Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Mustafa Akten

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 19.04.13, 09:32   #1
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Büyük Nutuk (Söylev) Hakkında

BÜYÜK NUTUK (Söylev) HAKKINDA

Son yüz yılın en büyük edebi ve tarihi belgelerinden biri olan ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından dikte ettirilerek kaleme alınan "NUTUK!", Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun hangi aşamalardan, hangi badirelerden geçilerek kurulduğunu anlatan, Atatürk'ün kendi veciz sözleri ve anlatımları ile sona eren bu müthiş anlatım belgesinin yazımında dahi hangi aşamalardan geçildiğini aşağıda harika bir şekilde özetleyerek bizlere aktarmaya çalışan değerli bilim adamı Orhan ÇEKİÇ beyfendiye sonsuz teşekkürler.

NUTUK okuyanlar bilirlerki sonu, Atatürk'ün "GENÇLİĞE HİTABESİ" dir. 11 yıldır ülkede hükümet eden Cumhuriyet ve Atatürk'ün Türk milletine kazandırdığı değerler ile kavgalı olan AKP hükümeti ve onun "İRTİCA" sempatizanı Eğitim Bakanı Dinçer tarafından, hem Gençliğe Hitabe hem Milli Bayramların Türk milleti, ve yetiştirmeye çalışacakları kindar ve dindar gençliğin hafızasından silinmeye çalışılacak ve çalışılmaktadır. Buna muaffak olabilirlermi? olurlarsa bunun ceremesini hesap günü geldiğinde öderlermi? yaşayıp göreceğiz.

Gazi Mustafa Kemal 86 yıl önce, 15 Ekim 1927 Cuma günü toplanan Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2. Büyük Kongresi’nde, Büyük Nutku’nu okumaya başlamıştı. Gazi CHP’yi 9 Eylül 1923 tarihinde kurmuştu. Kuruluştan sonraki ilk büyük kongre yapılıyordu ama Sivas Kongresinde alınan bir kararla “Anadolu” ile “Rumeli” Müdafaa-i Hukuk Dernekleri birleştirilmiş, böylece verilecek mücadelede bir bütünlük sağlanmıştı. İşte ortaya çıkan bu “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği”, ileri yıllarda siyasal bir hareket olarak
CHP’nin 1. Büyük Kongresi kabul edilmişti. O nedenle şimdikine “2. Büyük Kongre” denmişti.

20 Ekim Çar
şamba gününe kadar, tam 36 saat 33 dakika süren Gazi’nin bu sunumu,
sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada beklendiği gibi çok büyük yankılar uyandırmıştı.

Cumhuriyet henüz 4 yaşındaydı ama öylesine olağanüstü dönemlerden geçilmişti, öyle dar boğazlar aşılmıştı ki, bunu birinci ağızdan yazıp söylemekte gelecek kuşaklar açısından büyük yarar görmüştü. O nedenle de, uzun zamandan beri hazırlamakta olduğu bu nutku okumak için, Gazi, parti genel kurulunun daha uygun bir ortam olacağına karar vermişti.

Böylece orada sadece milletvekillerine ve hükümet üyesi bakanlara hitaben de
ğil, aynı zamanda tüm illerden gelecek CHP delegelerine, parti ileri gelenlerine, bürokraside yer alan üst düzey yöneticilere, komutanlara, kordiplomatiğe mensup tüm büyükelçilere hitaben bu uzun konuşmasını yapabilecekti. Öyle de oldu. TBMM Genel Kurul Salonu sonuna kadar doluydu ve insanlar adeta nefeslerini tutarak 6 gün boyunca Gaziyi dinlemişlerdi. Kürsüde son derecede şık ve yakışıklı, yaptıklarından müthiş gururlandığı her halinden belli, kimi zaman sesini yükselterek kimi zaman alçaltarak, dost düşman tüm dünyaya sesleniyordu:

“…1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş:”

Ülkenin o günlerde içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla anlatıyor, Millî Mücadele günlerinin zor koşullarına değinirken sesi titremeye başlıyor, hele sonlara doğru, bütün bu mücadelenin muzaffer sonucu olan cumhuriyeti Türk Gençliği’ne armağan ettiği bölüme geldiğinde, “ Ey Türk Gençliği… “ derken artık daha fazla dayanamıyordu. Ertesi gün İngiliz gazeteleri “Gazi gözyaşlarını tutamadı…”diye manşet attılar. Doğruydu.

