Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Maksat Muhabbet Olsun > Duygularımız


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 28.01.19, 03:43   #1
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Saklı Mektuplar

Saklı Mektuplar




Uzun bir yazı dizisi olacak. Yazarını ve kaynağını bilmeden yıllarca okuduğum ve neredeyse bazı mısralarında ezbere o haletiruhiye ile hüznünü tattığım mısralar.
Şiraze kimdir bilinmez. Öyküsü diyar diyar dolaşırken bile yüreği hep aynı yere takılı kalmış bir gönül ilmekçisi. Bazen çile işçisi bazen ah insan böyle direnmeli dedirten kelimelerin halis vurgunu.

Onu kim olduğunu bilmeden anlayabilmek anlatabilmeye tarafgir kılıyor.

Rapİ
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 03:50   #2
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


Az zamanda öyküler biriktirdim içimde, sen öyküleri bilir misin Şiraze?
Ben bildiğini bilirim, ben bilirim bildiğini…
Anaforlarına takılıp dönenlerin öfkesinden sakınmak adına sığındığım karanlık dere
Ve yarık kayanın uğuldayan dik yamaçlarının çevrintisiyle titrediğim gece…
Şiraze bir tek sendin dizinde dinlendiğim.
Öyle bakma dedim kaç kez, öyle pencerelerden gece vakti salınışın yollara
ve bir gölge gibi süzülüp duvar diplerinden kayışın köşebaşlarına


beklediğimdin sen
sen bir ömür beklemeyi seçtiğimdin.
Bir dahası olmasın görmeyeyim gözlerini,
bir dahası olmasın dolunaysız gecelerde tutmayayım elini,
bir dahası olmasın ‘yaş gidiyor’
anmaktan başka güzelliği kalmadı senliliğin.


Sen ile ben Şiraze, öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu… Ve bir… ve iki… ve üç… ve dört Şiraze.
Sen ve ben, ömür son demine vardığında ‘yaşandı bitti’ diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık.
Geç mi kaldık yoksa?
Geç kaldığımızı anlamak için bile mi geç kaldık?
Yok böyle bir şey; biz her şeye arası kapatılamayacak mesafelerce çoktan geç kaldık .
Bitmek varsa eğer, geçmişi ak sayfalara kaydedecek zaman bitti Şiraze.
Artık onları hiç kimse okuyamayacak, artık onları hiç kimse dost bilip sarılamayacak, artık onları hiç kimse çantasına doldurup yanında taşıyamayacak.
ve bir sürü artık işte.
Biz zamanın tellerinden her birine asılı kaldık.


Bir an’da, hiç olmayacak bir vakitte; nedir bu kalabalık bir kumpanya edasında? Ellerinde pankartlar: ‘Aşk bir ihtilâldir!’
– ‘Aşk bir arayıştır!’ – ‘Aşk bir tutunuştur!’ – ‘Aşk bir başkalaşımdır!’ – ‘Aşk bir yitiştir!’
Sarmışlar bin yanımı; elini uzat Şiraze, uzat elini… ben kendi ihtilâlimden endişedeyim.
‘Buralardan her kim geçerse iz bırakır, aşk’ına dideban olup asrın engebelerinde kaybolur’
edasında kol kola sevdalılar; ‘aşk bir ihtilâldir’ derken gözyaşından nehirlerde boğulur


bak nihan bakışlı şebnemler oynaşıyor yapraklarda
yapraklar ki, bahar kadar taze…
ben her dokunduğumu inciten, ben her uzandığımı dumura uğratan; bir felaket kadar felaket
bir afet kadar afet…
o nihan bakışlı şebnemlerin oynundan çok ırak mekanlar seçmişim kendime Şiraze.
Bir tebessüm et yeter; yıkılsın mefhumu şiddetin
Ben seni gecelerde aradım, yıldız gibi
Ben seni denizlerde aradım, inci gibi
Ben seni türkülerde aradım.
Şiraze! Ben seni içimde, görülmemiş rüya gibi yaşadım.


