Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Maksat Muhabbet Olsun > Duygularımız

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 29.05.17, 21:30   #1
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 95
Mesajlar: 304
Ettiği Teşekkür: 183
Aldığı Teşekkür: 1016
Rep Derecesi : Tuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Yalniz
Standart Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Neden ve Niçin Yaşıyoruz?






Günümüz insanı tarihin en büyük bunalımlarından birini yaşıyor. Gerçekleştirilen maddi ve teknolojik bütün ilerlemelere rağmen, günümüz insanının mutlu olduğu söylenemez. Acıları, ıstırapları ve stresleri unutmak için en çok başvurulan ilaç Aspirin olduğundan, çağımızı "aspirin çağı" diye niteleyen düşünürler bile var. Ayrıca dünyanın bir çok yerinde süren savaşlar, soykırımlar, katliamlar, açlık felaketleri ve çevre sorunları yeni yüzyılı umut ve gülümsemeyle selamlamamızı maalesef engelliyor.

Çağdaş dünyanın modern kurum ve kuruluşlarıyla bütün bu sorunlara bir son verememesi ise ayrı bir trajedi. Bütün bu olgular ve özellikle de Batı dünyasında yaşanan ahlaki çöküntü, aile kurumunun çökmesi, uyuşturucu kullanımındaki artış ve intiharlar arasında yakın bir ilgi bulunmaktadır. Bu da inandığı ve güvendiği bütün bilimsel ve teknolojik değerlerin işe yaramadığını gören insanın, çözümü başka yerlerde; kendi dışında bir şeylerde aramaya itmektedir. Bütün bunlar adeta "sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez" diyen Sokrat'ın haklılığını bir kez daha tasdik etmektedir. Böylece hayatı ve kendimizi sorgulamanın, hayatın anlamını yakalamanın önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Neden ve niçin yaşıyoruz?

Hayatın bir anlam ve amacı var mıdır? Varsa nedir?

İnsan olmanın anlam ve onuru nedir?

Nasıl mutlu olacağız? Gibi sorular kaçınılmaz olarak tekrar insanın karşısına çıkmakta ve ondan cevaplar beklemektedir. İnsan ne kadar bu sorulardan kaçsa ve gör-mezlikten gelse de, bir noktada bunlarla yüzleşmek ve hesaplaşmaktan kaçamamaktadır.

Dünyanın büyük bir bölümünde insanlar, açlık ve her türlü yokluğa rağmen, yaşamaya çalışıyor ve bu yolda çaba harcarlarken, diğer yandan her türlü maddi konfor, lüks ve servete rağmen bazı insanlar intiharı bir varoluş biçimi olarak seçiyorlarsa ortada çok önemli sorun/sorunlar var demektir.

Bu da, yaşamın temeli ve hayatın gayesinin "insanın ekonomik ihtiyaçlarının gide-rilmesi" olduğu tezinin iflas etmesidir. Zira "hayatın ve insanın anlam ve önemi bilinmediği takdirde" sahip olunan bütün maddi servetin de insan için anlam ve önemini yitirdiği görülmektedir. Hayatın anlamını, gayesini ve bu dünyadaki gerçek konumunu bilmek her şeyin önüne geçmektedir. Bu da ancak kendimizi ve hayatımızı sorgulamamızla mümkündür. Zaten felsefe tarihi, bu tür sorgulamaların ve yüzleşmelerin tarihi değil midir?

Görüldüğü gibi, hayatın anlamını sorgulamanın tarihi, insanlık kadar eskidir. İnsanı insan yapan bir şey bu sorgulama. Bununla beraber Ancak, Sokrat'ın özdeyişinden de anlaşıldığı gibi "yaşayanlar" her zaman var olmuştur ve olacaktır da. Ayrıca böyle bir sorgulamayı hoş karşılamayan, aksine kendi varlıkları ve çıkarları için tehdit ve tehlikeli olarak görenler de olmuştur ve olacaktır. Bunların en belirgin özelliği ellerindekini (güçlerini, iktidarlarını, çıkarlarını) kaybetmemek. Bunun için sorgulamayı/sorgulanmayı, eleştirmeyi ve paranteze almayı hoş karşılamamış ve güçleri yettiğinde ise yasaklamamışlardır.

Bunun da en tipik örneğini de Antik Yunan'da Sokrates'in şahsında bulmak mümkün. İzdüşümleri ise, bütün düşünce tarihi boyunca devam etmiştir. Sokrat'ın en büyük suçu: "Ben kimim? Hayatın amacı nedir? Bilgi nedir? İyi nedir?" gibi soruları kendine sormaktı. Ayrıca bu yaşama biçimiyle karşılaştığı ve iletişim kurduğu herkesin de kendisine benzer sorular sormasına neden oluyordu.

