Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Maksat Muhabbet Olsun > Duygularımız


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 27.02.13, 18:45   #1
« Çapulcu »

No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2012
Yaş: 29
Konular: 197
Mesajlar: 821
Ettiği Teşekkür: 1866
Aldığı Teşekkür: 4395
Rep Derecesi : No Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura about
Ruh Halim: Meskul
Standart Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka




Franz Kafka..
Merak ediyorum seni Milena. Kalem tuttuğun elini, saçlarını ve ruhunun sürekli ağladığını yansıtan gözlerini. Soğuk bir ürperti geliyor Milena, üşüyorum senin adını her andığımda. Küfürbaz Kafka burada olsaydı herhalde küfrederdi bana. Ama ne yapayım Milena sana olan aşkım dinmiyor, incitiyor beni.

Milena, Havva’nın elmayı ağaçtan koparması gibi bir şey. (Günah sayılan bu olayı, kimsenin anlamayacağı gibi anlıyorum kimi günler..)

Havva elmayı yemek için koparmış da olabilir, hoşuna gittiği, beğendiği için koparmıştır- belki de. Âdem’e gösterebilmek için yalnız. Koparmak önemli değildi anlaşılan, ama elmayı dişlemek sonucu doğurmuş oldu.Elmayla oynamak sonucu doğru olmayabilir, ama yasakta edilmemişti ki.

Hain olarak düşünebilirler beni fakat ben seni yazdıkların için de sevdim –her ne kadar onları aşkına söz geçiremeyen Franz’a yazdıysan da– ama sen başkaydın Milena hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın. Beni belki o kadar sevmedin hatta hiç sevmemiş de olabilirsin ama kendimi frenlemeye yeltenemiyorum. Deli mi oldum bende bilmiyorum.

Kafam hiç yerinde değil. Yalnız göz kapaklarımı hareket ettirebiliyorum. Sevgilim artık gözlerim bile ışıldamıyor. Artık ne yapacağımı da bilmiyorum. Dün öğle üzeri avludan gelen kuş seslerinin her tarafa dağıldığına şahit oldum. İlk önce avludan gelen kuş sesleri beynimin içine girmeye çabaladılar.

Bir bulut gibi toplandılar, acı çığlıklarıyla sana olan aşkımı köreltmeye çalıştılar. Kendime geldiğimde bedenimdeki titreme beni öyle bir hale getirdi ki.. Ama yılmadım, sana olan sevgimi sorgulamadım asla. Bütün gece yankı yapan sese kulak vermemeye çalıştım. Seni düşündüm.

Kötüyüm Milena, bilmediğin kadar kötü.. Onun için bağırıyorum ya! Meleklerin sesi sandığımız, cehennemin dibindekilerin türküsüdür.






Milena Jesenska:
İnsanların mektup yoluyla birbirleriyle ilişki kurabilecekleri
düşüncesi nereden çıkmış ki! Uzaktaki bir insanı düşünebilir
ve yakındaki bir insanı elimizle tutabiliriz; geri kalan her şey
insan gücünü aşar. Ama mektup yazmak, hayaletlerin önünde
soyunmak demektir, ki öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler
yolda içip bitirir onları. Bu zengin besin sayesinde görülmemiş
derecede çoğalırlar. İnsanlık bunu hissediyor ve buna karşı
savaşıyor; insanlar arasındaki hayaletli iletişimi olabildiğince
kesmek için demiryolunu, arabayı, uçağı icat etti; ama hiçbir
şey işe yaramıyor, belli ki bunlar uçurumdan düşerken yapılmış
icatlar, karşı taraf ise çok daha sakin ve güçlü, mektuptan sonra
telgrafı icat etti, telefonu, telsizi.
Hayaletler açlık çekmeyecekler; ama biz telef olacağız..

(Alıntıdır)


__________________
''Işık, daha çok ışık!''
No Pasaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz No Pasaran'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 27.02.13, 18:54   #2
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

Kafka...Milena' ya MektuplarTeşekkürler No Pasaran
__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 01:38   #3
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

Bu konu çok güzeeelllGeliştirelim


Franz Kafka, Prag' ta bir dost meclisinde tanıştığı Milena' dan, öykülerini Çekçe' ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena' nın yollarının kesişmesine neden olan bu dilek bir ilişkinin başlangıcı, "Milena' ya Mektuplar" başlığı altında toplanan bu yazışmalar ise, kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.

