Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler

Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler Her konuda, gerekli - gereksiz kısa bilgi ve haberler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 30.05.16, 02:57   #11
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Farbak Mesajı göster
Toplumun her kesimine yaydılar biat kültürünü. Bu konu da önlenemez başarılara imza attılar.

Nasıl yaptılar bu kadar kolay?

Aynı yere geliyoruz yine, din ve inançların sömürülmesi.

İnsanlar din olgusunu sorgulamadıkça, bu olayların önü alınamaz.

Kendi düşünce potansiyelini başkalarının güdümüne bırakırsan, boyun eğmek zorunda kalırsın.

Beyinden ziyade işkembeyi doyurmak isteyen koyunlar gibi geziniyoruz amaçsız.

Söz konusu ortamda parsayı toplamak hiç de zor olmuyor.

İki yeşillik at sürünün önüne, istediği yap.

Bilgiler için teşekkür ederim.
Toplumların kültürel yapısında üretim ilişkileri etkili. Bizde asyagil üretim tarzı esastır. Bu konu biraz tartışmalı ama biraz bahsetmek gerekirse. Biz cumhuriyet devrimleri ile aslında feodalizm den daha ilkel olan asya tipi toplum yapısı ile mücadele ettik. Asya tipi toplumlardan en karakteristik örnek çin üretim ilişkileri ve toplum yapısı ile osmanlı üretim tarzıdır. Bunların ikiside asya tipi olmasına rağmen farklı karakter gösterirler. Genelde aydınlar üretim ilişkilerinden bahsederken ilkel köleci feodal kapitalist diye devam eden beş aşama teorisi üzerinden giderler. Aslında bu sadece avrupa için geçerli olabilecek ama asyada kesinlikle çalışma şansı olmayan teori; köleci toplum ile feodal toplum arasında olan asyagil üretim ilişkileri olduğunu yadsır. Anadolu toplumunda çok farklı iç dinamikler çalışmasına rağmen bu ghüne kadar doğru bir tespit üzerinden anadolu toplumu üzerinde bir mühendislik malesef yapılamadı. Tabii ki Atatürk devrimleri bu yolda çok önemli bir kilometre taşı idi ama aydınlarımız malesef Ataürk'ü anlayamadıkları için Amerikanın güdümünde ama amerikaya karşı gibi görünen bir toplumsal hareket tasarlandı hep. Bu konuda gerçekten ciddi tartışma ve alışveriş platformu oluşturkması gerektiğine inanıyorum. Bu yazdığım hercümleye bir muhalefet yapacak kişiler çıkacağını da tahmin ediyorum. Ama malesef Toplum adına konuşan aydınlar hep toplumdan kopuk oldular.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Taner'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.05.16, 03:20   #12
Uzman Üye

Farbak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2015
Konular: 75
Mesajlar: 1,934
Ettiği Teşekkür: 5258
Aldığı Teşekkür: 7021
Rep Derecesi : Farbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardırFarbak şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Haklısınız; her şeyi yerinde, emek verenlerle ortak değerlendirip karar alma yerine, masa başından halletme modelinden vazgeçilemezse, bu sorunlar çözüm olanağı bulamayacaktır sevgili @Taner.

Bir zihniyet devrimi de gerekiyor galiba. Akademisyenliğe Alaylı bir yapı da kazandırmak gibi.

Çok teşekkür ederim değerli bilgiler ve yorumlar için.
__________________
Farbak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Farbak'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.05.16, 07:01   #13
Uzman Üye

Ahmet Arif Hoca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2014
Konular: 12
Mesajlar: 1,451
Ettiği Teşekkür: 4724
Aldığı Teşekkür: 5967
Rep Derecesi : Ahmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği varAhmet Arif Hoca parlak bir geleceği var
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Bilgiler için teşekkürler @Taner .
__________________
Ahmet Arif Hoca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Ahmet Arif Hoca'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.06.16, 21:53   #14
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Sekizyüz yıllık tohum...

