Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Maksat Muhabbet Olsun > Duygularımız


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 02.12.17, 19:14   #1
Yasaklı Üye

Kel ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2017
Konular: 288
Mesajlar: 593
Ettiği Teşekkür: 827
Aldığı Teşekkür: 1800
Rep Derecesi : Kel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Yozlaşmanın te ortasında





YOZLAŞMANIN TE ORTASINDA


Sabah vakti keskin kokular,

Kenef kokusu, lağım kokusu, ten kokusu,

Arabalar dönülmez kavşaktan hırlaşıyorlar,

Beyinler sabah vakti mahmur,

Yeni doğan günün ince hesapları,

Cüneyt beyin sabah kahvaltısındaki

Demli çaya şeker oluyor.

Gazete haberleri, televizyon, reyting,

Keskin dönüyor araba, kaldırıma çıkıyor,

"Aman bey" diyor Cüneyt beyin hanımı sabahlıkla,

Bir yandan cebiyle eltisiyle konuşuyor.

Havada keskin dönüşüm kokusu,

Çarpmış itin biri arabasına

Hızlı bir seğirtme, inceden yeni hesaplar,

Çaylar soğumuş, buz gibi olmuş tostlar,

Buz gibi olmuş cesetler,

TEM otoyolunda televizyonda,

Sabah, sabah mutfakta

Evde kin, öfke kokusu,

Yüreklerde barut gibi çöreklenmiş,

Cüneyt Bey yetişememiş çarpan arabaya.

Cüneyt Bey işe gidecek, hasarlı arabasıyla,

Keskin bir kalkış ve gaza basış,

Ayrılış sabahlıklıyla,

Keskin dönüşümün televizyonda ki

Sulanmış beyinleri,

Borsa analiz, arz-talep diye tiktaklıyor,

Sabahlıklının Kayahan’ı pikapta

Yolda Cüneyt Bey trafikte

Bi sağ, bi sol, bi daha sağ,

Korna, düdük, selektör olmuş yollar,

Boğazın suları katran gibi ağır akar,

Ölmüş kuşlar bir canlı yayın ekibini ağırlıyor,

O arada 5 m ötede Cüneyt Bey arabasında

Keskin dönüşlerle tabakhaneye doğru son sürat

Gün bile ince hesap peşinde

Açsam mı açmasam mı diyor

Sabah vakti yanık beyin kokuları,

Yanık sigaralar kül tablalarında,

Yeni biryantilenmiş saçlar,

Kolonyalı mis gibi suratlar,

Dışarıda katran ve lağım kokuları,

Sabah dışkıları ve kömür sigaraları,

Şekerli çay kokuları piknik tüpte kaynayan,

Abdesthane yanında,

Nefessiz İstanbul uyanıyor,

Öksürüklerle bir karış sakalla

Cüneyt Bey arabasından iniyor, tamirci Ali ustayla karşı karşıya

“Düzelt arabamı usta” diyor, “düzelt”

“Yamuk yapma düzlet”

“Düzelt” “düzlet”, “düz et”

Hadi çabuk

Ali usta çamuristanda maalesef bir birey..

Kenar evlerin sidik kokuları arasında,

Sabun suları ile yıkanmış bir avlusu var karga burga..

Çamuristanın rant düşü gören yozların ve yobazların çevresinde..

Bir o, bir yandaki komşusu, birde üç mahalle ötedeki biraderi kalmış..

Barış düşü gören gece rüyalarında

****

Ali ustanın kulakları sağır olmuş gibi..

“Gitme baba gitme” diye...

Bütün gece kulaklarında yakarışları ev halkının..

Kabusunda görmüş..

Yanıyormuş teni, ciğeri..

Sabahın 5’i çamuristanda kapılar tek tek açılıp kapanırken..

Yorgun gözler, ağır gözkapakları çipil, çipil olmuş

Ağır solgun uyanıyor, dünden yorgun kalmış temizlikçi kadın işçiler..

Ali usta ayakta, tutmamış ki zaten uyku bütün gece..

