Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Bir Yudum İnsan > İcatlar - Mucitler | Keşifler - Kaşifler


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 16.12.14, 13:05   #1
Süper Üye

Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,850
Ettiği Teşekkür: 4003
Aldığı Teşekkür: 9552
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Musluğun Tanımı Çeşitleri Tarihi | Günümüze Kadar Gelişimi





Hamam Musluğu

Türk ve İslam Eserleri Müzesi


“Musluk” kelimesi, Arapça’da devamlı su akan boru anlamına gelen “maslak” kelimesinden dilimize geçmiştir. Şemseddin Sami, musluk kelimesini, “Kâmus-i Türkî”de: “Suyu istenildiği vakit akıtıp istenildiği vakit kapamak üzere çeşme vesaireye takılan burma” olarak tanımlamıştır.

Celal Esat Arseven ise Sanat Ansiklopedisi’nde musluğu “Borudan gelen suyu istenildiği vakit kesmeye veya akıtmaya mahsus olarak çeşmelerdeki boru ağızlarına takılan tunç veya pirinçten bir alettir ki, üstünde bulunan kulak gibi yerinden burulduğu vakit içindeki delik yana gelerek suyun geçmesine mani olur.” şeklinde tanımladıktan sonra şunları eklemektedir: “Burulduğu için eskiden buna burma denilirdi. Sonraki maslak kelimesinden gelen musluk tabiri taammüm etmiş ve burma tabiri terk olunmuştur.” Aynı eserin “Burma” maddesinde ise “Musluğa verilen eski isimdir. Su borularının çeşmedeki ağzına takılan ve burularak açılıp kapatılan eski şekil musluklar ki, bunlara ‘çeşme burması’ denilirdi.” şeklinde tanımlanmıştır.

Musluk günümüzde kullanılan ansiklopedilerden Meydan Larousse’da ise; “Dışarıdan idare edilen bir tapa yardımı ile bir boru içindeki akışkanı durduran veya yeniden başlatan cihaz” olarak tanımlanmaktadır. Musluk, dilimizde sadece su için değil, diğer sıvılar ve gazlar için de kullanılan bir sözcüktür. Musluklar içinde önemli bir bölümü kapsayan su muslukları ise asırlardın beri kullanılan ve bilinen basit aparatlardır. Muslukla birlikte vanalar da suya yön vermek, kontrol etmek için kullanılan önemli unsurlardan biridir.

Eski musluklar kullanıldıkları yerlere ve şekillerine göre çeşme muslukları, sebil muslukları, semaver ve kazan muslukları, şadırvan muslukları, lavabo muslukları, fıçı musluğu, köşk ve kasırlarda bayanlar tarafından el yüz yıkamak için kullanılan musluklar, hamam kurnaları üzerine takılmış musluklar gibi sıcak ve soğuk suyu birlikte akıtan musluklar olarak sınışandırılmaktadır.

Bu musluk tiplerinden mahalle çeşmelerinde kullanılan horhor tipi olanlar özellikle suyun tazyikle aktığı ve bu akan suyun sesinden ismini almış olan musluklardır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin yayımladığı, İstanbul’un ilçe ve semtlerinin hikâyelerinin anlatıldığı kitapta, ‹stanbul Fatih ilçesindeki Horhor semtinin konu edildiği bölümde, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet’in Fatih’te dolaşırken bu bölgede yeraltından kuvvetli su seslerinin geldiğini ve buraya çeşme yapılmasını istediği aktarılır. Yapılan çeşmeye Horhor Çeşmesi adı verilmesinin nedeninin bu olduğu rivayet edilir. Çeşme, daha sonra içinde bulunduğu mahalleye de adını vermiştir.

Avrupa dillerinden esinlenerek günümüzde musluklara, bataryalara “armatür” de denilmektedir. Musluklardan soğuk ve sıcak su kullanımına imkân veren tiplerine batarya denmektedir. Bunun yanında, batarya ve musluklar, açma-kapama mekanizmalarına göre de salmastralı musluklar, seramik diskli musluklar, küresel salmastralı musluklar olarak sınışandırılmaktadır.