Aşk belki, ağlamaktır.
Nasıl da yumuşatır gözyaşı insanı; nasıl da eritir, inceltir.
Gel seninle bir daha ağlayalım; yaşanmışlara,
bir de yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanamayacaklara
Ağlamak güzeldir Şiraze, ağlamak yüreğin temizlik eylemidir
Bilir misin, lale’ler de işte böyle şebnemlenir

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 03:53   #3
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


Bıraktığım hiçbir şeyin bıraktığım gibi olmadığını
olmadığını kendimin bile o şehirdeki gibi…
biliyorum
zaman tepeleyip geçiyor her şeyi; beni, seni, damdaki kediyi, kaf dağını, hatıraların her an’ını…
zaman ilerledikçe netleşiyor geçmiş, geçmişin satır araları canlanıveriyor
isimler yüz hatlarına bürünüp çıkıyorlar karşıma, “bak” diyorlar bana, ben de bakıyorum
tanıdık gelen çok çizgi var yüzlerinde, onlarda bir parça benden harf görüyorum
“zaman” diyorum bir potin gibi ayağımda, koncu uzun mu uzun, dolanıyor… dolanıyor… dolanıyor…
ürperiyorum
zamandan yapılma potinler her geçen gün biraz daha sıkıyor beni
sen yoksun diye belki
sen hiç olmadın diye belki
sen hiç olmayacaksın diye belki
sen hiç…
oysa seni şarkıların en manidar kelimelerinde gizledim
oysa seni ebrulî hayatların penceresinden seyrettim
oysa seni bir resim atölyesinin en karanlık köşesindeki ışık belledim
oysa…
bana yakıştırılan gitmek oldu Şiraze, sen kal ben gideyim şimdi
sen kal ben gideyim şimdi
eğer biri gitmek zorunda ise ille de, sen kal ben gideyim şimdi
bir kere gitmeyi başarmış olan, artık sürekli gidebiliyor çünkü
bir kere gittim Şiraze, sen kal ben gideyim şimdi


ben ürkek yaşadım hep, ürkek dolaştım yollarda, ürkek baktım dağlara, ürkek konuştum insanlarla
ürktüm hep
farkederler varlığımı diye
farkederler de gözlerime bakarlar diye
hani gözlerime baksalar seni görürler diye
seni görür sorarlar diye
“kim”
ben ürkek yaşadım hep, ürkek boyadım resimlerimi, ürkek yazdım, ürkek çıktım evden dışarı
ürktüm hep
adımı sorarlar diye
“sorsalar ne çıkar”
ben adımı bile unuttum Şiraze, ben adımı bile unuttum
ben ürkek yaşadım hep, ürkek giydim eteklerimi, ürkek baktım aynalara, ürkek okudum şiirleri
ürktüm hep
beni fotoğraflarına hapsederler diye
beni ak yeleli, hırçın atın sırtından alırlar diye


ne desem az, ne desem çok
ne desem boş, ne desem yersiz ve yetersiz
Aşkına vurdum başımı, iflah olmam; ne kadar su verirsen ver, artık susuzluğumu gideremezsin
ne kadar ışık tutarsan tut, artık karanlığımı ışıtamazsın
içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın
Şiraze… Seni kaybetmek bir daha bulamamak demekti, geç anladım


Şimdi gölgemizi de alıp yanımıza, “ufuk” dedikleri yeri hedefleyelim gel seninle
gel seninle Şiraze…

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 03:56   #4
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


“Seni içimin en ücra köşesine gizledim; ürkek, tedirgin, temkinli…”
Her temmuz, bana şehrimi anımsatıyor dünyanın her neresinde olursam olayım. Çok zaman geçirip, çok anı biriktirdiğim; bol tuzlu denizinde,üzerimde taşıyıp da sevmediğim her ne var ise dalgalarıyla atmaya çalıştığım; salkım saçak dolaşırken, siyah etek uçlarımdan yerlere istemediklerimi saçtığım; kavurucu güneşinin altında, incir kokulu yollarda, nar çiçeği endamında her bakan göze dokunup saklandığım;
aşk tadında gece yürüyüşlerine çıktığım…


Minik temmuz sıcağı şehrimi yeniden yaşamak arzusu doluverince gözlerime, yüreğimdeki pır pır eden kanatları susturamıyorum işte. Yeniden’i olmayan geçmişin, geçmişte kilitlendiği gerçeği ile ıhlamur ağacı altına uzanıp temmuz şarkıları döküyorum dilimden bu yabancı toprağa.
Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki Şiraze.