“Gitme ne olur gitme” sesleri kulaklarını sağır edecek halde..

çocukların sesi çınlamış bütün gece kulaklarında..

Doktorlar dün söylemişler “ağır hastasın” demişler..

Kâbusun üzerine, bir paket sigarayla,

Beş bardak çayı katık ederek..

Fırlıyor dışarı.. yedi nüfusunu uyandırmadan..

Yuvarlana, yuvarlana, tepe bayır..

Çamurlana, çamurlana, ayakkabı, çorap..

Koşturuyor elinde naylon torbasıyla

Atmak için kendini terli, bir belediye otobüsünün içine Ali usta,

Islak ve yorgun insanların içinde alt alta üst üste.

Hırlamakta otobüs, tıksırmakta son sürat,

Ali ustanın pencereden yansıyan kendi suratı,

Kendine yabancı..

Çevresine yabancı..

Çevrede ona yabancı...

Düşünceler barut gibi çöreklenmiş beynine,

Damarlarını uyuşturmuş, çökertmiş iskeletini

Ne gittiği yer belli şimdi, ne bindiği otobüs...

Saat 5’mi 10’mu 15’mi..?

Mekân neresi? Ali usta kimin nesi?

Sarsılırken birden otobüs, büyükçe bir çukurun içinde..

Yana yatarken insanlar, sola yatarken Ali usta..

Sağa kayarken torbası, yukarı fırlarken kafatası,

Çenesi uzarken koridor boyunca..

Frene basarken ayakları ayakkabılarının içinden..

Kemikleri çıtır çıtır ezilirken,

Yana yatmış insanlar doğrulurken

Hiç bir şey olmamış gibi.. yarı aralık göz kapaklarıyla..

Etrafa bakınırlarken

O da bakınırken bir sağa bir sola..

İkinci bir çukurda elektrik çarpmış gibi titredi tüm organları

Yumrukları şişirip, dişlerini sıktı

Bacaklarını kaskatı kestirip tuttu

İnsanlar bir sağa bir sola dönüp durdu

Ali usta bir sola bir sağa dönüp durdu..

Kendi eksenlerinde dönüp başkalarının eksenine girmediler..

Ama bir tanesi hariç, o bodoslama Ali ustaya çarptı

Birden uyandı Ali usta

Nerede olduğunu anladı

Yeşil düğmeye uzandı..

Ani bir fren.. iki sallama ve bir hırıltıyla

Aşağıya yuvarlandı..

Yuvarlana, yuvarlana,

Çamurlana, çamurlana..

Sabah gözlerini ovuşturmaya fırsat kalmadan..

Baktı Cüneyt beyin yüzüne...

“Beyim” dedi “araban fecaat, hemen düzelmez”

Keskin dönüşümlerin insanı Cüneyt bey..

Kafasında bin bir tilki dolaşırken

Ve gözleri fırıldak fırıldak dönerken..

Çaldı cebi aniden..

Alo dedi kim o?

Sonra uzun bir sessizlik oldu...

Ali usta çömelmiş bekliyordu…

“ha” lafı işitildi ve telefon kapandı..

“Mına kodumun herifi” dedi.. ve sonra…

Konsantrasyonu bozulmuştu, “ne yapacaktı şimdi?”

Düşündü konuşulan son sözleri…

Arabası fecaat’tı hatırladı…

Yeni planlar , stratejiler yapmalıydı..

Yeni hinlikler bulmalıydı

Bu işlerin içinden sıyrılmalıydı..

Arabaya öncelik vermeliydi.

Biraz tansiyonu da vardı

Değer miydi? Yoksa değmez miydi?

Gene kefelere yerleştirdi, fayda ve zararlarını,

Tarttı, biçti son sürat ve..

“Ben sana ne diyorum sen bana ne diyorsun..Senin patronun nerede ya?”

“Hocam” dedi, Ali ustada biraz Ankaralık vardı..

Ankara’da insanlar birbirlerine “hocam” diye hitap ederlerdi..

“Ben erken geldim.. patron 10’dan aşağıya gelmez”..

