Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Maksat Muhabbet Olsun > Duygularımız


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 11.03.18, 00:27   #1
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 62
Mesajlar: 250
Ettiği Teşekkür: 711
Aldığı Teşekkür: 1367
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart The Surreal Diary of Disquiet

Gücüm nefretimin katili empatimden… Ama o karanlık mesafeler... Ruh içine gömülmüş artık tutmayan derin yamalar... Patikaları hırpalanmış uzun bir yolun kahramanıydım... Yani herkes gibi… Yani bir miktar kendim... Sizin istediğiniz ben ile kendimi takas etmek en büyük ihanet olurdu kendime... Ya da istediğim ben ile kendimi mübadele etmek… Olduğu şeyi reddetmeyen az kişiden biriydim, bahanem bakış açım... Tolerans, umursamazlıktan süzülen en ağır bedel tespitini yapamayacak kadar ürkek bakış açım… Nihayetinde hepimiz tercihlerimizle gömülecektik... Erinçsiz bir devinime tutsak edildiğini dillendiren parçam kimsesiz uzun süredir. Diğer parçam Dali tablolarındaki güneş kadar soluk, ilahi bir iğrençlik içinde. Sırtıma yük kambur düşlerimin anlamıydı bensizliğin acısı... Beni tanıyacak değil, yaratacak bir çift göz lazımdı boşluğunda tutkuların... Ancak ben doğuştan kördüm... Hayır, hayır… Aslında doğuştan korkak... Doğduğu şehirden hiç ayrılmamış bir pul koleksiyoncusunun pullarını ateşe vermesi gibi ateşe verdim anılarımı… Elimde iç acıtan bir tebessüm kaldı yadigâr… Sonra, henüz seslendirilmemiş anlatıların hüküm sürdüğü arka bahçemde kara kızıl umutlar serdim tüm münasebetsiz çelişkiler üstüne... Bir dilden, sığınağım demeye mecbur bırakıldığım bu lanetli kente iltica etti öznem... Sustum...

Sessizliğimi tasnifsiz ve mütemadi bir anlatı olarak dillendirip daimi kılıyorum hikâyemi… İnkârım bu yadsınamaz susuşlarımın arasında izole bir Tanrı gibi tek başınalığımın basit bir yanılsaması sadece... Varoluşuna karşı durduğum bir patikanın yegâne yolcusu olmak bile hafifletmez yükümü... İlahi bir rezaletin pervasız tekerrürlerine göğüs gerecek gücüm yok... Uzamın sınırlılığını yadsıyıp ‘olmak ya da olmamak’ dilemmasına yönelen Tanrımın çıkarımlarını sonsuzluğun içinde süreksizleşebilen zamana hapsolmuş biçimde yargılamak Tanrımın ayağının altındaki sehpaya tekme atmaktı… Bu ulvi bir tesadüfmüş gibi görünen gereksinim, zorunlu bir uzlaşmadan önce şekillenmiş köklü bir yazgının tezahürü sadece... Ve tek tanık ben olacaktım Tanrının katline ve bilinmez şeyler peşinden bilmediğim bir şekilde ilerleyecektim... Nevrotik bir ihtilaldi bu, gassalın gözlerindeki ölüm korkusu kadar masum, yönünü kestiremediğim bu infaz... Sırrım tanık, nokta yok olur... Evlat edinilir zaman bir kum tanesi tarafından... Bütün kötülükler renksizdir… Tevazuya boyun eğen yanım ondan biraz saydam… Kibrin kılavuz olduğu diğer yanım ise rüzgârın insafına kalmış bir yaprak oldu… Düştüm…

İçine düştüğüm adap bilmez boşlukta arif oldum kendi hakikatime. Nokta tanımanın, çizgi bilmenin esasıdır dedi içimdeki meczup… Us sizi, devingen zaman içinde belirli bir varoluş resminin içine yerleştiremiyor. Ben bütün kutsiyetlerden muaf hakikat ile riyanın kesiştiği somutlaşan bir erektim kahramanlar çağının çiğ zaferlerine kazınan... Babamı öldürmüştüm Tanrımdan hemen önce… Kendimi vurabilmenin diyeti miydi bu? Eskilerin icrasından usulsüz bir hicaz peşreve özenle zulalanmış hüzün kaplar içimi… Bir ihanetin gözünün içine bakmak gizler utancı… Ay’ın denize armağanı yakamozda kaldı hamallığı kederin… Gömüyorum kendimi hiç tanımadığım suretler altına… Resmediyorum çirkinliğini maskelerini düşürdüğüm erdemin… Bana toplum dediğim kokuşmuşluktan miras kalan düzmece erdemin… Kimse inanmaz artık kanatlarımı budayan bu mesnetsiz yazgıya… Ruhumun ihtiyatsız tekâmülü olanca gücüyle yolunu keser soysuz antik kalıtların… Saatinden uzak bir kum tanesine miras kalır zaman… Kendi lanetini kendi yaratır insan… Sonrası en derin korkularımızdı… Sonrası biraz parçalanmışlık… Çürüdüm…