Arkeolojik kazıda bulunan 800 yıllık tohumları eken araştırmacıları büyük bir sürpriz bekliyordu. - SüPERiLERi

Kanada’daki Winnipeg Üniversitesindeki öğrenciler bir arkeolojik kazıda buldukları küpün içinden çıkan tohumları ekmeye karar verdiler. Büyük ihtimalle bir şey çıkmayacak derken karşılarında birden bire yüzlerce yıldır soyu tükenmiş olan bir bitki türünü ve de onun meyvesini buldular. Tohumların yenilebilip yenilemediğini bilemesek de karşılarına çıkan Kabak mükemmel tadıyla süper lezzetliydi.



Wisconsin’in Menemonee bölgesindeki kazıda bulunan çömlek, bu tohumlar çömleğin içindeydi.



İçerisindense bu 800 yıllık tohumlar çıktı.



Bütün hepsi filizlenmese de aralarından bazıları bu devasa ve bu cinsinin soyu yüzlerce yıl önce tükenmiş kabağı üretti




Öğrenciler kabaklarına Get-e-Okosomin adını vermişler



Büyüklüğü hiç de fena değil



Ayrıca artık tohum sıkıntısı da çekmeyeceğe benziyorlar



Her arkeologa buldukları tarihi eserleri yemek nasip olmaz. Arkadaşları tebrik ediyoruz.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Taner'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.06.16, 22:33   #15
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Demmek ki çöp diye bir şey yokmuş

Plastik çöpten yol yapımı. Hollanda'nın en son projesi. - SüPERiLERi


VolkerWessels adındaki Hollanda inşaat şirketinin bu projesi Rotterdam şehrinde bir pilot uygulamada hayata geçirilecek. Şu an fikir konsept aşamasında olsa da şirkete göre 3 yıl içerisinde çevreyle dost yollar geliştirilebilir.
Daha önce Hollanda ile ilgili güneş panelli yollar ve 3 boyutlu yazıcı ile kendi kendini inşa eden köprü gibi haberlerimiz olmuştu.
Sürüş yüzeyinde asfalt yerine plastik kullanmanın birçok avantajı mevcut, bu şirkete göre:
  • Malzemeyi üretmek çevreye daha az zarar verir
  • Daha uzun süre dayanır
  • Daha az bakım gerektirir
  • Sıcaklıktaki daha büyük değişikliklere dayanabilir
  • Plastik malzemeyle yollar daha hızlı yapılabilir
  • Yolun içindeki boşluk ise enerji ve veri gibi kablolar için kullanılabilir
Asfalt içerisinde kullanılmış lastikler ve cam gibi yeniden kullanılmış malzemeler zaten vardır ve bu yılda 1.45 milyon ton karbon dioksit emisyonu üretir. Bu global ulaşım emisyonunun yüzde ikisine denk gelmektedir.

Plastik çöpten yol yapımı. Hollanda’nın en son projesi.





VolkerWessels adındaki Hollanda inşaat şirketinin bu projesi Rotterdam şehrinde bir pilot uygulamada hayata geçirilecek. Şu an fikir konsept aşamasında olsa da şirkete göre 3 yıl içerisinde çevreyle dost yollar geliştirilebilir.

Daha önce Hollanda ile ilgili güneş panelli yollar ve 3 boyutlu yazıcı ile kendi kendini inşa eden köprü gibi haberlerimiz olmuştu.

Sürüş yüzeyinde asfalt yerine plastik kullanmanın birçok avantajı mevcut, bu şirkete göre:
  • Malzemeyi üretmek çevreye daha az zarar verir
  • Daha uzun süre dayanır
  • Daha az bakım gerektirir
  • Sıcaklıktaki daha büyük değişikliklere dayanabilir
  • Plastik malzemeyle yollar daha hızlı yapılabilir
  • Yolun içindeki boşluk ise enerji ve veri gibi kablolar için kullanılabilir
Asfalt içerisinde kullanılmış lastikler ve cam gibi yeniden kullanılmış malzemeler zaten vardır ve bu yılda 1.45 milyon ton karbon dioksit emisyonu üretir. Bu global ulaşım emisyonunun yüzde ikisine denk gelmektedir.