Günümüzde genel olarak “Banyo ve Mutfak Armatürleri” tanımı daha çok kullanılmaktadır. Armatürler, kullanım şekline göre manüel, zaman ayarlı ve fotoselliotomatik olarak sınışandırılmaktadır. Ayrıca, yangın musluğu, boşaltma musluğu, şamandıralı musluk, şadırvan musluğu, çamaşır musluğu, taharet musluğu ve laboratuar musluğu gibi pek çok musluk farklı kullanım alanlarına ve kullanım amaçlarına göre üretilmekte ve tanımlanmaktadır. Kullanım suyu musluğu ya da içme suyu musluğu olarak da tanımlanan ve kullanılacak suya göre üretilen musluklar da mevcuttur.

Gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda pirinç hammadde yanında su dışı kullanımlar için akışkanın kimyasal yapısına uygun olarak endüstriyel plastik ve paslanmaz malzemelerden de musluklar üretilmektedir.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.12.14, 13:11   #2
Süper Üye

Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,850
Ettiği Teşekkür: 4003
Aldığı Teşekkür: 9552
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Musluğun Kısa Tarihi

Musluğun Kısa Tarihi

Osmanlı toplumunda çeşmeler gündelik yaşamda önemli bir yer tutarlar. Bu çeşmelerin ayrılmaz parçası olan ve insanları suyla buluşturan musluklar su kültürümüzün ana elemanlarından biridir.






Ejder Başlı Lüle 18.yüzyıl

Adell Armatür Koleksiyonu

Çeşitli dini inanışların etkisiyle Osmanlı toplumunda hakim olan akar su kültürü ile suların musluklar aracılığıyla kirleri alıp götürdüğü insanları arındırdığı ve insanların ibadet etmesi için abdest almasında aracılık eden musluk bu kutsallığa aracılık etmektedir. 19. yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar hâkim olan mahalle ve sokak çeşmelerinde kullanılan musluklar 19. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı gündelik yaşantısına hakim olan kent kültürü ile beraber artık yavaş yavaş evlere de girmeye başlamış ve bu dönemde ev lavabolarında İstanbul’da imalatı yapılan tekli musluklar, bataryalar kullanılmaya başlamıştır. 20. yüzyılın başlarında ise artık Avrupa’dan da Osmanlı pazarı için özel olarak üretilmiş olan porselen burmalı, çiftli banyo muslukları (bataryaları) ve özellikle Barok kültürünün etkili olduğu musluklar kullanılmıştır. Halk zaman içerisinde ahşap evlerden apartmanlara geçmeye başlamış, musluklar, çeşmelerden lavabolara geçerek mahalle kültüründen kent kültürüne geçiş sağlanmıştır.

Musluğun insan yapısı ve nesneler dünyasındaki işlevi, öncelikle kullanım değeri açısından önem taşımaktadır. Yüzünü yıkamak ya da susuzluğunu gidermek için bir ırmak kenarına gitmek zorunda kalan insan ile ihtiyacını musluktan karşılayan insan uygarlığı gösterir. Musluk insanın gündelik yaşamına kolaylıklar getirir. İnsanın su ile ilişkisini doğrudan sağlayan musluk pratik bir işlev üstlenmiştir.

Musluklar üzerine takıldığı çeşmelerle birlikte bir mimari anıta dönüşürler. Dinî yaşantıda su kültürünün önemli bir yeri vardır. Su, cennetteki doğanın kaynağıdır ve yeryüzündeki insan doğasını arındırır. Çeşmedeki musluğa uzanan el, kendisine şifa veren, ruhunu huzura kavuşturan suyla manevi bir atmosfere girer. Cami, kilise, havra, mezarlık, kervansaray ve hamam gibi yapılarda yapılan çeşmeler ilahi bir atmosfer oluştururlar. Geçmiş yüzyılların estetik beğenisi yansıtan musluklar bugün antika konumundadır. Tarih boyunca kullanım değeri değişmeyen musluklar, değişen estetik değerleriyle vazgeçilmezliklerini sürdürür.






Horhor Çeşme Musluğu - Osmanlı, 18.yüzyıl

Adell Armatür Koleksiyonu


Anadolu Selçuklularının Anadolu’da yaptırdıkları çeşme, hamam, şadırvan gibi su kullanım tesislerine kaynaklardan su getirdikleri bilinmektedir. Bu tesislerde, özellikle çeşmelerde, su doğrudan yalağa dökülmeden önce bazen bir taş oluktan veya ağaçtan oyulmuş bir çörtenden, bazen de madeni bir borudan yalağa akardı. Ancak, Anadolu Selçuklularından günümüze kadar gelebilen çeşme ve bu çeşmelerden lülesi orijinal olanların sayısı yok denecek kadar azdır.