Kafka, yapıtlarını Çekçe' ye çeviren Milena'ya, istirahata çekildiği Meran'dan mektuplar yazar. Dostça başlayan mektuplaşmalar bir süre sonra tutkulu bir aşka dönüşür. Üstelik yalnız mektuplarda kalan bir aşktır bu. Kierkegaard ve Werther'in aşkı gibi, Milena'yla mektuplaştıkları üç yıl boyunca iki ya da üç kez buluşan Kafka, her buluşma sonrasında suçluluk içinde kıvranır, kendinden tiksinir, kahrolur; ancak buna rağmen bir sonraki buluşma anını büyük bir özlem içinde bekler. Milena'nın evli, kendisinin nişanlı olması dahi bu özlemi önleyemez. Bu sebepledir ki Milena'ya yazdığı mektuplar, aşkın soyluluğunu ve soysuzluğunu yansıtır. Büyük bir yazarın iç hesaplaşmalarını, duyarlılığını sergiler...(Tanıtım Bülteninden)
__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 14:40   #4
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

Kafka’nın mektuplarına göre Milena o kadar kendisinden yana o kadar kendisi gibidir ki (Ayrıca Kafka’yı savunan, ona kayıtsız şartsız destek olan ve korkularını yenmesi için telkinde bulunan da Milena’dır) hayatı boyunca kimseyle diyalog kuramaz Onunla kurduğu kadar. Şöyle der bir mektubunda"...seninle konuştuğum gibi, kimseyle rahat konuşamam, kimse senin kadar benden yana olmadı da ondan, kimse senin kadar iyi niyetli ve her şeyi kavramış değil de ondan..." Milena’yı çok zeki bulur Kafka, zaten çevirilerini emanet etmesinden de belli değil midir? Milena der, Çekçe yaz bana… Çünkü Milena’nın Çekçesi’ne hayrandır.

Milena’ya duyduğu aşkı şöyle dile getirir yazar: "en çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..."Aslında hüzünlü bir sevgidir bu. Kafka’ya mutluluk veren, onu sevinçlere boğan bir aşk değildir. O bıçağın içini deşmesine hep gönüllüdür Kafka, yaşamının son evresine kadar.

Eserlerini dahiyane bir üslupla yazan Kafka, Milena’ya mektuplarda naif, ürkek, çekingen ve kendi tabiriyle ‘korkak’ biri olarak çıkar karşımıza. Öyle ki kitabı okurken o naifliğin o yalnızlığın, sorgulamalarla dolu beynin içindeki fikir çatışmalarının ruhunuza akmaması mümkün değildir .Hatta o kadar yalnızdır ki Kafka şu sözleri ile tutunur Milena’ya: ‘Köşe kapmaca oynanıyor, bir ağaçtan ötekine sürünüyorum karanlıkta tam ortasındayım yolun, sesleniyorsunuz bana, tehlikeleri hatırlatıyor, ürkek adımlarımdan telaşlanarak cesaret vermek istiyorsunuz. ……..yalnız size güveniyorum yeryüzünde’

Tabii usta yazarın insanlara güvensizliğinin çeşitli nedenleri var, ikinci dünya savaşı öncesi yükselen Yahudi aleyhtarlığı, mutsuz geçirilen çocukluk [(Despot bir babası vardır Kaflka’nın. Şöyle der Milena’ya :Gözlerimi yuvalarından uğratan, çılgın bir korku baygınlığı içinde oluşum, kendi kendimi kargımış olmaktan. (Uykuda bu korkunun baygınlığı bastırsa, çoktan ölürüm. Babama yazdığım mektubu okursan daha iyi anlarsın…)], Yahudi-Çek- Alman kültürü arasında sıkışmışlık, aidiyet duygusunu hissedememe gibi bir sürü neden var. Hatta kimi zaman Milena tarafından kendisine giydirilmek istenen güçlülük elbisesi iğreti duruyor üzerinde. Ve şöyle yazıyor mektuplarının birinde: ‘…Gel artık! Sen olmayınca yanımda korku başkaldırıyor, bütün gece sabaha kadar. Ciddi bir yanı var bu korkunun bırakamıyorum üstelik durmadan şu gerçeği sokmak istiyor gözüme: Milena’da senin gibi insan, ne yapsın’ Aslında Kafka yukarıda bahsi geçen mutsuz çocukluk, kültürlerarası sıkışmışlık ve yalnızlık duygusundan, küçük bir çocuğun yabancılardan ve ilk defa karşılaştığı durumlardan korkuyla annesinin kucağına sığınması gibi sığınmak istemiştir Milena’nın koyuna.