Atina'daki kurulu düzen bunu kendi varlığına ve varoluş meşruiyyetine en büyük tehdit olarak algıladı. Sokrat, Atinalı gençlerin ahlakını bozmak ve düzenin temelini tehditle suçlandı. Yetmedi, hapsedildi. Sonuçta zehirlenerek hayatına son verildi. Düşünüldü ki, böylece sorunu çözmüşlerdi. Ancak Sokrat'ın, insan olmanın en temel özelliklerinden biri olan sorgulamayı harekete geçirdiğini fark edemediler. Kendini sorgulamaya başlayan, ne olduklarını ve kavramlarını sağlam bir temele dayandıranlara hükmetmenin yönlendirmenin ve yığın insanı yapmanın mümkün olmadığını hesaplayamadılar.

Sokrat'ın yaktığı bu meşale, tarih boyunca sönmeden yanmıştır. Ancak günümüz insanının daha büyük tehlikeyle karşı karşıya olduğu görülmektedir. Bu da birey insanın, teknoloji, enformasyon ve medya gibi yeni güçler tarafından yok edilmesi; "düşünmemesi" ve "sorgulamaması" için adeta her şey yapılmaktadır. Öyle ki, bireyin giyimi ve yeme-içme gibi en temel insani tercihleri bile başkaları, daha doğrusu gücü elinde tutanlarca belirlenmektedir. Burada güç en geniş anlamda kullanılmaktadır. Kullandığımız ürünleri üretenler, bunları nasıl, ne kadar ve nerede kullanacağımıza da karar vermektedirler. Nerede tatil yapacağımız, ne tür müzik dinleyeceğimiz yine bizim dışımızda kararlaştırılmaktadır. Böyle bir durumda, isterseniz buna postmodern durum deyiniz, bireyin özgünlüğü ne olacaktır?

Bu yeni durumda en büyük işlevi ise medyanın yaptığı görülmektedir. Ortaya çıktığı günden bu yana bir güç olarak ortaya çıkan medya, giderek bu gücünü daha da artırmıştır. Günümüzde ise, büyük sermaye ile birleşerek, tekelleşmiş, kartelleşmiş, bazı durumlarda hakim siyasi iktidarla/iktidarlarla da işbirliği, daha doğrusu çıkar birliği yaparak, bir dev halini almıştır. Thomas Hobbes, "insanın, insanın kurdu" olduğu bir ortamdan kurtuluşu, Levithan dediği devlet devinin ortaya çıkmasında görmüştü. Peki bu yeni durumda, devleşen medyanın ve iktidarların gücünden bireyi/insanı kim kurtaracak?

Örneğin Medya... Yazılı ve görsel medya her şeyimizi belirlemeye çalışıyor. Neyin iyi neyin kötü olduğunu belirtiyor. Yiyeceklerimizi giyeceklerimizi saç modellerimizi de medya seçiyor. İzleyeceğimiz filme kadar o bizim adımıza karar veriyor. Öyle ki artık mahkemelere de lüzum kalmıyor. Yargılamayı da yapıp, herhangi bir konuda kim suçlu, kim suçsuz medya karara bağlıyor. Son zamanlarda bu tür bir çok yargılama ve mahkumiyeti kamuoyu şahitlik etmiştir. Evet, sadece uzaktan seyreden, sıra kendisine gelinceye kadar sesini çıkarmayan, ancak devin elleri onu sardığında bağıran bir kamuoyu. İşin en can alıcı noktası ise bireyin medya karşısında sığınacak bir yeri yok ,daha doğrusu "birey" yok.

Eski masallardaki devleri hatırlarız. Sonunda bir kahraman çıkar ve işi bir sonuca bağlardı. Altın kalpli prens, başta prenses olmak üzere herkesi kurtarırdı. Peki bizi kim kurtaracak?! Ne yazık ki, böyle bir kurtarıcı yok, kendi dışımızda yok, demek istiyorum. Zira şimdiye kadar ki "tüm kurtarıcıların" fos çıktığını gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Öyle ise iş başa düşüyor. "Kendi kendimizi kurtaracağız" İnsanı kurtarmaya çalışacağız. Nasıl mı? Kendimizden başlamak yeterli.