Yeniden dönüştürülmüş plastik yol ise başka bir yerde üretilip ihtiyaç olunan yerde monte edilebilir. Bu halk için daha az yol çalışması demek, ve ham maddenin taşınmasının çevresel etkisinin daha az olması anlamına da geliyor. Plastiğin yüzeyi süper sessiz bir sürüş yada ısıyı dağıtmak için ayarlanabilir. Bu kar yağdığında yolların buzlanmaması anlamına da geliyor.

VolkerWessels şirketinden Rolf Mars’ın Guardian gazetesine dediği üzere “Şu an bu fikir kağıt üzerinde, bir sonraki aşaması bir laboratuarda inşa etmek ve test etmek. Özellikle yağışlı ve kaygan koşullarda ne yapacağına bakmak. Pilot projeyi birlikte yapacak ortaklar arıyoruz aynı şekilde plastik endüstrisinden bize yardım edecek şirketler, üniversite ve bilim enstitülerinden de destek bekliyoruz. Rotterdam yenilikleri destekleyen bir şehir ve fikri çok sevdiler. Pilot proje üzerinde çalışmaya hazırlar.”
Rotterdam Dünya’daki en kendine yetebilir şehir olmaya çabalıyor ve çevresel olarak birçok başka projeyi de destekliyor. Yoğun yağışta suyu emen bir yeşil çatı programı mesela bunlardan biri, Ren nehrinin deltasında ekolojiyi geliştirecek bir dalga parki da bir diğeri. Bütün bu projelerin hayata geçmesini bizimle birlikte birçok insan da merakla bekliyor.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Taner'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.06.16, 22:42   #16
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Yerel mısır çeşitlerinin GDO'lu mısırlar haline geldiğini tesbit eden Ignacio Chapela

Bandırma Gerçek Gazetesi | Ignacio Chapela

Bandırma Gerçek Gazetesi Haberi:


Tarımsal biyoteknoloji şirketlerinin ve gdo yandaşlarının hiç sevmediği bilim insanı Ignacio Chapela, 16 Haziranda Boğaziçi Üniversitesinde...
Ignacio Chapela, California Üniversitesi Berkeley’deki Mikrobiyal Ekoloji Laboratuarı’nın kurucusudur. Chapela, pek çok farklı kurumda biyolog olarak görev almıştır.
Amerika’daki yerel komüniteler, eğitim ve araştırma yapan kamu kuruluşları (Meksika, Galler, ABD, Norveç, Kosta Rika, Venezuela), özel sektör (İsviçre), ulusal ve çok uluslu kamu politikası kurumları (UNDP, Panamerikan
Sağlık Örgütü, Dünya Bankası gibi) ve çok sayıda vakıf ve sivil toplum kuruluşu, araştırmacının çalıştığı kurumlar arasında yer almaktadır.
Mikoloji alanında uzmanlaşmış olan Chapela, aynı zamanda memleketi Meksika’da, genetiği değiştirilmiş mısırdan yerel mısır çeşitlerine transgenik DNA parçalarının geçtiğini gösteren (yani yerel mısır çeşitlerinin GDO'lu mısırlar haline geldiğini tesbit eden) ilk bilim insanlarından biridir ve halen çevremizdeki genetiği değiştirilmiş organizmaları tespit etme yöntemleri üzerinde çalışmaya devam etmektedir.
Chapela, aynı zamanda, eğitimin özelleştirilmesine ve üniversitelerin şirketleştirilmesine eleştirel bir tavır sergilemekte, biyoteknoloji şirketleri ve petrol şirketleri ile yapılan anlaşmalara karşı tavrını açıkça dile getirmektedir.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Taner'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.06.16, 00:48   #17
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