Yükselen Yahudi aleyhtarlığı zaten hassasiyetler üzerine ruhunu yerleştirmiş olan Kafka’da derin sarsıntılar yapar: Şöyle demektedir:’Yahudiyim, korkunun ne demek olduğunu bilirim… “Gelecekten söz açarken, benim Yahudi olduğumu unutuyorsun zaman zaman. Tehlikelidir Yahudi ırkı, senin ayaklarına kapanmış olsa bile…şaka mı ediyorsunuz? Belki de Yahudilerin o korkaklarından olup olmadığımı merak ediyorsunuz, kim bilir…ne olmak istersin, diye sorsalardı bana, Doğulu bir Yahudi çocuğu olmak isterdim, derdim… Onların arasında bir köşede olmak, üzüntüsüz bir yana kıvrılmak…Günlerimi sokakta geçiriyor, Yahudi düşmanlığı içinde yüzüyorum: 'Uyuz ırk' adını takmışlar Yahudilere şimdi de. Böylesine tiksiniyorlarsa, en doğal şey göç etmek oralardan, yalan mı? Kalınmaz ki artık. (Yahudilik ya da ulusal duygunun bir ilintisi yok bu konuda.) Direnip kalmalarında bir yüreklilik yok; mutfaklarımızdan kovamadığımız hamamböceklerinin yüreğine benziyor bu direnme. Pencereden baktım şimdi: Atlı polisler, silahlı jandarmalar, bağırıp kaçışan insanlar, ve burada pencerede, durmadan başkalarına sığınıp yaşamanın tiksinti veren utancı içinde ben…’ Aslında Gregor Samsa’nın Değişimde bir böcek olarak uyandığını, ailesinin borçlarını ödemek için toplumla aile arasında nasıl kişiliğini yitirip böcek haline geldiğini hatırlarsak, Kafka’nın buradaki böcek benzetmesini rastgele yapmadığını anlayabiliriz. Ona göre aynen Samsa gibi, göç baskısına direnen Yahudi ırkı kişiliğini yitirmiş, anlamsız bir direnç göstermekte ve yüreksizlik (yeni dünyalara yelken açma cesaretsizliği) sürekli atılan ama bir şekilde yeniden peydah olan böceklerin yüreksizliği gibidir.

Ve Yükselen Nazizme, 1984 romanının yazılmasına, Mccharty dönemine ve bir sürü jurnalcilikle beslenen tüm dönemlere gönderme yapar: “yeryüzü kulak kesilmiş gammazlarla doludur”

Bu ürkek, çekingen yalnız adamın kendisi gibi ciğerlerinden hasta olan Milena’ya olan sevgisi o kadar dorukta ki, şöyle diyor bir mektubunda:…içtiğim süt size de yarıyor, bahçeden çektiğim hava sizi de güçlendiriyor hayır bu çok az olurdu, benden çok sizi güçlendirsin istiyorum’ Yaşamın rüzgarlarına karşı bir sonbahar yaprağı kadar ancak karşı koyabilen Kafka, Milena’nın hastalığı için sürekli endişelenirken, kendi rahatsızlığını hiç önemsememekte ve şöyle demektedir: ‘Batı Avrupa’nın yarısı ciğerlerinden hasta’

Aslında Dava’daki Josef K ve Değişim’deki Gregor Samsa ile Kafka ne kadar benzeşir. Belli bir noktadan sonra kahramanlarını kendisi ile özdeşleştirerek, hayattan tad almama, çevre ve ebeveyn baskısı ile kişiliğini yitirme, yaşamın üzüntüleri ve ağırlığına karşı koyamama mektupların satır aralarında sürekli belli eder kendini.Öyle ki bu ruh haline, günlük yaşamına uyku düzenine de yansır. Günde birkaç saat bile uyuyamamaktadır. Ancak bunda bile Milena ile ilgili bir sevgisel yan bulmuştur: "yine de uykusuzluğu bana unutturacak bir şey bulunuyor elimde: sizin rahat rahat uyuyor olmanız."

Öylesine tutunmuştur ki Milena’ya mektupların bir yerinde ‘hangi kral benim kadar mutlu olmuştur’ derken yine başka bir yerinde ‘…Koca deniz dibindeki küçücük taşı nasıl severse benim de sevgim öylesine yığılıyor üstüne …’ Fakat bazen kararsızlık da yaşar bir mektubunda uzun uzun, artık yazma der. Yazışmamaları gerektiğini söyler ama mektubun son cümlesi hem bağımlılığının hem de kararsızlığının boyutunu göstermektedir: ‘…Sen yine de yaz Milena…’

Mektuplarının sonuna F, bazen Franz K., bazen Franz, bazen Senin diye imza atan Kafkanın şu ibaresi ise resmen yürekleri yakacak cinstendir: “Adımı da yitirdim! Küçüle küçüle 'senin' kaldı yalnız.”Ve o andan itibaren mektupların sonuna sadece SENİN yazar.

Aslında nişanlısını aldatmakta olan Kafka, kocasını aldatmakta olan Milenanın vicdan azaplarına şöyle deva bulmak ister: ‘…Benim sonsuz bağlılığımın yanında bu aldatmanın lafı mı olur….’

Ve Kafka ölümüne yakın (belki de bunu hissederek) gelen her mektupla yağan mutluluğa fakat okuduktan sonra hüzün uçurumlarında boğulmaya dayanamaz, keser mektupları.