Bunun için yeni yöntemler icad etmeye de gerek yok. Sadece Sokrat'ın altını çizdiği ve vurguladığı "sorgulamayı" başarmak gerekiyor. Acaba bana sunulan tüm bu imgeler, anlamlar/anlamsızlıklar, tüketim alışkanlıkları, ihtiyaçlar doğru mu? Ben birey olarak gerçekten bunlara muhtaç mıyım? Önceliklerim ne? Temel referanslarım neler? Aslında öncelikle "Ben neyim? Kimim? Bu dünyaya nereden ve neden geldim? Hayatımın bir anlamı ve amacı var mı? gibi sorulara cevap aramak gerekmektedir. Kendimize ait cevaplar bulmaya çalışmak. Hayatımızın medya astrologları, medyumları ve şarlatanları tarafından yönlendirilmesini istemiyorsak bu soruların ce-vabını kendimiz bulmak zorundayız.

Sokrat, Platon, Aristo, Descartes, Kant, İbn Sina, Gazzali, Mevlana, Yunus Emre, Said Nursi ve daha binlerce insan bu soruları kendilerine sordular ve cevaplarını da bizzat kendileri verdiler. Bu cevaplarıyla, bize dayatılan sahte doğrulara değil, çağlar üstü ve evrensel doğrulara itibar etmemiz gerektiğini gösterdiler. Bunu yaparken nasıl bir yol izlediklerini bütün içtenlikleriyle anlattılar. Böylece kendilerinden sonra geleceklere, yani bize ipuçları verdiler: Gazzali'nin el-Munkiz mine-Dalal'ı, Descartes'in Metod Üzeine Konuşmaları, Tolstoy'un "İtiraflar"ı ve Nursi'nin Nur Risaleleri bu tür ipuçlarıyla dolu.

Kur'an'ın ilk emri de "oku" idi. Buradaki "Oku!" emrini geniş bir perspektiften ele alınca, Kutsal mesajın insanlardan, yeni bir okuma, anlamlandırma ve sorgulama dönemine başlamalarını; başta kendileri olmak üzere, her şeyi sorgulamaları ve yeniden anlamlandırmalarını istediği anlaşılır. Kendilerine toplum, gelenek ve hatta ataları tarafından dayatılan yanlışlara, sahte cevaplara ve değerlere değil, alemlerin yaratıcısı olan Allah'ın tek değer olduğu yeni bir yaklaşım, yeni bir okuyuş biçimi.

Hayatımızı anlamlandırmak, kendimiz olmak, farklı olmak, özgün olmak istiyorsak, böyle bir sorgulamadan daha fazla kaçamayız. Önümüze konulan sahte hedeflerin ve geçici amaçların bir şeye yaramadığı ufak bir sorgulamayla anlaşılacaktı. Derslerde öğretmenimizin gözüne girmek, karnenin yanında teşekkür ve takdir, iyi bir okul; iyi bir lise ve üniversite ve üniversiteyi bitirme hayali. Bu uğurda harcanan geceler ve gündüzler. Geçen bir ömür. Halbuki gözümüzü açıp etrafımıza baksak, üniversite mezunu olup iş arayan insanlar, hem genç insanlar. Okul bitirmek de sorunu çözmüyor artık. Kendimiz olmak, kendimizi keşfetmek; Allah'ın bize bahşettiği meleke, kabiliyet ve imkanları keşfetmek ve gerçekleştirmek. Böylece öncelikle özgür ve özgün bir "insan" olmak.

Yeni bir yüzyıla robot olarak değil, insan olarak girmek ve insanca yaşamak istiyorsak, kendimizi, hayatımızı ve içinde bulunduğumuz durumu sorgulamaktan daha fazla kaçamayız Biz kendimiz kendi hayat projemizi, hedefle-rimizi, önceliklerimizi ve değerlerimizi seçmezsek, bunu bizim için yapmaya hazır bir çok çıkar guruplarının olduğu unutulmamalıdır. Hatta bize rağmen, bizim için tercih yapan, kendi projelerini, çıkarlarını ve hedeflerini bize dayatanlar hiç azımsanacak gibi değil. Bu bazen devlet adına yapılırken, bazen daha kibar ve daha gösterişli ambalajlar ve retoriklerle yapılıyor.

Sokrat haklı. Gerçekten de "Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez".

Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.05.17, 12:01   #2
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 522
Mesajlar: 2,719
Ettiği Teşekkür: 21104
Aldığı Teşekkür: 11027
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Karşısında soru işareti olan her sorunun bir yazı başlığı olacak şekilde elbette cevapları var.. Uzun bir yazı ve başlıkların içerikleri ile irdelenip cevaplanması gerekir.

Geline demişler kalk oyna,
El cevap yerim dar,
Yer açmışlar buyur oyna,
Yenim dar cevabı ile oynama talebi geçiştirilmiş.