Burası İstanbul’du müşteri bekletilmezdi..

Hele Teşvikiyeli Cüneyt bey hiç bekletilmezdi..

Ama Cüneyt bey akıllıydı, kaçın kurasıydı..

Ali ustayı dövse eline ne geçecekti?

Arabası tamir mi olacaktı?

Hemen bir acil derin nefes aldı..

Bol kömür havası çekmişti genzine..

Başladı öksürmeye arsızca..

Gene tepesi atmıştı ama frenleri de vardı..

“Kontrol, self kontrol baba.. He ya?” dedi içinden

Ağır silahına el attı.. yani cebine..

“Sana açıktan 20 milyon..

Yarım saat süren” var dedi....

Bütün sabah sanki zaman geçmiyor gibi..

Dışarıda ılık bir meltem havası yada onlara öyle geliyor gibi..

İleri, geri, ileri geri oynuyor bütün beden..

Sabahın ışıkları yorganlara takılmış,

Kestane kestane gözlerin içine süzülmekte..

Ağızlar gayri ihtiyari küçük inlemelerle açılırken,

Sabahlının sağ alt azı dişindeki porselen dolgu cama yansıyor.

Penceredeki sabah güvercinlerini korkutuyor....

Herif üste bıyıklı, fena halde işe yoğunlaşmış vaziyette

Sabahlının keyfi yerinde hababam debabam..

Tenler yapışmış birbirine..

Zift gibi, katran gibi..

Yapışıp uzayan çiklet misali..

Dışardaki motor, korna sesleriyle beraber.. uyum içinde..

Çevreyle birebir.. kahpece.. insafsızca.. ****ce..

Sabahlıklının arkasının kaba etleri domuz gibi bıyıklının ellerinde..

Bıyıklı süründürüyor da süründürüyor..

Bir aşağıya bir yukarıya.. yalama olmuş kapı gibi..

Gıcırdıyor da gıcırdıyor...

Sinirler iyice laçka olmuş, ikisi de osuruyor da osuruyor..

İki domuz bir yatakta debeleniyor da debeleniyor..

Birden keyfin tam orta yerinde

Çınlıyor kapı, kapı çınlıyor..

Sabahlıklı telaşla ne yapacağını bilemezken,

Bıyıklı şeyini bir çarşafa dolarken..

Sabahlıklı fantezi terliklerini ayağına geçirmeye uğraşırken,

Bıyıklı ne yapacağını düşünürken..

Sabahlıklı telaş içinde donunu giymeye çalışırken,

Bıyıklı yatağın altına girmeye uğraşırken,

Sabahlıklı memelerini öretecek bir sutyen ararken..

Safinaz.. safinaz .. temizlikçi kadın,

Yedek anahtarla içeri damlıyor..

Ve bıyıklıyı ve Sabahlıklıyı görüyor...

Birinin eli şeyinde, ötekinin eli de şeyinde…

Boğaz lağım kokuyor sıcaklarda

Tüm gecenin, tüm aylarının, yılların bokları var burada..

Kanalizasyona para yoktur amma..

Avrupa’da eğlenceye para çoktur..

Metro seksüel olmuş amcası..

Kaşını gözünü aldırıyor ne fayda..

Senden benden daha fazla sıçıyor çevreye..

Özal’ın kodamanları, şimdilerde gene ortalıkta

Tayyipci olmuşlar dolanıyorlar, dolandırıyorlar..

Elhamdülillah...

*****

Teşvikiyeli Cüneyt bey bunları düşünecek halde değil..

Hem kendisi Teşvikiyeli, İstinyeli değil..

Hem şu anda Ali ustası arabasını onarmakta..tak.. tuk..

Tam azap dolu 35 dakika..

Cüneyt bey başlıyor bağırmaya..

“Saat kaç oldu lan lavuk”..

Ali ustanın beyni sünger gibi olmuş..

Sabah, akşam çamuristanda ekmek kavgası vere vere..

Akşam sabah televizyonda meme kalça göre göre..

Bir de üstüne üstün kahpe hastalıkta yapışmış ciğerine..