Kitabı okurken iki yerde gülümsedim: Galiba Milena Kafka’nın evlenme teklifine öyle yanıt veriyor ki (Çünkü Milena’dan Kafka’ya gelen mektuplar Kafka tarafından hemen yok edildiği için yayınlanma olanağı yok maalesef) ‘…üzülme kocanın ayakkabılarını boyayacak biri çıkar Milena….’diyor büyük aşık ve yazar. Yine galiba Milena kendisini sevip sevmediğini soruyor yanıt aynen şöyle: ‘….evet seviyorum seni, anlayışı kıt kız için rahat etti mi?..’

Av Elif ZEYBEK ÇAMKERTEN

__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 20:37   #5
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

1- Sevgili Bayan Milena’ya,

Size önce Prag’dan, ardından da Meran’dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. Umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. Bu yüzden sevinmem gerek ki, iyi olduğunuzu bildiğim için.


2- Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz. Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün önünde, Yüzünüzün, ayrıntılarını çıkaramıyorum. Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok.

3-Tüm gece yağan yağmur nihayet durdu. Kutlayacağım bunu. Kutlama şeklim ise size yazmak. Bu amansız yağmurda insanın tek mutluluğu yabancı bir çevrede olması.

4-Aklımdan çıkmayan şu hastalığınız, Benim gibi öğüt verme konusunda pek de ümit edilmemesi gerek birinden yine de duymak isterseniz “kendinize iyi bakın. Sizi sevenlerin fedakarlığı lazım” bunları da atlatırsınız. Sizden iyi haberler bekleyeceğim.

Sizden istediğim çevirilerime bir anlık bile uykunuzu feda etmemeniz. Daha sonra vicdan azabı çekmek istemem. Kendim için istiyorum. Lütfen.

5- Gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. Aslında bu acı karşılıklıdır. Kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır.

6- Siz son mektubunuzda geniş yüreklilikle teşekkür etmişsiniz bu uykusuz adama. Olayı duyan birisi olsa amma adammış diyecek sanki. Ama o adam aslında tembelin biri süt içiyor her gün, besleniyor, kendine bakıyor.

Fakat ben ne kadar basitim, keşke görebilseler içimi. Anlatabilsem, inanırlar mı?
Uykusuzluk aklıma neler getirdi. Anlamsız ve çok laf ettim. Bağışlayın beni.

7- Anlaşılmaz bir insansınız Milena. Derdiniz bin parça başkalarını, beni düşünüyorsunuz. Uykusuzluk çektiğim için üzülüyorsunuz.

8- Sıkılıyorum size böyle hitap etmekten. Bayan Milena yavan geliyor bu hitap bana. Yeni memuriyete atanmış bir katibin konuşması gibi. Ama elden bir şey gelmez. Yarının ne olacağı belli olmayan bir dünyada biz hastaların dayanakları bunlar olsa gerek. Sıksa bile muhtacız bunlara; güçsüzüz biz.

Kendiniz için çabalamak. Mektuplarınızdan anladığım zaten bunu yapıyordunuz. Büyük bir erdem ve güven görüyorum yazılarınızda.

9- Dergilere gönderdiğiniz yazıları niçin bana göndermiyorsunuz? Bu bana güvensizlik mi yoksa? Hayalimde canlardığım kadına ters düşeceğimi o imajı bozacağımı mı sandınız. Bu üzdü beni. Size küstüm birazcık iyi de oldu. Kalbimdeki küslük size karşı hislerimi belki dengeler.

10- Bu akşam tek başıma uzun bir yol yürüdüm. Çoğunlukla başkaları ile yürürüm veya yatarım. Bu akşam tek oldu. Tanrım, keşke burada olsaydınız. Burada olmadığınızı söylersem aslında kendime deli demeliyim. O kadar kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki burada olduğunu. Hayır hayali değil, istediğim anda size dokunabileceğim şekilde buradasınız, yanımdasınız.


__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 20:49   #6
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

11- Bekliyorum. İçim içime sığmadan. Pazar gününe kadar mektup yazar mısınız bana? Delilik gibi geliyor bu istekler? Tek mektup yetersiz mi? Herhalde yeter. Ama yine de okumak istiyorum bunları durmadan, nefes almadan. Nedir bunun mantığı, ah Milena! Sevgili öğretmenim!.

12- Yani inanmıyorum yazdıklarınıza sevgili Milena! Beni yalnız ben inandırabilirim galiba. Öğretmenler genellikle öğrencilerinin kendilerine vermiş oldukları cevapları yeterli bulmazlar. Oysa bir öğrenci öğretmeninin ona öğrettiklerinden daha fazlasını nereden bilebilir ki?.