NUTUK NEDEN ve KİME HİTABEN YAZILDI?

Gazi, Nutuk’ta Millî Mücadele’yi anlattığı bölümden hemen sonra bu soruyu soruyor ve gene kendisi yanıtlıyordu: “…Maksadım, inkılabımızın incelenmesinde tarihe kolaylık sağlamaktır. Bütün bu olguların ve olayların cereyanında TBMM ve hükümeti başkanı, Başkomutan ve Cumhurbaşkanı olmaktan çok, teşkilâtımızın Genel Başkanı olarak bu görevi yapmaya kendimi mecbur sayarım.”

Parti te
şkilatı mensuplarının ve ülkenin dört bir yanından gelmiş delegelerin önünde konuşmasındaki maksat, anlattıklarını onların da ülkenin dört bir yanına anlatmaları,
böylece olan biteni tümyurttaşların kaynağından,yani birinci elden, Gazi’denöğrenmeleriydi.

1918-1927 arası son dokuz yılda olup bitenlerin hesabını soruyor, hesabını veriyordu. Konuşma tümüyle belgelere dayanıyordu. Metinden birkaç cümle okuyor, yan masadaki kâtibe bir belge uzatıyordu. Bu nedenle, Osmanlıca olan ilk baskı iki cilttir.Birinci cilt Nutkun metnini, ikinci cilt ise belgeleri içerir. Daha sonraki baskılarda da benzer yöntem uygulanacaktır.

Metin kısmında 192.240 sözcük vardır. Her sayfasında ortalama 360 sözcük bulunan birinci baskıda Nutuk 534 sayfa, belgeleri ise 344 sayfa tutmaktadır.Böylece Nutuk iki cilt bir arada 878 sayfalık dev bir eserdir. Nutuk’ta bulunan toplam belge sayısı ise 308’dir.
Büyük Nutuk, Gazi’nin eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin eseridir. Her sayfasında,cumhuriyete giden o “uzun ince yol” Gazi’nin ağzından tüm ayrıntısıyla ve bütün dünyaya hitabenanlatılmaktadır. İşgalciler, Saray, İstanbul Hükümeti, Kuvvacılar, işbirlikçiler, komutanlar, yakın arkadaşları, sonradan yolları ayrılan arkadaşları, dost – düşman herkes bu anlatılanlardan kendilerine bir pay çıkarabilmektedir.

O nedenle, özellikle
İngiliz Büyükelçisi ve sefaret mensupları büyük bir merak ve dikkatle dinliyorlardı. Sultan Vahdettin’in İngilizlerle olan gizli temaslarını, Sadrazam Damat Ferit’in aşağılık ilişkilerini ve onursuz politikalarını, İngiliz Severler Derneğini, Anadolu’daki kutsal isyanı bastırmak için Vahdettin’in İngilizlerden aldığı para ve silahla donatıp, Ankara’yı ezmek üzere sevk ettiği Hilafet Ordusu’nu, şimşek bakışlarını kordiplomatiğin oturduğu locaya dikmiş, gürül gürül anlatıyordu.Anlattıkça da yan masaya bir belge veriyordu. Oturum sona erdiğinde tüm diplomatların en büyük merakı, “acaba yarın ne anlatacak?” sorusuydu.