Duruyor birden nefes nefese, bi cigara yakıyor sessizce..

Dış mekanların metroseksüeli,

Balkanların ve Avrupa’nın en centilmen erkeği..

Şarap adamı, kültür adamı.. Laik, cumhuriyetçi..

“Saat kaç oldu layn?, Böyle mi anlacmıchtık?”

Ali usta üzgün sigarası arka elinde..

“Hocam bi dur bi soluklanayım hele”

“Lan iche geç keldeim diyorm.. sen ne diyornn”

Ali usta mahçup çaresiz.. atıyor sigarayi yere

Ve başlıyor tak tuk arabayı düzeltmeye..

Güzel kız şu Safinaz,

Uzun boylu, sırma gibi siyah saçlı,

Ali usta onu ta köyden alıp getirmiş..

Kısmet temizlikci olmuş..

Ama ansızın talihi dönüvermiş..

Cüneyt beyin evinde karısını

Bir başkasıyla yakaladığında....

Hanımı ne yapmış ki..

Döşemelerin dibine girmek, bir daha çıkmamak istiyor..

Kapıda kalmış, geri de dönemiyor...

Bir ses bir nefes bekliyor..

Büyük bir çıngar, suratına bir şamar,

Patlayan bir silah, atlayan bir kadın bekliyor

Gözleri öne eğik, …

Zaman geçiyor, ona asır gibi geliyor

Ses yok, seda yok…

Birden aniden…bıyıklının bıyığı yanağına batıyor

ve Safinaz gözlerini tavana açıyor..

Sonra yorgana açıyor..

Bir ara sabahlıklının kahkahasını duyuyor..

Ve gözlerini Şerefe açıyor..

Onlar şerefe içiyor..

Ona da içiriyorlar..

Gel zaman git zaman

Giydiriyorlar, süslüyorlar..

Eskort yapıyorlar..

Safinaz şaşkın ama mutlu..

Temiz erkekler, temiz gömlekliler,

Siyah ceket, siyah pantolonlular..

Güzel kokuyorlar..

Hem kendi de güzel kokuyor..

Ter kokusuz, mis gibi..

Üstelik te 3 yevmiye parasını birden alıyor...

Para da mis gibi…

Ali usta uçuyor, bulutlarda,

Uçurtma gibi, kuş gibi..

Kanatlanmış süzülüyor gökyüzünde..

Rahatlamış ve iyice sarkmış bedeni..

Ali usta yere yığılmış öylece..

Uçuyor, uyanıyor arasıra..

Sonra gene uçuyor havalarda..

Uyanıyor bilmem kaçkerenci kere..

Sırtı sırıksıklam ter içinde..

Kestane gözleri tamirhanenin tavanına bakıyor..

Bir bakıyor, bir görüyor,

İki bakıyor, bir görmüyor,

Böyle bir azap içinde..

Ne gidebiliyor ne kalabiliyor Ali usta..

Şükrü babanın yani ustasının sesini duyuyor..

“Çekilin biraz nefes aldırın yahu”

Rahatlıyor biraz Ali usta..

Kalmaya karar veriyor..

Hem şimdi gitmenin âlemi yok ki?

Safinaz’a çocuklara haber vermeden..

Şükrü babaya son bir kere sarılıp

“Sağol baba senin sayende iş ve aş buldum” demeden..

Ustasının son defa elini öpmeden..

Şükrü usta değişik bir adam..

Çıraklıktan patronluğa ulaşmış..

Eliyle tırnağıyla kazarak buralara varmış

Aslında Şükrü baba az çekmemiş burayı kurarken..

Her ay kira ve borç faizleri Şükrü babayı neredeyse iflasa sürüklemiş..

Ama o kararlı bir şekilde devam etmiş, ettirmiş..

Ali usta bazen takılırmış ustasına..

Geçiş dönemindesin usta.. köşeyi dönmektesin dermiş..

Döndükten sonra beni görmezsin dermiş..

Şükrü baba yok mok dermiş tabii.

Köşeyi döndükten sonra ne olurmuş halleri?