Şahsen öyle demeyeceğim ama oturaklı ve tumturaklı cevaplarım olurdu, ne yazı ki, hastahane randevusunu kaçırmamam gerekiyor... Hoşça kalın.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.05.17, 18:37   #3
Tam Üye

Bursalı68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 8
Mesajlar: 253
Ettiği Teşekkür: 610
Aldığı Teşekkür: 1074
Rep Derecesi : Bursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyorBursalı68 gurur duyuluyor
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Merhaba,

Yazıyı şöyle bir okudum...Bazı detaylar da gözüme takılmadı değil...Örneğin ne zaman Said-i Nursi tarihi duayen bir kişilik oldu ki...?

Yazıya bakınca düşüncenin İDEALİST tarafı öne çıkarılarak hazırlanmış bir yazı olduğu göze çarpıyor hemen...Oysa ki dünya üzerinde iki tür düşünce var, genel olarak ya idealistsinizdir veya materyalist...Yada diğer bir değişle ya Yaradılışçı görüştesinizdir veya Varoluşçu görüşte...

İdealist boyutta meta-fizik ağırlıklı olduğundan NEDEN sorusunun yanıtı aranmakta sürekli...Yada konu sürekli o yöne kaymakta ve irdelendiinde de böyle bir yazı çıkar karşımıza...

Oysa ki materyalistlere, varoluşçulara da hak vermiyor değilim...Neden mi...:

Bitkilere Bakıyoruz : Güçlü olan, doğa şartlarına-dünyaya ayak uyduran yaşayabiliyor, türünü devam ettirebiliyor...

Hayvanlara Bakıyoruz : Güçlü olan, doğa şartlarına-dünyaya ayak uyduran yaşayabiliyor, türünü devam ettirebiliyor.

İnsanlara Bakalım : Güçlü olan (para-mevki...v.b.), doğa şartlarına-dünyaya ayak uyduran yaşayabiliyor, türünü devam ettiriyor...Diğerleri mi, ya sürünüyor, ya da yok olup gidiyor...

Bu durumda aslında dünyanın, doğanın kuralına uygun olarak işliyor çarklar.Durum bu pencereden görüldüğünde " Neden yaşıyoruz, neden hayat bulduk...v.b. " gibi başında NEDEN ile başlayan soruların da zerre kadar bir anlamı kalmıyor.İnsan ne kadar beyin evrimi geçirirse geçirsin sonuç değişmiyor...: Doğanın kuralları geçerli...

Sağlıcakla kalınız...
__________________
Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların bir şey yapmaması kafidir...
Edmund BURKE
Bursalı68 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Bursalı68'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.05.17, 21:00   #4
Gerçek Üye

Scorer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Yaş: 28
Konular: 9
Mesajlar: 754
Ettiği Teşekkür: 1530
Aldığı Teşekkür: 2337
Rep Derecesi : Scorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardırScorer şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Metafiziğin metasının arasına nursi fiziği yerleştirildiğini çok iyi farketmişsiniz sayın @Bursalı68. Diğerleri teferruat, asıl mesele burada. Bana hiç yabancı gelmedi bu tür kamuflajlar; tamamen tesadüf ve klavye sürçmesi olmasını dilerim.
__________________
Bir saat mutlu olmak istiyorsan
Şekerleme yap.
Bir gün mutlu olmak istiyorsan
Balık tut.
Bir hafta mutlu olmak istiyorsan
Tatile çık.
Bir ay mutlu olmak istiyorsan
Evlen.
Bir yıl mutlu olmak istiyorsan
Servete kon.
Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan
Sevdiğin işi yap


Scorer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Scorer'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.17, 00:38   #5
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 859
Mesajlar: 9,385
Ettiği Teşekkür: 42361
Aldığı Teşekkür: 36650
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Meseleye Aristo' yu neden bulaştırıyorsunuz yahu?


Konuya benden önce yorum yapan üç forumdaşımız güzel şeyler yazmış...

...

Benim de kafam şuna takıldı:

Yazının sonlarında şöyle yazıyor:

Alıntı:

Alıntı:
Kur'an'ın ilk emri de "oku" idi. Buradaki "Oku!" emrini geniş bir perspektiften ele alınca, Kutsal mesajın insanlardan, yeni bir okuma, anlamlandırma ve sorgulama dönemine başlamalarını; başta kendileri olmak üzere, her şeyi sorgulamaları ve yeniden anlamlandırmalarını istediği anlaşılır. Kendilerine toplum, gelenek ve hatta ataları tarafından dayatılan yanlışlara, sahte cevaplara ve değerlere değil, alemlerin yaratıcısı olan Allah'ın tek değer olduğu yeni bir yaklaşım, yeni bir okuyuş biçimi.