Kimseler bilmesin öykülerimi diye ketum direnişlerle gömdüm mektuplarımı saklı kentime. İlk busenin açtığı yaranın bir daha kapanmayacağını, ilk busenin kopardığı fırtınanın ömür boyu dinmeyeceğini, ilk busenin tüm ‘hayır’lara bir asi yetiştirmede maharetinin yıllara değin uzanan dokunuşlarının artarak çoğalacağını, ilk busenin bedeni dolaşan bütün damarları nasıl da ”çat” diye bir bir çatlatacağını,
ilk busenin ne varsa aniden değiştirivereceğini nereden bilebilirdin ki Şiraze.
Mektuplarım benimdir, mektuplarımın ıhlamur kokusu benimdir, mektuplarımın canımı yakan her harfinin kıvrımları benimdir; temmuz sıcağında yeniden yazılıp, yeniden toprağa verilen, benimdir mektuplarım Şiraze.


Şehirler değiştiriyorum, şehirlerle değişiyorum. Yüzleri yüzüme yansıyor, kokuları siniyor tenime, seslerinde yitip içimin feryatlarına sekte koyuyorum. Derûni bağlılıklarımı bir hilkat garibesi şekline bürüyüp yalnızlığına mahkum ediyorum.Şehirler değişiyor Şiraze, ben değişiyorum.Ben değişiyorum, dünya değişiyor Şiraze.


Bir, yaşanmışlar olduğu gibi duruyor.“Sen yok desen de, ayın tamamı orada” diyorum.
“Hayat zaten zor, onu daha da zorlaştırmak için neden bu çaba?” diye soruyorum.
“Yanlışlar birbirini izler” gerçeğine uyanıyorum.
“Yapmamız gereken, bize zaman verildiğinde yapacağımıza karar vermek” diyerek bir gayret yerimde doğrulup göğe avuç açıyorum.
Ve hayatlardan bir gölge gibi çekiliyorum uzaklarına.
Ben Şiraze, her sabah yeniden doğuyorum; öykülerime bir yenisini eklemek, yeni bir mektuba başlamak için.
Seni temmuz ile selamlıyorum.

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 03:59   #5
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


Söyle Şair,Eylül çocuklarının kaderi midir,
Hüzne bulanıp hüzne banmak?


buz tutmuş türkülerin dilinden damlıyorum; ben hep yabancıyım,
nereye gitsem yabancı dediğim güz başka, eylül başka, havada dolaşan bulutun
tadı başka bilmiyorsun, kaç gece namludan baktım göğe; senden bittim,
senden son uçurumundan düştüm derinlere, pat diye kuru bir yaprak gibi çatladı
yanlarım, seni aramıyorum uzun zamandır seni yabancı topraklarda
yabancılaştığım kendimde bile aramıyorum artık
bulduğum yerde yitirdiğim, yitirdiğim yerde bulacağım,
bile bile kuytusunda gizli ölümlere mezar kazıyorum
en’inde piramidin dalgalanıyorum, şlapp… şlapp…


ellerim havalanıp yüzüme tokat gibi iniyor gidemediğim yerlerin hasretiyle
boyadım seni,girmek isteyip giremediğim sırların giziyle
sırça saraylara, elyazma evraklara kilitledim seni;
boğazımda bıçak sancısı kanadıkça yanıyorum, bundan sonrası hep bu sancı,
ötesi silikleşecek her habbede medet umarak, gözlerimi geceye kapatıyorum


sus ebede kadar, sus ebedden de öteye kadar;
ne sesini duymak dileğim ne sessizliğini…
yok olmak mümkünse eğer, hiç olmamış gibi ol diliyorum


bilmiyorsun içimdeki sancının kanayan yarasının derinliğini sen ‘ol’ dediğin an
olsun diyenlerdensin, kendini insanlıktan çıkarmanın bedeli
mor kadar sıcak mıdır? bu kadar az olma, bu kadar az olup tükenme
kimse bir cesaret altın halatlarla uzanamaz sana, ben hem var hem yok arası
serzenişlerde, bir metamorfoz öncesi aşkına ok saplayan divaneyim