Oluştan kaynaklı hiçbir cinnet bizi onurlandıramıyor artık… Sancılı bir düşüşten ibaret içimizin toplamı… Belirlenmiş her nesne aslında bir özneydi… Uzam, zaman ve nedenselliğe bağlıydık göbekten… Yalın bir şimdi, yalıtılmış bir bitiş noktası yoktu… Tek kaynağımız, hayal gücümüzün giziydi, öncesiz nokta… Şüphe, hakikatin öz çocuğuydu… Yaşam diye adlandırabileceğimiz, mümkün olan hakikatin bir parçasını teşkil eden yanılgılarla sınırlıydı yürüdüğümüz yol… Kendimizi yitirirdik hakikat çölünde... Ve hakikat yaşam kadar kısa, sanrı kadar değişkendi… Zaman, kum tanesinden yavaşça… Önümde yürünmesi elzem olmayan bir yol vardı… Durdum

Kimsesizliğin adı asalet olur tevazuyu mübah kılan... Malumat ve kanaatler mütemadiyen yıpratır içimizdeki devinimi... Evirilmenin tek anahtarı sahip olduğumuz bütün kanaat anahtarlarını kaybetmekti… Bütün bir yaşamı yoksunluklar üzerine inşa edenlerin yerildiği bir cehennemden başkası değildir yaşam… Yoksunluk evlat edinilir bizim tarafımızdan… Septik duruşumuzun altında ezilir muhakeme… Kaybolur perspektif… Doğmak huzursuzluğun ilk adımı… Yaşam kaosa gebe… Değişim süreğen bir şey olduğu sürece şüphe kabullenişlerin en inciticisidir… Noktalar birleşir, ahenk yekvücut olur… Değişir bizi aciz bırakan, kavranması zor sınırlarımız… Kum yenik düşer çöken zamana… Bütünün tahammül edemeyeceği kadar keskin, bu gerekçeleri sabıkalı yaşam… Kanadım...

Olguların arkasında, görünenin, algılanabilenin dışında başka şeylerin varlığına inanç, içgörü kazanımlarının başkalaşımıyla boyut değiştiriyor… Katiyeti içselleştirmemizin, kanaati kurban vermemizin yegâne sebebi bu… Sonra, sonra tavaf eder kendini gölgemiz… Tanrıyı çarmıha gerer bize ait olmayan vadide ki bu iz sürüş… Sonu yokmuşçasına, bu kayıtsızlık… Bir eksiklik var, tamamlanması için şizofrenik bir yıkımı gerekli kılan… Enkazın altında kalır hayat harmonisi … Çünkü güçlü olmanın amansız mağdurluğu geçici haklılıktan geçer... Aidiyetten arınmış zayıflığa övgümüz… Zaman, kum tanesine denk oldu… Ermişlere özgü bir naiflikte demlendi yaşam… Duruldum…

Oluşun gölgeleri uzanırken zamana, hudutlarını anlamlandırmaya çalıştığım her şeyin yoklukta yankısını duyuyorum… Kaybedilen anıların mezarlığından çıkardığım acılarımı kronolojik olarak dizip yerleştiriyorum bavuluma... Hiçlikle sonsuzluk arasında duran soluk bir varlık sancısında demleniyor hayat... Kum tanesi zamanın katili… Adımlarım nihai noktama varamayacak kadar küçük… Yürüyorum…

__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:36   #2
» Marjinal Çapulcu «

Aldacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2010
Konular: 24
Mesajlar: 1,792
Ettiği Teşekkür: 5488
Aldığı Teşekkür: 6562
Rep Derecesi : Aldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Çok derin bir his var yazıda. Bunun yanında da hem sembolik bir dille yazılmış hem de kullanılan kelimeler itibariyle özdeki anlam gizlenmiş. Okurken hayli zorlandım, birkaç kez okudum anlayabilmek için ama yeniden okuduğumda yine farklı bir yaklaşıma sahip olabileceğimi düşünüyorum.

Yazı size mi ait alıntı mı? Size ait ise profesyonel alanınızı ve neleri okuduğunuzu merak ettim.

Teşekkürler.

Bu arada profil resminizi de beğendim.
__________________

E sarà mia colpa
Se cosi è?