GDO Soykırım aracı mıdır? Dünyada gıda üretimi ihtiyaçtan daha fazla olduğu ve üretilen gıdanın bir kısmı çöpe dönüştürülürken ve imha edilirken. Gdo gıda üretiminde dünyayı doyurmak için üretimi artırmak için kullanıldığı iddia edilerek insan hayatına sokuldu. Acaba neden? İşte araştırma sonuçları geliyor. Ben bu tür konuları Forum gerçekte paylaşıyorum ki ben bu siteyi önemsediğimden sizlerinde bu konularda ilgilenmenizi istiyorum ama birkaç kişi dışında yorum yada fikrini paylaşan yok acaba neden ben yanılıyor muyum?

GDO

Rusya’daki Ekolojik Tehlikelere Karşı Savunma Günleri’nde sunulan bir çalışma, GDO’lu besinlerin tüketimine bağlı gizli tehlikeleri bir kez daha açığa çıkardı. Araştırmaya göre GDO’lu ürünlerle beslenen insan ve hayvanlar birkaç nesil sonra tümüyle kısırlaşıyor.
sperm-fertilization
Rusya’nın Sesi’nin haberine göre ‘Gen Güvenliği Ulusal Birliği ile Ekolojik ve Gelişimsel Problemler Enstitüsü’ bilim adamları, normal beslenme düzenlerinin bir parçası olarak, GDO’lu ürünlerle beslenen hayvanların ve insanların, üreme yetilerini kaybettiklerini keşfettilerini açıkladılar.
BİRÇOK ARAŞTIRMAYI KÜRESEL SERMAYE FİNANSE EDİYOR
‘Gen Güvenliği Ulusal Birliği ile Ekolojik ve Gelişimsel Problemler Enstitüsü’ bilim adamlarının bulgularının, küresel sermaye tarafından finanse edilen araştırmaların aksine GDO ile kısırlık arasındaki ilişkisi çok net bir şekilde ortaya çıkardığı belirtildi.
GDO’lu ürün tüketen canlıların tüketmeyenlere oranla daha fazla kısırlaştığı tespit edilen araştırma bu konudaki iddiaları doğrulamış oldu.
GDO’LU SOYAYALA BESLENEN CANLILARIN CİNSEL OLGUNLAŞMASINDA YAVAŞLAMA GÖZLENDİ
Denek olarak hamsterların kullanıldığı çalışmada, genetiği değiştirilmiş soya fasülyesi tüketiminin sonucunda, cinsel olgunlaşmada yavaşlama eğilimi ve gittikçe üreme yeteneklerinin yok olduğu gözlemlendi. Bir kaç nesil sonra, GDO’lu soya yiyen hamsterlar, temel yetenekleri olan üremeyi kaybettiler.
Araştırmanın yazarlarından biri olan Dr. Alexei Surov:”Bir kaç grup hamster seçtik, onları çiftler halinde kafeslerde tuttuk ve alışmış oldukları besinlerinden verdik. Bir grubun besinine hiçbir şey katmadık, diğer grup genetiği değiştirilmiş bileşen içermeyen soya ile besledik. Üçüncü grup, bir miktar GDO’lu bileşenle, dördüncü grup ise yüksek miktarda GDO’lu bileşenle beslendi” dedi.
GDO’LU ÜRÜNLERLE BESLENENLER BİRKAÇ NESİL SONRA KISIRLAŞIYOR
Sonrasında Dr. Surov ve ekibi, çeşitli yavru gruplarının büyüme oranlarını ve yavrulama sıklıklarını takip etti ve bulgularını, yavruların beslenme düzenleriyle karşılaştırdı. Yavruların çiftleşmesiyle oluşan birkaç nesil sonra, GDO’lu yiyeceklerle beslenen yavruların tamamen kısır hale geldiği gözlendi.
“Yavrulardan yeni çiftler seçmeye ve onları aynı şekilde beslemeye devam ettiğimizde, çok ciddi bir etki olduğunu fark ettik. Bu grupların büyüme hızı daha yavaştı ve cinsel olgunlaşmaya daha geç eriştiler. Onların yavrularından alarak, 3. nesil çiftler oluşturduğumuzda, genetiği değiştirilmiş besinler tüketen bu grup yavrulamayı başaramadı. Ve bu çiftlerin, yavrulama yeteneğini kaybetmiş olduğu kanıtlandı.”
GDO’lu besinlerin yaygın tüketimi, gelecek insan nesillerinin kısırlaşmasına neden olur mu?
Avusturya kaynaklı bir çalışma, genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen farelerde benzer bir zararın oluştuğunu ortaya çıkardı. Genetiği değiştirilmiş mısır yiyen farelerde, anında ortaya çıkan etkilerden biri, yavruların normalden düşük ağırlıklı olarak doğması. GDO ile beslenen farelerden oluşan, 3. ve 4. nesiller tamamen kısır hale geldiler.
Amerika’daki bazı çiftçilerde, genetiği değiştirilmiş ürünlerle beslenen domuz ve ineklerde kısırlık oluştuğunu bildirdiler. Hindistan’da ise, genetiği değiştirilmiş pamuk tohumu ile beslenen mandalarda kısırlık ve başka ciddi problemler gözlendi.

