde sistematik devlet terörü yaptığı artık kabul edilir. Bu uygulamaların en önemlisi Gulag çalıştırma kamplarının faaliyetleridir ki, Sovyet döneminde oldukça gizli tutulmaya çalışılır. 90’lı yıllardan sonra buzlar erimeye başlar ve gizli dosyalar da ortaya çıkar. Gulag adıyla bilinen çalıştırma kampları, esas olarak iki fonksiyonu yerine getirmekteydi: Rejim karşıtlarını cezalandırmak ve cezalıların bedava işgücünü sistemli bir şekilde kullanarak sanayinin gelişmesine katkı sağlamak. Gulag kamplarının bir başka özelliği, diğer hapishanelerle kıyaslandığında buradaki cezalıların önemli bir kısmının siyasi mahkûmlardan oluşmasıydı.
Ancak hala bütün araştırmacılar Gulag kamplarında yaşananların boyutları hakkında hemfikir değildir. Solzhenitsyn’in yazılarında Stalin dönemindeki siyasi kurbanlar sayısını (buna idam edilenler, sürgüne uğrayanlar, cezaevlerine gönderilenler dahil) 15 milyon olarak belirlemiştir. NKVD (İçişleri Halk Komiserliği, Sovyetler Birliği’nin çeşitli meselelerini idare eden devlet birimi) arşivlerindeki resmi kayıtlar çok farklıdır, 4 milyon olarak gösterilir.



Stalin ve Winston Churchill
(1945)


Simon Sebag Montefiore, Stalin Kızıl Çar’ın Sarayı adlı kitabında özel hayatına yer verir. Kitapta yazılanlara göre, Stalin aslında kadınlara fazla önem vermez, ama yine de çok sayıda kadınla birlikte olur. Evliyken aralarında üst düzey yetkililerin eşlerinin de bulunduğu çok sayıda kadınla ilişkisi olur. Bunlardan birisi de eşi Politbüro üyesi olan Bronka Metlikova. Bu ilişkiden gayri meşru bir kızı dünyaya gelir. Ayrıca Maria Kuzakova’dan da evlilik dışı bir oğlu olur. Kitaba göre, duygusal ilişki kurmakta zorlanan Stalin, kadınların arı gibi üzerine üşüşmesinden rahatsızlık duyuyor ve tek dertleri beni yatağa atmak diyor. Ancak, Stalin kadınlarla dans etmekten hoşlanır, gençliğinde geçirdiği bir kaza sonrası kısa kalan sol kolu nedeniyle dans ederken bir türlü kadınları belinden kavrayamıyorum der.

1920’de Rus biyoloji doktoru İlya İvanov, Stalin’e hayvan-insan karışımından süper asker yaratılabileceğini söyler. Stalin de bu çalışmalara destek verir. Bunun için Kırım’da Karadeniz kıyısında Askaniya Nova adlı gizli araştırma merkezi kurulur. Stalin oluşturulacak bu yeni tür için “Güçlü kuvvetli ama aptal olsunlar. Az yesinler, çok çalışsınlar!” der.


2 Mart 1953’te geçirdiği bir beyin kanaması sonucunda Stalin’in sağ bacağı ve sağ kolu felç olur, şuuru kapanır. 5 Mart 1953 günü ise yaşama veda eder. Yerine geçen Nikita Kuruşçev ise Stalin’i düşman olarak ilan eder. Stalin ismiyle başlayan şehirlerin isimleri dahi değiştirilir. Para, pul ve resmi dairelerden Stalin’in resmi ve büstleri kaldırılır. Mezarı dahi açılıp Kremlin’in duvarı dışına taşınır.
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 12.08.18, 21:55   #2
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1353
Mesajlar: 12,691
Ettiği Teşekkür: 53169
Aldığı Teşekkür: 46151
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Bir Diktatörün Hayatı | Josef Stalin

Gençliğinde Stalin' e büyük saygı duyan biriydim. Asıl nedeni de Alman faşizmini perişan etmesi ve dünyayı Hitler' den kurtarmasıydı.

O eski Sovyetler Birliği' ni Lenin' den daha başarılı bir şekilde bir sanayi toplumuna dönüştürmüş, emperyalist dünya ile sapına kadar mücadele etmiştir...,


Ama...

Sovyetler Birliği' nde kendi gibi olmayan sosyalist fikirleri yok ederek Sovyetler Birliği' ni de tüketen ''benmerkezci'' bir diktatör bozuntusudur.

Dünyada bu Stalin kadar sosyalist katleden bir başka diktatör yoktur.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
diktatörün, hayatı, josef, stalin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2018 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.