ey’leme beni, artık hiçbir ey’ine dönmeyeceğim
kararan yüzümü seni her sabah suskun uyandırışımda bıraksaydım
bu kadar yok olmayacak bu kadar tiz’leşmeyecektin
ne bir çınarım yıkılışım dört bir yandan görünsün, ne bir kasırgayım
savuruşum dört yanı dağıtsın, ne bir afet, ne bir güneş, ne bir… ne bir… ne bir…
dünya içinde kaybolduğumu seziyorken dünya, gözlerinin parlaklığının
farkındayım bu kadar büyük bir hapishanede bile daralıyorum, öylece
yükseliyorum yukarılara oradan yıldız toplayıp heybeme atacağım, göktaşlarıyla
oynarken biri elimden uçup dünyaya doğru havalanacak belki, belki senin olduğun
bir alana yönelecek sen korkuyu yerleştirip bakışlarına, kaçacak yer arayacaksın
küçük bedenine bulamayacaksın… bulamayacaksın
postallarını çıkarmadığın yaz sıcağında terleyeceksin, alnından düşen damlaların
gümbürtüsü sallayacak zemini, her hâlinden endişeye kapılacak yüreğine ‘dursun artık’
istemleriyle bakacaksın, nafile… nafile…
bir kere başladın mı artık ‘bitmek’ denen kayboluyor, sürekli başlıyorsun, sürekli
ardı ardına bağlanmış ip gibi asılı kalıyorsun zamana dursa ne çıkar, başladı ve
bitmeyecek, yön değiştirecek, görüntü değiştirecek,isim değiştirecek,
renk… mekan… dil… ama bitmeyecek hiç


her şeye bir sözünüz vardı, ben ne kadar her şeye susuyorsam siz o kadar her şeye çok tanıdıkmışsınız gibi görünüyordunuz, bilmediğimdendi susuşum, parmağına büyük gelen kara taş yüzüğün büyüklüğünden utandığım kimin aklına gelirdi,kim bendeki benden başka bir ben oluşturmadan beni kabul etmeyi ta baştan kendine söylemişti kış kadar dayanılmazdı zaman, kitap raflarında aradığım asıl bulmak istediğimdi kış önümü kesmeyi sevdi hep, bir cümle yeterdi ısıtmaya içimi, içim kedi kadar mır’layan bir sevgi düşkünüydü, ‘hep olmayacakları mı ister insan, hep olmayacağa mı yönlendirir yoksa olayları’takvim kağıdından damladılar ellerime, onları alıp yüzüme sürdüm şimdi yabancı takvimlerle sarılıyım, okuduğumda anlamadığım kelimelerle dolu damlıyorlar belki, parmaklarımın arasından kayıp gidiyorlar mazgallara buralarda çok mazgal var buralarda üstü açık çok mazgal var bir gece birisinin içinde kırılacağım, ‘çat’ diye ritmik tik tak’larımı duyurmak çabasından çok uzaklaştım, benim tik tak’larım benim tik tak’larım hepsini mora boyayıp, boynuma astım; tik tak… tik tak… tik tak…bunlar eylülün dansından geri kalanlar ver elini Şiraze, aşkın bizi bıraktığı sahilden başlayıp açalım içimizdeki tüm gereksiz kuşkuları, kanat takıp uçsunlar ben cebimden bilyelerimi çıkarayım, sen cebinden topacını çıkar bir hacıyatmaz yerden yere savursun kendini ver elini Şiraze, ‘her şey iyi olacak’ diye diye yolu yarıladık bak hiç çocuk olmamışım gibi geliyor bana, hepsi bir rüyaydı başladı bitti havasında unuttuklarımı bir bilsen, hatırladıkça yeniden doğuyorum pırıl pırıl gökte gök bana beşik Şiraze, bir ucu bir ucuna erişmeyen bir beşik…salla beni, gözlerime çöken uykunun tadına bakayım, hiçbir uyku tam değil Şiraze hiçbir uyku sona götürmüyor Şiraze.

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 04:02   #6
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


“seninle konuşmalıydım Şiraze
çok çok önceleri ilk karşılaştığımda, bir park duvarı üzerine oturmuş yoldan geçenlerin nereye gittiklerini merak eden bakışlar
taşımaktaydın yanında
ben de belli ki senin henüz farketmediğin o eşsiz güzelliğini doya doya seyredebilme telaşıyla bir köşe buldum kendime
affına sığınarak aşık oldum sana bilmedin
üzerindeki küçük çiçekli, fırfırları ayak bileğinizi okşayan bordo etek tüm sadeliğiyle içime akıyordu hep gözlerindeki o pus hiç gitmedi… hiç gitmedi… anladığım oydu ki; hiç de gitmeyecekti


neden bu kadar üzgün sardunyalarla süslüyordun gördüklerini?
neden hep aynı yere geçip, aynı yalnızlığın içinde kayboluyordun?
neden hep susuyordun?
neden hep susuyorduk?
neden hep…