Kaynak:GDO
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Taner'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 14.06.16, 03:27   #18
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Sivas Gemerek'teki çiftliğinde buğday üzerine araştırma yapan Abdullah Çoban, 5 bin yıllık yerli tohum buldu, çiftliğinde üretmeye başladı.

Sivaslı prof 5 bin yıllık yerli tohum buldu

Yerli tohum üretmek için harekete geçen ve Erciyes Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Abdullah Çoban, 5 bin yıllık yerli tohumları buldu. Daha sağlıklı ve yüksek verim veren tohumları ilçede bulunan kendi çiftliğinde üretmeye başlayan Çoban, genetiğiyle oynanmış ve tamamen yurt dışından ithal edilmekte olan buğday tohumlarının arazilere zarar verdiğini belirtti. Çoban, yerli tohumların 5 bin yıl önce kullanılan, verimi yüksek, proteini yüksek, araziye zarar vermeyen geçmişten miras kalan tohumlar olduğunu söyledi.

Sivaslı prof 5 bin yıllık yerli tohum buldu

"YERLİ TOHUMLAR KAYBOLMAYA YÜZ TUTTU"
Yanlış politikalardan dolayı, yerli buğday tohumlarının kaybolduğunu belirten Çoban, "Bunun yerine genleri değiştirilmiş, kısır gen takılmış, buğday ve mısır tohumları ithal edilerek genleri değiştirilmiş tohumlara bağımlı hale getirilmişiz. Kısır gen takılmış tohumlar, ilk yıl verimi fazla verir, ikinci yıl azalır ve üçüncü yıl verim veremez hale gelir. Kısır genler sadece kendini kısırlaştırmıyor. Bunu yiyen hayvanlar ve insanlar kısırlaşıyor. 2 yıl önce yapılan araştırmada 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin bu nedenlerde kısırlaşma meydana geldiği eğer bu şekilde gıdamıza dikkat etmemiş olursak bu oranın yüzde 50’ye ulaşacağı belirtilmektedir. Bizim yerli tohumlarımız 5 bin yıldır kullandığımız buğdaydır. 10-15 yıldır bu buğdayları ülkemizin çeşitli bölgelerinde araştırdım. Yerli buğdaylarımız diğer buğdaylarla kıyaslandığında, ithal buğdaydan daha verimlidir. Protein analizlerini yaptım. Analizlerimizde, ithal tohumdan üretilen buğdayın protein miktarı yüzde 8 civarındayken bizim buğday yüzde 14’tü. Şu anda aynı tohumları organik olarak gübreleyip yetiştirdiğimizde, yüzde 17’lere çıkamıyorduk. Yüzde 17 protein miktarı ihtiva eden buğdaylarımız da çıkmaya başladı. Hem buğday kalitesi türü hem de organik gübreleme ile protein verimleri giderek arttı. Dünya ortalaması yüzde 14 iken bizim buğdayımızda yüzde 17 harika bir rakam demektir." dedi.
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Taner'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 14.06.16, 03:32   #19
Uzman Üye