Musluğun öncüsü olarak kabul edilen ve çeşmelerde suyun aktığı yerlere takılan bu madeni borulara daha sonraları “lüle” adı verilmiştir. Osmanlı çeşme mimarisinde çok kullanılan ve aynı zamanda bir “su ölçme birimi” olan lüle, Selçuklular zamanında da kullanılmıştır. Çeşme ile ilgili en mühim terim olan “lüle” için de M. Zeki Pakalın’ın Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’nde şöyle tanımlanmıştır: “Lüle: Su ölçülerinden birinin adıdır. Dört (masura) bir lüle sayılırdı. Tapu kayıtlarında lüle yazılmaz.”masura” nadir olarak da “hilal” yazılırdı.” Sanat Ansiklopedisi’nde bunun için şu izahat vardır: “Bendlerde toplanan ve şehre isale edilen suların evler, çeşmeler, hamamlar ve saireye muayyen miktarlarda verilmesi için suyu maksemlerde ölçmeye mahsus üstüvani şekilde küçük ve ince bir boru parçasıdır ki su akan boruların ucuna veya maslak teknelerinin kenarındaki deliklere takılır. Lüle tabir olunan bu ölçü yuvarlak bir küre şeklinde ve otuz dirhem sikletinde bir kurşunun girebileceği kadar bir delikten akan su miktarıdır. Bir lüle 4 masura ve her masura 4 çuvaldız itibar edilir. Çuvaldız tabiri bu delginin çuvaldız kalınlığında olmasındandır. Bir çuvaldız su, bir masuranın dörtte biri ve lülenin on altıda biridir.

Zamanında büyük konaklara ve hamamlara gelen sular mülk sahipleri tarafından bir para mukabilinde satın alınır ve tapularında yazılan miktara göre su alma hakları olurdu. Filan konağın veya hamamın bir lüle, iki masura suyu var denirdi. Bu su hakkı emlak gibi tapu ile alınır satılırdı.

İlk dönemler taş çörten olarak tabir edilen uzun oluklardan sular akıtılmış, daha sonra madeni oluklar kullanılmıştır. Özellikle Antik devir, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde hayvan Şgürlü çörtenlere, musluk lülelerinde görmekteyiz. Yılan başlı, ejder başlı, aslan başlı musluk lülelerini sıkça kullanılmıştır.





Horhor Çeşme Musluğu - Osmanlı, 18.yüzyıl

Adell Armatür Koleksiyonu

Musluklarda ejder, yılan, aslan gibi güçlü hayvan motişeri, idoller (insan Şgürü) ve medusa Şgürleri, stilize bitki motişeri, tekkede kullanmak üzere tekke sembolü figürlü, geometrik desenler kullanılmıştır. Bu Şgürler zaman içerisinde değişikliğe uğrayarak Anadolu’da İslamiyet’in kabulüyle beraber insan ve hayvan tasvirleri azalmış, Müslüman tebaa inanışları doğrultusunda bitkisel motişer, suyun ağız kısımlarında sarık figürleri, burma kısımları Mevlevi formlu veya Bektaşi tekkelerinde Ehl-i Beyt sembolleri olan Hz. Ali’nin kılıcı, stilize Oniki imam figürleri kullanılmıştır. Eski Hunlar döneminden kalan güçlü bir hayvana ait biçimlendirilmiş nesneyi gündelik eşyalarda kullanarak üzerlerinde veya yakınlarında bulundurarak o gücün kendilerine geçmesini ümit eden bu inanış zaman içerisinde Anadolu’da etkisini devam ettirmiş Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kullanılarak zanaatkârlar arasında işlenen en popüler konulardan biri olmuştur. Aslan gücü ve kudreti temsil eder, ejder başının da kötülükten ve düşmandan koruduğu ve içeriye kötülüğün ve düşmanların girmesini engellediği düşünülmüştür.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.12.14, 17:12   #3
Süper Üye

Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,850
Ettiği Teşekkür: 4003
Aldığı Teşekkür: 9552
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Musluğun Tanımı Çeşitleri Tarihi | Günümüze Kadar Gelişimi