Özellikle İtalyan diktatörü Mussolini Nutkun İtalyanca’ya çevrilip çevrilmeyeceğini merak ediyor, Büyükelçisinden sık sık bilgi istiyordu. Gazi Nutuk’ta kurtuluşu gerçeğine uygun sırada,
kronolojik bir akışla anlatıyordu.Buna göre, önce Birinci Dünya Savaşı’na son veren Mondros Ateşkes Anlaşması’nın hangi koşullarda ve nasıl imzalandığını,buna nasıl karşı çıktığını, Saray’ın ve İstanbul hükümetlerinin içine düştükleri aciz durumları, ardından gelen işgalleri, işgalcileri, işbirlikçileri, azınlıkların hain faaliyetlerini sayıp döküyordu.

Daha sonra direni
ş için ilk hazırlıklar ve örgütlenmeleri, buna tepki olarak da Yunan ordusunun Ege’ye çıkarılmasını; işgali göğüslemek adına Kuvva-yı Milliye’nin kuruluşunu,
ardından ordunun teşkilatlanmasını; kongreler ve Heyet-i Temsiliye dönemini; bu direnişi kırmak için Vahdettin’in yayınlattığı fetvaları ve buna bağlı olarak Anadolu’nun on dört yerinde çıkarılan iç isyanları; kardeşin kardeşi boğazlayışını, kimi zaman öfkeli, kimi zaman sakin, anlattı, anlattı, anlattı. Daha sonra İnönü Savaşlarını, Sakarya’yı anlattı.Büyük Taarruza gelince, kürsüdeki duruşu bile değişmişti. Lozan’ı anlatırken ise artık kürsüye sığmıyordu. Ardından barış dönemi…ardından cumhuriyet…ardından devrimler…Mutluydu.

NUTUK’TA EN ÇOK ZORLANDIĞI BÖLÜM

Nutuk’u yazarken de, okurken de en çok zorlandığı bölüm, en yakın silah arkadaşlarıyla yollarının ayrıldığını hissettiği bölümdü. Lozan günleriydi. İsmet Paşa ve Türk Heyeti 17 Kasım 1922 günü Lozan’a hareket etmişti. İlahi adalet…Aynı gün Sultan Vahdettin İngilizlere sığınmış, Malaya zırhlısıyla Malta’ya doğru yola çıkmıştı. Sultan kaçıyordu.

Aradan birkaç gün geçmi
şti. Lozan’da müzakereler sürüyor, kıyamet kopuyordu.
Bir gün, Vekiller Heyeti Reisi (Başbakan) Rauf Bey, Gazi’nin TBMM’deki başkanlık odasına gelerek O’nu, Refet (Bele) Paşa’nın Etlik’teki bağ evine akşam yemeğine davet etti. Rauf Bey, o günlerde Moskova Büyükelçimiz olan ve şimdi Ankara’da bulunan müşterek arkadaşları Ali Fuat Cebesoy Paşa’nın da (Salacaklı Fuat) bu yemekte bulunması için Gazi’nin onayını aldı. Gazi, Rauf Bey, Refet Paşa, Fuat Paşa, akşam sofrada bir araya geldiler.
Hatır sormalar henüz bitmiş, yemek bile daha başlamamıştı ki, Rauf Bey Gazi’ye döndü;

“
Kemal” dedi, “ davetimizi kabul edip geldi
ğin için teşekkür ederiz. Yemeğin yanı sıra seninle baş başa konuşmak istediğimiz bir konu var, bugün seninle o konuyu da konuşmak stiyoruz.”