nurideniz34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 68
Konular: 627
Mesajlar: 3,509
Ettiği Teşekkür: 57561
Aldığı Teşekkür: 8139
Rep Derecesi : nurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyornurideniz34 artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Cap Canli
Thumbs up Cevap: Ekolojik Yaşam

Kestiğinizde içerisinde bolca çekirdek bulunan meyveler GDO'suz meyvelerdir.( Karpuz, kavun, Domates, Hıyar,Kelek vs..)
__________________
En büyük zenginlik,
Sıhhat ve afiyette olmaktır...


İstanbul - 0RH pozitif -1949

Balıkçı Reisi: Nuri Deniz
(Kimya ve İşletme müh.)
nurideniz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 20.06.16, 00:23   #20
Tam Üye

Taner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 61
Mesajlar: 436
Ettiği Teşekkür: 1141
Aldığı Teşekkür: 1751
Rep Derecesi : Taner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmedeTaner muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ekolojik Yaşam

Prof. Dr. Ignacio Chapela

Bandırma Gerçek Gazetesi | Boğaziçi Üniversitesi


Boğaziçi Üniversitesi’n de
"GDO'nun Sağlığa Etkisini Tam Bilmiyoruz, Peki Neden?"
Meksika’da GDO’lu mısırı ilk tespit eden Prof. Dr. Ignacio Chapela Türkiye’ye geldi
Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) üzerine araştırmalar yapan ve Meksika’da GDO’lu mısırı ilk tespit eden Berkeley Üniversitesi Mikrobiyal Ekoloji Laboratuvarının kurucusu Prof. Dr. Ignacio Chapela Türkiye’ye geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin davetlisi olan Chapela, gazetecilerle buluştu.
Mısırda GDO tespit etmiş ve tepki çekmişti
Prof. Dr. Ignacio Chapela, memleketi Meksika’da, genetiği değiştirilmiş mısırdan yerel mısır çeşitlerine transgenik DNA parçalarının geçtiğini gösteren ilk bilim insanlarından biri.
2001 yılında Nature dergisinde transgenlerin yabani mısır popülasyonlarına geçişi üzerine yazdığı makale yayınlandığında Chapela, büyük tepki çekmiş ve birçok baskı görmüştü.
Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi Bitki ve Mikrobiyal Biyoloji Fakültesi ve bölümünün, özel bir ilaç şirketinden kamu denetimi ve ticaret gizliliği belgeleri karşılığında para aldığı anlaşmaya da şiddetle itiraz etmişti. Bu sebeple kadrodan çıkarılıp, sonra yeniden alındı.
Halen aynı üniversitede çevremizdeki GDO'ları tespit etme yöntemleri üzerinde çalışmaya devam ediyor.
"GDO azalacak"
Prof. Dr. Ignacio Chapela, dünyada GDO'lu tarımın yüzde 96'sının ABD, Brezilya, Arjantin, Kanada ve pamuğu da sayarsak Hindistan'da yapıldığını hatırlattı ancak bu ülkelerin tamamında değil, belli bölgelerinde olduğuna da dikkat çekti.
Chapela’nın bu “belli bölgelere” dikkat çekmesinin nedeni dünyanın tamamının aslında GDO’ya teslim olmadığı ve önümüzdeki dönemde GDO’lu gıdaların azalacağına olan inancı.
“GDO azalacak, çünkü ekonomik bir anlamı yok. Ziraat için avantajı geçici ve az. GDO’lu tarımın üretimi politik ve ekonomik nedenlere bağlı. Sübvansiyonlar çekilirse geriye bir şey kalmaz. Bu sübvansiyonu da sağlayan ABD. O çekildiği an ortadan kalkacak.”