OSMANLI DÖNEMİ MUSLUKLARI








TOMBAK MUSLUK

Osmanlı, 18.yüzyıl

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

İstanbul su uygarlığının başkentidir. Tarihi boyunca İstanbul’da suyla ilgili tesislere çok önem verilmiştir. Dolayısıyla Osmanlılar’dan pek çok musluk kalmıştır. Osmanlı dönemi İstanbulu’n da muslukların durumu açısından iki çeşit çeşme vardı. Birincisi “Sade lüleli” denilen ve sürekli akan çeşmeler, diğeri de “Burma lüle” ya da “Burma lüleli” denilen çeşmeler. Burma lüleli çeşmelerin farkı, elbette ki basit lülelerin yerine konulan burma lüleli musluklardı.

İstanbul’daki her şey gibi, burma lüleli muslukların üretimi de bir loncaya bağlı olarak gerçekleştiriliyordu. “Dökümcüler Loncası” diye bilinen bu esnaf grubunun Süleymaniye’de, Odunkapısı civarında faaliyet göstermiş olduğu bilinmektedir.

Halk arasında bakır madeni kutsal sayılmıştır. Dolayısıyla, musluklar, şifa tasları gibi suda kullanılan birçok eşya bakır, bakır alaşımlarından yapılmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde ve Osmanlı ilk dönemlerinde bakır-kalay alaşımı olan bronzdan, 18. yüzyıl–19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında bakır - çinko alaşımı olan ve halk arasında renginden dolayı sarı diye bilinen pirinç alaşımından yapılmıştır.

Türk-İslâm şehri olarak İstanbul’da suyun mümkün olan her yere götürülmesine çalışıldığı gibi, yerinde kullanılmasına, zayi ve israf edilmemesine de dikkat edilirdi. Aslında daha ilk başta bunun önüne geçilebilecek şekilde davranılır, su verilecek yerin ne kadar suya ihtiyaç duyacağı hesaplanır ve o kadar su verilirdi. Ama lüle adı verilen, çeşme ve musluklara takılan küçük boruyla yapılan bir akar sistemi, suyun sürekli akmasına neden olduğundan su israfının önüne geçilemezdi. Su boş yere akar, sokakları çamur kaplardı. Bu duruma karşı kayıtsızlık, “Mahalle çeşmesinden kesintisiz akan su, Osmanlı insanının kafasında sonsuzluk imgesini yeterince canlandırabiliyordu.” şeklinde açıklanmıştır. Ancak 16. yüzyılla birlikte su sıkıntısı baş göstermiş, muslukların kullanımı da herhalde en çok bu nedenle teşvik edilip yaygınlaştırılmıştır. İlk olarak 1560’lı yıllarda çeşmelere “Burma lüle” adı verilen musluklar takılmaya başlanmıştır. Sürekli akan çeşmelerdeki sade lüleler, burmalıya çevrilince o çevrede başka çeşmeler yapılmasına imkan verecek kadar su tasarrufu yapılabilmiştir. 1577 tarihli Mühimme Defteri kaydı, bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Kayda göre, suyun çeşmeden boşuna akmaması için konulan burma lüleden tasarruf edilmiş su sayesinde yeni çeşmeler yapılabilmiş ve ardından halk israfa bile başlamıştır.






HAMAM MUSLUĞU

Osmanlı, 19.yüzyıl

Adell Armatür Koleksiyonu

Osmanlı döneminde ilk defa Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir ferman yayımlanarak burmalı lülelerin kullanılması zorunlu hale getirilmiştir. M. 1564 tarihli bu fermanda şöyle denmiştir:
“İstanbul Kadısına ve Suyolu nazırına hüküm ki, bundan akdem anaya enmeğe kabil olmıyan bazı sade lülelu çeşmeler gice ve gündüz akub sokakları balçık eyledüğinde ötürü zikr olunan çeşmelere burma lüle dakılub artan suyu kendü akçeleri ile bazı Müslümanlar çeşme ve musluk bina eylemek istediklerinde (…) çeşmelere burma lüle dakılub murad eyliyen Müslümanlar kendü akçeleri ile çeşme ve musluk bina eylemesi içün emr-i şeriŞm virilmiş idi ol emr-i şeriŞm mucebince ol asl çeşmelere burma lüle dakılduğundan mahalle imamı ve cemaat akan su bağçelerimize ve bostanlarımıza akmak eciliyün bu su bize virilmiştir. Yabana akarsa aksun lüleye rızamız yoktur deyü emrime muhalefet idüb ve dakılan lüleyi birkaç defa ufatduklarun bildirmegin buyurdum ki, ol asl çeşmelere burma lüle dakılduğundan lüleyi ufadan eger sipahi ve sair kullarım ta’ifesi ise kapuma ar eyliyesin ve eger şehrlü halkından ise mukem hakkından geldükden sonra cerimesin aldurasın ve yabana akmak eciliyçün burmayı açuk koyanların dahi vech-i meşruh üzre haklarından gelesin. Fe emma bu bahane ile asl suya zarar ve ziyan gelmekden gayet hazer idesin ve bundan akdem lüleler dakılmış iken mahallede bazı kimesneler lüleri bozub zayi itmişler dahi buldurasın. (Mezbur nazıra virildi.)
Fi gurre-i Muharrem 972.
”

