Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Gezelim & Görelim > Buram Buram Türkiye'm > Marmara


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 16.08.10, 18:58   #1
Üye

s€zgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2010
Konular: 3
Mesajlar: 58
Ettiği Teşekkür: 38
Aldığı Teşekkür: 145
Rep Derecesi : s€zgin Karimasını arttırmak için doğru yerdes€zgin Karimasını arttırmak için doğru yerdes€zgin Karimasını arttırmak için doğru yerdes€zgin Karimasını arttırmak için doğru yerdes€zgin Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Arrow Gebze İlçesi (Kocaeli)






Tarihte "Gebze"





Gebze´nin de içinde bulunduğu, eski Yunanlılar´ın ve Romalılar´ın Bitinya (Bithynie) dedikleri coğrafi bölgenin bilinen en eski tarihi, M.Ö. XII yüzyıla kadar dayanır. Bölge, özellikle Kocaeli Yarımadası, coğrafi konumunun öneminden dolayı, tarihin hemen hemen bütün dönemlerinde, birçok ulusa yurt olmuştur. Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki en önemli geçit yeri olan Kocaeli Yarımadası ya bir çok ulusun yurdu, ya da gelip geçtikleri, medeniyetlerinden izler bıraktığı bir yer olmuştur.

Bilinen ilk ulus göçü de M.Ö. XII. yüzyılın başlarındadır. Bu ulus Yunan kökenli Frikler´dir. Boğaz (Bosforos) yoluyla Anadolu´ya inmişlerdir. XII yüzyıla kadar Trakya´dan İzmit dolaylarına göçler devam etmiştir. Fakat bu dönemde eski Gebze´nin yerine dair hiçbir bilgi edinilememiştir. Kısaca antik çağ Gebze´sinin yeri kesinlikle bilinememektedir.



( Libyssa )



Bugün Gebze´nin olduğu yerde, M.Ö. 281-246 yıllarında Kral 1. Nicomede´nin egemenliğindeki Bitinya Krallığı döneminde Dakibyza ve Libyssa adında yerleşmeler vardır. Eski Gebze´nin yerine dair söylenenler, işte bu tarihlere aittir. Daha eski tarihlere ait bilgiler ise çelişkilidir.

Bu yerleşim alanlarının araştırmalara konu olmasının en önemli nedeni ise, ünlü Kartacalı komutan Hannibal´ın krallık döneminde burada yerleşmiş olmasıdır.

Hannibal Zama harbindeki yenilgisinden sonra ülkesinde itibar görmemiş ve Bitinya Krallığı´na iltica etmek zorunda kalmıştır. Bitinya Kralları I. ve II. Prusias´ın savaş danışmanlıklarını yapmıştır. II. Prusias´ın ihaneti sonucu düşmanın eline düşmemek için intihar etmiş ve Lybissa´ya gömülmüştür.

İşte birçok tarihçinin ve araştırmacının eski Gebze olduğu iddia edilen bu yeri araştırmasının en büyük nedeni budur. Hannibal´ın burayı seçmesinin birçok nedeni vardır. Devamlı izlenme kuşkusu, Nicomedia başkent olduğu için gelenin gidenin çok olması ve tanınma ihtimalinin fazla olması, yönetime güvenmemesi bu nedenlerin başlıcalarıdır.



Roma kuvvetlerinden gizlenen Hannibal, korunaklı, kaçışı kolay ve denizle ilişkili bir yer aramıştır. Sonunda bu özelliklere sahip Libyssa´yı seçmiştir.

O dönemde Libyssa´nın kurulduğu yer, hem denize hem de karaya hakim bir tepe üzerindedir. Tepe, körfezin en dar yeridir.

1330 yılında Osmanlılarla Bizans arasında yapılan savaştan sonra Gebze´nin de içinde bulunduğu bölge, Osmanlı idaresine dahil edilmiştir.

Bugünkü Gebze´nin kurucusu Orhan Gazi´dir. Gebze´de kendi adına cami de yaptıran Orhan Gazi, bölgede izler bırakan ilk Türk büyüğüdür. Orhan Gazi, bölgenin imarı ve yaşaması için büyük çabalar göstermiştir. Bu amaçla işletmeler kurmuş, vakıfları desteklemiştir.

Osmanlıların devlet olma çabaları sırasında, Gebze yine ordugah yerleşimi olarak kullanılmıştır. Osmanlı Beyliğinin kurulmasında büyük emekleri geçen Akçakoca Bey´in oğlu olan İlyas Çelebi de hem Gebze´nin fethinde hem de kuruluşunda büyük rol oynamıştır.

Gebze Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarına kadar kimi zaman İstanbul´a, daha çok da Kocaeli´ye bağlı bir kaza olarak, önemli bir yer niteliğini uzun yıllar korumuştur. 1. Dünya Savaşı´nda Osmanlı İmparatorluğunun yenik düşmesi üzerine Anadolu ve Trakya´nın birçok yöresi gibi Gebze´de düşman kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir.

1920 yılında İngilizler´in bölgeyi işgaline, 1921 yılının başlarında Yunanlılar da katılmıştır. Daha sonra Anadolu içerisinde yenilgiye uğrayan Yunan kuvvetleri, amaçlarına ulaşamamanın üzüntüsüyle geldikleri yoldan geriye kaçmışlardır.