13- Yarın yine yazacağım ama ne olur bir aksilik çıkar da yazamazsam kızmayın bana. Nefret etmeyin benden. Pazar günkü mektubunu bir daha okudum da gerçekten korkunç bir mektup. Keşke sizi ellerimin arasına alabilip gözlerinizin içine bakabilseydim. Eminim o zaman böyle bir mektup yazmazdınız.

14- Mektuplarınızın benim üstümdeki etkisini hiç küçümsemeyin Milena!. Bu mektupta da küçük tedirginlikler çok değil aslında. Ama mutluluk veren bir acının gerçeği gibi bir şey. Zaten senden gelipte dayanamayacağım ne olabilir?

Her zaman olmasa da arada sırada ‘sen’ de bana olmaz mı?.

15- Üstelik benden mektup alamayınca üzülecek kadar da iyi bir insansınız.

16- Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı. İkimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler. Ama ben de huy edinmiş artık.
Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. Halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese, açsa kapıyı, çıksa dışarı, odayı düzenlese. Ama hayır, o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.

Ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. Aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor.

17- Yeryüzündeki 38 yıllık yolculuğumdan sonra bir dönemeçte sana rastlıyorum ve bu geç gelen hiç beklemediğim karşılaşma sonrasında ne yapacağımı bilmez şaşırıp kalıyorum. İçimde fırtınalar kopamıyor, bağıramıyorum, çılgınlıklar yapamıyorum bu yüzden. Sadece diz çökmüş oturuyorum ve karşımda duran ayaklarınızı okşuyorum.

18- Yine mektubu ilgisiz yerlere saptırıyorum. Oysa ben çevirilerinizin güzelliğinden söz açıp övmek istiyordum onları. Bu arada ‘bazı’ sözcüğü için bana ne kadar kızsanız haklısınızdır. Zaten son zamanlarda en çok yaptığınız iş bu herhalde. Hayır sakın yanlış anlamayın bundan şikayetçi olduğum yok. Tüm hayatımı sizin karşınızda azarlanan bir öğrenci olarak geçirmek isterdim doğrusu.

19- Sizi arkamdan sürüklediğim için çok üzülüyorum bazen. Öykülerimin o pis, karanlık, boğucu sokaklarında dolaştırıp kimbilir ne bitmek tükenmek bilmeyen eziyetlere sokuyorum sizi. Belki de hemen çıkamayasınız diye o kadar uzun tümceler kuruyorum hikayelerimde. Yoksa iki aya kalmaz bitirip gidiverirdiniz öyle değil mi?.

20- Balkonda aç bir serçe duruyor ben de ekmek kırıntılarını odanın içine bırakıyorum. Aç olduğu halde, yaşamak için buna ihtiyaç olduğu halde tedirgin bekliyor. Çünkü içerisi onun için bilinmeyen karanlık bir yer. Ekmek onu kendisine çekiyor o da odanın içinde sayılır herşeyiyle bunu istiyor. Sonra silkinip kendine geliyor ve kaçıp gidiyor. Biliyorum kıpırdayıp korkutmasaydım onu korkup kaçmayacaktı oradan. Gelip ihtiyacı olan ekmeği alıp gidecekti..


__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 21:05   #7
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2491
Mesajlar: 21,877
Ettiği Teşekkür: 88861
Aldığı Teşekkür: 128208
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

Milena'nın güzelliği'ne de yazılır bu mektuplar.

İkisinin de 40'lı yaşlarda ölmesi kaderin cilvesi olmalı.



Teşekkürler No Passaran ve CadII.
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 21:15   #8
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2640
Mesajlar: 30,984
Ettiği Teşekkür: 167904
Aldığı Teşekkür: 182368
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

Amannnn, gece gece canım sıkıldı.
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 21:21   #9
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

21- Hastalığından da bahsediyorsun mektupta. Belki yatmak iyi gelebilir. Bir ay önce daha iyi bir insandım galiba, en azından hasta olduğunu biliyor, bunun için üzülüyordum. Oysa şimdi yalnız kendi hastalığımın peşine düşmüşüm. Ama bu da sen değil misin sanki?

22-Geç geldi mektupların. Sana ‘yavrucuğum’ dediğim için kızıyorsun yine bana. Haklısın.

23- Şakayı severim ama hepsinin altında birşeyler ararım. Dünkü mektubunda ne kadar çok kullanmışsın ‘ve’ kelimesini. Belki de bir aşağılama vardır bunda kimbilir?

24- Milena sen şimdi yüreğime aklıma bütün varlığımı büyüleyen o sesinle çağırıyorsun beni yanına. Ama aslında beni tanımıyorsun bile. Birkaç mektup başkalarının birkaç güzel sözü aldatıyor olabilir hala seni. Belki de bütün bu söylenenlere aldanmayıp foyamı ortaya çıkarmak için çağırıyorsun beni. Başını döndüren şeyler beni görünce kaybolacak biliyorum. Bundan korkuyorum.