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan birer sanat abidesi olan su kemerlerini yaptırarak Kırkçeşmeler vasıtası ile İstanbul halkını su ile buluşturmuştur. Malik Aksel’in sözleriyle:

“İstanbul’da Bizans’ın bin yılda sarnıç ve mahzenlerde hapsettiği sular, fetihten sonra, sebiller, selsebiller, şadırvanlar çeşmeler, fıskiyeli havuzlar, sertablar ve bentlerle hürriyetine kavuştu.”
Mimar Sinan bu dönem itibariyle İstanbul’da su sorununu çözmüştür. Kanuni Sultan Süleyman’da kendisinin evine su hattı çekmesine izin vermiştir. Zaman içerisinde İstanbul nüfusunun artması ve diğer sebeplerle özellikle 16. yüzyıl son çeyreğinde yine İstanbul’da ciddi bir su sıkıntısı çekildiğinde halk arasında Mimar Sinan için evinde izinsiz su hattı çektirip su kullanıyor söylentileri en sonunda kendisinin saraya şikâyet edilmesine yol açmıştır. Bunun üzerine Padişah III.Murad 1577 tarihli bir fermanla İstanbul kadısından olayı soruşturmasını istemiştir. Bu fermanda:
“İstanbul kadısına hüküm ki;, hala rikabı hümayunuma rık’a sunulub mimar başı olan Sinan için merhum ve mağrifun-leh ceddim Sultan Süleyman tabe serahü imaret-i amiresi suyundan bir lüle su alub kendü kapusu önünde bir büyük hazinelü çeşme bina idüb ve çeşme kurbinde mermerlerden bir sanduk şeklide bir nesne yabdırub çeşme canibinde bir delük koyub öte canibe künk döşeyip evlerinde hamamlar ve musluklar itdirüb ve taşra çeşmenin lülesine asılan başı bir oluk peyda idüb çeşme lülesine berkidüb su hazinesin günde iki def’a tamamen boşaldub Kağıthane suyu gah serseri ugradugı yire kendü evinde kuyu kazub ve lağım idüb ol kuyuyu dahi istimal idüp ve kendü evi etrafında dükkanlar temam oldugı yerde üstü kurşun örtülü bir damı kesdirüb kurşunun kerestenin evine daşıdub vakfa gadir eyledügi hususa vech-i meşrüh üzre olmağla Tıb medresesile üç medresenin suyu kalmıyub abdeste ve sair havayice kifayet eylemedügi ve bunlardan ma’ada dahi bazı husus yazılub şikayet olunmagıyçün vakf-ı mezburun mütevellisi marifeti ile sana gönderildi
Buyurdum ki, vusul buldukda gönderilen rık’ada mastur olan mevaddı yerlü yerinde mütevelli marifeti teftiş itradürüb göresin.Ş’l imaret-i amire suyundan bir lüle su alunduğu vaki midür ve temessük ile almışdur ve çeşme kurbinde bina eyledügi sanduğun imaret-i mezbure suyuna şer’an zararı varmıdır ve Kağıthane suyu yirine lazum idüb ol suyu istimal eyledügü vaki midir niçin kesmişdir emir ile mi kesmişdir aslı nedir ve sair isnad olunan hususlar vaki midir nedir yerlü yerinde görüb her hususda aslına ve hakikatine vakıf ve muttali olub subut bulduğu üzre mufassal yazub bildiresin (Sahib-i saadete gönderildi) Fi 25 c 985 (1577)”.
.