Bir kere Kuran' da ''oku'' emri vardır da o Kuran' ın okunması emridir. Yani alıntıda olduğu gibi, ''her şeyi oku, araştır, incele ve sorgula'' falan diye bir şey yoktur.

Çünkü dinlerde ve özellikle de İslam' da araştırmak, incelemek, sorgulamak yasaktır. Esas olan incelemeden, sorgulamadan biat etmek yani iman etmektir.

Aksini yapan ise yine Kuran' a göre dinden çıkar ve cezası da sonsuza kadar cehennemde yanmaktır...

Ayrıca ''oku!'' diyor ya!

Zamanın arap toplumunda okuma-yazma bilen insan sayısı nüfusun bin de biri bile değil...

Kime ''oku'' diyor acaba?

Şu sıralar bazı felsefik idealist yazıları laiklere hoş gelecek şekilde yazmak moda oldu...

''Oku!'' ymuş...

Okuduk...
___________
__________________
<img src=http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/susmayacagiz.jpg border=0 alt= />
zafere kadar devrim!
Aristo Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.17, 01:41   #6
Uzman Üye

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 428
Mesajlar: 2,753
Ettiği Teşekkür: 7932
Aldığı Teşekkür: 9643
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mustafa Akten Mesajı göster
Karşısında soru işareti olan her sorunun bir yazı başlığı olacak şekilde elbette cevapları var.. Uzun bir yazı ve başlıkların içerikleri ile irdelenip cevaplanması gerekir.

Geline demişler kalk oyna,
El cevap yerim dar,
Yer açmışlar buyur oyna,
Yenim dar cevabı ile oynama talebi geçiştirilmiş.

Şahsen öyle demeyeceğim ama oturaklı ve tumturaklı cevaplarım olurdu, ne yazı ki, hastahane randevusunu kaçırmamam gerekiyor... Hoşça kalın.
Mustafa Bey, umarım önemli bir sorun yoktur geçmiş olsun, aman kendinize iyi bakın.
__________________

Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar,
Rüzgar ise kapitalisttir, zayıf olanı yıkar.
Ernesto Che Guevara
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.17, 11:16   #7
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 522
Mesajlar: 2,719
Ettiği Teşekkür: 21104
Aldığı Teşekkür: 11027
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Sn. Rosebud,

İlginiz için teşekkürler. Şu sıralar eşimin rahatsızlıklarından dolayı her gün hastahanedeyiz, benim ise şu günlerde kayda değer bir problemim yok. Size ve tüm forumdaşlara sağlık sihhat afiyet ve mutluluklar dilerim.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.17, 13:56   #8
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 32
Konular: 1382
Mesajlar: 6,957
Ettiği Teşekkür: 29442
Aldığı Teşekkür: 31379
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Benim için hayatımın tek kodu şu sözdür.

"Nothing is true, everything is permitted"

"Gerçek olan birşey yok, herşey görecelidir"

Açılımına gelince;

"Where other men blindly follow the truth, remember, nothing is true. Where other men are limited by morality or law, remember, everything is permitted."

"Gerçek ve doğru olarak algılamaları istenilen yalanın peşinden koşanların olduğu yerde "hiç bir şey doğru değildir" (Çünkü tüm algı, düzen kurucular tarafından belirlenmiş sahte bir sahnedir). Kendi kendilerine kurdukları düzen içinde hapsolmuş insanların olduğu yerde her şey mubahtır (Çünkü, kurallar, amaçlarına hizmet edenler tarafından konulmuş birer zincirdir)

-

İşin komik yanı bunu Assassin's Creed serisi gibi bir oyundan çıkmış olması da size çok komik gelebilir ama ben bu sözü ciddiye alıyorum.

Dini geçtim bilgi bile sorgulanabilir nezdimde..

Çünkü içinde yaşadığımız dünyanın insanın gerçek kabiliyetini sınırlandırmak için türlü silselikleri düzen çatısı altında topladıklarını farkettim, bunu fark etmem de bir metal parçası sayesinde oldu. İlk aydınlanmamı bu parçayla yaşadığımı söyleyebilirim. (Metallica - Eye Of The Beholder) Yaş 19 tabi o zamanlar..

Nasıl hislere büründüğümü bilemiyordum o zamanlar ama olanlara da iyice yabancılaşıyordum, gittikçe de yalnızlaştım. Çünkü deli olduğumu söylüyorlardı.

Zamanla anladım ki herkes kolay olanı seçer, çünkü itaat etmek en kolayıdır ama bunu yapmakta insanı ilerletmiyor, sistemin üzerimizde hakim olmak istediği stratejiler o kadar fazla ki, ha diyeceksiniz sistemi yapan da insan, ama aynı insanda büyük körlük içinde, sistemin kendisi için var olduğuna inanıyor.