25- Bütün bu olanlar perişan ediyor beni. Çevremdeki herşey darmadağın oluyor sonra yeniden bir araya geliyor. Sonra başımın çaresine bakmak zorunda kalıyorum. Aslında yakınmamın sebebi güneşi görmek istemeyişim, hayata geri dönmekten korkmam.

26- Sen benim için saf, el değmemiş bir genç kızsın Milena. Senin gibi tertemiz, eldeğmemiş bir beyazlığı olan biriyle hiç karşılaşmadım ben. Böyle birine dokunabilmek büyük bir cesaret işi. Bu kirli, korkak, kararsız, soğuk eli nasıl uzatırım sana.

27- Kapana sıkışmışım gibi bir hisle yatakta yatıyordum bütün gün. Durmadan seni kendimden uzaklaştıracak bir şeyler arayıp durdum. Kendi kendime kızdım devamlı.

28- Çılgınca bir korkunun tutsağıyım Milena. anlıyor musun korkuyorum? Bu koca satranç oyununda yerim yok benim zaten. İlgimi çekmiyor ben Bütün dikkatimi kraliçeye vermişim. Gözlerim yalnız onu görüyor. Şahın yerinde olmak için bütün uğraşmalarım. Bunların gerçekten olmasını istiyorsam artık başka türlü davranmam gerektiğini de biliyorum. Bu yüzden Viyana’da kalma artık demem senden daha çok benimle ilgili. Hele şu an söylediklerim isteklerin en masumu en arınmışı belki de. Mutluluğun ta kendisi o.

29-Mektuplarını tüylerini kabartıp tetikte bekleyen bir kedinin dikkati ile okuyorum.

30- Evet Milena işte Viyana’da bir postahanede oturmuş kahve içiyorum şu an. Geldim Milena. buna hala inanmıyorum. Rüya görüyorum sanki şu an, Bugün senin sevdiğin yerleri gezeceğim.

(Viyana’da buluştuktan sonra Prag’dan yazılan mektuplar)

31-Her tarafa ‘Milena’ yazdım yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük bir coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum. Hasta olduğum için “6 ay boyunca dinlen, günlerini boş geçirmeye bak” diyorlar. Oysa bu altı ayın sadece 4 günü izin veriyorlar mutluluğa. Hala hastaysam suç bende mi peki?

32- Yolculuğumdan bahsedeyim istiyorsan biraz: gazete alma bahanesi ile istasyondan sokağa fırladım. Ama sen çoktan gitmiştin. Buna fazla üzülmedim. Çünkü doğru olan da buydu, İstasyonda bana bakan yüzünü düşündüm. Unutamayacağım bir doğa olayıydı bu.

33- Bütün bu başımdan geçenlerde iyilik meleğim Milena’nın hep yanıbaşımda olduğunu biliyorum. Hep böyle yanımda ol ne olur?

34- Saat gecenin biri ama sana bütün gün tek kelime yazmamış olmam beni rahatsız ediyor. Uyuyamıyorum bir türlü bu düşünce ile.

Seni kaybetmekten o kadar çok korkuyorum ki Milena. Bazen düşünüyorum da eğer gerçekten insanlar mutluluktan ölebilselerdi benim çoktan ölmüş olmam gerekecekti. Ama ben aksine mutluluk sayesinde tekrar hayata döndüm.

35- Bu gecede sana mutlu uykular dilerken herşeyimi sana veriyorum bir solukta! Benim mutluluğum sende erimektedir.
Bence istediğin zaman yalnız kalabilmek mutluluğun en önemli nedenlerinden biridir.

36- Kocanın dostu sayılmam. Yalnız ona içsel bir bağla bağlı olduğumu biliyorum. O benim için sadece bir ‘tanıdık’ da değil bu yüzden. Hele sen bence onu aldatmış sayılmazsın, seviyorsun da onu. Ne dersen de sen bunun adına. Eğer bir gün seninle birleşeceksem emin ol bu onun olmadığı başka bir ortamda olacaktır.

37- Ben de senin gibi bu işin sonunu düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hele daha herşeyin bu kadar başındayken. yalnız olsaydım eminim sonunu düşünürdüm hemen. Ama artık sen varsın yanımda.

38- Bundan önce sana yazmış olduğum o saçmalıkları yırt ve at lütfen. Asıl bundan sonra olacak ne olacaksa gerçeği daha iyi görebiliyorum. Şimdi yalnız bir şey var ki beni tedirgin eden o büyük korkularımı, korkunç ızdıraplarımı, pusuda bekleten o da kocana karşı olan sevgin.
Bugün senden bir mektup gelmesi çok mutlu ederdi herhalde beni. İnsanoğlu elindeki hiçbir şeyin değerini bilmeyen bir kapitalist bence.