Hisleri O’nu yan
ıltmazdı. Bozuntuya vermedi. “Buyurun, konuşalım !” dedi.Rauf Bey eteğindeki taşları dökmeye başladı:

“Kemal! Bu Meclis senden korkuyor, o yüzden sana gelemiyor, tüm şikâyetler başbakan olarak bana geliyor…”

Gazi
şaşırdı, belli etmemeye çalıştı, “ Neyimden korkuyorlarmış?” deyiverdi. Rauf Bey konuya doğrudan girdi:

“ Senin cumhuriyet kuracağından korkuyorlar. Dedikodular giderek yayılıyor.
Bazen o kadar abartıyorlar ki, eline bir fırsat geçerse, senin padişahı bile bu ülkeden kovacağını söylüyorlar!…”

Gazi donup kalm
ıştı. Soğukkanlılığını korumaya çalışıyordu.Rauf Bey ise içini dökmeye başladı:

“Kemal! Bu vatan tehlikeye dü
ştü, işgale uğradı. En çok sen çaba gösterdin, kurtardın, biz de sana yardım ettik. Şimdi vatan kurtuldu. Bize göre ‘emaneti sahibine’ iade etmenin zamanı geldi.”

Gazi yemek davetinin bir bahane oldu
ğunu anlamıştı. “Peki Rauf, Sultan Vahdettin için sen ne düşünüyorsun?” diye sordu. Rauf Bey’i dinleyelim:

“Kemal, benim babam padi
şahın baş mabeyinliğini yaptı. Boğazında padişahın ekmeği var. Şimdi o ekmek benim gırtlağımda. Ben yediğim ekmeğe ihanet etmem kardeşim. Benim rejim sorunum yok. Üstelik, madem sordun, söyleyeyim. Padişah bir İslam halifesi, ben de müslümanım. Dinî terbiyem nedeniyle de padişaha bağlıyım. O makamlar uhrevi makamlar. Senin, benim gibi kişilerin ulaşabileceği makamlar değil. Kaldı ki, bu milletin yüzlerce yıldan bu yana alıştığı yönetim de mutlakıyet yönetimidir, cumhuriyet değil”.

Gazi’nin yüz hatlar
ı gerilmişti. Ev sahibi Refet Paşa’ya döndü; “Sen ne düşünüyorsun Refet?” diye sordu.

“Aynen Rauf Bey gibi düşünüyorum, Paşam!...”

deyip kestirip attı Refet Paşa.
Gazi, masadaki Fuat Paşa’ya, “ Senin görüşün Fuat?” diye sordu. Fuat Paşa Gazi’nin Harbiye’den sınıf, hatta sıra arkadaşıydı. Hukukları daha derindi. St. Joseph mezunuydu, yani askeri okuldan değil sivil liseden Harbiye’ye biraz da geç katılmıştı.

Okul Komutan
ı Mustafa Kemal’i odasına çağırtmış ve iki genci birbirine tanıştırmıştı:

“Selanikli Mustafa Kemal, Salacakl
ı Fuat…” Ve Fuat’a sınıfının çavuşu Mustafa Kemal’i emanet etmişti. Fuat’ın Fransızcası çok iyiydi, Mustafa Kemal’e bu derste çok yardımı oldu.

Giderek aralar
ında uzun yıllar sürecek bir dostluğun köprüleri atıldı ve Mustafa Kemal Harbiye yılları boyunca her hafta sonu Fuat’ın Salacak’taki köşküne “evci” çıktı. O nedenle aralarındaki hukuk daha derindi.

Fuat;
“Paşam”, dedi, “biliyorsunuz uzun süredir Moskova’dayım, duruma muttali değilim, izin verin birkaç gün düşüneyim, yanıtımı sonra veririm!..”

Yani o bile, “Kemal, ben senin arkanday
ım!...” diyemedi. Masada olmayan dördüncü kişi, Kâzım Karabekir Paşa ise Erzurum’daydı ve telefonun öbür ucunda, bu toplantıdan çıkacak
kararı bekliyordu. Beşinci kişiyse, kendisiydi. Anadolu’ya çıkan ilk 5 komutan işte masadaydılar ve henüz devlet kurulamamıştı ama kozlar paylaşılıyordu.