Bu yıllarda Gebze, Anadolu´nun en dikkate değer yerlerinden biridir. Türk kuvvetlerinin biraz ilerisinde İngiliz askerleri bulunmaktaydı.

18-19 Ocak 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye-Ankara Gazetesi´nde Atatürk´ün bölgeyi ve Gebze´yi ziyaret ettiğinden bahsedilir. Atatürk Gebze´deki askeri birliklerin durumundan memnun kalarak geri dönmüştür. İstanbul´un terk edilmesinden sonra Gebze ve Çevresi tamamen emniyet altına alınmıştır.

Cumhuriyet´in ilanına kadar kimi zaman İstanbul, kimi zaman da Kocaeli´ye bağlı bir kaza olan Gebze, Cumhuriyet´in ilanından sonra yeni iller kanununa göre il olan İzmit´e bağlanmıştır.




Libyssa´dan Gebze´ye



Gebze adı köken olarak, diğer eski yerleşmelerin ismine bağlanmaktadır. Araştırmacıların bir çoğu bu görüştedir. Bazılarıysa Libyssa ve Dakibyza isimlerini bazı ufak değişikliklerle kullanmışlardır.

Antik çağ araştırmacılarının hemen hemen hepsi Libyssa adını kullanmışlardır. Roma ve Bizans döneminde Dakibyza adı da kullanılmaya başlanan bir diğer isimdir. Okunuş açısından da bu isimlerin Gebze sözcüğünü andırması, kelimenin kökeninin çok eski olduğunu kanıtlamaktadır.

Bazı araştırmacılar da yöreden bahsederken, Gebseh, Gebisseh, Gjabseh isimlerini kullanmışlardır. Gekbuze, Ghviza, Gavize, Dschebse, Dschebize, Gebize de kullanılan diğer isimlerden bazılarıdır.

Evliya Çelebi´nin Seyahatnamesi´nde de bir kez Kekbeziye ismini kullanmış, Erzurum Seyahatı esnasındaysa Gebze kelimesinin Gelbize´den kaynaklandığını yazmıştır.

İbrahim Hakkı Konyalı ise, eski Osmanlı arşiv kaynaklarında Geybüyze, Geybüveyze, Geyibüveyze, Geyiboyze, Geykivize şeklinde yazıldığını, halen yaşayan ismininse Gebze olduğunu vurgulamıştır.

Bazı araştırmacılar da, "Gebze"nin bir zamanlar Osmanlı ve Bizans savaşçıları arasında sık sık el değiştiren ve özlenen bir yöre olması itibariyle "Gel bize" veya "Bize gel" ifadelerinden oluşan ve zaman içinde değişerek, halkın öz dilinde "Gebze"ye dönüşen bir ad olduğunu belirtmişlerdir. Ancak, 1640 yılında "Gebze"ye geldiği anlaşılan Evliye Çelebi, ünlü Seyahatname´sinin ilgili bölümünde (Gebze, "Gelbize"den galattır.) ifadesiyle bu konuyu vurgulamaktadır.



Günümüzde "Gebze"



Gebze, Marmara Bölgesinin doğusunda, İzmit Körfezi´nin kuzey kesiminde yer alan, zengin bir tarihi geçmişe sahip, ekonomisi, tarım, hayvancılık ve sanayiye dayalı Türkiye´nin hızla gelişen ve büyüyen bir ilçesidir.

Gebze, Kocaeli´nin endüstrisinin büyük bölümünü barındıran, Marmara Denizi´nin kuzeyi ile İstanbul´un 45 kilometre doğusunda yer alan bir ilçedir. Marmara bölgesinin en büyük ikinci ilçesi olup Türkiye sanayisinin %15´ini barındırmaktadır.

Gebze, Marmara Bölgesi´nde Kocaeli iline bağlı olarak Anadolu´nun İstanbul´a ve Avrupa´ya bağlantı konumunda bulunan limanlar, havalimanı, devlet demir yolları ve E-5, TEM karayolları çevresinde kurulmuştur. Yolların doğu-batı yönünde olması nedeniyle kentsel alanı ve sanayisi bu doğrultuda gelişmiş bir sanayi bölgesidir.
Gebze ana ulaşım yolları üzerindeki konumu nedeni ile uzun yıllar Anadolu´dan İstanbul´a göç eden Anadolu halkının, İstanbul´dan önce uğradığı bir ayak olmuştur. İstanbul nüfusunun 10 milyonu aşması kentin sorunlarını artırmış, sanayi tesislerinin İstanbul dışında yerleşmesine gereksinim duyulmuştur.
Yeni yerleşim yeri arayışlarının bir sonucu olarak, sanayi tesislerinin büyük çoğunluğu İstanbul´a en yakın konumda olan Gebze´ye akın etmiştir.Toprağın maliyetinin ucuz ve kolay bulunur oluşu Gebze´yi sanayinin cazibe merkezi haline getirmiştir.
Kentin, limanlara yakınlığının yanında E-5 ve TEM karayollarının birbirine çok yakın bir alanında kurulmuş olması, havalimanlarına ve demiryollarına yakınlığı, hem Avrupa´ya yapılacak ticarette hem de Anadolu, Orta Asya ve Orta Anadolu´ya geçiş için taşıma kolaylıkları sunması, Türkiye´nin en fazla kalkınmış üç büyük kentinin ortasında ve onlara yaklaşık olarak 45 dakika uzaklıkta olması da yatırımcıların dikkatlerini bu bölge üzerinde yoğunlaştırmasının temel nedenleri arasında bulunmaktadır.