Kolaya kaçmak güzel, mutlu olursun ama nereye kadar? kendini önemli sayarsın, inandığın dinde en çok sen kutsanırsın, doğduğun millette en çok senin atanın kan dökmesiyle gururlanırsın ama sonuçta önemsizsin, dünyanda önemsiz soluk mavi noktadan ibaret? koca evrenin o soluk mavi noktaya itaat edebileceğini mi sanıyorsun lanet olası? bir meteora bakar herşey



İnsanlara bu resmi gösterdiğimde "he" deyip geçiyorlar.

Ama yinede rahatım. Bazı şeyler sırayla, eğer insan kendi yolunu bulamazsa, doğa onun için en iyisini seçer bu her ne kadar bazılarımıza dehşet verici de gelse, her yıkımın altında büyük bir diriliş yatar. (Nuh tufanı en büyük örnek tabi mit sonuçta.. neyse yazmışken aklıma geldi Orphaned Land - Building The Ark şarkısını açıp saçmalamaya devam ediyorum)

İnsanoğlu düşe kalka öğrenecek..

Bizlere gelince; en büyük sorunumuz yine yalnızlık olacak..

Sanırım bu da bizlerin laneti; Birşeyleri sorgulamanın sonucu eğer düzenin dışına götürüyorsa sizi, sonunuz ya tımarhane, ya da intihar sonucu mezar.

Ha neden intihar olsun derseniz? açıkcası aklımla idrak edebildiğim bazı şeyleri sürekli ard arda tekrar yaşandığını, gerçekleştiğini ve insanların bu tür durumlarda hep yerinde sayması, uyanamaması beni daha çok acıtıyor, böyle durumlarda da alkole sığınıyorum maalesef.

Böyle ikilemlerde kalmak zor.. Ama kalıyorsunuz işte direniyorsunuz.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.17, 20:38   #9
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 95
Mesajlar: 304
Ettiği Teşekkür: 183
Aldığı Teşekkür: 1016
Rep Derecesi : Tuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Asıl soru öteki dünyada yaşam olup olmadığı değil, bu dünyada yaşayıp yaşamadığındır.

Başarı için yola çıkan ve hayatını başarılarla doldurmak isteyen insan, kendisini tanıma konusunda ne kadar başarılı olmuştur?
Çevresinin ve kâinatın en ince ayrıntılarıyla ilgilenen insan, acaba kendi ayrıntısı ve sırlarıyla ne kadar ilgilenmektedir?
Göklerin keşfi ve denizlerin derinlikleri için bir ömür harcayan insanoğlu, kendisini keşfetmede, kendisini tanımada ve kendi dünyasının derinliklerine inmede ne kadar çaba harcamaktadır?

İnsan bir tek hücreden yaratılmıştır. "Zigot" denilen gözle görülmeyen, ancak yüzlerce defa büyütülerek görülen bu hücre; kendinden binlerce ve trilyonlarca büyük bir konuma gelerek hayat için gerekli olan her türlü cihazla donatılıp, bir insan haline gelmektedir.

İnsan, çok zaman kıymetini takdir edemediği, harika bir vücudu, eşsiz bir sanat eserini ve antika bir şaheser taşımaktadır. Öyle ki, bir tek hücreyi bile yapmaktan aciz olan insan, akılları hayretle bırakan sayısız hücrelerin mükemmel işbirliği ve uyumu ile hayatını sürdürmektedir.

Bu hücrenin, yani ceninin zamanla insan vücuduna dönüşmesi, her hücrenin belirlenen hedefe ulaşması ve hiçbir hücrenin görevini aksatmadan yüz binlerce görevi bir anda yapması, insan aklını tam anlamıyla şaşırtmaktadır.

İnsan beyninde 10 milyar karar merkezi vardır. Bu merkezlerin her birinde, sayıları 2000'e varan Sinaps'lar mevcuttur ve Sinaps'lardan her an yüzlerce olay cereyan eder. Ayrıca her bir Sinops, diğer milyonlarca Sinaps'tan haberdar olarak ve birbirini karşılıklı kontrol ederek çalışır. İşte beynimiz, sinirlerimiz böylesine göz kamaştırıcı bir "harikalar ülkesi"dir.