“Benden ne yapmam
ı istiyorsunuz?” diye sordu Gazi. “Yarın kürsüye çık, bunları yapmayacağına söz ver!” diye yanıtladı Rauf Bey. “Bana bir kâğıt verin…” Bağ evinde gece yarısı kâğıt bulamadılar, içtiği sigaranın kapağını yırttı ve arkasına hırsla yazdı:

“ Günü geldi
ğinde Padişahla ilgili kararı en yüce icraî organ olan TBMM verecektir.”

Yüksek sesle okudu ve sordu: “ Bu sizi ve Meclisi tatmin eder mi? Bunu yar
ın çıkıp okursam, sizce Meclis tatmin olur mu?”

“Hah, işte bu olur. Bunu çık yarın kürsüden oku!...”,


dedi

Rauf Bey. O Meclisten padi
şah aleyhinde bir karar çıkmazdı. Bunu biliyorlardı. Masadaki komutanlar rahatladılar. Sofra, buz gibi olmuştu. Ayrılırlarken, Etlik sırtlarından yeni bir gün ışıyordu O günden itibaren Gazi yollarını da bu arkadaşlarından ayırmak zorunda olduğunu görmüştü. Ertesi gün kürsüye çıktı ve yazdıklarını aynen okudu. Meclisle ve komutanlarla bir tartışmaya girmeden bu krizi atlatmalıydı. Öyle de yaptı.


1921 Anayasas
ına göre Meclis her iki yılda bir seçim yapmak zorundaydı. Meclis 23 Nisan 1920’de açıldığına göre, seçimleri yenilemenin zamanı gelmişti. Doğal olarak da seçimlere gidildi. Gazi, bu Meclis’ten kurtuluyor gibiydi. Komutanlar yeniden endişeye düştüler:

“Ya, Kemalist bir Meclis gelirse!”
Bunun üzerine yeni bir plan kurdular. Mustafa Kemal’i Meclis’e sokmamanın yolunu arayacaklardı. Seçim Yasasını değiştirmeye karar verdiler.
Erzurum Milletvekili Necati Bey, Samsun Milletvekili Emin Bey, Mersin Milletvekili Albay emeklisi Çolak Selahattin Bey, bir önerge hazırladılar: Buna göre:

“1. …bundan böyle milletvekili aday
ının doğum yeri, Misak-ı Millî sınırları içinde olsun!..”

Selanik d
ışında kalmıştı.

2. …Milletvekili aday
ı adaylığını koyduğu yerde en az beş senedir oturuyor olsun!”

Mustafa Kemal o cephe, bu cephe hayat
ı boyu koşturmaktan ötürü değil beş yıl, hiçbir yerde sürekli beş ay oturamamıştı ki. Hedef belliydi. Bu yasa özel olarak kendisi için hazırlanmaktaydı. Hem de en yakın silah arkadaşları tarafından.

Bu önerge verilince, kürsüye zorla ç
ıktı ve avaz avaz: “Doğum yerim Selanik Misak-ı Millî sınırları dışında kalırken, devlet Selaniği tek kurşun atmadan Yunan’a verirken,bu millet bilsin ki ben diğer bir yurt köşesi Derne’de savaşıyordum…Hiçbir yerde beş yıl oturamadım, doğru. Otursaydım, o zaman Bingazi’de, Derne’de, Sina’da, Filistin’de olamazdım.

Çanakkale’de, Kafkaslarda, Sakarya’da olamazd
ım. Ama ben oralarda olamasaydım, bu efendilerin de doğum yerleri, Allah korusun, Misak-ı Millî sınırları dışında kalırdı…”

Şimdi millete soruyor ve yanıtını milletten bekliyorum. Bu önergenin sahibi efendileri buraya gönderen millet onlar gibi mi düşünüyor?... Hayır, millet onlar gibi düşünmüyordu.
Çuvallar dolusu telgraflarla olayı protesto ettiler, önerge geri çekildi…ve Mustafa Kemal
Ankara’nın Bâlâ ilçesinden milletvekili seçilerek Meclis’e girdi… Cumhuriyeti de kurdu.Gazi bu olayı hiç unutmadı. NUTUK’ta da tüm ayrıntısıyla yazdı.