HAMAM MUSLUĞU

Osmanlı, 19.yüzyıl

Adell Armatür Koleksiyonu


Bu ferman ile yapılan soruşturma neticesinde ömrünün son demlerinde Mimar Sinan huzura çıkmıştır. Yapılan soruşturma neticesinde divanda alınan karar ile evindeki suyun kesilmesine karar verilmiştir. Vefat anlarında yanlarında bulunanlar dudaklarını ıslak bir bezle ıslatmak istediklerinde evdeki çeşmenin akmadığını görmüşler ve Mimar Sinan suya hasret bir şekilde vefat etmiştir.

Günümüzde gerek özel koleksiyonlarda, gerekse müzelerin koleksiyonlarında, çok sayıda musluk vardır. Musluklar kolaylıkla taşınabilen ve yeniden yerleştirilebilen eserler olduklarından, kesin olarak tarihlendirilmeleri güçtür.9 Mahalle çeşmelerine takılan burma lüleli musluklar, oldukça sade, hattâ kabaydı. Buna karşın, konaklarda ve saraylarda kullanılanlar son derece süslüydü. İşte bu nedenle, muslukların bezeme özellikleri dikkate alınarak bunların nerede kullanılmış olabileceklerine dair kabaca bir tahminde bulunmak mümkündür. Örneğin Topkapı Sarayı’ndaki çeşmelerin, ayna taşları, muslukları ve yalaklarıyla bir bütün olarak ele alındıkları anlaşılmaktadır. Üstelik bu çeşmeler ve muslukları, Osmanlı Devleti’nin en güçlü ve zengin olduğu zamanda sarayı ziyaret eden yabancıların sayısız göz alıcı ayrıntı içinde dikkatini çekecek kadar süslüdür.10 Şüphesiz bu göz alıcılığı az veya çok saraydaki tüm çeşmeler ve muslukları için söylemek mümkündür.

Değişen sanat anlayışı, değişen yaşam biçimiyle iç içe bir görüntü çizer. Yalnızca tek su akıtmak için kullanılan musluklar haricideki muslukların da zaman içinde kullanılmaya başlanmış olduğunu görmekteyiz. Özellikle saray ya da konaklar, 19. yüzyıldan itibaren hem sıcak, hem de soğuk suyu akıtmak için çift kollu musluklar konulmuştur. Örneğin Topkapı Sarayı’nın hamamlarında, soğuk ve sıcak suyu birleştirerek tek ağızdan, veya iki kolu birleşerek iki ayrı ağızdan ya da sıcak ve soğuk suyu iki ayrı ağızdan akıtan yan yana iki musluğun yerleştirildiği görülür.



Kaynak
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 24.12.14, 14:50   #4
Süper Üye

Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,850
Ettiği Teşekkür: 4003
Aldığı Teşekkür: 9552
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Musluğun Tanımı Çeşitleri Tarihi | Günümüze Kadar Gelişimi

CUMHURİYET DÖNEMİNDE MUSLUKLAR VE MUSLUK ÜRETİMİ








Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ü su içerken gösteren bir fotoğtaf.
Adell Armatür Koleksiyonu


Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında, Osmanlı sanatının son devrine ait olan yeni klasik üslupta geliştirilmiş motişi muslukların ve çift musluk şeklinde olan bataryaların üretimine devam edilmiştir. Bu yıllarda musluk ve bataryaların imalatı, Ermeni ve Rum ustalarca sadece kum kalıplara döküm yapılarak “kum döküm” olarak tanımlanan yöntemle küçük atölyelerde yapılıyordu. Bu musluk kalıpları o dönemlerde el tipi tezgâhlarda ilkel yöntemlerle yapılmaktaydı. Kok kömürüne hava üşenmesiyle eritilen hurda parçalarla yapılan kum döküm işleminde 1950’li yıllardan itibaren atölyelerde kok kömürü yerine brülör-mazotlu ocaklar kullanılmıştır. Zaman içerisinde Ermeni ve Rum ustalar yanlarına Osmanlı Müslüman tebaadan da çıraklar alıp bunları yetiştirmiştir.