Gebze, Marmara sahiline 7 km., İzmit´e 49 km., İstanbul´a 45 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 130 metredir.

Günümüzde Gebze kara, deniz ve demiryollarının birbirleriyle kesiştiği önemli kavşak noktasında bulunmaktadır. Eski Gebze şimdiki kasabanın yakınındadır. Yüzeyi kuzeydoğuda dağ ve sırtlardan, batı güneyde kıyıya yakın bölümlerinde düzlüklerden ibarettir.
İlçe sınırları içinde, göl ,dağ, akarsu bulunmamakla beraber, yaklaşık 650 metre yüksekliği geçmeyen tepelerin ve sırtların varlığından söz edilebilmektedir. Bu tepelerin en yükseği Gaziler Tepesi´dir. Ancak akarsu yerine dereler ve derecikler mevcuttur.



Genellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri arasında bir geçiş özelliği taşımaktadır. Yaz mevsimi sıcak ve az yağışlı, kış mevsimi oldukça serin ve daha ziyade yağışlı geçmektedir. Yıllık yağış ortalaması 550 mm. En çok yağış Aralık-Ocak aylarında, en az yağış ise Ağustos ayındadır. En sıcak ay ortalaması 24.2 derece ile Ağustos ayı, en soğuk ay ortalaması 6.5 derece ile Ocak ayıdır.
Gebze´nin Körfez şeridi üzerindeki yerleşim yerlerinde, tabiatın oluşturduğu birbirinden güzel koyları ve tabii plajları ile çekici düzeydedir. Yörenin ekilebilir topraklarında tarım, meyvecilik, sebzecilik ileri bir durumdadır. Marmara kıyısında ilçe toprakları genellikle ovalıktır.



Yoğun sanayi yapılanması ile dikkat çeken Gebze, her ne kadar idari olarak Kocaeli´ye bağlıysa da, İstanbul iline daha yakın olduğu için, bu ille hem ticari hem de sosyal ilişkileri gelişmiştir. Uzun yıllar il olması için mücadele edilmiş olsa da hali hazırda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sınırları içindedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yıllar boyu Gebze´yi kendisine bağlamak istemiş ancak buna izin verilmemiştir.
Sürekli yükselen bir nüfus grafiği çizen Gebze, 2008 yılında çıkarılan kanunla birlikte kendisine bağlı olan Çayırova, Darıca veDilovası´nın birer ilçe olması sonucu nüfusunun bir bölümünü bu yeni ilçelere vermiştir.




Yıl Nüfus


1973 27.000

1990 159.116

2000 253.487

2007 521.291

2008 288.569



Önemli Kurum ve Kuruluşlar



Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB), Gebze merkezine 7 km mesafede 10.370.000 m´lik planlanmış bir alanda, 1985 yılında Gebze ve civarında çarpık sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğini önlemek, sanayiyi disipline etmek amacıyla, kredi kullanmadan, tamamen katılımcıların finansmanı ile kurulmuş ve şu an itibariyle 85 firmada yaklaşık 9100 kişi istihdamı ile faaliyet göstermektedir. GOSB´da bulunan sanayi yatırımlarının adet olarak %33´ü, yatırım tutarı olarak %65´i yabancı sermayeli, özellikle de çok uluslu büyük kuruluşlardır. Yurtiçi ve yurtdışı OSB´lere model olan GOSB da bugün itibari ile makine, kimya, otomotiv yan sanayi, optik, elektronik, sınai ve tıbbi gaz, gıda ve ambalaj ve bilişim sektöründe üretim yapan firmalar yer almaktadır.

Gebze, bilimsel çalışmalar, hizmet iyileştirme ve teknik hizmet eğitimleri üzerinde de gelişme göstermekte olan kuruluşlara sahiptir. Gebze´de bulunan TSE, laboratuvar hizmetleri olarak kalibrasyon, deney, tahribatsız muayene hizmetleri, ürün ve hizmet yeri belgelendirme dallarında; TSE Uygunluk Belgesi, Kalite Uygunluk Belgesi (TSEK), İthal Malların Belgelendirilmesi, Araç Proje Hizmetleri, Karayolları Atık Taşıma Belgesi, Hizmet Yeterlilik Belgelendirmesi(HYB), Laboratuar Yeterlilik Hizmetleri, Sistem Belgelendirme, TS EN ISO 9000 Kalite Yönetim Sistemi, TS EN ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemi, TS EN ISO 22000 HACCP Yönetim Sistemi, TS 18001 OHSAS Yönetim Sistemi dallarında belgelendirme hizmetleri sunmaktadır.
1985 yılında kurulan TÜSSİDE, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarında görev yapan yönetici ve çalışanlarına yönelik olarak; liderlik, motivasyon, etkin iletişim, takım çalışması, üretim yönetimi, stratejik yönetim, teknoloji yönetimi, insan kaynakları ve performans yönetimi, temel kalite kavramları ve kurum kültürü, iyileştirme takımları ve teknik gibi konularda hizmet vermektedir.



Türkiye´deki iki yüksek teknoloji enstitüsünden biri olan Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Kocaeli Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu ilçe sınırlarında yer almaktadır. Ülkemizde 1992 yılında kurulan iki yüksek teknoloji enstitüsünden biri olan Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE), araştırma ve teknoloji üretimi öncelikli bir ihtisas üniversitesidir. Enstitü, uluslararası düzeyde bilim ve teknoloji üretiminde saygın bir yer edinen ve Türk Sanayisi´nin küresel rekabet ortamı içinde iyi bir konuma gelmesine katkıda bulunan bir araştırma kurumu haline gelmeyi hedeflemektedir.


TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ise, Türkiye´nin küresel rekabet gücünün artırılmasına bilim ve teknolojiyi kullanarak katkıda bulunmaktadır. Bünyesinde, Bilişim Teknolojileri Enstitüsü, Enerji Enstitüsü, Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü, Malzeme Enstitüsü ve Teknoloji Serbest Bölgesi ve Teknopark İşletmeciliğini yürüten MARTEK A.Ş. bulunmaktadır. Endüstriyel kuruluşların, savunma kuruluşlarının, üniversitelerin ve kamu kuruluşlarının hizmetindedir.



Tarihi ve Turistik Yerler



Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi: Camii, yapılar topluluğunun merkezinde ve Gebze´ye hakim bir mevkide yer alır. 1510 yılında Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Külliyenin yapımının çok önceden planlandığı ve anonim bir çalışmayla ortaya çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

Mustafa Paşa Mısır´a vali olarak atandığında yapımın sürdüğü bilinmektedir. Paşa Mısır bezemelerinden etkilenerek, camisi için taşınabilir parçaları Kahire´de yaptırmıştır. Darıca iskelesinden Gebze´ye ulaştırılan süsleme öğeleri Mısırlı ustalar tarafından yerlerine yerleştirilmiştir.

Kare planlı, üzeri dört sütunun taşıdığı 24 metre yüksekliğindeki geniş bir kubbe ile örtülüdür. Duvarları taş zemin üzerine kesme taş ve muntazam tuğlalarla örülmüştür. Ayrıca caminin çevresi 2.5 metre yüksekliğinde oldukça kalın duvarlarla çevrilidir. Her cephesinde bir tane olmak üzere, dört giriş kapısı vardır. Mihrap ve duvarları kufi yazılarla süslenerek, renk düzeni görkemli Türk çinileri ile sağlanmıştır.

Bazı araştırmacılar, bu görkemli caminin de bulunduğu külliyenin planının Mimar Sinan´a çizdirildiğini, baş kalfası Hüseyin Ağa´ya da inşa ettirildiğini ileri sürmüştür. Çoban Mustafapaşa Külliyesi, cami, medrese, bimarhane, kütüphane, han, hamam, kervansaray, paşa odaları, tekke, arşiv, hela, su kuyusu, şadırvan ve bir türbeden oluşmaktadır.
Sultan Orhan Camii : Gebze´nin batısında yer alan cami, tahmini olarak 1323-1331 yılları arasında inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisinin ilk örneklerinden olan camiyi, Gebze´nin kurucusu olan Sultan Orhan yaptırmıştır.



Sultan Orhan Camii, erken Osmanlı döneminin en basit ve sade örneklerinden biri olarak kabul edilir. Selçuklu etkisinde, fakat kendine özgü bir mimari yaratma isteği yapıda göze çarpar. Caminin planı, 14.50 mt.x 14.50 mt. ebadında olup kare şeklindedir.
İlyas Bey Camii: İlyas Bey tarafından yaptırılan caminin inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Gebze´nin ilk fethedildiği yıllarda, 1326´da yapılmaya başlandığı tahmin edilmektedir. İlyas Bey Camii , Osmanlılardan kalma en eski cami sayılmaktadır.

Bazı araştırmacılar, bu görkemli caminin de bulunduğu külliyenin planının Mimar Sinan´a çizdirildiğini, baş kalfası Hüseyin Ağa´ya da inşa ettirildiğini ileri sürmüştür. Evliya Çelebi Seyahatnamesi´nde ise Çoban Mustafa Paşa Camisi´nin Mimar Sinan´ın baş halifesi Hüssam Kalfa´nın yaptığından bahsedilmektedir.

Cami kubbesizdir. Caminin giriş kapısı üzerinde, inşa tarihine rastlanmayan sülüs yazılı bir kitabe bulunmaktadır.

Anibal´ın Mezarı:Kartacalı ünlü komutan Anibal´ın Anıt Mezarı, Gebze´nin güneydoğusunda, çevresi daire şeklinde selvilerle çevrili sahanın ortasında yer alan 24 ton ağırlığındaki bir taş lahit ve şekillendirilen taşın üzerindeki Kartacalı Komutana ait aplike edilen bir masktan, Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca yazılı birer mermer kitabeden oluşmaktadır. Bu kitabede ayrıca ünlü komutanın özgeçmişi yer almaktadır. Anıtmezar, 24 Temmuz 1981´de düzenlenen görkemli bir törenle açılmıştır.


Hünkar Çayırı: Fatih Sultan Mehmet´in 27 Nisan 1481 Cuma günü İtalya üzerine yapılacak sefer için üç yüz bin kişilik ordusuyla Üsküdar´dan İzmit´e doğru yola çıktığında, ordusuna mola verdiği veya otağını kurdurduğu çayırlık alana Hünkar Çayırı denilmektedir. 3 Mayıs 1481 tarihinde 52 yaşında olduğu halde otağında özel doktoru tarafından zehirlenerek öldürülen Fatih Sultan Mehmet´in anısına kitabeli bir çeşme yapılmıştır. Çeşme 4. Mehmet Dönemi´nde 1659 tarihinde Sadrazam İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış ve bazı onarımlarla günümüze kadar ayakta kalabilmiştir.