__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.02.13, 21:44   #10
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 230
Mesajlar: 5,214
Ettiği Teşekkür: 18509
Aldığı Teşekkür: 27345
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Milena'ya Mektuplar | Franz Kafka

39- Viyana’dan bu yana ilk defa bu kadar yorgunum. Bugün seni büyük koltuğa oturtacağım ve karşına geçip susacağım. Mutluluğumu kelimelere dökebilir miyim ki? Elime, gözüme, yüreğime burada olmanın mutluluğunu nasıl anlatayım? Oysa ben yalnızca senin bana söylediğin yaşamı seviyorum.

40- Mektubuna yazmış olduğun bir cümlenin bütün kelimelerini defalarca okuyorum: “onu sevdiğim doğru ama seni de seviyorum f.” Evet belki de böyle olmasaydı sen Milena olamazdın ve sen olmasan kimbilir ben ne olurdum? Bu gerçeği Prag’da söylemeyip Viyana’dan yazman da iyi olmuş. Belki de yaptığın şeyleri senden daha iyi anlayabiliyorum Milena.

41- Yalvarırım sana Milena benim için kötü şeyler düşünme. Seni her zaman elimde tutmak için her yola başvuruyorum. Kıskançlığı da deniyorum. Aptallık bu biliyorum. Ama söz veriyorum sana, bundan sonra bir daha olmayacak.

42- Seninle buluştuğumuz günler geldi aklıma. Bak nasıl adlar taktım onlara, ilk gün en güvensiz geçendi. İkinci gün, fazlası ile güvenliydi. Üçüncü gün, pişmanlık hakimdi en güzel gün ise dördüncü gündü.

43- İyi olmam için gereken tek şeyi beni severek zaten yapıyorsun Milena.

44- Kısaca şunu söylemek istiyorum Milena: etrafındakilerin o ulaşılmaz zekilikleri ile hayvanca sersemliklerine karşı senin haklı olduğuna inanmamış olsaydım bu kadar ilgilenebilir miydim seninle? Koskoca okyanusların dibindeki bir avuç toprak o baskıya nasıl dayanıyorsa sen de öyle dayanmalısın Milena. Bugüne kadar insanlara tahammül edebileceğimi, yeryüzü ile başa çıkabileceğimi düşünmezdim hiç. Ama sen şunu öğrettin bana; dayanılmaz olan aslında yaşam değilmiş.

45- Benim durumum, gücümü ve duygularımı böylesine harcayıp sonuçta ölmemem!

46- Aslında başından geçenler değil önemli olan. Önemli olan sensin yalnızca.

47- Buna şaşırmıyorum ama senin herşeyinle kocana ait olup sadece benim de olabilme gibi bir ihtimalin olmasını anlayamıyorum.

48-En şaşırtıcı olan bana gelme isteğin. Yanıma inersen kör olursun, batarsın dibe, sen başını dik tutmak için çırpınacaksın. Gücünü sonuna kadar kullanıp parçalanırsın ve yok olursun. Benim olduğum yerde ne mutluluk ne de iyilik var. Oraya bırakılmışım ve senin yurdunun savaş öncesi bunaklarına dönmüşüm.

49- “Belki önümüzdeki ay Prag’a gelebilirim” diyorsun. Gelme diye yalvaracağım sana neredeyse. Hayır lütfen gelme. Sonunda dönmek zorunda kalacaksın nasılsa değil mi?

50- Yarım saate yakındır gönderdiğin iki mektupla kartını gülerek okuyorum. Hangi kral mutlu olmuş benim kadar acaba.
Her zaman haklısın zaten sen. Ne olur benim haksızlığımı paylaş biraz benimle.

51- Sorduğun soruyu mektupla cevaplamak imkansız Milena. Seni sevip sevmediğimin karşılığını bile bulmuş değilim hala. Bu yakında buluşursak cevabını yüzüne karşı söyleyebilirim. Yalvarırım. Milena, Viyana’ya çağırma beni. Oraya geleceğim ama bununla ilgili olarak söylediğin her şey yüreğimi yakıyor. Bu istediğin olamaz.

52- Demek sana çiçek gönderdiler ve sen de onu odana koydun, üzüldüm doğrusu buna. Odandaki bir eşya olsaydım o çiçekler çıkana kadar bir daha girmezdim o odaya. Herşeyin çok uzakta olması huzursuz ediyor beni. Oysa sanki kapının tokmağına uzanacakmışım gibi yakında hissediyorum kendimi. Bu çiçekler niye bu kadar sevindirdi seni? Aynı çiçeklerin yeryüzündeki binlerce eşi de sevindiriyor mu seni? Ama bu soruların cevabı yalnız yüz yüze verilebilir.

53- Kıskançlık yapmamayı başarabiliyorum ama kıskançlığın yersiz bir duygu olduğuna anlam veremiyorum bir türlü.

