Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Emin Çölaşan


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 03.11.16, 08:08   #1
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1627
Mesajlar: 9,493
Ettiği Teşekkür: 57144
Aldığı Teşekkür: 35739
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart İnsanların Feryadına Kulak Verin | Emin Çölaşan

Sevgili okuyucularım darbe gecesi, öncesi ve sonrası soruşturmaları sonucunda on binlerce kişi devletteki görevinden çıkarıldı, her kesimden binlerce kişi tutuklandı. Kesin rakamlar artık bilinmiyor!
Asker, sivil, hakim, savcı, öğretmen, polis, üniversite hocası, vali yardımcısı, kaymakam, her kesimden birileri.
Hepsinin dosyalarında gizlilik kaydı var. Dolayısıyla hangi somut gerekçeyle suçlandığını hemen hiç kimse bilmiyor çünkü onlara bilgi verecek bir makam ve merci yok.
Avukatları da bilmiyor. Dosyalar kimseye gösterilmiyor.
Anne kocasıyla birlikte tutuklanmış, üç küçük çocuk komşulara emanet!.. Nereye kadar?
Anne iki aylık bebeği ile tutuklanmış, koğuşta birlikte yatıyorlar…
Bugüne kadar aldığım mektupların sayısı bin'i aştı. Herkes kendi durumuna değinmemi istiyor da, elbette mümkün değil.

* * *

Bu yakınma mektupları mutlaka başka gazetecilere de gönderiliyor. Beklerdim ki o arkadaşlar da bu önemli soruna biraz olsun değinsinler!..
Şu veya bu nedenle değinilmiyor.
Dolayısıyla ihale benim üzerimde kalmış oldu!
O mektupları gönderen kimselerden birini bile tanımam. İçlerinde yalan yazıp kendisini masum gösterenler mutlaka vardır ama ya gerçekten masum olanlar?..
Onlara yapılan haksızlıklar, sergilenen hukuksuzluklar ne olacak?

* * *

Sık sık da çok ilginç, özür dileyen, hakkımı helal etmemi isteyen mektuplar alıyorum!..
“Biz sizi geçmişte yanlış tanımışız, affedin!”
Bir hakim cezaevinden yazıyor:
“Açık söylüyorum, karşıma bir davanız gelmiş olsaydı önce sizin aleyhinize düşünürdüm. Size o gözle bakardım…”
Demek ki şimdi beraat etmişim!

* * *

Şu anda özellikle Silivri Cezaevi,
15 Temmuz gecesi sokaklara indirilen askeri lise öğrencileri ve erlerle dolu.
Ana babaları, kardeşleri, yakınları sık sık bana yazıyor, benden medet umuyor:
“Bir lise öğrencisi (ya da er) nasıl darbeci olabilir? O gece emir verildi, bizim evlatlarımızı sokağa saldılar. Verilen emirler karşısında onlar ne yapabilirdi.”

* * *

Yapılan haksızlıklar çok büyük…
Darbeye karışana, anayasal düzeni değiştirmeye kalkışana, eline silah
alana, FETÖ'ye destek olana en ağır yaptırımlar uygulansın, kimse sesini çıkaramaz.
Ama vur deyince öldürmek, kurunun yanında yaşı da yakmak yanlış iştir, hiçbir devlete, hiçbir hükümete yakışmaz.
“Suçlu veya suçsuz karşımıza kim çıkarsa onu mahvedelim, yeter ki topluma korku salalım” anlayışıyla ülke yönetilemez.

KARA MİZAH

Sevgili okuyucularım, yukarıda değindiğim cezaevi mektuplarından biri iki gün önce elime geçti.
İnfaz koruma memuru İbrahim Yılmaz tutuklu olduğu Menemen Cezaevi'nden yazıyor ve mektup şu cümle ile başlıyor:
“Sayın Emin Çölaşan beyefendinin dikkatine. Zabıt katibi diye tutuklandım, infaz ve koruma memuru olduğuma kimseyi inandıramıyorum…”
Ve mektup devam ediyor. Özetliyorum:
“2012 yılında İzmir Aliağa Cezaevi'nde infaz koruma memuru olarak memuriyet hayatıma başladım.
Evliyim. Biri üç yaşında, biri 10 aylık iki oğlum var.
Görev yaptığım cezaevinden FETÖ'cü olma şüphesiyle gözaltına alındım ve tutuklandım.
Olayımızda bir gizli tanık varmış ve beni de suçlamış. Bu gizli tanık 2011 yılında iki ay boyunca bu örgütün sohbetlerine katılmış. Daha sonra bu şahsa zabıt katipliği sınavı olacağı söylenmiş ve bir başka şahsa yönlendirilmiş.
Dediğine göre ben de bu grubun içindeymişim. Sınav için üç ay boyunca çalışmışız.
Sorular bize verilmiş.
Bu gizli tanık 2012 yılı Şubat ayında İzmir Bayraklı Adliyesi'nde yapılan katiplik sınavına girmiş ve kazanmış.
Ben de girip kazanmışım ve sonuçta zabıt katibi olmuşum! Suçlama tam olarak bundan ibaret.”

* * *

Komedi bundan sonra başlıyor:
“Ama asıl sorun şu: Ben hiçbir adliyede zabıt katipliği alımına başvuruda bulunmadım.
Ben zabıt katibi değilim. Ben infaz koruma memuruyum.
Başvuruda bulunmadığım bir sınavı nasıl kazanabilirim?
Madem ki o sınava girip kazanmışım, niçin dört yıldan bu yana infaz koruma memuru olarak görev yapmaktayım?
Gizli tanığın benimle ilgili beyanları yalan ve iftira. Suçlama tam olarak bundan ibaret.
Şimdi 4.5 aydan beri silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan tutukluyum. Bu tutukluluk tedbir amacını aşmış ve zulme dönüşmüştür. Şu anda eşim ve çocuklarım Sivas'ta kayınpederin yanında. Borçlarım var, sıkıntıdayım. Bu yüzden eşim ve çocuklarım ziyarete gelemiyor. Büyük oğlumu 90 günü aşkın bir süredir göremiyorum.
Bu yaşadığım mağduriyeti ve yapılan yanlışı tüm kamuoyu bilsin diye bunları size yazıyorum çünkü bizler burada sesimizi duyuramıyoruz…”

* * *

Bu gibi mektupları okurken ister istemez kuşkuya kapılıyor ve kendi kendinize soruyorsunuz:
“Böyle şey olmaz, acaba yazdıkları doğru mu?”
İbrahim Yılmaz mektubuna kendisini doğrulayan resmi belgeyi de eklemiş. Bu işin tek yetkili makamı olan Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığıtarafından cezaevi müdürlüğüne gönderilen 8 Ağustos 2016 tarihli yazı:
“…Adı geçenin 2012 yılının Şubat ayında Komisyonumuzca yapılan zabıt katipliği sınavına başvurmadığı anlaşılmıştır…”
Şimdi hep beraber oturup düşünelim!.. Bir gizli tanık çıkıyor ortaya ve insanların hayatını karartıyor.
Bu haksızlık, hukuksuzluk ve kara mizah olaylarını kim giderecek?
Yazık günah değil mi?



__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
çölaşan, emin, feryadına, insanların, kulak, verin, İnsanların


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.