Yaşamak bir sanattır ve bu sanat bir insanın yapabileceği en önemli, en zor ve en çetrefilli( çok yönlü ya da karmaşık) sanat türüdür. Bu sanatın özel araç ve gereçleri bulunmaz. Onun tek aracı, insanın kendisi ve potansiyel güçleridir. Yaşama sanatının içinde insan, hem sanatçı, ama aynı anda hem de sanatçının ürünüdür. Yani hem heykeltıraş, hem de taş veya hem doktor hem de hastadır. (Psikanaliz ve Ahlak)

İnsanın hayatı boyunca en önemli ödevi, kendi içsel güçlerinin ve iç potansiyelinin gelişmesine, ortaya çıkmasına, kısaca içsel doğumuna gayret etmektir. Bu çalışmanın sonucu ve mükafatı ise, kendi gerçek kişiliğini elde etmesidir. Bir kişinin elindeki bu potansiyel güçleri ne dereceye kadar gerçekleştirdiği ve ne kadarını kullanıma sunduğu, yani ödevini ne kadar başardığı, objektif bir değerlendirme ile hemen ortaya çıkar. Kendini gerçekleştirmekte başarısız kalan bir, tıpkı ödevini yapmamış bir öğrenci gibidir. Ve onu “ tembel” ya da “başarısız” olarak nitelendirmek mümkündür. O kişinin bir sürü zorluklarla mücadele etmek zorunda kalması ya da onunla birlikte diğer kişilerin ve herkesin de ödevini yapmamış olması gibi bahaneler ve mazeretler, bizim bu kararımızı değiştirmez. Çünkü insanın bir tek var olma nedeni vardır, o da kendini ve potansiyel güçlerini geliştirmesidir. Kişiyi saran olumsuz koşulları görmek ya da anlamak, belki bizde acı veya üzüntü duygularının canlanmasına yol açabilir. Ama bu, o kişinin ödevini yapmamasını haklı göstermez. Bir insanı anlamak, onun her hareketini doğrulamak demek değildir. Bir insanı anlamak, onu koşulları içinde değerlendirmektir. Yoksa hiç kimse bir hakim ya da tanrı gibi, bir diğerini yargılama hakkına sahip değildir.


İnsanın ( açlık, susuzluk, uyku ve cinsel ihtiyaç gibi) hayvanla benzeşen ihtiyaçları önemlidir. Çünkü bunlar, vücudun biyolojik ihtiyaçlarından kaynaklanır ve eğer doyurulmazlarsa, insan üzerinde büyük bir baskı oluştururlar. Ama bu fizyolojik ihtiyaçların giderilmesi, o insanın zihinsel ve ruhsal olarak da sağlıklı olmasına yetmez. Böylesi bir sağlık için, insana özel ve insan olmak nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçların tatmin edilmesi gerekir. Bu tür ihtiyaçlardan en belli başlı olanları şunlardır: Bir yere ait olmak, yakınlık hissi, kökten ilişkiler yaşamak, insanlarla özdeşleşmek, davranışlarını ayarlayacak bir düşünce planına sahip olmak, fiziksel olanın ötesine ulaşma arzusu ve kendini verip, adayabilecekleri bir nesne bulmak. Önce varoluşundan kaynaklanan çelişki ve sorunlara her an yeni çözümler ve cevaplar bulmak zorunda oluş, sonra da evren, diğer insanlar ve giderek insanın kendisi ile daima yeni ve daha ileride bir bütünselliğe ulaşma çabası, her türlü psişik gücün kaynağını oluştururlar. Bu güç insanı motive ederek aktif olmaya yöneltir. Ama aynı kaynaktan beslenen insanın tutkuları, heyecanları ve korkuları da insanı engelleyici bir etki yaratırlar.

Hayatın anlamı ve amacı, yoğun yaşamak, özgür olmak ve tam uyanık ( dikkatli) bulunmaktır. Güçsüzlük duygusu ile birtakım çocuksu düşüncelerin peşine takılmadan, kendi sınırlı ama gerçek güçlerini tanıyıp, onlara ulaşmaya çalışmaktır. İnsanın hem dünyanın merkezi olacak kadar önemli, hem de bir ormandaki sinek kadar önemsiz olduğu gerçeğini ve çelişkisini kavrayacak olgunluğa ulaşmaktır. Hayatı sevmek ve buna rağmen ölümden korkmadan, onu kabullenmek becerisidir. Hayatla ilgili bizi ilgilendiren bir çok soruya cevap bulamamak, ama bunca belirsizliğe rağmen, gerçeği böyle olduğu gibi kabul etmektir. Kendimizden bir parça olan düşünme ve hissetme özelliklerimizle, hem kendimizi biricik ve tek, ama aynı zamanda sevdiğimiz insanla, doğayla, diğer insanlar ve kısaca tüm evrenle bir ve aynı hissedebilmektir. Bizi kendi gerçek özümüze, ben’imize çağıran vicdanımızın sesini dinlemek ve onu izlemek ama bunu başaramadığımız zaman da, kendimizden nefret etmemektir.