Aldacı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Aldacı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:37   #3
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1312
Mesajlar: 13,202
Ettiği Teşekkür: 54312
Aldığı Teşekkür: 47315
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Yazıyı kim yazdı bilemiyorum.

Psişik Tırtıl mı yazdı acaba?

Her kim yazdıysa...

Çok güzel bir yazı.

...

Ben bu yazıyya hedef tutulan kitleyi çok merak ettim aslında...

Kimlere yazıldı bu yazı?

Nüfus 81 milyon olmuş.

Hadi çocukları, okur-yazar olmayanları falan çıkardık.

61 milyon kaldık...

Bu tür yazılar 60 milyonun ancak 1 milyonunun anlayabileceği çapta...

Dilerim her kim yazdıysa bu yazısını halk diline tercüme edip yeniden yazar.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:48   #4
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 62
Mesajlar: 250
Ettiği Teşekkür: 711
Aldığı Teşekkür: 1367
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Aldacı Mesajı göster
Çok derin bir his var yazıda. Bunun yanında da hem sembolik bir dille yazılmış hem de kullanılan kelimeler itibariyle özdeki anlam gizlenmiş. Okurken hayli zorlandım, birkaç kez okudum anlayabilmek için ama yeniden okuduğumda yine farklı bir yaklaşıma sahip olabileceğimi düşünüyorum.

Yazı size mi ait alıntı mı? Size ait ise profesyonel alanınızı ve neleri okuduğunuzu merak ettim.

Teşekkürler.

Bu arada profil resminizi de beğendim.

Yazı bana ait.. Profesyonel devlet memuruyum : ) Ezoterizm ve kabalayla amatör olarak ilgileniyorum.. Okuduklarım o paralelde olsada genelde geniş bir alanı tercih ediyorum okumak için.. Ben teşekkür ederim...
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:51   #5
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 62
Mesajlar: 250
Ettiği Teşekkür: 711
Aldığı Teşekkür: 1367
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Aristo Mesajı göster
Yazıyı kim yazdı bilemiyorum.

Psişik Tırtıl mı yazdı acaba?

Her kim yazdıysa...

Çok güzel bir yazı.

...

Ben bu yazıyya hedef tutulan kitleyi çok merak ettim aslında...

Kimlere yazıldı bu yazı?

Nüfus 81 milyon olmuş.

Hadi çocukları, okur-yazar olmayanları falan çıkardık.

61 milyon kaldık...

Bu tür yazılar 60 milyonun ancak 1 milyonunun anlayabileceği çapta...

Dilerim her kim yazdıysa bu yazısını halk diline tercüme edip yeniden yazar.
Merhaba,

Yazdığım şeyleri genelde kendime anlatır gibi yazıyorum.. O yüzden çok kişisel gelebilir ve bana kalırsa haklı bir eleştiri olur.. Yeniden yazmam çok mümkün durmuyor. Teşekkür ederim..
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:52   #6
» Marjinal Çapulcu «

Aldacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2010
Konular: 24
Mesajlar: 1,792
Ettiği Teşekkür: 5488
Aldığı Teşekkür: 6562
Rep Derecesi : Aldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmedeAldacı muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Devletin her alanda memuru var ama hangi alan

İlgi alanlarınıza hiç aşina değilim, onlarla ilgili de bilgilendirici bir konu istiyorum şahsen.

Kaleminize sağlık, çok beğendim yazınızı.
__________________

E sarà mia colpa
Se cosi è?

Aldacı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Aldacı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:54   #7
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 794
Mesajlar: 6,565
Ettiği Teşekkür: 29383
Aldığı Teşekkür: 34800
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Melek Gibi
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Kalemine sağlık Psişik Tırtıl. Seni yeniden burda görmek güzel.
Sevda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 00:58   #8
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1312
Mesajlar: 13,202
Ettiği Teşekkür: 54312
Aldığı Teşekkür: 47315
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Psişik Tırtıl Mesajı göster
Merhaba,

Yazdığım şeyleri genelde kendime anlatır gibi yazıyorum.. O yüzden çok kişisel gelebilir ve bana kalırsa haklı bir eleştiri olur.. Yeniden yazmam çok mümkün durmuyor. Teşekkür ederim..
Yukarıda ilk yaptığım yorumda dediğim gibi yazıyı çok beğendim ve bu yüzden halkın da anlayabileceği düzeyde yazılmasında fayda gördüğümü belirttim.

Madem yazan da sizsiniz...

Ben bu seviyede bir yazı yazdığınız için sizi tebrik ediyorum.

Kendime göre çok zekiyimdir...

Ama benim sizin yazdığınız seviyede yazmam mümkün değil.

Ha yanlış anlamayın ''halk anlasın'' endişemden de değil...

Kapasitem yetmez açıkçası.