seninle konuşmalıydım Şiraze
ne kadar da benden olduğunu anlatmalıydım
her sabah yumuşak bir buse ile seni uyandıran…
her kahvaltıda demli çayını ince belli bardağına dolduran…
her aynanın karşısına geçtiğinde saçlarını okşayan…
her kapıyı kapatışında ardında peşine takılan…
her sokakta adım adım seni izleyen…
ve içinden taşanları bir bir tutmaya çalışan…
işte hepsini… hepsini… yapan benim
hâsılı; ben Şiraze, sen Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
kendini artık dinlemek zorunda olduğunu bir şekilde anlatmalıydım sana
boş boş baktığın kalabalıklardan değil, kendinden medet…
o, benim evet; yani sen
ben Şiraze, sen Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
zaman aktı geçti yanından, durdun hep
bir şeylerin geçip giderken, sen dursan bile, senden çok şey alıp götürdüğünü,
parçaların bir bir eksildiğini artık fark etmeliydin
sevgililer gider Şiraze… sevgililer hep gider
biz kalırız artakalan onlardan
ve
bize arta bıraktıkları…
sevgililer hep gider Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
bir gün ‘yarın’ diye bir şey olmayacak
o olmayacak yarın’ımız bize varmadan ne mümkünse yapmalıyız beraberce
tut elimden Şiraze
rüzgarlara katıp kendimizi uçalım, altımızda atlas
tut elimden Şiraze
yağmurlarla sulayıp yüreğimizi turnaların izini sürelim, ışık yol
tut elimden Şiraze
uyanmak için geç olmadan yola çıkalım, rüyalar bizi kilitlemeden
seninle konuşmalıydım Şiraze
ben Şiraze, sen Şiraze…”
………..


her dilden söyleniyorum sana işte, her telden çalıyorum.
hayat devam ediyor Şiraze; bazen kıyısında dünyanın, bazen en içinde…
hayat, her şeye rağmen devam ediyor Şiraze

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 04:06   #7
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


dinmez fırtınalarda kalmışım /
rüzgarın yarası taze /
otuz ağaç devrilmiş /
otuz yürek üstüne /
bulanık sellerdeyim /
süzmelisin şiraze
………………


diyerek geldin cümle aşkın kapısına;
önce bir şeyleri resmetmenin güçlüğünü fark ettim.sen resmedilemeyecek kadar gizlerden örülme imişsin. oysa ki, öyle garip bir acı yerleşmişken neyi söylemeli, kime ne anlatmalı, kimden ummalı bir çıkış.olmayacağını bile bile…
seni büyüten, besleyen seni bir başka raftan alıp bir başka rafa koyan ve bir türlü en uygun mekanı bulamayan, hasılı hiçbir mekanı yakıştıramayan sana…


Aşk belki… diyerek çıktım yola.
Aşk belki, her bitenle başlayandı.
beyaz güvercinler uçuruyorum her gece /
masal uykularındayken /
senin çocuk gözlerin /
sezmelisin şiraze…..
diyordun ya sen;


ben kapattım gözlerimi görmek için. ben kararttım manzarayı seni bulmak için. ben bende aramaya başladım, aşk dediğim benden doğandı.
tüm gerçek senin söylediğin hiçbir şeyi anlamayışımdı. uzaklarına çekilip,uzaklarından bakmayı seçtim.
kim bilirdi ki gitmeye karar verenin,gitmek için hangi sözün ardına gizlendiğini?
şimdi uzakların suyuyla suladığım aşkın yeşillenişini seyretmedeyim. çiçeklerinin kokusuyla dönen başım beni bir sandala koyup gezdiriyor bir süre. göl kıyısını hiç bulamıyoruz. çek kürekleri Şiraze… çek kürekleri Şiraze… asla kıyılara ulaşamayacağız!


kış yüklenmişken beyaz dallarına ağaçların. kış ağırlığını taşıtıyorken yüreklere. adımların yavaşlaması havanın soğukluğundandır kandırmacasındayım. oysa ağırlığı veren içimdeki. hüznün sertliğiyle çatlayan ellerimin oyuklarına dolan kan ve acısıyla buruşan yüzüm ve hiç bitmeyeceğini düşündüğüm siyahlığın orta yeri…
her okuduğum satırdan damlayan kederle çalkalanıyorum yeniden.”eğer yeniden gelme şansım olsaydı hayata, tüm hatalarımı yeniden yaşardım” diyen şairin inanılmaz umutsuzluğuyla karşı karşıyayım. bir daha dönemeyecek olmak… bir daha başlayamayacak olmak… bir dahası olmayacak Şiraze… bir dahası hiç olmayacak … asla yeniden doğmayacağız bu hayata!