NASIL, NEREDE YAZDI?

Nutuk’un yazım süreciyse çok yorucu olmuştur. Epey süredir notlar tutmaktadır. Konuşmasını yaklaşan Parti kongresinde yapmaya karar verince, kalan üç aylık sürede Nutkun tamamını yetiştirebilmek için olağanüstü bir tempoda çalışmak zorunda kalmıştır. Kalp spazmı O’nu bu tempoda yakalar. Sigara ve içkiye ara verilir, üç gün sırt üstü yatarak zar zor atlatır.

Nutuk’u Çankaya Kö
şkü’nde yazmaktaydı. Ankara Belediyesi’nin bir Ermeni yurttaştan satın alıp Gaziye hediye ettiği köşk, üç oda bir salondan ibaret eski bir bağ eviydi. Yağmur yağdıkça tavanı akardı. Akan yerlere leğenler konmuştu. Akmayan bir köşeye konan bir koltuğa oturmuş, yanı başında su dolu bir leğen, elindeki pamuğu suya batırıp gözüne örtüyor,
böylece rahatlamaya çalışarak Nutuk’u dikte etmeye devam ediyordu. Yorgunluktan gözlerini açamaz hale gelmişti. Nutuk’u dikte ettiği yaverler her sekiz saatte bir değişiyor, O ise yerinden kımıldamıyordu. Aralıksız 32 saat çalıştığı olmuştu.

Falih R
ıfkı Atay’ın anlatımıyla;

“…Çal
ışma odasında yarı ayaküstü, yarı oturarak ve yüzlercesi arasından vesikalar ayırarak Nutkunu dikte ederdi. Yorulan değişirdi. Bir defasında pek genç bir arkadaşı baygınlık geçirmişti. Akşama doğru bir banyo aldıktan sonra, hiç dinlenmeden sofraya iner, o gün yazdıklarını bize okur veya okutur, hadiseler üzerinde terütaze bir muhakemeyle tartışmalar yapardı.”

(Falih R
ıfkı Atay, Çankaya–Atatürk Devri Hatıraları, Dünya Yayınları 5 Cilt II, s.460).

Büyük Nutuk üç açıdan benzersizdir: “Söyleniş süresi”, “kapsamı “ve “yaptığı etki” açılarından eşsizdir. Sunum TBMM toplantı salonunda yapılmıştır. Gazi, sabahleyin üç saat ve öğleden sonra üç saat olmak üzere her gün iki toplantıda konuşmuştur.

HANGİ DİLLERDE VE NEREDE BASILDI?

Gazi Nutuk üzerindeki telif hakkını Türk Hava Kurumu’na bağışlamıştı. Kitabın yurt içinde ve yurt dışında basımı ve satışı işleriyle bu kurum yetkilendirildi ve henüz kurulmuş olan bu kurumun gelişmesinde Nutkun satışından elde edilen gelir çok önemli rol oynadı. Nutuk Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça basılmıştı. Arapça olarak da yayınlanması için Kahire Büyükelçimiz Muhiddin Paşa ısrarla talepte bulunacaktır ama, yabancı dillerdeki baskılar bir Alman yayınevine (Köhler) verildiği için, onlarla temas kurulması istendiyse de sonuç olarak Arapça baskısı yapılmamıştır.

Türkçe Nutuk’un birinci baskısı 1928 yılının ilk yarısında yüz bin adet olarak satışa sunuldu. Bu rakam çok yüksekti. O günlerde Türkiye’nin nüfusu 14 milyondu ve okur- yazar nüfus ancak bir milyon kadardı. Her 10 okurdan birinin Nutku aldığı anlaşılıyordu ki bu büyük olaydı.
Her kitap numaralıydı. İlk iki bin kitap lüks baskılardı. Bunların fiyatları 10 ile 500 lira arasında değişiyordu. Lüks olmayan kitaplar ise 5 liradan satılıyordu. Belgeler cildi daha sonra basıldı ve 2.5 lira ile 50 lira arasında satışa sunuldu. Böylece bir takım (iki cilt) Nutuk 7.5 liraydı ve bu yüksek bir fiyattı. Zira o dönemde gazete 5 kuruştu.