Hünkar Çeşmesi´nin önüne Fatih´in anıtı dikilmiştir. 1995 yılında park, dinlenme ve şenlik alanı olarak yeniden düzenlenen Hünkar Çayırı´nda İstanbul´un Fethi dolayısıyla her yıl geleneksel güreş şenlikleri yapılmaktadır.

Osman Hamdi Bey Yalısı: Türk Müzeciliği´nin kurucusu sayılan Ünlü Ressam Osman Hamdi Bey tarafından Gebze, Eskihisar´da 1884 yılında yaptırılmıştır.


Planını Osman Hamdi Bey´in çizdiği yapı, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Yapıda kullanılan malzemenin bir kısmı yurt dışından getirilmiştir. Ressam Osman Hamdi Bey, resimlerini, özenerek yaptırdığı bu yalısında yapmıştır. Yalı şu an müze olarak kullanılmaktadır.

Eskihisar Kalesi: Deniz kıyısında yer alan Eskihisar´ın kuzeydoğu kesiminde, dik yamaçlı bir tepe üzerinde, Eskihisar´daki limana ve İzmit Körfezi´nin kıyı şeridini savunmak amacıyla, Bizanslıların Komnenoslar (Komneus) döneminde yaklaşık 800 yıl önce Bizans İmparatoru 1. Manuel Komnenos tarafından inşaa ettirildiği çeşitli kaynaklarda ifade edilmektedir.

Orijinal halini koruyarak bugüne kadar ayakta kalan kale, dikdörtgen planlı olup, toplam 10 burcu ve kaleye giriş çıkışı sağlayan 4 kapısı bulunmaktadır.

Ballıkayalar: Gebze -İzmit yolu üzerindeki Tavşanlı Köyü sınırlarında bulunan kampçılık ve trekking gibi doğa sporları için oldukça elverişli arazi yapısına sahip bir vadidir. Genellikle dağcıların iniş ve tırmanış yaptıkları Balıklayalar Vadisi, kireç taşlarının erimesi sonucu gelişen özgün jeomorfolojik şekilleriyle bir karstik boğazdır. Vadi içinde, göl, şelaleler ve Balıklaya Deresi´ne ulaşan travertenler üzerinde seyir terasları bulunmaktadır.

Kamping için çadır kurmaya elverişli düzlüklerin bulunduğu kanyonun doğu ve batıdaki sırtlarında yürüyüş alanları bulunmaktadır. Şelale ve kanyonlardan oluşan ve büyük kayalarla kaplı olan ve içinde irili ufaklı onlarca gölcük bulunan vadi yaklaşık 1.5-2 km. uzunluğundadır. Yer altı sularının kireç taşını eritmesi sonucu vadide çok sayıda mağara vardır.



İbrahim Paşa Çeşmesi (Çarşı Çeşmesi): Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa´nın kethüdası ve veziri İbrahim Paşa tarafından 1664 yılında yaptırılmış olup, eni boyu yaklaşık 6 metre ve kare planlıdır. Suyunun akışı terazi sistemiyle sağlanmıştır. Kitabesinde İbrahim Paşa´nın ismi ve ebcet hesabıyla düşürülen tarihi okunmaktadır. Çeşme 1933 yılında tamir ettirilmiştir. Kent merkezinin hemen ortasında, Çoban Mustafa Paşa Hamamı´nın yanı başındadır.

Çoban Mustafa Paşa Şadırvanı: Çoban Mustafa Paşa Külliyesi´nin merkezi yerinde bulunan şadırvan, onikigen planlıdır. Oniki köşesinde de musluklar mevcut olan bu şadırvanın üzeri pramit biçiminde bir çatıyla örtülmüştür.

Eskihisar Çeşmesi: 1772 tarihinde yaptırılan bu tarihi çeşme adını Eskihisar köyünden almıştır. Üzeri piramit şeklinde bir çatı ile örtülü olan çeşme, kare planlıdır. Ön ve arka yüzleri 270cm., yan kısımları ise 315 cm´dir. Yüksekliği de 2 metreye yakındır. Tarihi değeri büyük olan bu çeşme 1850 yılında esaslı bir onarım görmüştür.
Çoban Mustafa Paşa Hamamı: Çoban Mustafa Paşa tarafından 1523 yılında inşa ettirilen hamam, halk arasında Çarşı Hamamı ve Çifte Hamam olarak da adlandırılmaktadır. Hamamın iki kubbesi, yanında ise geniş bir sarnıcı bulunmaktadır. Yapıda muntazam kalker taşları kullanılmıştır. Pencerelerinin kemer ayaklarına kadar üçer sıra tuğla ve bir hatıl geçirilmiş olup, bütün pencerelerinin kemerleri tuğladan örülmüştür.

Gebze´nin bu en büyük hamamında, kadınlar ve erkekler tarafı olmak üzere iki bölüm bulunmaktadır. Halen kullanılan hamam zaman zaman onarım görmüştür.