Kim bilir ki?

Yoksa İstanbul mu bilir?

Ali usta şimdi Şükrü babanın kolları arasında..

Beşikte gibi sallanıyor bir o yana bir bu yana..

Ali usta bir taksinin arka koltuğunda..

Ayakları çıplak..

Ayakkabıları yerde yanında..

Ali ustanın gözleri asılı taksinin arka camına

Sallanıyor iki yana..

Bulutlar geçiyor.. minareler geçiyor..

Korna çalıyor taksi..

Dörtlüler yanmış, sesi geliyor..

Teşvikiye’de bir Kafe’de

Mis gibi kokular içerisinde,

Şık giyimli bayanlar, baylar ile pezevenglerle kevaşeler

Karışmış birbirine

Kıbrıs’ı, İstanbul’u, AB’yi konuşuyorlar..

Sokaklardan çok şikayetçiler..

Pespaye giyimli insanlardan, çingenelerden ve hırsızlardan..

Belediyelerden.. Çukurlardan,

Oysa Avrupa öyle mi?

Avrupa’nın güzellikleri, çiçekleri, böcekleri

Avrupa’nın mutlu yüzleri, iyi kalpli insanları,

Şık giyimli, temiz insancıkları...

Metroları, trenleri yolları...

Neyse ki her ay iki defa gidiyorlar oralara..

Buralardan bunalıyorlar kaçıyorlar çünkü..

Paraları bitince çaresiz geliyorlar..

Sonra gene bunalıyorlar kaçıyorlar..

Ama oralarda para çabuk bitiyor..

Buralarda ise para çabuk birikiyor..

Kaçak işçilik, vergisiz sermaye özeniyor..

Özendiriliyor.. Parada çoğaldıkça çoğalıyor...

Bankalar, kasalar dolup taşıyor..

Ama sermayenin karıları, kızları oğlanları, metro, tren yolları istiyor..

Çukursuz yollar, bağ bahçe istiyor..

Yani kısacası

Özal’ın tosunları ve tosuncukları yemişler, içmişler..

Rahatça semirmek istiyor..

Bundan bize ne demeyin

Sabahlıklı bu mekanda bulunuyor.. elinde cinfisle..

“nerede kaldı şekerim Cücü?” diyor yanındaki kevaşe

“Ay ne bileyim hayatım” diye cevaplıyor sabahlıklı..

Adı gibi biliyor ki bu karının Cücü’de gözü var..

Kevaşe son zamanlarda iyi çalıştı iyi para kazandı..

Toplumda itibarı arttı..

Erkekler tarafından aranan biri oldu.. TV’lere filan çıktı..

Açıldı, saçıldı.. onunlan bununlan basıldı..

Önce ayıplandı ama sonra da ailemizin kevaşesi oldu..

Çok beğenilip bağırlara basıldı..

Ama ne de olsa kevaşe.. herkesin gözünde

Oysa kendisi Bıyıklısı öyle mi?

tertemiz bir AŞK..yaşadıkları

Cücü’ye 20 yılını vermiş de ne olmuş ki?

Kendisi ne kadar iyi bir aile terbiyesi almışmış..

Fransız, İtalyan, İngiliz okullarında okumuşmuş..

İsterse kevaşelikte yaparmış.. ama

Sör Anjelika hakkımı helal etmem sonra demişmiş..

Eften püften teğet çizgiler arasında,

Kırılgan bükülen, sözler ve iç çekmeler çukurunda..

Bir cafe’de öyle konuşmaktalar ve düşünmekteler..

Ve süzmekteler.. sonra gene konuşur gibi yapmaktalar..

Hayat müsvetteleri ellerinde yapış, yapış..

Karbon kağıtlarınla siliniyorlar birer birer..

Aynada aynılar.. bir su oluğundaki gibi.

Aynı pislik içinde sağa sola sıçrıyorlar

Pimapen borularını kırıp..kırıp..

Özgürleşiyorlar..

Memleketin ortasında

Laik demokrat ve sermayedarlar..