Faturalar

A. iSTE PANYAN ve K.MALHASYAN 5 Eylül 1933 tarihli faturası - FERAHOGLOU REMZİ Türk Musluk İmalâthanesi ve Nikelaj fabrikasının 10 Haziran 1926 tarihli faturası

Adell Armatür Koleksiyonu



Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak musluklar için bakır alaşımı olan pirinçler tercih edilmiştir.

Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında musluk imalatı yapan Ermeni ustalar ve aileler aynı zamanda musluk satışlarını da yine kendileri yapmaktaydı. İstanbul’da Galata’da Perşembe Pazar’ında ve Karaköy civarında muslukçu dükkânları bulunmaktaydı. ‹stanbul musluk ticaretine o dönem büyük katkıları olan Gasbaryan Ailesinden Gasbar Gasbaryan’ın bir ödemesini yine Cumhuriyetimizin ilk inşaat malzemeleri ve musluk ticaretini yapan değerli büyüğümüz rahmetli Koçzade Ahmet Vehbi Bey (Vehbi Koç) aracılığıyla tahsil ettiğini gösteren ve Adell koleksiyonunda yer alan bu doküman, Türk Musluk tarihi açısından önemli bir arşiv evrakıdır. Bu vesilesiyle yazıda ismi geçen aileyi anıyoruz ve Vehbi Koç’a da Allah’tan rahmetler diliyoruz.

Musluk gövdesinde sızdırmazlık için cam suyu kullanılıyor, dökümden kaynaklanan hatalar lehim ile dolduruluyordu. Ürünün temizliği açısından musluklara tesviye ve polisaj işlemleri uygulanmaya ve krom kaplanmaya başlanmıştır. Musluk üretimi sanayinin başlaması ile ithal ürünlere ihtiyaç duyulmayacak kalite ve miktarda üretim gerçekleştirilmiştir. 1960’lı yıllarda yerli sanayinin üretime başlaması ile ithal ürünlere ihtiyaç duyulmayacak kalitede ve miktarda yerli sanayi kurulmuş oldu. Daha sonraki yıllarda musluklar, döküm tekniğinin yanında “Preste Sıcak Şekillendirme” yöntemiyle üretilmeye başlamıştır. Böylelikle yüzey kalitesi arttırılmış, dökümden kaynaklanan sızdırma problemleri büyük oranda sorun olmaktan çıkmıştır.






BELGE

Musluk ve diğer su araçları satıcısı Gasbar Gasbaryan işletmesinin, Koç ailesi ile olan erken dönem ticarî ilişkilerini gösteren belge.

Adell Armatür Koleksiyonu
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.02.15, 23:02   #5
"Her Şey Güzel Oldu"

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3755
Mesajlar: 17,516
Ettiği Teşekkür: 73476
Aldığı Teşekkür: 67723
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Musluğun Tanımı Çeşitleri Tarihi | Günümüze Kadar Gelişimi




Alt tarafı musluk dersiniz ama üzerindeki işçilik onu musluk olmaktan çıkarıp, bir sanat eserine dönüştürüyor...

İlginç bir konu olmuş ellerine sağlık Mislina...

Teşekkürler ...

__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.02.15, 23:00   #6
» Evli Mutlu Çocuklu «

Yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2014
Yaş: 32
Konular: 9
Mesajlar: 616
Ettiği Teşekkür: 1876
Aldığı Teşekkür: 2081
Rep Derecesi : Yakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmedeYakaza muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Hasta
Standart Cevap: Musluğun Tanımı Çeşitleri Tarihi | Günümüze Kadar Gelişimi

Eski insanlar ne kadar ince ruhlularmış, ince düşünmüşler.şimdikiler alt tarafı sadece musluk gerçekten. .
__________________
Bir sürgünüm ben bu dünyada, Sürgünüm ve kimse anlamıyor ruhumun dilinden..
Halil Cibran
Yakaza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yakaza'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
Çeşitleri, gelişimi, günümüze, kadar, musluğun, tanımı, tarihi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
SGK İşveren Teşvikleri | Sigorta Prim Desteğinden Yararlanma Şartları Mislina Sosyal Bilimler 0 01.10.14 14:53
Diksiyon - Fonetik - Artikülasyon oneyouu Tiyatro Haberleri 11 10.05.09 15:23
Herodot Tarihi [Herodotos] oneyouu Dünya Tarihi 0 25.01.09 06:00


WEZ Format +3. Şuan Saat: 22:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.