Yöresel
Düğün: Düğünlerde köylerde dışarıda ateş yakılıp, kazanlarda düğün yemekleri pişirilir. Düğünlere gelenlere, düğün çorbası, etli yemek, pilav, zerde tatlısı hazırlanır. İki gün boyumca misafirlere bu yemekler ikram edilir. Düğünden birkaç gün önce kız evinde ya da damadın evinde çeyiz sergisi yapılır. Çeyiz sermeye gidenler, kendi aralarında küçük bir eğlence tertip ederler. Düğünler Cuma gününden itibaren başlar. Cuma günü gelin hamamı yapılır. Hamama köyün genç kızları da çağrılır. Genç kızlar gelin hamamına "Kırmızı kurdelenin üzerine takman gelin teli" ile çağrılır. Hamamda gelin yıkanır ve hamama erkek evinden yemekler getirilir. Gelin hamamdan çalgılarla çıkartılır. Gelin kimselere görünmeden şemsiye altında hamamdan çıkar ve genç kızlarla evine gider.

Köylüyü düğüne çağırmak için, genç kızlar, içinde "kağıt şeker" olan torbalarla ev ev dolaşır. Kimi köylerde ise genç kızlar "helva yemeğe buyurun" diyerek ekmek üzerine konmuş helvayla köylüyü kınaya çağırırlar. Bir başka köyde ise dilim ekmek üzerine baklava koyularak köy ahalisi düğüne davet edilir.

Büyük kına (düğün günü) gelin salona girerken genç erkekler dışarı çıkar. Genç kızlar düğünde şalvar, yeldirme ve bürme giyerler. Genç kızlar düğünde türkü ve maniler söylerler. Kınada gelinin başında ekmek kırılır, bir parçası geline yedirilir ve geri kalanı isteyene verilir. Ekmek, "bereket" diye kırılır.

Genç kızlara nişanlılık süreleri boyunca kaynanaları tarafından köyde yapılan her düğünde takı takar.

Cenaze: Cenaze hoca tarafından soyulur, çenesi bağlanır ve üzerine çarşaf örtülür. Erkek cenazesi için çarşafın üstüne bıçak ve sabun; kadın cenazesinin üstüne ise makas ve sabun konulur. Cenaze, baş tarafı kıbleye gelecek şekilde yatırılır. Sabunla makas ölünün karnına y ada göğsünün üstüne koyulur. Amaç, ölünün karnının şişmesini önlemektir. Daha sonra ise bu sabunla ölü ve çamaşırları yıkanır. Ölü kadın ise, yüzüne havlu örtülür. Kişinin ölümü "sela" ile halka duyurulur. Cenazeyi bir kişi yıkar, üç kişi de su koyar. Mevta dışarıda yıkanmışsa orada 7 gece boyunca "karanlıkta kalmasın" diye ışık yakılır.

Bayramlar: Camilerde bayramın nerelerde kutlanacağı kararlaştırılır. Örneğin; birinci gün Duraklı´nın, ikinci gün Eleşli´nin bayramı olarak kararlaştırılır. Bayramlaşma camide başlar. Duraklı´nın bayramı olduğu gün, Duraklılara diğer köylerden ziyarete gelinir. Erkekler dışarıda olur; kadınlar ise evlere girer. O gün için pilav ve yemek yapılır. Camiden pilavların pişirilmesi için duyuru yapılır. Bir saat önceden herkes hazırlığını yapar. Bayram süresince kızlar ve erkekler gruplar halinde gezer.

Hıdırellez: Hıdırellez 5-6 Mayıs tarihlerinde yapılır. Bu çingenelerin bayramıdır. Hıdırellez´den üç gün önce mayasız hamur yoğurulur. Hamur taşarsa "Hıdırellez"in geçtiği belli olur ve o hamur da bereketli olur. Hıdırellez geçtiğinde sütler dibine oturur. Hıdırellez sabahı, yağ tenekesi taşarsa, Hızır uğramış denir. O yağ alınıp boşaltılır ve kimseye söylenmezse evde bolluk olur. "Yağ taşmış, her yer batmış" denirse bolluk olmaz.

Akşamdan genç kızlar, küplere yüzük, bilezik gibi eşyalarını koyar ve küpü gül diplerine gömerler. Erkekler gül diplerinde küp ararlar ve bulurlarsa kızlardan bahşiş almadan küpü vermezler.

Hızır Aleyhisselam´ın gül diplerinde gezindiğine inanılır. Küpü evde saklayan kız evde kalır. Gençler ateş yakar ve üstünden atlar. Pasalle dumanından atlayanı gumuşların (böcekle) yemeyeceğine inanılır. Hıdırellez´de dilek tutulur. Soğan yaprakları kesilerek renkli ip bağlanır. Birine" cefa" birine "sefa" denir. Sefa yaprağı uzadı ise dilek kabul olur. Cefa yaprağı uzarsa dilekğin kabul olmadığına inanılı

Yöresel Yemekler: Çarşır Mancarı, Kazayağı Mancarı, Ebegümeci Mancarı, Efelik Mancarı, Mantı, Yamayuka Böreği, Tava Tutuşturması, Bulgurlu Börek, Sirkem Mancar, Kabak Tatlısı, Höşmerlim, Peynir Höşmeli, Kocagörmez, Cızlama(Nazlım), Kabaklı Börek, Tartı(tarta-dartı)

Giysiler: Gebze´nin dağ köylerinde yaşayan ve özellikle keten ekerek geçinen bölümlerde halk, kendi el örmesi elbiseleri giyer. Kadınlar çoğunlukla şalvar, yelek ve hırka giyer. Başlarına işlemeli yazma ya da beyaz yazmalar takarlar. Boyunlarına gerdanlık takarlar. Elbiseleri çoğunlukla basmadan yapılmıştır.