Kevaşe Demirelci,

Sabahlıklı ise eski özalcı yeni baykalcı

Ama Tayyibi de seviyorlar..

Aralarında konuşuyorlar..

Cinfisin de etkisiyle

Hınzır hınzır gülüyorlar..

Cüneyt sıkıntılı gözleri şişmiş para saymaktan...

Akşam üstü 5 gibi efkar basıyor Cüneyti..

Sen kalk New-York’da oku,

Gel İkitelli’de babanın fabrikasının başına geç..

New-York’u düşünüyor efkarlanıyor..

Julie aklına geliyor.. soğuk N-Y gecelerini ısıtan..

Eli cebindeki US pasaportuna uzanıyor..

“Bu memlekete hiç güven olmaz” diyor..

İstiflemiş doları, markı bir köşeye..

İsviçre’ye Lüksemburg’a, Maldiv’e..

Ayrılamiyor baba yadigarı Teşvikiye’den..

Vatanı için ne büyük fedakarlıktır bu..

İkitelli için.. canısı Türkiye için

Etler ve insanlar bir arada,

Duvarlara asılı kalmış ölü gözler..

Kanlı önlüklerle geçen hastabakıcılar..

Ve ölü gömenler.. ayaklarında plastik terlik..

Kanseri, prostatı, tıkanmış damarları,

Bastırıyorlar toprağa,

Bir daha çıkmamacasına, inatla..

İyice ittirerek dibe doğru,

Kürek kazma sallıyorlar tükenmiş hayatlara.

Kanter içinde kalmışlar,

Ellerindeki kazmayı bırakmıyorlar..

İyice bastırıp toprağa..

Toprağa, toprak atıyorlar..

Neşter, bisturi hepsi birden..

Kan, revan içinde ölüler..

Toprak kanıyor, toprak yanıyor..

Ciğerler kültablası olmuş.. acıyı içine bastırıyor..

Yeni kurumuş göz yaşları damla, damla..

Paltolarda, mendillerde, eteklerde..

Kısık sesler koridorunda geçen sedyeler..

Sessiz beyaz örtüler bağlamış..

Düğüm düğüm olmuş boğazlara..

Kusarcasına gözlerden acılar

İplik iplik olmuş akıyor damla damla

Pencerelerin ötesinde ağaçlar..

Akşam rüzgarıyla sallanır yine de,

Yaşamın şarkısıdır dışarda çalan..

Yazın sıcaklığıdır insanları çağıran..

Ali usta ameliyattan çıktı sedeyede gidiyor..

Nereye gidiyor kendi de bilmiyor..

Safinaz duymuş haberi yanında..

Bir de Şükrü baba, bir de tornacı çırağı Ramazan..

Üçü birden koşturuyorlar sağa sola..

Sonra sola sağa..

Sonra Ali ustanın başına..

Ali usta bi görüyor, bi görmüyor..

Gözlerini kapamış mı? Yoksa onlara mı öyle geliyor..

Gözler, gözleri bekliyor..

Göz kapakları göz kapaklarını

Göz bebekleri göz bebeklerini,

Kirpik ve kaşlar, kirpik ve kaşları

Bekliyor..

Hepsi, hepsi haber bekliyor..

Bir işaret işte.. nasıl olursa olsun..

Bi baksın işte..

Nasıl bakarsa baksın..

Gerisi kolay...

Gözler gözlerin içine geçmiş..

Kırpmadan öylece..

“Gördüm” diye bağrıyor tornacı çırağı Ramazan..

“Usta gözünü kırptı”..

Evet ustası gözünü kırpıyor ona..

Ramazan’da kafasını havaya kaldırmış..

O da ona kırpıyor..

Şükrü baba Safinaz’ı ve Ramazan’ı uzaklaştırıyor..

Ve Ali usta artık nereye gittiğini çok iyi biliyor..


ADA YAZILARI - BURAK GÜRBÜZ (Kadıyoranyokuşu) : YOZLAŞMANIN TE ORTASINDA
Kel ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
kendisi, yozlaåŸmanä±n, yozlaşmanın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 17:45.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.