SONUÇ

Büyük Nutuk Millî Mücadele tarihimizin belgeselidir. Günümüze ise ışık tutan bir rehber niteliğindedir. Bugünleri adeta o günlerden görmüş, Nutuk’ta bakın ulusuna ne tavsiye etmektedir: “… Sayın milletime şunları tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın.”

(NUTUK, Kültür Bakanlığı’nın Cumhuriyet’in XV. Yıldönümü
Armağanı, 1938, s.515)
 
20 Ekim 1927 Çarşamba günü Gazi son derecede yorgundur. Nutkun sonuna gelmiştir ama,
altı gündür ayakta konuşmaktadır. Mikrofona rağmen sesi güçlükle duyulmaktadır.Son cümleleri:“… Baylar, bu demecimle, ulusal bağımsızlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve
çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal felaketlerden uyanışın ve kutsal vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Ve Nutuk Gazi’nin gençli
ğe seslenişiyle sona eriyordu:

“Ey Türk Gençliği !

Birinci ödevin; Türk ba
ğımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni
sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır…
Bir gün bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak
zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın
durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin!
Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz olabilir…
daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda,
iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler; üstelik hayınlık da yapabilirler.
aha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını,
yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle
birleştirebilirler…
Ey Türk geleceğinin gençliği!
İşte bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin,
Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Bunun için gereken güç, damarlarındaki soycul
kanda mevcuttur.


İşte tam da burada sesi titremeye başlamış, göz pınarlarından yaşlar süzülüvermişti. Ertesi gün İngiliz basını “Mustafa Kemal ağladı” diye manşet atmıştı. Haklıydılar.Acaba bu günleri 86 yıl öncesinden gördü de ona mı ağlıyordu? Ne dersiniz? Gençliğe Hitabı’ndaki altı çizili yerler size de bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu?

19.04.2013
Mustafa Akten

__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.04.13, 10:26   #2
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Büyük nutuk (söylev) hakkında

Yukardaki yazı, 23 Nisan 2013 "Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramı" haftası münasebetiyle yazıldı. Malum Nutuk Cumhuriyet kuruluşu ve etaplarını anlatan tarihi bir belge. Bilgi tazeleme açısından faydalı olur diye düşündüm.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.04.13, 10:46   #3
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 491
Mesajlar: 11,755
Ettiği Teşekkür: 44572
Aldığı Teşekkür: 75964
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Büyük Nutuk (Söylev) Hakkında

Yine çok güzel düşünüp, harika kaleme almışsınız.

Sık sık hatırlamakta, hatırlatmakta yarar var.

Teşekkürler Mustafa Bey...
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.04.13, 11:13   #4
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Büyük Nutuk (Söylev) Hakkında

Ben teşekkür ederim sn. Banemin sağolun efendim.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.04.13, 21:18   #5
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Büyük Nutuk (Söylev) Hakkında

Yine keyifle okuduğum yazılarınızdan biri.


Teşekkürler Mustafa Bey, ellerinize sağlık.
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
büyük, gazi, hakkında, için, nutuk, söylev


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk Hakkında Dünya Basınının Yazdıkları Kartal Atatürk Kimdir? 4 29.01.15 16:12
Konu başlıklarında dikkat edilmesi gereken hususlar... ReaL Duyurular 44 12.03.11 14:54
Türk Dilbilgisi | Kuralları OkyanusunKalbi Türkçe'miz 34 27.10.09 02:58
Cumhuriyet Ne Demek? oneyouu Türk Tarihi 0 24.01.09 22:53


WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:52.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.