Ata Sözleri:

  • Anahtarı belinde her gün bubası evinde.
  • Avludan bez alma;kına tamından kız alma.
  • Çocuk evin yemişidir.
  • Dön dolaş yine değirmen taşı.
  • Eşek kendi yüküne yenilmez.
  • İç güveyisi, iç ağrısı.
  • Kırk daşımız var; ata ata vuracağız bu işi.
  • Kırk kulpu kazan, birisinden tut sen de kazan.
  • Ye tatlıyı iç suyu, ağzın dönsün yala.
  • Ye tuzluyu iç suyu, ağzın dönsün bala.
  • Kız domuzu ile baş olmaz.

Konu Lilium tarafından (13.10.10 Saat 14:55 ) değiştirilmiştir..
s€zgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz s€zgin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.10.10, 14:52   #2
Müdavim

Lilium - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Yaş: 32
Konular: 376
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 8739
Aldığı Teşekkür: 17867
Rep Derecesi : Lilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Kocaeli - Gebze ilçesi

Kocaeli Gebze ilçesinde TÜBİTAK arazisi içerisinde Hannibal’in mezarının bulunması için XIX.yüzyıldan itibaren büyük çaba gösterilmiş, ancak kesin bir sonuç alınamamıştır. Atatürk 1934 yılında bu konu ile ilgilenmiş, mezarının bulunmasını ve etrafının düzenli bir park haline getirilerek, üzerine bir anıt dikilmesini istemiştir. Bunun üzerine araştırmalar yoğunlaştırılmış ve bugünkü TÜBİTAK arazisi içerisinde bulunan Hannibal Tepe üzerinde durulmuştur. Mezarın bulunamamasına karşılık Atatürk’ün bu isteği 1981 yılında gerçekleştirilmiştir.

Hannibal Anıtı’nın yapımına 1980 yılının sonlarında başlanmıştır. Kocaeli valiliği’nin, Karayolları’nın, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın ve TÜBİTAK’ın ortak çalışmaları ile anıt tamamlanmıştır. Kültür Bakanı Cihan Baban tarafından 24 Temmuz 1981 günü anıt açılmıştır.

Hannibal Anıtı 900 m2’lik bir alanı kapsayan beş ayrı bölüm halindedir. Bu bölümlere Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca olmak üzere Hannibal’in kısa yaşam öyküsünü anlatan mermer kitabeler yerleştirilmiştir. Bu kitabelerde:

“Bu anıt, Atatürk’ün doğumunun 100.Yıldönümünde büyük komutan Hannibal’e olan beğenilerin bir ifadesi olarak yapılmıştır. Hannibal, Kartaca’nın ünlü bir komutanı ve devlet adamıdır. MÖ.247 yılında, Kuzey Afrika’da doğmuş, Roma’yı yok etme duyguları içerisinde yetişmiştir.

Babası Hamilkar Barkas’ın Roma’ya karşı başlattığı ve tarihe Pön Savaşı adı ile geçen çarpışmaları sürdürmüştür. Ünlü Roma yürüyüşü bu komutan tarafından düzenlenmiş ve fillerle güçlendirdiği ordusu ile Romalıları İtalya’da, Barletta’da yenmiştir.

Pek çok askeri zafer kazanan Hannibal Romalılara karşı başlattığı yeni bir savaş için Suriye Kralı Prussias’ın yardımını sağlamaya çalışmış ancak, başarılı olamamıştır.

Bithynia Kralı tarafından Romalılara teslim edileceğini öğrenmesi üzerine Bihynia topraklarında Libyssa’da intihar ederek MÖ.183 yılında ölmüştür.” Yazılıdır.

Hannibal Anıtı 25 ton ağırlığında, Hereke’den getirilen puding taşından yapılmıştır. Anıtın ortasına İstanbul Arkeoloji Müzeleri Heykeltıraşı Nejat Özatay’ın yapmış olduğu Hannibal’in portresi yerleştirilmiştir.
__________________
Lilium isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Lilium'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.10.10, 14:53   #3
Müdavim

Lilium - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Yaş: 32
Konular: 376
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 8739
Aldığı Teşekkür: 17867
Rep Derecesi : Lilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura aboutLilium has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Kocaeli - Gebze ilçesi

Bu Ballıkayaların manzarasına bayıldım. Çok da uzak sayılmaz bana İstanbula yakın nede olsa.

Havaların güzel olduğu bir dönemde kesinlikle gitmem gerek.

Teşekkürler...
__________________
Lilium isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Lilium'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.11.15, 17:00   #4
Yorgun Mod

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1198
Mesajlar: 9,578
Ettiği Teşekkür: 32650
Aldığı Teşekkür: 43398
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Gebze İlçesi (Kocaeli)

Ballıkayalar Doğa Yürüyüşü Parkuru



BALLIKAYALAR MİLLİ PARKI



Yürüyüş mesafesi: 10 kilometre

Yürüyüş süresi: 4 saat

Zorluk derecesi: Orta

Su geçişi: Var

Bitki örtüsü: Seyrek ağaçlık ve makilik alan

İstanbul’a uzaklığı: 60 kilometre

Merkeze uzaklığı: Gebze’ye 8, İzmit’e 45 kilometre





Ulaşım:

İstanbul – İzmit yönünde D–100 kara yolundan Gebze’yi geçtikten hemen sonra solda kalmaktadır. Tavşanlı köyü tabelasını görüp köye doğru ilerlenmelidir. Köyden 1000 metre sonra solda, köprüden hemen sonradır.