Tek bir çözüm var: Gerçeğin gözünün içine bakmak. İnsan dünyada tek başına ve onun kaderine ilgisizmiş gibi duran evrenin içinde yapayalnız. İşte bu gerçeği görmek ve kabul etmek zorundayız. Ve bu sorunu insanların kendi başlarına göğüslemekten başka çareleri de yok. Bunu, onlar için çözecek doğaüstü bir güç de bulunmamakta. İnsan, kendi sorumluluğunu bilmek, bunu üstlenmek ve hayatına ancak kendisinin, o da kendi içsel güçlerini ( sevgi, akıl ve üretici güçler) geliştirip, onların meyvalarını oluşturarak bir anlam verebileceğini, artık iyice anlamalıdır. Ama bu anlamlandırma olayı, insana bir güven ve bir kesinlik rahatlığı getirmez. Çünkü kesinlik arayışı, insanın kendisini geliştirmesini engeller. İnsana kendi güçlerini geliştirmek, güzelleştirmek ve meyva vermesini sağlamak imkanını veren, bilinmezlik ve belirsizliktir. Gerçeği korkusuzca algılayabilenler şunu görürler: hayata siz nasıl bir anlam veriyorsanız, o da size öyle gözükecektir. Üretici, geliştirici ve sevgi dolu yaşamakla, insan kendi hayatını da öyle kurmuş ve belirlemiş olur.

Ancak bütün bu düşünceler yönettiği ülke insanlarını insan gibi görüp onlara insanca davranan yöneticilerin olduğu ülkeler için geçerlidir, insanları uyuşturup kul haline getiren, bilinçli olarak cahil kalmalarını sağlıyarak dünyadan habersiz,önlerine konanı yemekten başka bir şey bilmeyen hayvanlar haline getiren, beyinlerini yıkayarak robotlaştıran, sadece kendisi ve yandaşlarının refahını düşünen yöneticilerin olduğu ülkelerde geçerli değildir, böyle ülkelerde yaşayan insanların kendilerini tanıma ve hayatta başarılı olmak, yaşamı sorgulamak, neden ve niçin yaşadığını irdelemek gibi bir şansları yoktur.

Ekonomik olarak elmas, altin, uranyum gibi yeralti zenginliklerine sahip olan Sierra Leone’un cok zengin bir doğasi var. Her yer muz, mango, papaya, ananas ve hindistan cevizi agaclari ile dolu olduğu halde bu gün dünyanın en fakir ülkesidir.

Sierra Leone’da Başkanlık sistemi vardır.

Sierra Leone’da Seriat hukuku uygulanıyor.

Bugün Sierra Leone’de yaşayan on binlerce insan ya kolu ya bacağı ya da her ikisi birden kesik olarak yaşam mücadelesi veriyor. Kimi bir lokma ekmek için dileniyor kimi ise sabahtan akşama kadar tek kolu bacağıyla da olsa taş kırmak zorunda.

Bir de tehdit edilerek, korkutularak, işkenceye maruz bırakılarak, uyuşturucu müptelası yapılarak savaştırılan çocukların dramı var. Bu durumdaki binlerce genç ruhsal bozukluk yaşıyor. Hemen hepsi işlenen cinayetlerin ya tanığı ya da sanığı.
Ruh sağlıkları normal olmayan ve o kötü günleri hatırlamak bile istemeyen bu gençlerin çoğu işsiz… Hiç biri neden ve kime karşı savaştığını bilmiyor
Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 01.06.17, 01:43   #10
» Memleket Delisi «

Asena - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2014
Konular: 108
Mesajlar: 2,338
Ettiği Teşekkür: 13238
Aldığı Teşekkür: 9455
Rep Derecesi : Asena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Neden ve Niçin Yaşıyoruz?

Bu yazı bence bir fetocu tarafından yazılmış. @Bursalı68'a tamamen katılıyorum. Bu filozoflarla Said'i Kürdi pardon Nursi'nin bir yerde yazılması bence Abes. Kuranın süzmesinde mi sorgulamış? Kendisini okuyanlar fetoya teslim olanlar değil mi? Hepsi kandırılıyor. Sorgulasa..
gerisi kalsın
__________________
•*¨`*•.¸¸.•´*¨`*•K.Atatürk•*¨`*• .¸¸.•´*¨`*•
Asena isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Asena'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
neden, niã§in, niçin, yaåŸä±yoruz, yaşıyoruz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 07:40.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.
Türkçe Rehberli Pattaya Turu
Yurtdışı Balayı Turları
Bali Turu
Phuket Turu Fiyatları