O yüzden bir kere daha tebrik ediyor ve daha fazla paylaşımlar yapmanızı bekliyorum.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 01:06   #9
Müdavim

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 633
Mesajlar: 4,746
Ettiği Teşekkür: 14328
Aldığı Teşekkür: 16273
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Var olmanın dayanılmaz ağırlığı diyebilir miyiz kısaca?
__________________
Sonsuz bir varlık kendisini sınırlayacak mekanda ve zamanda bulunamaz. Öyleyse hiç bir yerde değildir, hiç bir yerde olmayan şey de yok demektir.

Gorgias
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.03.18, 20:39   #10
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 62
Mesajlar: 250
Ettiği Teşekkür: 711
Aldığı Teşekkür: 1367
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Postmodern bir yanılgının içine doğmuş, gölgesiyle kapışan bir tutunamayan olarak vazgeçiyorum öncüllerimden. Önümde dört tane yol var ve hepsi bana eşit mesafede. İlk kez mesafelerin hepsi eş anlamlı benim için. Bu aslında, kaotik insan yığınlarının sistemsizliği içinde durağan temelleri eşitleme zorunluluğundan başka bir şey değil. Mutlakıyetin boşlukta sürüklenen yankıları umutla birleştiği zaman çekilen acı postmodern bünyemde tahribatlara yol açıyor. Sınırsızlıkların içinde yaşanması pekte tuhaf olmayan tüm pişmanlıkların gölgesinde dinlenmekmiş sanırım bizi biraz huzurlu kılacak tek çare. Hayatıma sinen hiçliği ve başkaldıran umursamazlığı ehlileştirmeye çalışmak olası bir iç çatışmadan kaçmanın yegâne yolu gibi görünüyor… Kavramlar arası sınırları kaldıralı çok uzun süre oldu ve sırf bu yüzden bana yaklaşan her insan bazen sekülerlik, bazen evrensellik ve bazen de yerelliğe bulanmış bilgi aktarımı kisvesi altında kendimi onlarla var ettiğim dallarımı budayan bir bahçıvan edasında … iyi yoktu, kötü de yoktu hatta doğru ve yanlış bile yoktu sadece birbirine açılan milyarlarca pencere… Ben aştığım yol kadardım.. Ne daha uzun, ne daha kısa…


Kendimi tanıyamamak kendime dört elle sarılıp kendimi tanıma isteğimi bile canlı tutamıyor artık.. İçimden birinin haklılığından midemin bulandığı gün kendime daha çok sarılacağım.. Çoğul doğum ve çoğul ölüm arasında giden, rüyadan bir yoldur artık yürümeye takatimizin olmadığı… Toplum içerisinde “Bir”e en yakın olan, en dışlananımızdı.. Sonsuz ile bütünleşen kişilikler, kesinlikle toplum denen olgunun artıklarıydı… Artıktık.. Düşüncenin şimdinin artığı olduğu gibi…


Yok oluşu yadsıyarak kendini avutan insanlardan olamadım ben… Çok kolay değildi öğretilmiş dayanaklara gözü kapalı sarılmak… Eğer uyanık kalırsam.. Yani fark edecek kadar uyanık kalırsam… Sonsuz düşüm kati bir gerçeğe mi dönüşür? Ilık bir düş serpintisinden içimize damlayan gerçek kimin gerçeği olur? Gerçeği geçmiş mi yaratır yoksa biz geçmişi gerçeğe göre eğip bükebilir miyiz? Aslında hayatı ıskalayamayacak kadar kaygıdan uzak ‘orada-olma’ mefhumuyla yaşayacağımız şimdi geçmişe ihtiyaç duymayabilirdi… Dolayısıyla gerçeklik bizde refleks haline gelen geçmiş tandanslı bir olgu olmak zorunda değil.. Peki ya ıskaladığımız şimdiler? Evrensel gerçeklik?? Sanırım kafayı kaldırıp farkında olduğumuz güne kadar geçen süre içerisinde debelendiğimiz derin kuyuyu bilmek ve yeterince tanımaktır insanın kendisini tanıması ve bu durum gerçeklikten ziyade bir kurgu üzerinden yürür…


İllüzyon!!


İllüzyon!!


Bakışlar arkasına gizlediğimiz Tanrılar ölmeliydi belki de…



İnsanın yazgısıdır salt acı, varoluşla süregelen… Kendimizle aramızdaki bütün köprüler yıkık.. Biçim değiştiren sanrılarımız korkularımızı bir nebze olsun dindiriyor… Usulsüz adımladığımız bir yol bizimkisi… Ben aştığım yol kadardım.. Ne daha uzun, ne daha kısa…
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
diary, disquiet, surreal


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 00:31.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2018 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.