"Yem yere düşse de kirlilik olur"
Türkiye’de GDO’lu tarımın yasak olduğu ancak GDO’lu hayvan yemlerin (mısır ve soya) ithal edildiği hatırlatılınca Chapela, İsviçre’de de sadece GDO’lu yemin serbest olduğunu ancak kamyonlarla taşınırken dahi GDO’lu yemlerin yere düşerek genetik kirlilik oluşturduğunu söyledi.
"Sağlığa etkisini tam olarak bilmiyoruz çünkü sormuyoruz"
Chapela, GDO’lu gıdaların sağlığa olan olumsuz etkisiyle ilgili somut bazı çalışmalar olsa da bütünsel olarak yeteri kadar bilinmediğini söyledi.
“Maalesef bu konuyla ilgili yeterli bilgi yok. Peki neden? Çünkü kimse bilmek istemiyor. Ben genç bir biyologken bu sorular sorulsaydı 50 senelik çalışma gerekecekti ve biyoteknolojinin gelişmesinin önüne geçecekti. Sonuçta akademi o soruları sormadı ve GDO’lar çevreye salındı.
"Hayvanlar üzerindeki deneyler çok net"
“GDO’ların insan üzerindeki etkilerine dair hiç deney yapılmadı. Ancak maymun ve fareler üzerinde deneyler yapıldı. Bunlar da bize çok net olarak GDO’lu gıdaların bağırsak dokusu üzerinde, iç organlar üzerinde, bağışıklık sistemi üzerinde üreme üzerinde olumsuz etkileri olduğunu söylüyor.
"Çerçevenin tamamını göremiyoruz, ancak bu deneylerle her seferinde küçük pencereler açılıyor. Amerika’da bir araştırmacı 1950’den günümüze kanser ve otizm gibi 20 hastalığın artış oranıyla GDO’lu gıdaların artış oranının aynı olduğunu söylüyor. Ancak bunların bilimsel olup olmadığını hala bilemiyoruz.”
"Araştırmacılar sokakta bile saldırıya uğruyor"
Chapela, kendisi gibi diğer araştırmacıların da GDO ile araştırma yaptıkları anda saldırıya uğradığına dikkat çekiyor.
“Saldırı biçimleri her ülkede farklılaşıyor. Fon vermemekten, makaleyi yayınlamamaya kadar çok geniş çapta sistematik bir saldırı ve sansür mekanizması işliyor. Bazı yerlerde sokak ortasında saldırıya uğrayanlar oluyor. Aramızda 'bir soru bir kariyer bitirir' espirisi vardır. Gerçekten de kariyerin bitiyor. Genç akademisyenler de bunu görünce zaten baştan soru sormamayı tercih ederek yüzünü başka yöne çeviriyor.”
Öjenizm iddiası
Chapela, bir gazetecinin özellikle Afrika’da açlığa karşı bir çözüm olarak sunulan GDO’lu ürünlerin aslında öjenik (insan ırkının ıslahı) bir amaçla kullanıldığı iddialarına ise şöyle yanıt verdi:
“Normalde başka bir gazeteci sorsa bu soruya hayır der geçerdim. Ancak muhabbeti açmak gerekirse… Mesela Afrika’ya GDO’lu tahıl gönderen Bill Gates’in açık şekilde öjenizmi desteklediğini, bazı grupların daha az çocuk yapması gerektiğini savunduğunu biliyoruz.
"2. Dünya savaşında öjenizmi Almanya’da savunanlar İsviçre’ye göç etti. İki hafta önce de Zürih’te bir toplantıda bir bilim insanı yoğurda koyduğu bakteriyle kısırlaştırma sağladığını söyledi. Kamuya açık alanda söylediği bu korkunç görüşü tepki çekmedi.”
BG HABER MERKEZİ-C.DOĞAN
__________________
Gerçekçi ol İmkansızı iste.
Taner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ekolojik, yaşam


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:32.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.