kıvrımlarını takipteyim şimdi yolların. kenar örtüsü rüzgardan hafif dalgalanırken ben titrek bir mum alevinden bakmadayım. onu titreten göz kapaklarımın sürekli açılıp kapanması. ardında gözbebeğinin siyah noktası bir büyüyor, bir küçülüyor. kış hâlâ duruyor olduğu yerde. ben duruyorum. durmayanlar yanımdan geçiyor. uzaklara yollanacak bir mektubu taşıyorum çantamda. adresini benim bile bilmediğim bu mektubun gideceği yerin dünyanın hangi köşesinde beklendiğinin farkında bile değilim.
yazılanlar çoktan yazıldı bitti Şiraze… yazılanlar çoktan yazıldı bitti Şiraze… asla yinelemeyeceğiz bir daha!


geriye, adı gibi suskun, rengi gibi kor, kendi gibi lâl olan bir masalın hatırası kaldı Şiraze…
ayrılıkların vatanı köprülerin ülkesinde kasımpatları da açtı
Bir yıl daha geçti şiraze
Bir yıl daha geçti

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 04:10   #8
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa. “Kış” dedim, “henüz gitmek için hazırlık yapmıyor.” yukarıya gri bir kilim sermiş gökyüzü, buzlarda çatırdıyor adımlarım. “kış” dedim, “en az birlikte olmak istediğim, ama hep en çok karşıma çıkan”… renkli zarflarda içi boş kağıtlar ve üzerine var olup olmadığı bilinmeyen adresler… bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; “‘çocuklar okulda’” dedim, “kızaklarına binip tepelerden bırakmıyorlar kendilerini”. vakit haylice erken, ben mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa.

ceviz ağaçlarının yapraksız dalları altında yürüdüm.”kış beni hep karamsar yapar” dedim, “103 numaralı dolmuş da gidiyor işte, kavşaktan şimdi döndü”. eğilip yerden metal bir para aldım. tam önümde bana parlıyordu.”kumbarana koy bunu Şiraze sen biriktirmeyi seversin”

kuru yaprakları, çakıl taşlarını, rengarenk boncukları, sinema biletlerini, elişi kağıtlarını, hatıraları, acıları, gözyaşını, sorulamamış soruları,senden kalan sesleri, yaşanamamış paylaşılmışlıkları, birlikte harcamak üzere siyah deri cüzdanında biriktirilmiş zamanları ve hüznü… ve özlemi…


bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; “siyah” dedim, “herkesin üzerinden akan renk”… bir mektup da “yaz mevsimine postalamalı”. “renklerini topla da gel” demeli. sen de sıcağı seversin Şiraze; onun sevdiği kadar hep kaynayan bir neşeyle savrulurdun hayatın içinde yön seçmeden. Ben yüzüme kondurduğum hüzünle boyardım her şeyi. bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; sırf bir sebep üzere evden ayrılmış olmak için belki.


lombozların gerisinden bakmak benim tüm yaptığım. yorucu… tüm yüz hatlarını fark ettirmeden inceliyorum karşılaştıklarımın. tanıdık değil hiçbiri. bu yüzden belki Şiraze, tebessüm etmiyorlar. bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; “her kapıya bırakmalı bir mektup” dedim. “gülümseyin kendinize” diye başlayan.


yağmur da başladı Şiraze. rüzgarın en delisi beni buluyor yine. o an, “dünyayı karış karış dolaşsam” diyorum kendime. gülümsüyorsun. ne de çok yakışıyor gözlerine tebessüm. dünyayı karışlamayı unutuyorum gözlerinde. ucu seçilmeyen bir derya uzanıyor içinde. engininde martılar dalgalanıyor. Jonathan Livingston, “en yüksek uçan martı, en uzağı görendir” derken aralarında çığlık çığlığa dolanıyor: “Binlerce yıldır balık kafaları kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var; öğrenmek, keşfetmek ve özgür olmak…” gülümsüyorsun yine. ne de çok yakışıyor gözlerine tebessüm. oysa bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa… martılar dolan gözlerinde yitiverdim.