Güzergah Bilgileri:

İstanbul’a en yakın doğa yürüyüşü ve kaya tırmanışı alanlarından birisi olan Ballıkayalar içinden dere akan küçük bir kanyondur. Kamp ve kaya tırmanışı yapanların gözdesi, dağcıların ve izcilerin antrenman yaptıkları bir Milli Parktır. Mevsimine göre bir çok trekking parkuru vardır. En çok rağbet edilen iki parkurdan birincisi kanyonun üstünde ilerlenen ve kampçıların, kaya tırmanışı sporu yapan tırmanışçıların içinden geçendir. İkinci yürüyüş parkuru ise kanyonun içinden dere boyundan gidilendir. Dere boyun ilerlerken çeşitli yükseltilerden, küçük göletlerden ve dereden geçiş yapılmaktadır. Yürüyşün dönüş rotası ise yine aynı yoldan yapılır. Milli Park'a giriş ücretlidir. Milli parklara ait bir tesis bulunmaktadır.





Ballıkayalar vadisi Kocaeli ili, Gebze ilçesi sınırları içerisinde tavşanlı köyü yakınlarında yer almaktadır. Ballıkayalar vadisinin uzunluğu 1.5 kilometre genişliği ise 50-80 metre arasında değişmektedir. Vadinin yüksekliği kuzeyden 5 ile 10 metre arasında başlayıp, güneyde vadinin yüksekliği 80-100 metre arasına kadar çıkmaktadır. Ballıkayalar vadisi kuzeyden güneye vadi içerisinden akan Ballıkaya Deresi ve Depremler sonucu kireçtaşlarının oyulması ile oluşmuştur. Vadi içerisine irili ufaklı göller, şelaleler görülmektedir. Havzanın tamamına yayılmış maki ve pseudomaki florası görülür. Bölgede atmaca, alaca karga, hüthüt tarla kuşu, bülbül kuşu, çakal, tilki, tavşan, domuz, köstebeğe tabiat parkı içerisinde rastlanmaktadır. Bu özelliğinin korunması ve amacıyla 1847 hektarlık bölümü 1995 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.



Sağlam kireç taşından oluşan duvarları sayesinde Marmara bölgesinin en önemli kaya tırmanışı bölgesi olma özelliğine sahiptir. 100’e yakın kaya tırmanışı rotası ile gerçek bir kaya tırmanışı merkezidir. Bir çok sporcu ilk kaya tırmanışı deneyimini buradaki kaya bloklarında yapmıştır. Nasıl gidiliyor? D -100 karayolundan gidiliyor. Dilovası ve Gebze arasında kalan Tavşanlı köyü tabelasının görüldüğü yerden kuzeye dönülüyor. Tabelaları takip ederek yoldan yaklaşık 2 kilometre içeride Balıklayalar Milli Parkı yazısını görmek mümkün.




Kocaeli’nin Doğal hayatı koruma ve tabiat parklarından biri olan Ballıkayalar Milli parkın girişinden başlıyor. Başlangıç ( Bitiş ) noktasında bir tesiste bulunmakta. Mevsimine göre birkaç farklı rota bulunmaktadır. Dere içinden ve kanyonun üst kısmını da içine alan iki farklı rotası var. Kanyonun içinde ilerlerken dere üzerindeki kaya geçişlerine dikkat edilmeli. Yüzerek serinlemek isteyenlerde mayolarını mutlaka yanlarında bulundurmalıdırlar. Bölgede bir çok irili ufaklı şelale bulunmaktadır.

__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.11.15, 17:49   #5
Uzman Üye

Cem1907 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Yaş: 63
Konular: 173
Mesajlar: 3,291
Ettiği Teşekkür: 3899
Aldığı Teşekkür: 10146
Rep Derecesi : Cem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Gebze İlçesi (Kocaeli)

Kocaeli ve civarında nefis tabiat manzaraları vardır.Gebze artık İstanbulla iç içe geçmiş bir şehir ama çok çarpık yapılaşma var.Yazları Çınarçığa giderken bazen feribotu terci etmem,karayolu ile giderken geçerim oralardan.Aslında Marmara'nın kıyı şeridinden tüm sanayi fabrikalarını kaldırıp iç taraflara taşımalılar.Bir aralar Marmara'nın en kirli tarafı İzmit körfezi idi.Vaktiyle her şey doğru planlansa idi,Marmara kıyı şeridinde çok güzel tatil köyleri kurulur ve çok turist çekebilirdi.
__________________
Cem1907 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cem1907'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
gebze, ilã§esi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Urla İlçesi (İzmir'de Bir Nefes) ReaL Ege 33 06.01.19 22:55
Kemer İlçesi (Antalya) ReaL Akdeniz 39 19.02.18 13:57
Kefken (Kandıra - Kocaeli) ReaL Marmara 14 15.06.16 15:40
Pehlivanlar Kenti Karamürsel (Kocaeli) | Tarihi ve Turistik Yerler Mislina Marmara 2 06.05.15 20:01
İzmit | Kocaeli | Tarihi ve Turistik Yerler Mislina Marmara 11 03.04.15 13:01


WEZ Format +3. Şuan Saat: 06:22.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.