54- Paris’e gitmeyi düşünüyor musun hala? Ne kadar kalacaksın? Her zaman düşündüğün sürenin yarısını söyleki fazla üzülmeyeyim.

55- Bugün göndermiş olduğun mektup çok sevinçli, çok içten bir mektup. Hiçbir kelimesi onu kurtarıcı olmaktan çıkaramıyor gözümden. Kurtarıcı Milena karşında duran bu insanı yalnızca varolmakla kurtarabiliyorsun. Birini boğulmaktan kurtarmak önemli bir olaydır. ama sonra o insana yüzme öğretmek neye yarar ki? Başından atmak için seçilen bir yol değil midir? Devamlı varolduğunu bilmek daha güvenli olur o insan için.

56- Gelemem Milena çünkü yalan söyleyemem. İki sebepten yalan söyleyebilirim; biri korkudan diğeri çaresizlikten. Hiç gözümü kırpmadan söylerim yalanı bu durumlarda. Çaresiz kalırsam izin bile istemeden basıp gidebilirim. Ama sadece mutlu olmak için yalan söyleyemem bunu biliyorum.

57- Biliyorum fazla güçlü ve cesur biri değilim. Yazmayı da beceremiyorum üstelik. Biliyorsun ki kalbi olan insan yazı yazamaz. Benden uzaklaşırsan Milena benim de kalbim duruverir.

58- Yeryüzünün tüm bu uğultusuna rağmen bir ses duyuyorum yalnız. Kendi sesimi. Yine çok güzel bir yazı yazmışsın. Okudukça içimi bir sıcaklık sardı.

59- Durmadan birbirimize aynı soruları sorup duruyoruz. Ben “hasta mısın?” diye soruyorum, sen cevap yazıyorsun, hastalığımın durumunu soruyorsun. “Ölmek istiyorum” diyorum, bir bakıyorum sen de aynı şeyi istiyorsun. Bunu yine söylemek istiyorum ki; bütün ama bütün istediğim yanında olabilmek ve sen de bunu istiyorsun. Yeter artık! yeter!

60- Mektuplarınla nasıl etkileniyorum bilemezsin Milena. Ama son zamanlarda birşeyler olduğunu hissediyorum. Örneğin mektuplarında çok anılara dalmaya başladın. Hüzünlüsün nedenini bile bilmiyorsun. Birden bire buluşmamızı istiyorsun. Bunlar canımı sıkıyor. Rahat olamıyorum bir türlü. Ama yine de aynı özlemi koruyorum. Sustuğun için isteyerek ya da istemeyerek bir şeyler sakladığın için uzaklaşacağım yerde artıyor sana olan özlemim. İşte bu kadar güçlüsün Milena, sana nasıl güvendiğimi anla. Bir şeyler gizliyorsan mutlaka mutlaka gizlenmesi gerektiği içindir buna hiç şüphem yok.

61- Bütün bu olanlara karşı rahat olabilmemde senin olağanüstü kimseyi üzmeme huyunun da büyük etkisi var. Bunu acıdığın için değil beceremediğin için yapıyorsun üstelik.

62- Günlerim güzel geçemiyor burada. Artık tek başıma olmak da mutlu etmemeye başladı beni. Bu yüzden bizimkilerin yanına taşındım. Belki de beni mutlu eden istediğim zaman gidebileceğim iki evimin olmasıydı. Anlayabildin mi? Çünkü ben anlayamıyorum da.

63- Ben şunun için mutluyum. Bütün insanların iyi olduğuna kafamla, kalbimle inanırım. Ama vücudum inanmaz buna nedense. Korkar o kaçar hemen.

64- Dün yine bir mektup daha yırttım. Mutsuzluğun kaynağı benim herhalde. Senin için bunu söylemekten çekinmene hiç gerek yok inan.

65- Hastalığımı önemsemiyordum. İlk zaman gitmiş olsaydım doktora? Belki hiçbir şey değişmezdi. Gerçi beni buna zorlayacak beni merak eden birisi yoktu. Ama bugün senin için üzülen biri var: yalvarırım Milena doktora git!

66- Sana çok ihtiyacım var inan. Buluşabilirsek şayet bu yüz yüze gelmemizden önceki son mektup demektir. Aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak seni görerek.

67- Bana çok ağır bir suçlaman var mektubunda. “Sen sadece sana lazım olduğu zaman gelmeyi bilirsin” diyorsun. Doğru yanları olabilir bunun. Sonra “hoşçakal Frank. O işe yaramaz telgrafı çekmenin bir anlamı kalmadı artık, o yüzden çekmeyeceğim” diyerek beni iyice hayal kırıklığına uğratıyorsun. İlk cümlen neyse ama ikincisini kabul edemem. Milena.


__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
franz, için, kafka, mektuplar, milena, milenaya


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 14:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2018 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.