yağmur hızlandı, rüzgar da… “kış” dedim, “çok azimli.” beni hırpalamak istiyor. hırkamın içine gömülürken mektuplarımı aldım ellerime Şiraze. “onları şimdi adreslerine doğru fırlatmalıyım” dedim. rüzgarın önüne savurdum bir bir… uçtular… uçtular… uçtular… bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; ben de takıldım köşelerine.en güzeli senin hiç gitmeyeceğini bilmek Şiraze. Biz yağmur da olsa, kış da… rüzgar da olsa, kar da… her dem Şiraze.
şimdi adımlarım ağırlaştı, dönme zamanı
dizlerimdeki ağırlık, “daha fazlası çok gelecek” diyor


çekilip kuytularıma, mum yakacağım; her ne varsa birikmiş içeride dökeceğim orta yere
yeni mektup sayfalarına döküleceğim, akacağım tepelerden tepelere
tut beni Şiraze, yoksa karanlıklara emileceğim…


Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 04:13   #9
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


her dilden her telden her şekilde söyleniyorum sana…
sana yazıyorum tüm mektuplarımı…
anlıyor musun?
şakayık ki dağların lalesi, seni bekler gizli gizli
her sabah umutla döner yüzünü göğe, bir dua belki dilinde
ve her akşam çöküşünde büker boynunu, döker yüzünü
ertesi güne…


ben… nereden geçersem geçeyim, hangi kapıyı çalarsam çalayım ve her kimle oturup sohbete dalarsam dalayım
bir şekilde sen çıkıyorsun karşıma Şiraze. giderken hiç gitmeyen, kaçarken hep beni izleyen, her adreste karşıma çıkan… dağ başı olsun ya da çöl… sensin Şiraze atamadığım. bak yağmur yağıyor yine, üstelik gri. burada yağmurların rengi hep gri. az gri, çok gri; ama hep gri Şiraze.


saat dört yönünde bir yakamoz dansı büyülerken görenleri
bir necva ulaştı kulaklara, titrek dedi
“olanı biteni aşk imiş”
sen alevlendin, sen dillendin, sen çöktün birdenbire
çöle damladım, zamansız yine…


sen, yağmur ve bir bardak demli çay… birbirinize ne de çok yakışıyorsunuz. ben aranızda ancak bir gölge gibi dolaşıyorum. dizelerden sayısız ilham devşirme telaşındayken, adınla süslüyorum her mürekkebin değdiği yeri. Şiraze… çay kadar ısıtıyorsun içimi. Şiraze… yağmurlar kadar yıkıyorsun beni. Şiraze… bilmiyorsun,


“bir ömrü harcamak” dedikleri gerçeğin altını, seninle çiziyorum.
billur kaseler dolaşıyordu elden ele, şerbet kokusu havada
bir eğlentiye gelmişti insanlar, güle oynaya etekleri zilli
göz ucuna hüzün takılmışların yeri değildi
tennurelilerin yeri hiç değildi…
ne avludaki ağaç bir anlam verdi, ne çatıya serilip keyif süren asma…
aradığım neydi orada, sormalıydım
hem doğuyu, hem batıyı uyandıran adama


Umay ana hiç çıkmadı karşıma. bohçacı Ester, Martinikli cariye, kazak güzeli Ayzada… yolculuklarımda kimseler yoktu satırlara boyanan. kalabalıklarda mırıltılı günlerdi yaşanan çoğu zaman Şiraze. Hep birileri mırıldanıyordu. kimi ağıt, kimi ninni, kimi destan… hep birileri mırıldanıyordu Şiraze. duyuyordum. Ben de bozkırın türkülerini söyledim kendi kendime. mor kadife fistanları diz boyunda dökülürken yanı ucumda, ben de türküler yaktım hep sana.


İçimden geçenlerin adı Şiraze, yağmurlu günlerin tadı Şiraze; söyledim seni. duyurmak için değil, duymak için. duyurmak için hiç değil, duymak için Şiraze. yağmurlar eşliğinde yola koyulduğum kaçıncı gece bu. kaçıncı akşam hem senle hem sensiz gidişim guruba. “bu gitmeler hep sürecek” nakaratı kulaklarımda saçlarına hoş kokulu bûseler konduruyorum.
kehribar, kekik, zencefil bir de karanfil kokusu sarmıştı havayı
ipek yolu üzerindeydim, içimde arkeoloğunu bekleyen kalıntılar
ne kadar değişikti tümsekler, ne kadar başkaydı kasisler
ve ne kadar sığ kalmıştım derinlerde
seni özlüyorum, yağmur penceremde
seni özlüyorum hep Şiraze…

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.01.19, 04:17   #10
Tam Üye

Rapİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2019
Konular: 33
Mesajlar: 303
Ettiği Teşekkür: 997
Aldığı Teşekkür: 1063
Rep Derecesi : Rapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardırRapİ şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Saklı Mektuplar


bir gün’dü
bir gün’ün bir günüydü, yazıldı
…….


Yolun sonu hayat. Yolun başı hayat. Yol boyu hepten hayat. Sıkışıp kaldım Şiraze. Diyorum çoğu zaman göklere dönüp yüzümü “emanet çok ağır.” Büküldükçe bükülüyorum Şiraze. Çatlayan ellerim acıyor. Tırnaklarım acıyor. Saçlarım, kaşlarım, kirpiklerim acıyor. Kanıyorum gün boyu. Nasıl olayım işte, bunca sıkışmışlığın arasında heyhat’ım Şiraze.


Düşünüyorum çok zaman, “hayat üzerine kaç cümle kurdular” diye. Cümleler de hayatın kendisi de, hayattan olmayan bir ben miyim ne? Bul beni Şiraze. Daha girmeden karanlığa tüm aydınlığımı yuttum. Başıma bir ayla takıp, olamayacağım her ne var ise el ettim. Bul beni Şiraze. Gözümden tut, dilimden tut, çek çıkar beni kuytularımdan Şiraze.


Bazen gecenin en sessiz anında göğe bir merdiven dayayıp çıkmak geçiyor içimden yukarılara. Aşağıda hayat. Yukarıda hayat. Aşağı yukarı hepten hayat Şiraze. Tutup askıya asamıyorum. Dolaba koyup saklayamıyorum. Sandığa kilitleyemiyorum. Kilit üstüne kilit vuramıyorum. Şiraze, ben en var halimle yok olmanın telaşındayım. Dünyanın her anını hayata döndürememenin telaşındayım. Sonsuzluğumu yeşertememenin telaşındayım. Her mevsimi ruhuma aşılayamamanın telaşındayım. Telaş içinde bir ben’im Şiraze.


İhsanı bol olana sevdalıyken, insana dair her şey ne kadar da az görünüyor gözüme. Verseler verseler ne kadarını verirler şiraze? Verirken kaç ölçer, kaç biçerler Şiraze? Buralardayım. İkinci paragrafın üçüncü satır, sekizinci kelimesinde… Sayfalardan iki-yüz-yetmiş-dokuz… Okuya okuya bul beni Şiraze. “Boşluk” diye bir şey yok, her kelime arası dolu. Her satır arası dolu. Her paragraf arası dolu. Sayfa kenarları dolu. Dopdoluyum Şiraze.


“Aşk” desen aşk.
“Hasret” desen hasret.
“Acı” desen acı.
“Sevda” desen sevda.
“Renk” desen renk.
“Yol” desen yol.
“Işık” desen ışık.


Ne ise aradığın onunla doluyum Şiraze. Gül verdiler, dikenini de istedim. Dikensiz gül kokmuyor Şiraze.Gökyüzü verdiler, bulut da istedim. Bulutsuz gökyüzü dalgasız deniz gibi Şiraze.Kağıt verdiler, kalem de istedim. Kalemsiz kağıt boş Şiraze. Anladım ki, verenden hep isteniyor Şiraze. Verdikçe isteniyor, verdikçe dahası isteniyor Şiraze. Buralarda kalakaldım gibi. Öyle bir his işte. Durağanlaşmak. Lakin hiçbir şey kalmıyor Şiraze. Benimle birlikte hiçbir şey kalakalmıyor. Rüzgar katıp bulutları önüne götürüyor, pazardaki meyveler akşama satılıyor, sular akıyor, saat tik tak’larını sürdürüyor, buzdolabı gürültüyle çalışmaya devam ediyor, akşam oluyor, sabah oluyor, ağaçlar bir yapraklanıyor bir çiçekleniyor. Hiçbir şey kalakalmıyor Şiraze.


“Önüm arkam, sağım solum sobe” diyorum. Kimseler yok. Sobeleyecek kimseler yok Şiraze. Ben de duvardaki tabloyu, çekmecedeki düğmeleri, pencereden görünen evleri, yoldan geçen arabaları sobeliyorum. Sonra kaçıp saklanıyorum kendime. Kimse beni bulmuyor, bulamıyor Şiraze.
Hep seninle…

Şiraze
__________________
Rapİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Rapİ'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
mektuplar, saklı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 17:56.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.